“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•“Bu kişinin yaptığı iş doğru mu?” sorusundan çıkıp, “Bu kişi Yahudi, demek ki olanların arkasında Yahudiler var” noktasına geldiğiniz anda siyasi analiz bitmiş, antisemit komplo teorisi başlamıştır. Ve insanlık bu cümlenin nereye gittiğini çok iyi biliyor. Antisemitizmin tarih boyunca kullandığı mekanizma şaşırtıcı biçimde aynıdır. Ekonomide bir sorun olur, arkasında Yahudiler aranır. Kültür değişir, Yahudiler aranır. Medya değişir, Yahudiler aranır. Ahlak değişir, Yahudiler aranır. Savaş çıkar, Yahudiler aranır. Bir müzik grubu fazla açık giyinir, yine Yahudiler aranır. Bu artık düşünmek değildir. Bu, düşünmenin yerine bir düşman koymaktır. Ve evet, bunun zihinsel yapısı faşizandır. Dr. Ferhat Atik – www.kibrispostasi.com

İzak BARON Diğer
19 Ağustos 2026 Çarşamba
  • İSRAİL, TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SEÇİMİNE GİDİYOR: KİLİT ARAP PARTİLERDE – EMİN ARSLAN

Özellikle tartışmalı olan toplumsal konu, laik İsrailliler ile hızla büyüyen ultra-Ortodoks nüfus arasındaki ilişkiler. Mevcut Knesset'in son haftaları, büyük ölçüde yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğü pahasına yürütme gücünü genişletmeyi amaçlayan tartışmalı yasaların hızla yürürlüğe girmesiyle geçti.

En tartışmalı konu ise, ultra-Ortodoks erkeklerin zorunlu askerlik hizmetinden muafiyetlerini sağlamlaştırmayı amaçlayan yasa tasarısı. Ekim 2023'ten bu yana zorunlu askerlik hizmetini tamamlamış veya yüzlerce gün yedek askerlik yapmış İsrailliler için bu muafiyetler kabul edilemez bir kırmızı çizgi.

Yaşlanan, siyasi olarak zayıflayan Netanyahu'nun, bir veya daha fazla cephede gerilimi tırmandırarak yeniden ulusal acil durum ilan edebileceği endişesi de muhalif İsrailliler tarafından dillendiriliyor.

İsrail, yıllarca süren felç ve derinleşen bölünmenin ardından acil bir siyasi yenilenmeye ihtiyaç duyuyor. Ancak önümüzdeki ayların, ülkenin tarihindeki en zehirli ve acı seçim kampanyalarından birine tanık olması muhtemel.

Tamamı : https://www.haberturk.com/dunya/israil-tarihinin-en-onemli-secimine-gidiyor-kilit-arap-partilerde-3904550

 

  • Tuğçe Ersoy-Ceylan@TugceErsoyTugce

Bir de not düşmek isterim İsrail’deki 27 Ekim seçimi hakkında. Gözlemleyebildiğim kadarıyla bu seçimdeki aktörler arasında mücadele güçlü devlet mi zayıf devlet mi değil, devlet gücünün hangi normatif ve kurumsal biçimde kullanılacağı üzerine geçiyor. Bu önemli çünkü yargı reformu protestoları, askerlik meselesi,7 Ekim.. bunların hepsi bir kesim için devletin aşınmasının göstergeleri veya neticeleri. Bu sebeple tabandan gelen talep tabiri caizse devleti kurtarmak. Öne çıkan yeni sağ oluşumlar da, Eisenkot ve Bennet de buna vurgu yapıyor.

https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2087799684068753826

 

  • Kenan Çamurcu@Kenancamurcu

Axios’un haberine göre Trump, anketlerdeki düşük performansı nedeniyle İsrail Başbakanı'nın yeniden seçim kampanyasına destek vermekten kaçınıyor. Trump, Netanyahu için "Kendi kendisinin en büyük düşmanı" demiş.

Netanyahu'nun danışmanları ise Trump'ın desteğini alabilmek için ona seçimi kazanacaklarını söylemiş.

Zman Yisrael tarafından yapılanlar da dahil olmak üzere anketlerin çoğu, Netanyahu’nun Likud Partisi’nin ana rakibi Yaşar Partisi Lideri Gadi Eisenkot ile başa baş gittiğini veya son dönemde onun gerisine düştüğünü gösteriyor.

Anketler ayrıca Netanyahu’nun koalisyon bloğunun 120 sandalyeli Knesset’te yaklaşık 50 sandalyeye gerilediğini ve Eisenkot’un hükümet kurmak için daha iyi bir konumda göründüğünü ortaya koyuyor.

Trump’ın yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu’ya neden destek vermediği konusunu inceleyen Axios, İsrail Başbakanı’nın anketlerdeki zayıf performansının, başkanın şimdiye kadar böyle bir adım atmaktan kaçınmasının nedenlerinden biri olduğunu doğrulamış.

İki üst düzey yetkiliye dayandırılan haberde, ABD Başkanı’nın İsrail Başbakanı’nı kişisel olarak sevmesine rağmen, son zamanlarda özellikle İran, Lübnan ve Gazze ile ilgili bazı politika ve kararlarından rahatsızlık duyduğu belirtiliyor.

Trump'la yakın zamanda konuşan iki kişiye göre Trump, Netanyahu hakkında “Bibi kendi kendisinin en büyük düşmanı” ifadelerini kullanmış.

Pazar günü Netanyahu, haftalık kabine toplantısında İsrail’in Gazze’nin silahsızlandırılmasına yönelik Barış Kurulu (Board of Peace) yol haritasını reddettiğini açıklamış ve Trump’ın Şerit ile ilgili vizyonunu kabul ettiği yönündeki iddialara karşı çıkmış.

Habere göre Netanyahu kabineye, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) “gerçek bir silahsızlanma” süreci olmadan geri çekilmeyeceğini söylemiş.

Hem Gazze hem de İran konusunda Trump’a karşı durduklarını söylemiş Netanyahu. İsrail’in “gerektiğinde en iyi dostlarına karşı bile duruşunu korumayı bildiğini” özellikle vurgulamış.

https://x.com/Kenancamurcu/status/2088562592570601768

 

  • İSRAİL’İN LATİN AMERİKA’DAKİ AŞIRI SAĞLA YAKINLAŞMASI: NEDENLERİ VE OLASI SONUÇLARI - MUSTAFA MANSUR

İsrail, Latin Amerika’daki aşırı sağ hükûmetlerle yakınlaşması sonucunda siyasi, ekonomik, güvenlik ve askerî alanlarda birtakım kazanımlar elde etmiş olsa da aynı ülkelerde İsrail karşıtı faaliyetlerle de karşı karşıya kalıyor.

Bu faaliyetler yalnızca İsrail’le ittifak kurmayan ülkelerde değil, İsrail’le yakın ilişki içindeki Latin Amerika ülkelerinde de görülüyor. İsrail tarafına göre bu durum bölgedeki Yahudi toplumlarını da olumsuz etkiliyor.

İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığının Araştırma ve Dış İlişkiler Birimi tarafından Haziran 2026’da yayımlanan bir raporda da bu faaliyetler mercek altına alındı.

Raporda Şili, Brezilya, Kolombiya, Peru, Arjantin ve Meksika gibi ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri, Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar Hareketi’nin (BDS) yürüttüğü kampanyalar ve bunların kamuoyu ile karar vericiler üzerindeki etkisi inceleniyor.

Raporda ayrıca bu kuruluşlardan bazılarının Hizbullah, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ve Hamas ile muhtemel bağlantıları olduğu öne sürülüyor.

Söz konusu rapor, özellikle İsrail’in Demir Kılıçlar Savaşı olarak adlandırdığı süreçte Latin Amerika’daki sivil toplum örgütlerinin İsrail’i gayrimeşru göstermeye yönelik faaliyetlerini analiz ediyor.

Çalışma, açık kaynaklar ve sosyal medya ağlarının incelenmesine dayanıyor.

Raporda bu örgütlerin çalışma yöntemlerini ve faaliyetlerinin İsrail devletinin güvenliği ile Yahudi diasporası üzerindeki etkisini anlamanın amaçlandığı belirtiliyor.

Bu doğrultuda çalışma, Şili, Brezilya, Kolombiya ve Peru gibi geniş Filistinli toplulukların yaşadığı ülkelerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına odaklanıyor.

Aynı zamanda Arjantin ve Meksika gibi Filistinli nüfusun daha sınırlı olduğu ülkelerdeki kuruluşlar da inceleniyor.

Rapora göre İsrail, 20. yüzyılın ortalarından bu yana bölgedeki birçok ülkeyle geliştirdiği tarihî diplomatik, ekonomik ve stratejik ilişkilere rağmen son yıllarda Latin Amerika’da kendisine yönelik gayrimeşrulaştırma faaliyetlerinin giderek arttığı bir süreçle karşı karşıya.

Tamamı : https://www.fokusplus.com/odak/israilin-latin-amerikadaki-asiri-sagla-yakinlasmasi-nedenleri-ve-olasi-sonuclari

 

  • SEÇİM YAKLAŞIRKEN NETANYAHU SAVAŞTA – MEL GURTOV

İlk bakışta, Ekim 2023 felaketi, Netanyahu’nun yolsuzluk davası ve aşırı dindarların (Haredim) askerlik yapıp yapmaması gerektiğine ilişkin uzun süredir devam eden mesele göz önüne alındığında Netanyahu’nun pek şansı yokmuş gibi görünebilir. Ancak Netanyahu, ne olursa olsun, ayakta kalmayı bilen biridir; İSK’nın Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki faaliyetleri de kendisini ulusal güvenliğin vazgeçilmez koruyucusu olarak göstermesine imkân veriyor.

David Remnick’in 3 Ağustos’ta İsrail’den The New Yorker için kaleme aldığı yazıda belirttiği gibi, Netanyahu “korku üzerinden oynamayı iyi biliyor ve kendisini İsraillileri güvende tutacak kadar acımasız tek adam olarak gösterdi.” Ekim 2023 felaketinin öteki yüzü ise birçok İsrailli için bütün Filistinlilerin katile dönüşmüş olması. Remnick’in aktardığı bir İsrailli gazeteciye göre Netanyahu, “Araplar İsrail’in bölge üzerindeki hâkimiyetini kabul etmedikçe onlara karşı köklü bir kuşkuyu temsil ediyor.”

Netanyahu’nun en olası halefi olan Eisenkot, farklı fikirlere sahip biri olmaktan ziyade “Bibi karşıtı” olarak tanımlanıyor. Örneğin Eisenkot iki devletli çözümü savunmuyor ve kendi oğlunu da kaybettiği Ekim 2023 Hamas saldırısına Netanyahu’nun verdiği gecikmiş ancak ölümcül yanıtı eleştirmiyor. Eisenkot daha çok ulusal birliği yeniden kurmaya, dürüstlüğüyle kazandığı itibara güvenmeye ve İsrail’i Netanyahu’nun İran’la çatışmayı sürdürme kararlılığından kurtarmaya odaklanmış görünüyor.

David Remnick, Netanyahu’nun zaferinin anahtarının Trump’ın elinde olduğuna inanıyor. Şimdilik bu Netanyahu açısından iyi bir haber değil; çünkü Trump’ın Bibi’yi İran’la savaşa ilişkin bir uzlaşmanın önünde engel olarak gördüğü açık. Ancak Trump’ın ne yapacağı belli olmaz. Remnick’in yazdığı gibi, “Yine de bildiği şeytanı tercih edebilir.”

Tamamı : https://kritikbakis.com/secim-yaklasirken-netanyahu-savasta/

 

  • UZMANLARA GÖRE, İSRAİL "SONSUZ SAVAŞ" STRATEJİSİYLE ABD'YLE İLİŞKİLERİ "EN SIKINTILI DÖNEMDEN" GEÇİYOR – ÇAĞRI KOÇAK

Ben-Ephraim, "Netanyahu'ya muhalefet edenler uyumlu bir şekilde birlikte çalışamıyor. Bunun sebebi açıkça söylemek gerekirse ırkçılık. İki büyük Arap partisi var. Biri 6 milletvekili, diğeri ise 5 milletvekili çıkaracak gibi görünüyor. Bu iki parti birlikte, muhalefetin ihtiyacı olan 60 sandalyenin (hatta muhtemelen 70 sandalyenin) üzerine çıkmasını kolaylıkla sağlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail siyasetinde Netanyahu'nun bu durumda "akıllıca bir hamle yaptığını" ifade eden Ben-Ephraim, "Kendi tarafına geçeceğini düşündüğü partilerin önünü açıyor. Eski Likud üyesi Gilad Erdan gibi isimlerin, Netanyahu'dan hayal kırıklığına uğramış seçmenlerin oyunu alabilecek kendi partilerini kurmalarını sağlıyor. Bu isimler, Netanyahu kendilerine bir teklifte bulunursa büyük ihtimalle onunla masaya oturacaklar." şeklinde konuştu.

İsrail'in bölgedeki "sonsuz savaş" stratejisine değinen Ben-Ephraim, Tel Aviv yönetiminin normalleşme fırsatlarını heba ettiğini ve İran'a karşı açılan savaşla "ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü zayıflattığı" değerlendirmesini yaptı.

Tamamı : https://www.aa.com.tr/tr/dunya/uzmanlara-gore-israil-sonsuz-savas-stratejisiyle-abdyle-iliskileri-en-sikintili-donemden-geciyor/4026105

 

  • ESAS TEHLİKE MANİFEST DEĞİL - DR. FERHAT ATİK

Son günlerde Manifest hakkında kurulan söylemin tam da bu noktaya geldiğini görüyoruz. Sosyal medyada ve bazı yayınlarda grubun arkasında “Siyonizm” bulunduğu, grubun bir “Yahudi projesi” olduğu iddia edilmeye başlandı. Hatta yapılması planlanan belgeselin yapım bağlantılarındaki kişilerin kimliklerinden hareketle “Siyonist proje” anlatıları üretildi.

İşte burada durmak gerekiyor.

Çünkü bu artık Manifest tartışması değildir.

Bu, antisemitizmdir.

İsrail devletinin politikalarını eleştirmek antisemitizm değildir. İsrail hükümetini eleştirmek antisemitizm değildir. Netanyahu’yu eleştirmek antisemitizm değildir. Siyonizmi siyasi ve tarihsel bir ideoloji olarak tartışmak da antisemitizm değildir.

Ben de İsrail’in herhangi bir politikasını gerektiğinde sonuna kadar eleştiririm.

Ama beğenmediğiniz bir kültürel olgunun arkasında bir Yahudi gördüğünüz anda, o insanın Yahudiliğini söz konusu olgunun açıklamasına dönüştürüyorsanız başka bir alana geçmişsinizdir.

“Bu kişinin yaptığı iş doğru mu?” sorusundan çıkıp,

“Bu kişi Yahudi, demek ki olanların arkasında Yahudiler var” noktasına geldiğiniz anda siyasi analiz bitmiş, antisemit komplo teorisi başlamıştır.

Ve insanlık bu cümlenin nereye gittiğini çok iyi biliyor.

Antisemitizmin tarih boyunca kullandığı mekanizma şaşırtıcı biçimde aynıdır. Ekonomide bir sorun olur, arkasında Yahudiler aranır. Kültür değişir, Yahudiler aranır. Medya değişir, Yahudiler aranır. Ahlak değişir, Yahudiler aranır. Savaş çıkar, Yahudiler aranır. Bir müzik grubu fazla açık giyinir, yine Yahudiler aranır.

Bu artık düşünmek değildir.

Bu, düşünmenin yerine bir düşman koymaktır.

Ve evet, bunun zihinsel yapısı faşizandır.

Çünkü faşizan düşünce bireyi birey olarak görmez. İnsanları kimliklerinin içine hapseder. Bir kişinin yaptığı şeyi bütün bir halka yükler; bütün bir halkı da tek bir iradeye sahip gizli bir organizma gibi hayal eder.

Yahudi artık komşunuz değildir.

Doktorunuz değildir.

Öğretmeniniz değildir.

Müzisyen değildir.

Yazar değildir.

Çocuk değildir.

Anne değildir.

Baba değildir.

Bir anda görünmeyen, her şeyi yöneten karanlık bir güce dönüştürülür.

Antisemitizmin en zehirli tarafı tam da budur.

Üstelik bugün bunu yapmak Filistinlilere de hiçbir yarar sağlamıyor. Gazze’de yaşananları konuşmak istiyorsanız Gazze’yi konuşun. İsrail hükümetinin politikalarını konuşmak istiyorsanız onları konuşun. Uluslararası hukuku, sivillerin ölümünü, insan haklarını konuşun.

Ama bir Türk müzik grubunun sahne kıyafetinden “Yahudi projesi” çıkarmanın Filistin’de yaşayan tek bir çocuğa dahi faydası yoktur.

Tam tersine haklı bir siyasi eleştiriyi, ırkçı ve dinsel bir önyargının içine gömerek itibarsızlaştırır.

Burada ayrıca başka bir manipülasyonu da görmek gerekiyor.

Toplumları yönetmenin en eski yöntemlerinden biri karmaşık sorunlara basit düşmanlar vermektir.

Gençlerin kültürel dünyası neden değişiyor?

Küreselleşme var.

Dijital platformlar var.

TikTok var.

Instagram var.

K-pop var.

Amerikan pop endüstrisi var.

Algoritmalar var.

Milyarlarca dolarlık küresel eğlence ekonomisi var.

Türkiye’nin kendi kültür politikalarının eksiklikleri var.

Ailelerin çocuklarıyla kurduğu ilişkinin dönüşümü var.

Eğitim sistemi var.

Tüketim kültürü var.

Bunların hepsini anlamak zordur.

Ama “Yahudiler yaptı” demek çok kolaydır.

Komplo teorisinin konforu tam da buradadır: İnsanı düşünmenin zahmetinden kurtarır.

O nedenle Manifest olayında beni en çok rahatsız eden şey ne sahne kıyafetleri ne de dans figürleridir.

Beni rahatsız eden, konuşmayı giderek kaybetmemizdir.

Ya alkışlamak zorundayız ya nefret etmek.

Ya tarafındayız ya düşmanıyız.

Ya “ahlaksız” diyoruz ya “özgürlük kahramanı.”

Oysa medeni toplum tam da bu iki uç arasındaki büyük alanda yaşar.

Ben Manifest’in temsil ettiği bazı kültürel kodları eleştiririm.

Ama o genç kadınların aşağılanmasına karşı çıkarım.

Bir performansı beğenmeyebilirim.

Ama yasaklama arzusuna karşı çıkarım.

İsrail hükümetini ağır biçimde eleştirebilirim.

Ama bir Yahudinin etnik ya da dinsel kimliğini suç delili gibi masaya koyduğunuz anda da onun yanında dururum.

Bunda hiçbir çelişki yoktur.

Tam tersine demokrasinin özü budur.

Çünkü özgürlük yalnızca bizim gibi yaşayanların özgürlüğünü savunmak değildir.

İnsan hakları yalnızca sevdiğimiz insanların hakkını savunmak değildir.

Ve ırkçılığa karşı olmak yalnızca bize yöneldiğinde ırkçılıktan rahatsız olmak hiç değildir.

Bugün Manifest’i eleştirebiliriz.

Yarın unutulur, başka bir grup gelir.

Ama toplum olarak her hoşlanmadığımız şeyin arkasında bir “Yahudi”, bir “dış güç”, bir “gizli proje” aramaya devam edersek kaybedeceğimiz şey bir müzik tartışmasından çok daha büyük olacaktır.

Çünkü bir toplumun kültürünü birkaç dans figürü yıkmaz.

Bir toplumu asıl çürüten şey, farklı olanı tartışmak yerine ona düşman olmayı öğrenmesidir.

Tamamı : https://www.kibrispostasi.com/c1-KIBRIS_POSTASI_GAZETESI/j229/a43522-esas-tehlike-manifest-degil

 

  • YAHUDİ KARŞITLIĞINA DAİR AKADEMİK BİR BAKIŞ AÇISI - SELEN ATASOY

Diyelim ki 1914 yılında, önümüzdeki yirmi yıl içinde hangi ülkenin bir Yahudi karşıtı histeri nöbetine kapılma ihtimalinin en yüksek olduğu sorulmuştu.

Cevap ne olurdu?

Otuz yıl kadar önce, faşizmin kökenleri ve Dreyfus Olayı üzerine yaptığı çalışmalarda, İsrailli fikir tarihçisi Zeev Sternhell bu ülke olarak Fransa’yı işaret etmişti. Süregelen pogromlar göz önüne alındığında, başkaları ise hiç şüphesiz Rusya’yı gösterirdi.

Berlinli tarihçi Götz Aly’ye göre, Almanların bu tür eylemlere yönelik potansiyelini, olaylar henüz gerçekleşmeden çok önce tespit etmek mümkündü.

Aly’nin tezi şudur: Ulus içinde kendi Yahudi nüfuslarına karşı saldırgan bir husumet uzun süredir mayalanmaktaydı; Hitler ve çevresindekiler ise yalnızca bu duyguyu radikalleştirmiş ve işin içine Yahudi mülküne duyulan açgözlülüğü katmışlardı.

Aly’ye göre bu düşmanlığın kökeninde esasen kıskançlık ve mitoloji yatıyordu. Eğitim ve mesleki kariyer açısından Alman Yahudileri, orantısız derecede başarılı vatandaşlardı. 1900 civarında, Hristiyanlara kıyasla *Abitur*’u (üniversiteye giriş hakkı sağlayan lise eğitimi) tamamlama olasılıkları on kat daha fazlaydı ve gelir düzeyleri de beş kat daha yüksekti.

Toplum sanayileşme, paraya dayalı ekonomiye geçiş, kentleşme ve bilimsel sorgulamanın yükselişi gibi süreçlerden geçerken, onlar genel olarak diğer pek çok Almandan daha başarılı bir uyum sergilediler.

Bu durum; Hristiyanlar, milliyetçiler, sosyalistler, çiftçiler ve öğrenci birlikleri üyeleri arasında Aly’nin etkileyici bir şekilde belgelediği— yaygın bir hoşnutsuzluğa yol açtı. Modernitenin bir dayatması olarak algılanan her şey kolaylıkla “Yahudi işi” olarak yaftalanıyordu; zira moderniteden en gözle görülür biçimde faydalananlar Yahudilerdi.

Pek çok Alman ise, bir topluluk olarak tasavvur ettikleri bir halkın birleşmesinin hayalini kuruyordu. Aly’ye göre, Almanların yaşam koşullarında tekdüzeliğe duydukları eğilim, antisemitizmde zehirli yüzünü açığa çıkarmaktadır. Aly, Nasyonal Sosyalizmi milliyetçilik ve sosyalizm olmak üzere kurucu unsurlarına başarıyla ayrıştırır ve her iki geleneğin de özünde yatan anti-liberalizmin, düşman imgesini nasıl sıklıkla Yahudi “yabancı”, “tefeci” ya da “köksüz entelektüel” figürleri etrafında inşa ettiğini gözler önüne serer.

Tamamı : https://www.turkishnews.com/2026/08/13/yahudi-karsitligina-dair-akademik-bir-bakis-acisi/

 

  • KIBRIS’TA ÖLDÜRÜLEN YAHUDİ MÜLTECİNİN KİMLİĞİ 78 YIL SONRA TESPİT EDİLDİ

Cyprus Mail’in haberine göre, İsrailli yetkililer, Mağusa’da yer alan Karaolos Esir Kampı’ndan kaçmaya çalışırken öldürülen Shlomo Haimson’un mezarının yaklaşık 80 yıl sonra Hayfa’da bir mezarlıkta olduğunun tespit edildiğini açıkladı. Kaynak: Kıbrıs’ta öldürülen Yahudi mültecinin kimliği 78 yıl sonra tespit edildi.

Tamamı :https://www.yeniduzen.com/kibrista-oldurulen-yahudi-multecinin-kimligi-78-yil-sonra-tespit-edildi-198318h.htm

 

  • önder kaya istanbul gezgini@onderkayaistan1

Balat. Osmanlı Devletinin son hahambaşısı Hayim Nahum Efendinin bir süre yaşadığı ev

https://x.com/onderkayaistan1/status/2088885336155803847

 

  • önder kaya istanbul gezgini@onderkayaistan1

Balat Yanbol sinagogunda bir devekuşu yumurtası. Süleymaniye başta olmak üzere pek çok camide de kullanılmıştır. Örümcek misali pek çok haşeratı uzak tuttuğuna inanılır

 

https://x.com/onderkayaistan1/status/2088550741124243865

 

  • RUMLARIN YAKTIĞI TURGUTLU’YU “YAKO AMCA” AYAĞA KALDIRDI

 

Manisa’nın Turgutlu ilçesi Osmanlı Devleti’nin son yıllarında sanayileşme hamlesiyle birlikte 4 farklı fabrikanın kurulduğu bir ekonomi merkezi olarak biliniyor. Bu fabrikalar da ne yazık ki Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan ordusunun işgali sonrasında kül edilen şehirle birlikte yok olmuş. Bunun üzerine Cumhuriyetin ilk yıllarında şehir tekrar inşa edildi. İlçede bulunan bin Yahudi’den biri olan ve bölgede yaşayan vatandaşlar arasında “Yako Amca” olarak bilinen iş insanı Yako Bencuya, beraberindeki 2 arkadaşı ile birlikte şehrin en büyük tesislerinden biri olan Kırkağaçlılar Un ve Çırçır Fabrikası’nı 1924 yılında faaliyete geçirerek ilçeyi ekonomik olarak ayağa kaldırmanın ilk adımlarını atttı.

Tamamı : https://www.manisamansetgazetesi.com/manisa-haberleri/rumlarin-yaktigi-turgutluyu-yako-amca-ayaga-kaldirdi/619641

 

  • YAHUDİNİN YEŞİL ERİK SOSLU GELİNCİĞİ LAZLARIN HORONU – TANER AY

Yeşil çakal eriği soslu gelincik balığına bayılırım. İstanbul’un Türk, Rum ve Ermeni nüfusu “Paragöz Yahudinin yemeği” diye suratlarını ekşitirlerdi de, hep onların müthiş bir lezzeti ıskaladıklarını düşünmüşümdür. Şimdi size yeşil çakal eriği soslu gelincik balığının malzemesini sayayım. Bir kilo gelincik balığı, yarım kilo yeşil çakal eriği, bir kahve fincanı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı toz şekeri ve az da tuz. Yeşil çakal eriklerini haşlayıp, soğuduktan sonra püre haline getirin. Derin bir tavada erik püresini yağ, şeker, tuz ve su ile karıştırarak kaynamaya bırakın. Kaynadı mı? O hâlde başları ve kılçıkları alınmış gelincik balıklarını kaynamış sosun içine dizip tavanın da kapağını sıkıca kapatın. Sadece on dakika bekleyeceksiniz. Yanına da Karacabey kırmızı soğanıyla bir şişe buz gibi Coca-Cola çıkarırsanız, tadına doyum olmayacaktır. Bizim Suâdiye’nin Yahudilerinin bu yemeğe “Gaya kon avramila” dedikleri aklımda. Çok uzun yıllardır Marmara’dan artık gelincik balığı çıkmıyor, genç Yahudilerin ise mutfak kültürleri yok.

Üç üst binâmızdan Seferad Yahudisi Çela ablamızın mutfakta kocasına yeşil çakal eriği soslu gelincik balığı hazırladığını görüyorum. Balık kokusuna bir de şarkı tutturmuş ki, lisânını anlamasam bile sesinin karakterinden hüzünlenmemem mümkün değil. “Los bilbilicos cantan / Con sospiros de amor / estan en tu poder / Mi neshama, mi ventura / La rosa enflorese / En el mes de mai / Mi neshama s’escurese / Sufriendo del amor”.

https://www.karar.com/yazarlar/taneray1/yahudinin-yesil-erik-soslu-gelincigi-lazlarin-horonu-1608818

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün