“…Tüm bunlar sizin için ebedi bir kanun olacaktır. Her yıl yedinci ayda, ayın 10´unda oruç tutmalı, hiçbir melaha yapmamalısınız” (Vayikra 16:29). Yom Kipur orucu bu yıl 20 Eylül Pazar akşamüstü başlayıp 21 Eylül Pazartesi akşamı yıldızlar çıkınca sona eriyor (Şofar 19.32).
Geleneklerimize göre büyük kutsiyeti sebebiyle ‘Şabatların Şabatı’ olarak anılan Yom Kipur, yıl boyunca tutulan oruçlar içinde Tora’da açık olarak belirtilen tek oruç günüdür.
Aslında yılın her bir günü için geçerli olan Tanrı’ya, içimizdeki Tanrısallığa yaklaşma, özümüze dönme kavramları bu dönemde daha çok ön plana çıkar. Özellikle Roş Aşana ile başlayan On Teşuva Günü - Aseret Yemei Teşuva döneminde kişi, senenin diğer günlerinde yaptığından daha fazla teşuva (Tanrı’ya, özümüze dönüş), tefila (Tanrı’ya bağlanmak) ve tsedaka (Tanrı’nın bize bağışladıklarını adaletli bir şekilde dağıtmak), üzerine yoğunlaşmaya, kendini yükseltmeye çalışır. Aseret Yemei Teşuva’nın doruk noktası Yom Kipur’da Tanrı’ya karşı günahlarımızın sorumluluğunu üstlenerek bunları tekrarlamamaya niyet eder ve affedilmesi için Tanrı’ya yalvarıp dua ederiz.
Ancak, insanlara karşı yaptığımız hatalar ve istemeden bile olsa sebep olduğumuz kırgınlıklar için kişinin kendisinden özür dilememiz gerekir.
İnsanların samimiyet ve dürüstlükle yaptıklarının sorumluluğunu üstlendiklerinde ve hatalarını telafi etmek için samimiyetle harekete geçtiklerinde, kendileriyle, insanlarla ve Tanrı’yla ilişkilerini daha iyiye götürebilecekleri mesajını veren Yom Kipur, bu yıl 20 Eylül Pazar akşamüstü başlıyor.

Hatalarımızın sorumluluğunu üstlenmek
İçimize döndüğümüz, geriye dönüp hayatımızı, yaptıklarımızı değerlendirdiğimiz bu dönemde, Rabi Yehonasan Gefen, insanların neden yaptıkları hataların sorumluluğunu üstlenemediklerini sorgular.
Rabi Gefen’e göre, suçunu kabul edememek, insanlık tarihindeki ilk ve en belirleyici günahın —bugüne kadar da insanlığın peşini bırakmayan Âdem’in günahının— temelinde yatar.
Âdem ile Havva
“Geleneksel olarak Âdem’in günahını, Tanrı’nın o ağacın meyvesinden yememesi yönündeki emrine karşı gelmesi olarak biliriz. Âdem ile Havva’nın Cennet Bahçesi’nden kovulmalarına ve bunun beraberinde getirdiği tüm olumsuz sonuçlara yol açan da bu itaatsizlik olmuştur.
Ancak Rav Motty Berger, olay daha dikkatli incelendiğinde Âdem ile Havva’nın günahın hemen ardından cezalandırılmadıklarına dikkat çeker. Tanrı, bunun yerine Âdem’le konuşur ve ona yaptığı hatayı kabul etmesi için bir fırsat verir.
Ne var ki Âdem bu fırsatı değerlendiremez, sorumluluğu üstlenmek yerine şöyle cevap verir:
‘Yanıma verdiğin kadın-yediğim şeyi ağaçtan bana o verdi’ (Bereşit 3:12).
Âdem böylece kendi günahının sorumluluğundan kaçınır, suçu Havva’ya, hatta onu kendisine veren Tanrı’ya yükler.
Ardından Tanrı Havva’ya döner ve ona da tövbe edip hatasını kabul etmesi için bir fırsat verir. Fakat Havva da bu fırsatı değerlendiremez ve şöyle der:
‘Beni yılan aldattı ve yedim’ (Bereşit 3:13).
Geleneklerimize göre ancak bundan sonra Tanrı onları günahları nedeniyle cezalandırır.
Buradan açıkça anlaşılıyor ki, Tanrı onlarla yüzleştiğinde yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmiş olsalardı, cezaları kuşkusuz çok daha hafif olacaktı. Kim bilir, belki o zaman insanlık tarihinin seyri ne kadar farklı olabilirdi!”
Kayin
Rabi Yehonasan Gefen, Evel'i öldürdükten sonra da Tanrı’nın Kayin’i hemen cezalandırmadığına dikkat çeker. Bunun yerine ona, “Kardeşin Evel nerede?” diye sorar. Kayin'in verdiği meşhur cevap ise şudur: “Kardeşimin bekçisi miyim ben?” (Bereşit 4:9).
Midraş, Kayin'in cevabını daha ayrıntılı biçimde aktarır:
“Sen bütün canlıların koruyucususun ve bana mı soruyorsun? Ben onu öldürdüm ama bana yetser ara’yı (kötü eğilimi) Sen verdin. Herkesi koruman gerekirken benim onu öldürmeme izin verdin. Onu öldüren Sensin... Benim sunduğum kurbanı da onunki gibi kabul etmiş olsaydın, onu kıskanmazdım.”
Kayin böylesine korkunç bir eylemden sonra bile teşuva yapmaz, çünkü cinayetteki sorumluluğunu kabul etmez, hatta suçu Tanrı'ya atar.
Hatalarının sorumluluğunu üstlenenler
“Âdem ve Kayin’in hikâyeleri bize, insanın hatasını kabul edebilmesinin belki de günah işlemekten bile daha önemli olduğunu gösteriyor. Çünkü hepimiz hayatımızın bir noktasında hata yaparız. Asıl mesele, yaptıklarımızın sorumluluğunu üstlenip gerçeği kabul edecek cesareti gösterip gösteremediğimizdir. Ruhani seviyemizi asıl belirleyen de budur.”
Yehuda
“İnsanlık tarihinin bu başarısız başlangıcından yalnızca birkaç yüzyıl sonra, kendi yaptıklarının sorumluluğunu üstlenerek Âdem’in hatasını düzeltmeye aday biri ortaya çıkar: Yehuda.
Tosefta şöyle der: ‘Yehuda neden krallığa layık görüldü? Çünkü Tamar olayında [yaptıklarını] itiraf etti.’
Tamar, zina yaptığı iddiasıyla yakılmak üzereydi. Tam o sırada Yehuda’ya, yaşananlardaki kendi payını kabul etmesi için bir fırsat verdi. Yehuda kolaylıkla sessiz kalabilirdi. Fakat bunu yapsaydı üç insanın —Tamar’ın ve onun karnındaki ikizlerin— ölümüne yol açmış olacaktı.
Bunun yerine, tarihin dönüm noktalarından biri sayılabilecek o anda Yehuda büyük bir cesaret göstererek sorumluluğu üstlendi ve şöyle dedi:
‘Tamar benden daha masumdur’ (Bereşit 38:26).
Bu olayın Maşiah’ın soyunun ortaya çıkmasında kilit bir an olması tesadüf değildir.
Maşiah’ın, insanlığı günah öncesindeki kusursuz hâline geri döndürecek ve Âdem ile Havva’nın hatasını düzeltecek kişi olduğuna inanırız. Bir günahın yol açtığı zararı onarmanın yolu, o günah sırasında ortaya çıkan olumsuz özelliği düzeltmektir.
Âdem’in günahındaki temel kusur, yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenememesiydi. Bu nedenle Yehuda’nın eylemlerinin sorumluluğunu cesaretle üstlenmesi, Âdem’in hatasının ideal bir şekilde telafi edilmesi anlamına geliyordu.”
David AMeleh
“Maşiah ile sorumluluk üstlenmek arasındaki bu derin bağ, Yehuda’nın en seçkin soyundan gelen David AMeleh/Kral David’de de güçlü bir şekilde devam etmiştir.
Talmud, Kral Şaul’un bir kez günah işlediğini ve bunun sonucunda krallığını kaybettiğini; buna karşılık David’in iki kez günah işlediği hâlde krallığını koruduğunu anlatır. Peki, Şaul neden David’e kıyasla çok daha ağır bir şekilde cezalandırıldı?
Peygamber Şmuel, Tanrı’nın emrettiği gibi Amalek’in tamamını yok etmediği için Şaul’la yüzleşti. Ancak Şaul, hatasını kabul etmek yerine yaptıklarını haklı çıkarmaya çalıştı; hatta günah işlediğini bile inkâr etti. Ardından da suçu halka attı ve halkın kendisine Amalek’in hayvanlarından bazılarını kurban olarak sunmak üzere ayırması için baskı yaptığını söyledi.
Uzun süren karşılıklı konuşmaların ardından Şaul nihayet Tanrı’nın Sözü’nden çıkmış olduğunu kabul etti; ancak artık çok geçti. Şmuel ona krallık hakkını kaybettiğini bildirdi.
Buna karşılık David, Batşeva olayındaki günahının ardından Peygamber Natan tarafından sert bir şekilde azarlanıp hatasıyla yüzleştirildiğinde, hiç vakit kaybetmeden şöyle cevap verdi: ‘Tanrı’ya karşı günah işledim’ (2 Samuel 12:13).
David, Şaul’un aksine, suçunu hemen kabul ederek hatalarının sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğunu gösterdi. Bu nedenle bağışlandı ve krallığını sürdürmesi için kendisine bir fırsat daha verildi.
Dahası, Kabala kaynakları Kral David’in Âdem’in reenkarnasyonu olduğunu ve amacının Âdem’in günahını düzeltmek olduğunu yazar. Kral David’in Âdem’in günahını düzeltmesinin başlıca yollarından birinin, kendi hatasının sorumluluğunu hiç tereddüt etmeden üstlenmesi olduğu oldukça açıktır.”
Farkındalık
Rabi Gefen’e göre, genellikle günah işlediğimizin farkındayızdır. Ancak bizi gerektiği şekilde pişmanlık duyup teşuva yapmaktan alıkoyan bir etken vardır: Eylemlerimizin sorumluluğunun yalnızca ve yalnızca bize ait olduğunu kabul edebilmek.
Kusur ve başarısızlıklarımızı kolaylıkla bağlayabileceğimiz pek çok etken vardır. Yetiştirilme tarzımızı, doğuştan gelen eğilimlerimizi veya içinde yaşadığımız toplumu suçlayabiliriz. Hatalarımızın sorumluluğunu üstlenmeyi son derece zor buluruz.
Rabi Gefen, teşuvanın ön koşulunun şu farkındalık olduğunu vurgular:
‘Daha iyisini yapabilirdim. Yetser ara’mın üstesinden gelebilir ve günah işlemeyebilirdim.’
Bu samimi ama zor itirafta bulunamadan gerçek anlamda teşuvaya başlayamayız. Fakat bunu kabul edebildiğimizde, teşuva ulaşılması kolay bir hâle gelir.”
*Yazı, Rabi Yehonasan Gefen’in, ‘Taking Responsibility For Ourselves’ makalesinden alıntılanmıştır.
***
Kısa kısa Yom Kipur
İsmi: Yom-Gün, Kipur-Kökü k-p-r Kefaret sağlamak, Yom Kipur-Kefaret Günü anlamına gelir.
Önemi: Tişri ayının 10. günü, Moşe Rabenu, ikinci On Emir tabletleri ile Sina Dağı’ndan iner ve Tanrı’nın İsraeloğulları’nı altın buzağı günahından dolayı affettiği müjdesini verir. Bundan sonra 10 Tişri-Yom Kipur, Tora’da belirtildiği gibi Tanrı’nın huzurunda Tanrı’ya karşı yapılmış hatalar için bir onarım günü olarak yerini alır.
Tora’da nerede yazılı? Vayikra 16:29-34; 23:26-32.
Geleneksel Yom Kipur hazırlıkları: Elul ayından beri daha yoğun olarak yapılan teşuva (Tanrı’ya, içimizdeki Tanrısal kıvılcıma dönüş), tefila (Tanrı ile bir-leşme, Tanrı’ya bağlanma), tsedaka (Tanrı’nın hediyelerini adaletle dağıtmak) daha da arttırılır.
Kapara: Geleneksel olarak canlı bir tavuk ya da bir miktar para, insanın başının üstünde döndürülüp kapara duası edilerek kefaret olarak ilan edilir. Bu gelenek Yad-Kapara bölümü telefonla aranılarak yerine getirilebilir. Ancak elbette ki kaparanın tam olması için tavuk kesmek veya bunu karşılayacak miktarda tsedaka vermenin yanında bu sembolik geleneğin bizi hayatımızı samimiyetle sorgulamaya, yaşantımızda daha iyiye taşıyabileceğimiz konularda harekete geçmeye ve içimizdeki ‘iyi’yi hareketlerimize yansıtmaya motive etmesi gerekir. Kapara geleneğini yerine getirmek için Yad’a başvurulabilir.

Aramızda olmayan yakınları ziyaret etme: Yom Kipur’dan önce mezarlığa gidip artık aramızda olmayan yakınlarımızı ziyaret etme adeti vardır.
Yom Kipur’a girerken
9 Tişri (20 Eylül Pazar)
Seuda Hamafseket: Akşamüstü ‘oruca başlama yemeği’, özenle hazırlanmış ve zengin yemeklerle donatılmış bir sofrada yenilir. Ancak oruca başlama öğününden öncesinde de bolca yemek yemek mitsvadır. Hahamlarımız, Yom Kipur’dan önceki gün, yarınki orucumuzu layığıyla yerine getirebilmek amacıyla yenilen bu yemeklerin sanki bugün de oruç tutuyormuşuz gibi sayıldığını belirtir. ‘Erev Kipur’da yiyip içen kişi, sanki Tişri’nin hem 9’unda, hem 10’unda taanit yapmış gibidir’ (Masehet Yoma 81b.ye dayanarak).
Bayram mumlarının yakılması: 9 Tişri (bu yıl 20 Eylül Pazar) güneş batmadan önce bayram şerefine mumlar yakılır. Mumlar yakılırken şu dua söylenir: “Baruh Ata Ad.Elo-enu Meleh Aolam, Aşer Kideşanu Bemitsvotav Vetsivanu Leadlik ner şel Yom Akipurim/ Bizleri mitsvaları ile kutsayan ve bize Yom Kipur mumlarını yakma mitsvasını veren, Evren’in Efendisi Tanrı’mız, Sen Mübareksin.”
*Bayram mumları yakılmadan yemek ve sonrasında çay kahve vb bitmiş olmalıdır.
Çocukların kutsanması: Yom Kipur’da sinagoga gitmeden önce, artık günün kutsallığı başladığı, merhamet ve bağışlayıcılık kapıları açıldığı için, anne-babaların, çocuklarının başının üzerine ellerine koyarak onları kutsaması ve güzel dileklerle dua etme adeti vardır (Duaların tam metni ve Türkçe açıklamaları-KİPUR s.46- Gözlem yayınları-www.gozlemkitap.com).
Beyaz kıyafet giyilmesi: Yom Kipur’da beyaz kıyafetler giyilir. Bu geleneğin çıkış yeri hakkında sayısız yorumlardan bazıları: Bugün fiziksellikten çıkıp meleklere benzediğimiz için, Koen Gadol’un Yom Kipur’da giydiği beyaz giysileri anımsattığı için, Tanrı’nın kırmızı olan günahlarımızı aklayıp bembeyaz yapacağına inancımızı temsil ettiği için…
Yom Kipur yasakları: Şabat’ta yasak olan her şey, Yom Kipur’da da yasaktır. Ek olarak yaklaşık 25 saat boyunca yemek içmek, soğuk suyla da olsa yıkanmak, ağzı çalkalamak, eşler arası ilişkide bulunmak, vücuda ferahlatıcı losyonlar sürmek, deri ayakkabı giymek yasaktır (deri kemer kullanılabilir). Bunun sebebi hakkındaki yorumlardan birine göre deri, vücudu ve fizikselliği temsil eder. Yom Kipur günü fiziksel aktivitelerden imtina eder, maneviyata yoğunlaşırız. Bu yüzden fizikselliği en üst düzeyde temsil eden deri ayakkabı giymeyiz.
Yom Kipur Arvit: Akşam duasında sinagog beyazlara bürünür. Normalde akşam duası sırasında takılmayan talletler, bu akşam takılır.
Yom Kipur’un ABC’si, Felsefesi, Kal Nidre Duasının Anlamı, Barışma Günü, Değişmek İçin Dört Adım, Yarışı Kazanmak, Keçiler, Merhamet, Gözyaşı Kapıları, Kipur İkilemi, Yom Kipur’da okunan Yona’nın Kitabının Bize Anlattıkları, Yom Kipur Videoları ve daha fazlası: http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=22&Itemid=105
Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş bilgiler, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla Every Person’s Guide to High Holy Days, Kutsal Kitap, Gözlem’den Kipur, Şemot, Vayikra, El Gid Para El Pratikante kitaplarından ve www.sevivon.com, www.chabad.org, www.aish.com sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır. Yazıda konu ile ilgili araştırılıp bulunabilecek sayısız yorumdan sadece bazıları ifade edilmiştir.
Toplumların farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için özel günler ve uygulamalar hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, toplumların kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.
*Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.