FELSEFİ, FANTASTİK GERİLİM

Film, tanımadığı bir kadından etkilenip onu takip eden bir adamın ertesi sabah kendisini bu kadının bedeninde bulmasını anlatıyor. Kimlik, cinsiyet, yalnızlık ve seks hakkında sorular soran bu kafa karıştırıcı, belirsizlik konseptli filmin finali çok zayıf, tatmin edici olmaktan uzak. İyi başlayıp umut vaat eden, ancak beklentileri karşılamayan bu kasvetli filmden uzak durmak en iyisi.

Viktor APALAÇİ Sanat
16 Eylül 2026 Çarşamba

Arthur Harari’nin psikolojik bilmece filmi ‘İçimdeki Yabancı’ vizyonda

2023’te hayat arkadaşı, iki çocuğunun annesi Justine Triet ile senaryosunu müştereken yazdığı ‘Bir Düşüşün Anatomisi / L’anatomie d’une Chute ile Cannes’da Altın Palmiye Ödülü, ardından En İyi Orijinal Senaryo Ödülü kazanan Arthur Harari, uluslararası alanda ünlü olmuştu. 1981 Paris doğumlu sanatçı, 50’ye yakın filmde oynadı ve üç filmde kamera arkasına geçti. Son yönetmenlik denemesi, bilim kurgu ve fantastik dram, iddialı ‘İçimdeki Yabancı / L’inconnue’, yarıştığı Cannes Film Festivali’nde ödül listesine giremedi. Günümüz Paris’inde geçen film, melodram, soruşturma ve hayal gücünün karışımı bir çizgi roman uyarlaması. Yönetmenlik kariyerindeki üç filmle de aynı teknik kadroyla çalışan Arthur Harari’nin iki kardeşi bu son filmine katkıda bulundu. Küçük kardeşi Lucas Harari senaryo yazılımına katıldı, ağabeyi Tom filmin görüntü yönetmenliğini üstlendi.

Başka bir bedende yaşamak

David Zimmerman (Neils Schneider) kırkına yaklaşmış, içine kapanık asosyal bir fotoğrafçıdır. Sadece düğün ve bar-mitsva törenleriyle sınırlı mesleğini kimse bilmez. Bir arkadaşı onu çılgın bir partiye götürdüğünde kalabalığın arasında gördüğü gizemli bir kadından (Lea Seydoux) gözlerini alamayıp onu takip etmeye başlar. Birkaç saat sonra uyandığında ise kendisini tanımadığı kadının bedeninde bulur. Fantastik, gerilim, psikolojik ve felsefi sinemayı birleştiren filmin merkezindeki David, fotoğrafçı olduğunu çevresindeki insanlardan bile gizlemektedir.

Hayatını belirgin bir amaçtan yoksun, kimliğinden kopuk bir şekilde sürdürmektedir. İstemediği halde, arkadaşlarının götürdüğü partide gördüğü, tanımadığı bir kadının peşinden gittiği geceden sonra, anlamadığı bir biçimde kendisini kadının bedeninde bulmuştur. Son Cannes prömiyerinden sonra filmin basında aldığı eleştiriler oldukça bölünmüş durumdaydı. Bazı eleştirmenler filmin cesur ve özgün fikrini överken, bazıları senaryosunun son bölümde dağıldığını yazdılar.

Filmin orijinal başlığı ‘L’inconnue’nün karşılığı ‘Bilinmeyen Kadın’dır. Filmin Türkiye haklarını satın alan firma ‘İçimdeki Yabancı’ başlığını tercih etti. Arthur Harari’nin, cinsel travma, cinsiyet kimliği gibi alegorik anlamını kesin biçimde açıklamayıp filmini farklı yorumlara açık bırakması ‘büyüleyici bir psikolojik bilmece’ olarak yorumlandı. Kimlik, cinsiyet, yalnızlık, seks ve aile hakkında sorular soran, bu kafa karıştırıcı belirsizlik konseptli filmde Harari, izleyiciye yaranmaya çalışmıyor. David’in karşılaştığı durum, başka bir beden içinde yaşamak, beraberinde o kişinin geçmişini, ilişkilerini, çevresini ve toplumsal kimliğini de beraberinde getirir. David “Bedenim olmadan hâlâ aynı kişi miyim?” sorusuna cevap bulamaz. Önceki hayatında bir tür kimlik krizi yaşayan David’in geçirdiği kimlik değişimi kendisinden kurtulma ihtimalini de ortaya çıkarır. Başına gelen olay, yalnızca fiziksel bir değişiklik olmaktan çıkıp kimliğinin tamamen çözülmesi ihtimaline dönüşür.

Fakat Harari, bunun bir trans kimlik filmi olmadığının özellikle altını çiziyor.

Her ne kadar Fransız yönetmen, Michelangelo Antonioni’nin ‘Profession: Reporter’ filminin esin kaynağı olduğunu söylese de o filmde, hayatından memnun olmayan gazeteci, o filmdeki Jack Nicholson kendisine benzeyen bir yabancının cesedini tesadüfen bulduğunda, ölü adamın kimliğine isteyerek bürünüyordu. Nitekim Arthur Harari, Cannes’daki basın konferansında, cinsiyet değişimini değil, başka bir bedende kendine dışarıdan bakma deneyimini hedeflediğini söyledi. Filminin bir kimlik hikâyesi ve varoluşsal bir film olarak okunmasını istedi. David gerçekten başka bir insanın bedeninde yaşamaya başladığına, bir kadının bedeninde hapsolmuş olduğuna inanıyor diye ısrar etti.

Eleştirmenler (Harari’nin ülkemizde gösterilmeyen) daha önceki ‘Diamant Noir’ ve ‘Onoda’ filmlerindeki kimlik değiştirme, gerçeklikten kopma, başka bir hayata sığınma temalarını ‘Bilinmeyen Kadın’da çok daha radikal bir noktaya taşıdığını yazdılar.

Gizem ile anlaşmazlık arasındaki çizginin zaman zaman aşılmasıyla, filmin ikinci yarısında anlatının giderek daha muğlaklaşmasıyla, bazı sembolik ve felsefi fikirlerin yeterince geliştirilememesiyle film beklentiyi karşılayamıyor. Alfred Hitchcock’un başyapıtı ‘Ölüm Korkusu / Vertigo’sunda Kim Novak’ın canlandırdığı gizemli kadının ‘İçimdeki Yabancı’daki Eva olarak yeni versiyonunda, Arthur Harari etkileyici bir hayalet öyküsü anlatmayı deniyor. Ama ne yazık ki kendisi Hitchcock’un dehasına sahip değil. Franz Kafka’nın en popüler eseri, yabancılaşma ve acının anlatıldığı ‘Dönüşüm / Metamorfose’, kahramanı Gregor Samsa’nın bir sabah kendini dev bir böceğe dönüşmüş bulmasıyla başlıyordu. Yalnızlığının içinde bunalan, yaptığı işten memnun olmayan Samsa için, bu işten kurtulmanın yolunun böcek olmaktan geçtiğini anlatan Kafka kahramanının hayatındaki değişikliklere odaklanıyordu. Derin bir hüzün atmosferli fantastik film, ‘İçimdeki Yabancı’nın hedefine ulaşan, başarılı bir ‘Kafkaesk’ deneme olduğunu söylemek güç.

Cinsel travma ve cinsiyet kimliği

Filmin başrolündeki iki Fransız oyuncudan, 1985 Paris doğumlu Lea Seydoux, 2013’te ‘Mavi En Güzel Renktir / La Vie D’Adele’ ile Altın Palmiye Ödülü’ne layık görüldü. Aralarında Woody Allen, Wes Anderson, Quentin Tarantino, Bruno Dumont, Denis Villeneuve’ün bulunduğu ünlü yönetmenlerin dâhil 150’nin üstünde filmde oynadı. 1987 doğumlu Neils Schneider’in bir En İyi Erkek Oyuncu Cesar Ödülü var. Schneider Arthur Harari’nin ilk filmi ‘Diamant Noir’da da oynamıştı. Filmin görüntü yönetmeni Tom Harari kardeşi Arthur ile üç filminde yer aldı. Küçük kardeşleri, çizgi roman çizeri ve yazar Lucas Harari ‘İçimdeki Yabancı’nın senaryo yazılımına katıldı. Filmin müzik partisyonunu hazırlayan Andrea Poggio, En İyi Orijinal Senaryo dalında Cesar Ödülü kazanan ‘Onoda’da da Harari ile iş birliğinde bulunmuştu. Justine Triet’nin ‘Sibyl’ ve ‘Bir Düşüşün Anatomisi’nin kurgusunu üstlenen Fransız Laurent Senechal, Harari ile üç filminde de aynı görevi yapmıştı.

Aralarında Justine Triet’nin ‘Sibyl’ ve Cedric Kahn’ın ‘Le Proces Goldman’ın da olduğu 50’ye yakın filmde oynayan Arthur Harari’nin üç yönetmenlik denemesi var. İlk uzun metrajlı filmi ‘Diamant Noir’ (2016), babasının ölümünden sonra, onu terk eden akrabalarından intikam alan bir adamı merkezine almıştı. İkinci filmi ‘Onoda’da (2021) II. Dünya Savaşı’nın sonunda Japonya teslim olurken, asker Hiroo Onoda savaşı tek başına 10 bin gün sürdürmek için Filipinler’in ormanlarına taşıyordu. Arthur Harari’nin senaryo yazılımına katıldığı ‘Bir Düşüşün Anatomisi’ başyapıtı, kocasının ölümünün ardından cinayetle suçlanan bir kadını merkezine alır. Kısmen görme engelli oğlu ise tek tanık olarak ahlaki bir ikilemle karşı karşıya kalır.

İyi başlayıp umut vaat eden filmin final bölümü zayıf, tatmin edici olmaktan uzak. Arthur Harari’nin beden değiştirme fikrinden oluşan labirentinin ikna edici olduğunu söylemek zor. Gizemli olmakla anlaşılmaz olmak arasındaki çizgide kalan filmin neden böyle bir beden değiştirme hikâyesi anlatmak istediğinin yeterince anlamlı bir noktaya ulaşamadığı söylenebilir. Cinsiyet, kimlik gibi iddialı temaların filmin melodramatik finalinde karşılık bulmaması, ağır ilerleyen filmin zaafları arasında. Lea Seydoux kariyerinin en çarpıcı performanslarından birini vermesine rağmen, huzursuz, tekinsiz atmosferli ve boğucu film, Oscar Ödüllü bir sanatçı Harari’ye yakışmıyor. Manüpülatif, tedirgin edici, kaygı uyandırıcı, rahatsız edici kimlik keşfi, izlenmesi zor ve tuhaf hayalet öyküsü ‘İçimdeki Yabancı’da Arthur Harari’nin taviz vermeyen sinematografisi bazı eleştirmenleri etkiledi.

Yerine getirilememiş vaatleriyle hayal kırıklığı yaratan, kimlik üzerine karanlık, sert drama, karmaşık olay örgüsü içinde kayboluyor. Varoluşsal bir yalnızlıktan bahseden, ancak hedefini ıskalayan bu kasvetli fantastik deneme filminden uzak durmak en iyisi.

‘L’INCONNUE’

Yön: Arthur Harari

Sen: A. Harari — Lucas Harari — Vincent Pomiro

Gör: Tom Harari

Müz: Andrea Poggio

Kur: Laurent Senechal

Oyn: Lea Seydoux — Neils Schneider — Valerie Dreville — Lilith Grasmurg — Radu Jude

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün