“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•Eğer "Muselmann" terimi üzerinden bugünün sömürgecilik, ırkçılık veya İslamofobi teorilerine doğrudan bir hat çekilirse, bu durum tarihsel revizyonizme (tarihi yeniden yazmaya) girer. Bu yaklaşım, geçmişteki bir trajediyi nesnel olarak anlamak yerine, bugünün siyasi ajandasında bir "retorik cephane" olarak kullanma riskini doğurur. Henüz Holokost inkarcılığının bir alt başlığı olmamıştır ama bu haliyle bile Holokost kurbanlarının anılarına saygısızlıktır. Ayşe Hür - Ayşe Hür@HurAyse

İzak BARON Diğer
30 Eylül 2026 Çarşamba
  • Sandıktan sinemaya İsrail’de itiraz büyüyor: Netanyahu’nun karşısındaki sesler ne söylüyor? – Faik Bulut

“İsrail politik sahnesi çok sayıda emekli generalin askerî itibarını kullanarak eski başarı ve kudretlerini siyasi başarıya dönüştürme hırsına tanık olmuştu. Lakin ardı sıra iktidara gelen 14 hükümet başkanı arasında sadece bir general, Ariel Şaron, bu işi başarabilmişti. Buna rağmen eski komutanlar asker kökenli olmanın talihsizliğinden bir türlü kurtulamayıp boş yere gayret göstermekten geri durmadılar. Daha siyasete adım atarken saha araştırmalarında itibarlarının yüksek olduğunun tespit edilmesine karşın gerileyerek unutuluverdiler.

Görünen o ki, melun talihsizlik bitmek üzere: Çünkü Gadi Eisenkot, partisi Yaşar ile birlikte farklı bir yol denemeyi aklına koydu; öncelikle de saha araştırmalarının kamuoyunu nasıl ve ne şekilde etkilediğini kanıtladı. Örneğin Kanal 12 televizyonundaki haberlere göre İsrailli seçmenlerin %43 kadarı kendisini başbakan olarak görmek istiyor, buna karşılık mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’yu tercih edenlerin oranı %34 dolayında görünüyor. Oysa Kanal 13 televizyonu Eisenkot’un liderliğini yaptığı “Yaşar” partisinin 23 sandalye, yani Netanyahu’nun başkanlığındaki Likud koalisyonunkinden bir sandalye fazla kazanacağını açıklamıştı.

Aslında mesele seçim hesaplarının ötesinde bir şeydir. Şöyle ki: Eisenkot, Netanyahu’nun tam tersi bir profil ve algıya sahiptir. Her şeyden önce tipik bir devlet adamı ve iktidar timsalidir; ağırbaşlı, dirençli ve kararlıdır. Ayaklarını sağlam yere basmaktadır. Gazze’deki savaşta oğlu ölmesine rağmen direncinden bir şey kaybetmemiş; siyasi şov yapmak yerine dengeli tutumuyla alternatif biri olduğunu göstermiştir. Netanyahu ise genellikle şahsi çıkarlarını devletin menfaatlerinin üstünde tutmasıyla bilinir. Onun açısından ülke maslahatı ikinci sırada gelmektedir. Buna karşılık Eisenkot kamu yararına hizmet etmeye öncelik tanır; askerî ve siyasi disipline önem verir.” - Michael Horowitz

Tamamı : https://aposto.com/s/sandiktan-sinemaya-israilde-itiraz-buyuyor-netanyahunun

 

  • Netanyahu’nun İsrail’i mi, Rabin’in İsrail’i mi? - Figen Çalıkuşu

Netanyahu’nun bir dönem daha iktidarda kalması, İsrail toplumu için de derin travmaları koyulaştıracak. Bunu New York Times baş yazarı Thomas L. Friedman da çok vurucu bir şekilde resmediyor:

“Bu gerçekleştiğinde… İsrailli akademisyenler ve şarkıcılar, dünya çapındaki etkinliklerde yer almaktan giderek daha fazla men edilecek. İsrail’in en iyi ve en parlak bilim insanları, matematikçileri, yapay zekâ yazılım tasarımcıları, mühendisleri, savaş pilotları, nükleer fizikçileri – en iyileri ve en parlakları – yavaş yavaş göç edecek. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, son üç yılda 1.370 doktorun en az 12 ay süreyle İsrail’i terk ettiğini ortaya koydu; bu sayı, İsrail’in birçok büyük hastanesindeki doktor sayısını aşıyor.”

27 Ekim seçimleri bu yüzden yalnızca sadece “Netanyahu gidecek mi, kalacak mı?” seçimi değil, çok daha ötesi. Örneğin “İsrail nasıl bir demokrasi olacak” sorusunun da seçimi.

İsrail toplumu yol ayrımında kaldığında hangi yaklaşımı tercih edecek? Rabin’in yaklaşımını mı yoksa Netanyahu’nun yaklaşımını mı?

Tamamı : https://www.karar.com/yazarlar/figen-calikusu/netanyahunun-israili-mi-rabinin-israili-mi-1609183

  • İsrail demokrasi mi?

İsrail demokrasinini değerlendirirken kullanabileceğimiz "çok önemli bir gösterge" de: Devletin ve toplumun İsrail vatandaşı Araplara yaklaşımının nasıl olduğudur...

İsrail demokrasisine puan verirken bu parametre dikkate alınmalı..

İsrail'de lise dahil anadilde eğitim hakkı vardır..

1948-2018 arası Arapça, İbranice ile birlikte resmi dildi..

2011'de İsrail, "ortak devlet mi?", "Yahudilerin devleti mi?" tartışmasını yaşadı..

Netanyahu ve aşırı sağcı koalisyonu 2018 seçimlerini kazanmanın yolunu "kamplaştırmada" gördü ve Ulus Devlet yasasını çıkardı..

Böylece Arapça resmi dil olmaktan çıkarıldı..Ve "özel statülü dil" haline indirgedi..

Mahkeme, yerel kullanım, eğitim, hükümet açıklamaları vb. Arapça hala kullanılır.. Ama statüsü indirgendi.. Resmi dil değil..

Arapça eğitime dokunulmadı..

İsrail demokrasisi "iyi seviyede" görünüyor.. Ancak; Ulus devlet atağı demokrasiye de irtifa kaybettirmiş..

Ulus devlet cazibeli gelse de İsrail'e, % 20'yi aşan Arap vatandaşlarını kucaklayabilmesi için geçmişin önemli kazanımı olan Arapça'nın resmi dil olması özelliği korunmalıydı..

Bu elbette zor bir yol ama sağlıklı bir yol..

İktidarı sürdürebilmeyi "kutuplaştırmada" gören Netanyahu, daha güçlü bir İsrail yarattığını düşünse de uzun vadede toplumların rızası alınmamış devletin sağlığı sorgulanır..

Başarılı devletler ve büyümeye namzet devletler, çok kültürlülüğü yönetebilen devletlerdir oysa ki...

https://x.com/AdelinaSfishta/status/2102380924361203916

  • İsrailli yerleşimcilerin şiddeti ABD-İsrail ittifakını sarsabilir mi? – Zack Beauchamp /Vox

Şiddet öyle savunulamaz boyutlara ulaştı ki emekli İsrailli generaller yerleşimcileri Nazilere benzeterek onları durdurmak için harekete geçilmesini istedi.

Eylül ortasında İsrail’in önde gelen ulusal güvenlik düşünce kuruluşlarından INSS (Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü), “Yahudi terörizmi”nin ulusal bir krize, hatta İsrail’in geleceği açısından varoluşsal bir tehdide dönüştüğü uyarısında bulundu. Açıklamada, “Tarihin bize öğrettiği gibi, içlerindeki radikal güçleri dizginleyemeyen demokrasiler ayakta kalamaz” denildi.

Yerleşimciler şimdilik büyük ölçüde cezasız. Bunun önemli nedenlerinden biri hükümetin tutumu. Önceki İsrail hükümetleri de yerleşimlerin büyümesine izin vermişti. Ancak mevcut Netanyahu hükümetinde, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik ‘etnik temizlik’ hedefini benimseyen radikal koalisyon ortakları görülmemiş bir siyasi ağırlığa sahip.

Washington’da ise Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddeti, İsrail tartışmasının yönünü değiştiriyor. Gazze savaşı konusunda uzun süredir bölünmüş durumda olan Kongre’deki Demokratlar, şiddete karışan İsrailli siyasetçilere ve şirketlere yaptırım öngören yasayı desteklemek için bir araya geldi. Amerikan tarihinin yerleşimcileri en çok destekleyen Beyaz Saray olan Trump yönetimi, Kanada ve Avrupa ülkeleri kendi yaptırımlarını uygularken oldukça dikkat çekici bir şekilde kenara çekildi.

Siyasi dengelerin değişmesi ise hem İsrail’deki seçimlere hem de 2028 ABD başkanlık seçimlerinin sonucuna bağlı olabilir.

Tamamı : https://fikirturu.com/jeo-politika/israilli-yerlesimcilerin-siddeti-abd-israil-ittifakini-sarsabilir-mi/

  • İsrail'de "Yeni İran" arayışı: Hedefte Türkiye var - Dr. Osman Gazi Kandemir

Ankara'nın İsrail ile rekabeti kaçınılmaz olarak askeri çatışmaya dönüşmek zorunda değil. Fakat Suriye'de iki ülkenin askeri varlıkları birbirine yaklaştıkça hata riski büyüyor.

Bir radar sistemi, bir hava savunma unsuru veya bir hava operasyonu üzerinden başlayan kriz, tarafların siyasi söylemleri nedeniyle hızla daha geniş bir çatışmaya dönüşebilir.

Bu nedenle Türkiye açısından doğru okuma, İsrail'deki "yeni İran" söylemini küçümsemek de abartmak da değil.

Bu söylem, İsrail'in Türkiye'ye ilişkin tehdit algısının yapısal bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor.

Ankara artık Tel Aviv'in gözünde yalnızca diplomatik olarak sorun yaşadığı bir ülke değil. Suriye, Gazze ve Doğu Akdeniz başlıklarının kesiştiği daha geniş bir stratejik rakip olarak görülüyor.

Ancak Türkiye'nin İran olmadığı gerçeği de aynı derecede önemli.

Bence Ankara'nın önündeki temel mesele, İsrail'in Türkiye'yi nasıl tanımladığı değil. Türkiye'nin bu yeni rekabet ortamını nasıl yöneteceği.

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/782713/t

  • Entebbe'den Gazze'ye Uganda'nın İsrail'le sınavı - Sare Şanlı

27 Haziran 1976'da Fransa Havayollarının Tel Aviv-Paris seferini yapan uçağı Filistinli direnişçiler tarafından Atina üzerinde iken kaçırıldı. Uçaktaki İsrailli yolcuları rehin alarak Filistinli esirlerin serbest bırakılmasını sağlamayı amaçlayan direnişçilerin rotası önce Libya, sonra Uganda'ya çevrildi.  İdi Amin uçağın Entebbe Üssüne indirilmesine izin verdi. İsrailli olmayan yolcular serbest bırakıldı.

İsrail ise Uganda'nın egemenliğini ihlal ederek binlerce kilometre uzaktan Entebbe'ye askeri operasyon düzenledi. 40'tan fazla Uganda askerini ve Filistinli direnişçiyi öldürdü. İsrail'in kaybı ise üç rehine ile operasyonun komutanı ve aynı zamanda Benyamin Netenyahu'nun abisi olan Yonatan Netanyahu oldu. Operasyon İsrail'de bir rehine kurtarma destanı olarak anlatılırken, Uganda açısından ülkenin egemenliğinin ağır biçimde ihlal edildiği bir saldırıydı.

Aradan yarım yüzyıl geçtikten sonra Uganda ordusunun aynı havaalanında, operasyonu gerçekleştiren İsrailli komutan için anıt dikmesi, iki ülke arasındaki dönüşümün belki de en çarpıcı sembolü.

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/782798/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/entebbeden-gazzeye-ugandan%C4%B1n-i%CC%87sraille-s%C4%B1nav%C4%B1

  • Pirinç levha yasağına tepki

 

Almanya’nın Saksonya eyaletine bağlı Heidenau kentinde sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) ile Hristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Belediye Meclisi üyelerinin desteğiyle, kentteki kaldırımlara Nazi döneminde soykırıma uğrayan Yahudi kurbanların unutturulmaması için kaldırımlara “Stolpersteine” (Tökezleme taşları) denilen pirinç kaplama yeni anıt taşları yerleştirilmesi yasağı tepkiyle karşılandı. Saksonya Eyalet Parlamentosu’ndaki Sosyal Demokrat Partili (SPD) ve Yeşiller’li parlamenterler, CDU’nun Heidenau’da AfD ile işbirliği yaparak böyle bir yasak getirmesine onay vermesini sert bir dille eleştirdiler.

Tamamı : https://www.hurriyet.com.tr/avrupa/pirinc-levha-yasagina-tepki-43320096

 

  • Ambassador Ron Prosor@Ron_Prosor

Kaynak dil: Almanca

Utanç duyuyorum.

Berlin'de, kendi ailemin üyelerini anımsatan Stolpersteine var. Gururlu, asimile olmuş ve başarılı Almanlar; Naziler yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlar.

Ve 2026 yılında Almanya'da bir belediye meclisi, yeni Stolpersteine'lere izin vermeme kararı alıyor.

Her insan bir isme sahiptir. Bir dünyaya. Bir hikâyeye. Tam da bu anıyı burada silmeye çalışıyorlar. Geçmişin kurbanlarını silenler, geçmişi kendisi siler.

Almanya, antisemitizme karşı net bir ateş duvarına ihtiyaç duyuyor – sağdan, soldan ve İslamcı çevrelerden gelen. İstisnasız.

https://x.com/Ron_Prosor/status/2103443715222122671

  • Melike Karaosmanoğlu@DritaEsadi2

Antisemitizm dünya çapında ne yazık ki gittikçe “popüler” hale gelirken, bu ırkçılık biçimini kendi siyasal hesapları için araçsallaştıranlara karşı durmakla birlikte, Nazi kurbanlarının isimlerini yaşatan tökezleme taşlarını söken faşistlerle de mücadele etmek gerekiyor.

https://x.com/DritaEsadi2/status/2104265030535385520

  • Hitler faşizmi kurbanları için yapılan ‘tökezleme taşları’na karşı CDU-AfD koalisyonu iş başında - Yücel Özdemir

“Stolperstein” olarak bilinen “tökezleme taşları”, 1990’lı yıllardan bu yana Almanya’da Nazi rejiminin kurbanlarını anmak amacıyla döşeniyor. Genellikle bağışlarla finanse edilen ve kurbanların isimlerinin kazındığı bu pirinç kaplama taşlar, kişilerin bilinen son ikametgahlarının veya çalıştıkları yerlerin önüne yerleştiriliyor.

Heidenau Belediye Meclisinde AfD ve CDU iş birliğiyle taşların döşenmesine karşı bir karar alınırken, Avrupa genelinde pek çok belediye Stolperstein projesini desteklemeyi sürdürüyor. Eylül 2026 sonu itibarıyla Avrupa genelinde yaklaşık 2.300 belediyede 128 bin “Stolperstein” döşenmiş durumda.

Stolperstein Vakfı Genel Müdürü Katja Demnig (50), Bild gazetesine yaptığı açıklamada, “Demokratik partilerin bu önergeyi desteklemesini son derece endişe verici buluyorum. Bu, kesinlikle eşi benzeri görülmemiş bir durumdur” değerlendirmesinde bulundu.

Edinilen bilgilere göre bir Stolperstein’ın maliyeti 120 avro. Girişim, tüm masrafları ve altyapı maliyetlerini bağışlarla karşılamayı planlıyor.

Tamamı : https://www.evrensel.net/haber/6002367/hitler-fasizmi-kurbanlari-icin-yapilan-tokezleme-taslarina-karsi-cdu-afd-koalisyonu-is-basinda

 

  • Balatlı Deli David...

"Son Posta" muhabiri bir zamanlar David’in Unkapanı iskelesinden Karaköy’e aktarma edilen zeytinyağı fıçılarına musallat olduğunu hatırlar ve bunun ayrıntılarını David’in ağzından anlatır :

“Elime geçirdiğim birkaç yüz metre uzunluğunda bir halatın ucuna kancayı takar, mavna biraz açılınca fıçıları birer birer denize düşürür, sonra halatla çekip aşırırdım. Bu işe aylarca devam ettim. Kimse sırrına eremedi. Gecenin karanlığında uzattığım halatı gören olmadığı için evvela fıçılar kendi kendine denize yuvarlanıyor zannedildi. Sonra baktılar ki her gece birkaç fıçı meydanda yok. Unkapanı’ndan Karaköy’e kadar iki sahile bekçiler koydular. Yine nafile! Tam köprüden geçerken, fıçılar sanki kendi kendine cumburlop denize düşüyor ve geri geri giderek gözden kayboluyordu. Fıçıları aşıranın kim olduğunu bir türlü bulamadılar.. Kim bilir belki de işe cinleri perileri karıştıracaklardı. Fakat bir gün bizim foya meydana çıktı. Yine böyle fıçılardan birine kancayı takmış çekmeye hazırlanıyordum, bir de ne göreyim: Fıçının içinden bir polis çıkmaz mı?”

Elbette David’in eli ayağı buz kesilir, polis de onu yakalayıp içeri atar. - GÖKHAN AKÇURA / "BALATLI DELİ DAVİD"

https://x.com/TOPRAK_2_/status/2087088431465721959

https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/12386

  • Sürpriz: Rooney itiraf etti, kökenim Yahudi

Rooney, eşi Coleen ve en küçük iki oğulları 10 yaşındaki Kit ile 8 yaşındaki Cass eşliğinde Polonya'daki Auschwitz kampına yaptığı ziyaret sırasında her şeyi anlatıyor.

Wayne Rooney, on bölümden oluşan The Real Rooneys dizisiyle ilgili olarak "Disney+" ile yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Kısa süre önce anneannemin ailesinin Polonyalı Yahudiler olduğunu keşfettim."

https://www.goal.com/tr/haber/surpriz-rooney-itiraf-etti-kokenim-yahudi/bltc296d3cbe3adfd5d

  • Hastane koridorunda hayatın iki yüzü - Nelly BAROKAS

Yechiel Leiter’ın hikayesi; bir babanın kaybettiği oğlunun acısı ile yaşamayı öğrenmesinin, diğer bir oğlunu kaybetme korkusuyla yeniden sınanmasının ve aynı anda bir torunun dünyaya gelişine tanıklık etmesinin hikayesidir…

Belki de hastane koridorundaki 40 metrelik mesafe, bugün İsrael gerçeğinin barındırdığı bütün duyguların bir mesafesidir:

Acı ile umut arasında.

Kayıp ile yaşam arasında.

Korku ile yarın arasında.

Tamamı : https://www.turkisrael.org.il/single-post/hastane-koridorunda-hayat%C4%B1n-iki-y%C3%BCz%C3%BC

  • Francesca Albanese ve Muselmann üzerine…- YZ

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Francesca Albanese, Eylül 2026'da verdiği bir röportajda Nazi toplama kamplarındaki Yahudilerin gaz odalarına götürülürken "Müslümanlar" (Almanca: Muselmann) olarak adlandırıldığını iddia ederek büyük bir antisemitizm tartışmasına yol açmıştır. Albanese, bu iddiayı "antisemitizm" teriminin kökenini açıklamak ve kavramın başlangıçta sadece Yahudileri değil, daha geniş bir Sami halk grubunu kapsayan bir ayrımcılık olarak doğduğunu savunmak için öne sürmüştür. https://www.jpost.com/diaspora/antisemitism/article-909792

Bu iddia, başta Auschwitz-Birkenau Anıtı ve Müzesi olmak üzere tarihçiler ve uluslararası Yahudi kuruluşları tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş ve şu gerçekler vurgulanmıştır:

• Terimin Gerçek Anlamı: Nazilerin toplama kamplarında kullandığı "Muselmann" (Müslüman) kelimesi, ırksal veya dini bir sınıflandırma değildir. Kamptaki mahkumlar arasında, aşırı açlık ve bitkinlikten dolayı fiziken çökmüş, tepkisizleşmiş ve ölümün eşiğine gelmiş kişileri tanımlamak için kullanılan bir kamp argosudur.

• Antisemitizm Teriminin Kökeni: Uluslararası Holokost Anma İttifakı (IHRA) gibi kuruluşlar, "antisemitizm" teriminin 1879'da Alman gazeteci Wilhelm Marr tarafından doğrudan ve yalnızca Yahudi karşıtı kampanyaları tanımlamak için üretildiğini belirtmektedir.

Gelişmeleri yakından takip eden UN Watch gibi sivil toplum kuruluşları, Albanese'yi Yahudi düşmanlığını sulandırmaya çalışmakla suçlamıştır. Francesca Albanese, İsrail-Filistin çatışmasına yönelik taraflı açıklamaları ve retorikleri nedeniyle daha önce de sık sık antisemitizm suçlamalarının odağı olmuştur.

  • REVİZYONİST "TARİHÇİLİK"TE YENİ BİR AŞAMA - Ayşe Hür@HurAyse

Eğer "Muselmann" terimi üzerinden bugünün sömürgecilik, ırkçılık veya İslamofobi teorilerine doğrudan bir hat çekilirse, bu durum tarihsel revizyonizme (tarihi yeniden yazmaya) girer. Bu yaklaşım, geçmişteki bir trajediyi nesnel olarak anlamak yerine, bugünün siyasi ajandasında bir "retorik cephane" olarak kullanma riskini doğurur. Henüz Holokost inkarcılığının bir alt başlığı olmamıştır ama bu haliyle bile Holokost kurbanlarının anılarına saygısızlıktır.

Tamamı : https://x.com/HurAyse/status/2103428322369638773

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün