1985’in mayıs ayı başında, Hayarkon Parkı’nın geniş alanına yayılan coşkulu bir kalabalık, dönemin en popüler topluluklarından birinin görkemli açık hava konserine şahitlik ediyordu. Üstelik, İngiliz topluluk Dire Straits ünlerini doruğa taşıyacak olan albümleri ‘Brothers in Arms’ı yeni çıkarmıştı. Bu albümün tanıtımını yapmak için çıktıkları, tam 230 konserden oluşacak dünya turnesinin henüz başında, ikinci durağındaydılar. Daha önce hiç görmediğim mükemmel ses düzenini elde edebilmek için, ciddi bir lojistik gerektiren büyük bir uçak dolusu ekipmanla dolaştıkları söyleniyordu. Davul ve bas gitarın dinleyicinin içine işleyen agresif tempolu ritmi sonrası gelen Marc Knopfler’in ilk gitar solosu ve ortaya çıkan güçlü tınıların açık mekâna hakimiyeti, konseri unutulmazlar arasında ön sıraya koymaya yetmişti.

Marc Knopfler, ilk üne kavuştuğu gençlik yıllarında gitarıyla
Özellikle seksenli yılların gözde topluluğu Dire Straits, 1977-1995 yılları arasında altı albüm yayınladı. Topluluğun lideri, gitarist, besteci, söz yazarı ve vokalist Marc Knopfler, kardeşi gitarist David Knopfler ile birlikte çocukluktan itibaren müziğe ilgi duydu. Knopfler Kardeşler, İngiliz öğretmen bir annenin, Macar kökenli Yahudi mimar bir babanın çocukları olarak Glasgow’da dünyaya geldi. Çocukluklarını Newcastle kentinde geçirdiler. Yıllar sonra Marc, babasını agnostik bir Marksist olarak niteleyecekti. Marc bir yandan çeşitli gruplarda küçük bar ve salonlarda çalarken, aynı zamanda üniversiteyi bitirdi, gazetecilik ve öğretmenlik yaptı.
Bir gece arkadaşlarıyla birlikte spontane müzik yapmaya niyetlendiler. Ancak o anda etrafta sadece sapı deforme olmuş ve ekstra hafif telleri olan kötü durumda bir gitar vardı. Marc gitarı pena kullanmaksızın, parmakları ve baş parmağıyla tellerini çekerek çalmak zorunda kaldı. Bu zorunlu tesadüf sayesinde, finger-picking gitar çalma tekniğini keşfetti. Böylece sıcak, müziği kavrayıcı ve ifadesini güçlendiren kendine has bir ton yakaladı.
Londra’ya taşındığında, kardeşi David ve bas gitarist John Illsley ile aynı daireyi paylaştı. John ve Marc iyi anlaşınca, üçlü bir süre sonra birlikte müzik yapmaya başladı. Finansal zorluklar yaşadıklarından, dairenin masraflarını karşılamakta dahi zorlanıyorlardı. Bu durumdan esinlenerek topluluklarına ‘Dire Straits’ adını verdiler.

John Illsley ve Marc Knopfler bir konserde
Grubun tanınması ve yükselişi
Dire Straits’in ani ve müthiş bir sıçrama yapmasına garip bir rastlantı yol açtı. Marc yağmurlu ve kasvetli bir akşam, güney Londra’daki küçük ve boş bir pub’da isimsiz bir caz topluluğunu dinlemeye gitti. Yetenekleri kısıtlı, sürekli aynı kalıplarda çalan iddiasız bu topluluk, konserin sonunda kendilerini ‘Sultans of Swing’ olarak tanıttı. Hırpani görünümlü müzisyenlerin ürettikleri sıradan müziğe karşın, yaptıkları işe adanmışlıkları ve kendilerini üst düzey nitelemeleri arasındaki tezat Marc’a ilham kaynağı oldu. Bu konu üzerine bestelediği ve sözlerini yazdığı parça, başta kendisi ve arkadaşlarınca sıkıcı ve silik bulundu. Ancak, tasarruf edip zorlukla edindiği ilk Fender Stratocaster gitarıyla eklediği akıcı akorlar sayesinde, parça birden çekici hale geldi. Topluluk, ‘Sultans of Swing’in içinde olduğu beş parçalık kaydı BBC Radyosu’nun DJ’i Charlie Gillett’e ulaştırarak, başarıya giden yolda değerli bir fırsat yakaladı. Parçayı beğenen Gillett, kaydı sürekli radyoda çalarak tanıtımını yaptı, müzik dünyasının ilgi duymasını sağladı. Bu sayede bir plak şirketiyle anlaşan topluluk, 1978 yılında geliştirilmiş bir kayıtla ‘Dire Straits’ adlı albümü yayınladı. Albüm başta İngiltere’de çok sükse yapmadı. Ancak, önce Hollanda’da, sonra Amerika’da üne kavuşunca, Britanya’da da aniden ‘hit’ oldu. ‘Sultans of Swing’, Dire Straits’in imza parçasına dönüştü. Hele, parçanın 1984 yılında çıkan canlı ‘Alchemy’ albümündeki 11 dakikalık versiyonunun sonundaki 6 dakikalık gitar solosu, Marc Knopfler’in hünerlerini ayan beyan gösteren bir rock zirvesidir.
“Bu benim soruşturmam”
Dire Straits’in müziği, dönemin gençliğini cezbetti. Blues, rock, folk ve caz müziğinin başarıyla harmanlanmasıyla popüler müziğin çok üzerinde bir seviye yakalarken, caz ve progressive rock’a kıyasla daha kolay dinlenen ve benimsenen özgün bir stil yaratarak geniş bir kitleye ulaşabildiler.
‘Sultans of Swing’ kadar ünlü olmamakla birlikte, zengin dokusu ve gizemiyle listemin tepesindeki favori Dire Straits parçası ise ‘Private Investigations’.
Eserin sözleri dokunaklıdır ve verilmek istenen mesaj değişik şekilde yorumlanabilir. Hatta daha ileri giderek hayat üzerine felsefe yapılabilir. Özel bir detektifin, para karşılığı üstlendiği görevini profesyonelce yerine getirmeye çalışmasından bahseder. Anlatıcı bir yandan özel soruşturma olan mesleğini sürdürürken, aynı zamanda “Bu benim soruşturmamdır” diyerek kişisel bir konu olduğunu ima eder. Marc Knopfler burada, Amerikan yazar Raymond Chandler’in romanlarında yarattığı özel detektif Philip Marlowe karakterinden esinlenmiş. Fakat sözlere odaklanmak veya anlamak zorunlu değildir. Sadece müzik dahi, duygu yoğun anlatımıyla kişiye özel bir mesaj iletir. Parçanın yalın vokal stili, enstrümanların çalınma şekli ve aralarında paslaşmaları son derece uyumludur. Gizem ve hüzünden, isyan ve atağa geçiş mükemmeldir. Naçizane bir uyarı: Başlangıç bölümü kasıtlı olarak yavaş ve karanlıktır. Başlangıç sözleri sanki bir şarkı değildir, adeta mesleğini icra eden bir kişinin sabit olgulara dayanan somut raporunu fısıldaması gibidir. İlk dinlemede aşırı sakin ve tekdüze gelebilir. Zaten, sanatçının vurguladığı kontrast buradadır. Synthesizer başlangıcı üzerine, gitar ve piyano kısa bir çıkış yapar, üzerine akustik gitar birkaç zarif cümle sıralar, ardından Marc Knopfler’in bahsettiğim mısraları piyano eşliğinde devreye girer. “What have you got at the end of the day?” ile tempo usulca artar, bu kez Marc’ın sakin ama bestenin melodik yönünü destekleyen gitarı devreye girer. Detektifin görev icabı takip ettiği kişilerin kötü dürtüleri, bu kişilerin savunma olarak ileri sürdükleri manipülatif gerekçelerle gerçeği çarpıtmaya çalışmaları, eriyen ahlaki değerler, anlatıcıyı bunalıma sürükler. En çarpıcı sözler, özel soruşturmaları yürütme sürecinde açılan yaraların telafisinin olmayıp hayat boyu iyileşmemesidir. Yalın ve güçlü bas cümleleri üzerine marimba eşliğindeki Marc’ın yönlendirdiği gitar yürüyüşlerinin ve davulun ani tek dokunuşlarının gerilimi yaratması enfestir. Son bölümde, piyano, gitar ve davulun atışmasıyla kotarılan sürpriz bir patlama isyanı simgeler ve parça sonlanır.
Sonuçta, anlatıcının karşılaştığı yalan ve aldatmalar, taraf olmayıp sadece gözlem yapmasına rağmen kendi dünyasına olumsuz yansımış ve iç hesaplaşmaya dönüşmüştür. Sözler algılandığında, müziğin derinlikli notaları üzerine yaşanmışlıkların, pişmanlıkların üzerinden geçilmesi eklenir. Odaklanmış dinleyiciyi kendisiyle baş başa bırakır. Parça sonlandığında, rahatlama ve arınma hissi üstün gelir.
Tüm bu hisleri müzik ve sözlerle artık klasikleşmiş tek bir eserde yansıtabilmek, ancak her yönüyle usta bir sanatçının işi olmalı!
KAYNAKÇA:
SEÇKİ:

Link’e ulaşmak için: MY_40_260826_Private Investigations - playlist by Sami Asa Müzikle Yolculuklar | Spotify