•ABD–İsrail ilişkilerinin öngörülebilir geleceği, dramatik bir kopuştan çok daha uzun ve zorlayıcı bir yeniden pazarlık sürecidir. 27 Ekim seçimleri İsrail´in siyasi yönünü, Kasım 2026 Kongre seçimleri Amerikan desteğinin sınırlarını, 2028 yardım müzakereleri ilişkinin kurumsal yapısını ve Kasım 2028 Amerikan başkanlık seçimi ise Washington´ın stratejik yaklaşımını belirleyecek. •İsrail´de lider değişikliği politika değişikliğiyle desteklenirse ve Amerikan desteği açık siyasi hedeflere bağlanırsa, ittifakın aşınan toplumsal zemini kısmen onarılabilir. Aksi durumda,güvenlik, teknoloji ve istihbarat bağları varlığını sürdürürken ilişkinin Amerikan kamuoyundaki meşruiyeti zayıflamaya devam edecektir. Bu nedenle özel ilişkinin sona ermesinden çok, onu uzun yıllar mümkün kılan otomatiklik ve koşulsuzluk döneminin geride kaldığından söz etmek daha isabetlidir. oTülin Daloğlu – https://www.tepav.org.tr/tr/haberler/s/11273
ABD Yahudi cemaatinden birçok kişinin gözünde bu tavırlar antisemitik klişeleri ve hükümetleri, finans dünyasını ve medyayı gizliden gizliye Yahudilerin kontrol ettiği yönündeki komplo teorilerini besliyor. Bazılarına göre AIPAC’a yönelik eleştiriler fazla ileri gidip kuruluşu şeytanlaştırıyor.
Mayıs ayında Politico’ya konuşan Yahudi kökenli Pennsylvania Valisi Josh Shapiro, “Bazıları AIPAC’ı kullanarak belli sesleri susturmaya, siyasette önemsenmemeleri veya kötü gözle bakılmaları gerektiğini söylemeye çalışıyor” demişti.
AIPAC Netanyahu’nun sesi olduğu yönündeki suçlamaları reddediyor. Kuruluşun sözcüsü Deryn Sousa, “Bizim işimiz bu değil. Amerikalı bir kuruluş olarak misyonumuz Amerika’da ABD-İsrail ilişkilerini güçlendiren ve genişleten politikaları ileriye taşımak” diyor.
Sousa’ya göre, “Her yaştan, her inançtan ve her siyasi partiye mensup yaklaşık 7 milyon Amerikalının AIPAC üyesi olmasının sebebi, partilerden bağımsız olarak ABD-İsrail ittifakına yönelik desteği güçlendirmek istemeleri.”
Ancak örgütün seçimleri etkileme çabalarına itirazlar giderek artıyor. New Jersey’in eski Temsilciler Meclisi üyesi olan ve yeniden seçilmek isteyen Tom Malinowski İsrail’i ılımlı biçimde eleştiren isimlerden biriydi. Bu yıl başlarında UDP Malinowski’nin seçimi kaybetmesi için 2.3 milyon dolar harcadı.
Neticede Malinowski ön seçimleri gerçekten kaybetti ancak AIPAC destekli adaylar da aynı kaderi paylaştı. Yarışı kazanan isimse İsrail’i Gazze’de “soykırım” yapmakla suçlayan ilerici Analilia Mejia oldu.
Sözcü Sousa bu seçim döneminde AIPAC’ın desteklediği adaylardan şu ana kadar 188 kişinin kazandığını, ayrıca “İsrail karşıtı 14 adayın yenilgisine katkıda bulunduklarını” söylüyor.
Sousa, “Bu yıl seçime giren İsrail yanlısı Demokratların ezici çoğunluğu galip geldi. En çok önem verdiğimiz politikalarda iki partiden de yoğun destek almaya devam edeceğimizden eminiz” diyor.
Ancak diğer lobi kuruluşları gibi AIPAC da zengin çıkar gruplarının ABD seçimlerinde oynadığı rol konusunda giderek artan şüphecilikten nasibini alıyor.
Columbia Üniversitesi Mesleki Çalışmalar Okulu’nda profesör olarak görev yapan Demokrat Parti New York Eyalet Örgütü eski Direktörü Basil Smikle’a göre, New York’ta Lander ile Goldman arasındaki ön seçim yarışı aslında “siyasetteki büyük paraya ilişkin referandum niteliğinde.”
Smikle, “Sadece İsrail yanlılarından değil kriptodan ve yapay zekadan gelen paralar da referanduma sunuluyor ve hepsine büyük tepki var” diyor.

Tamamı : https://gazeteoksijen.com/financial-times/amerikali-secmen-israil-lobisinden-bikti-mi-284970
2026-2028 dönemi, İsrail açısından stratejik beklentilerin yeniden tanımlanacağı bir geçiş süreci olacak. İsrail yönetimi, Amerikan desteğinin yıllık mali yardım ve silah tedariki temelinde sürmesini mi, yoksa ortak teknoloji geliştirme, birlikte üretim, siber güvenlik ve savunma sanayisi entegrasyonuna dayalı daha karşılıklı bir ortaklık modeline evrilmesini mi istediğini netleştirmek zorunda kalacak. Bu tercih, yalnızca yardımın miktarını değil, ilişkinin şeffaflığını,Amerikan Kongresi'nin denetim yetkisini ve İsrail'in operasyonel hareket alanını da etkileyecek.
Dolayısıyla 2028 mutabakatı, teknik bir finansman belgesinin ötesinde, iki ülkenin birbirlerinden ne beklediklerini yeniden tanımlayan siyasi bir sözleşmeye dönüşebilir. Amerikan Yahudi toplumunun bu dönüşüm içindeki konumu, ilişkinin toplumsal meşruiyeti açısından da ayrıca önem taşıyor. Amerikan Yahudilerinin İsrail’e tarihsel, duygusal veya kimliksel bir bağlılık hissetmeleri ile İsrail hükümetinin bütün politikalarını desteklemeleri arasında zorunlu bir ilişki yok. Nitekim Amerikan Yahudi toplumu, İsrail’e bağlılık, Netanyahu hükümetine yaklaşım, Filistin meselesi ve Amerikan askerî yardımının kapsamı gibi konularda giderek daha çoğulcu bir görünüm sergiliyor. Bu nedenle Amerikan Yahudilerinin karşı karşıya olduğu temel mesele, İsrail halkının güvenliğiyle dayanışmayı, Amerikan vatandaşlığının dayandığı liberal, demokratik ve hukuki ilkelerle nasıl bağdaştıracaklarıdır. Üstelik bu ilkelerin kendileri de bugün Amerikan siyasetinde ve toplumunda ciddi bir sorgulama ve aşınma sürecinden geçiyor.
Bu ayrım, yine de yükselen antisemitizmle mücadele bakımından da belirleyici. İsrail hükümetinin politikalarının eleştirilmesi ile Yahudilerin kimlikleri nedeniyle hedef alınması arasındaki sınırın açık biçimde korunması gerekir. Amerikan Yahudilerini İsrail’in bütün kararlarından topluca sorumlu tutmak veya İsrail’le bağları nedeniyle ABD’ye sadakatlerini sorgulamak, antisemitizmin tarihsel “çifte sadakat” kalıbını yeniden üretir. Buna karşılık,Yahudi kimliğini herhangi bir İsrail hükümetinin politikalarından ayıran, eşit vatandaşlığı ve demokratik ilkeleri öne çıkaran bir yaklaşım, antisemitizme karşı daha güçlü ve daha kapsayıcı bir toplumsal zemin oluşturabilir. İsrail hükümetinin eylemleri antisemitler tarafından araçsallaştırılabilir; ancak antisemitizmin sorumluluğu, devlet politikalarına ilişkin tartışmayı Yahudilere yönelik kolektif düşmanlığa dönüştürenlere aittir.
ABD–İsrail ilişkilerinin öngörülebilir geleceği, dramatik bir kopuştan çok daha uzun ve zorlayıcı bir yeniden pazarlık sürecidir. 27 Ekim seçimleri İsrail’in siyasi yönünü, Kasım 2026 Kongre seçimleri Amerikan desteğinin sınırlarını, 2028 yardım müzakereleri ilişkinin kurumsal yapısını ve Kasım 2028 Amerikan başkanlık seçimi ise Washington’ın stratejik yaklaşımını belirleyecek.
İsrail’de lider değişikliği politika değişikliğiyle desteklenirse ve Amerikan desteği açık siyasi hedeflere bağlanırsa, ittifakın aşınan toplumsal zemini kısmen onarılabilir. Aksi durumda,güvenlik, teknoloji ve istihbarat bağları varlığını sürdürürken ilişkinin Amerikan kamuoyundaki meşruiyeti zayıflamaya devam edecektir. Bu nedenle özel ilişkinin sona ermesinden çok, onu uzun yıllar mümkün kılan otomatiklik ve koşulsuzluk döneminin geride kaldığından söz etmek daha isabetlidir.
EKİM ayında İsrail’de genel seçimler yapılacak. Hali hazırda İsrail’i en aşırı sağcı koalisyon hükümeti yönetiyor. Batı Şeria’nın Yahudileştirme planında başı çekenlerden biri Netanyahu’nun aşırıcı koalisyon ortağı Bezalel Smotrich. İsrail’de parlamentoya girebilmek için yüzde 3.25’lik seçim barajı uygulanıyor.
Son anketlerde Netanyahu’nun Likud Partisi ile eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar Partisi başa baş bir yarış veriyor. Netanyahu’nun yoluna devam edebilmesi için hali hazırdaki koalisyon ortaklarının da sandıkta iyi bir performans göstermesi gerekiyor. Burada Smotrich’in Dini Siyonizm Partisi’nin barajı geçerek parlamentoya girmesi Netanyahu için önemli. Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırıların artmasında yerleşimci oylarını sağlamlaştırmaya yönelik de hesaplar olduğu yorumları yapılıyor.
Şimdi, zurnanın zırt dediği bu yerlerden yola çıkarak şu sonuçlara varmak mümkün görünüyor:
Bugün İsrail dahil batı siyasetinde ne bir Churchill var, ne De Gaulle, ne Brandt, ne Nixon, ne de hatta Reagan. Bu tür isimler geçen yüzyılın dönemeçlerinde az çok uzun dönemli stratejik kararlar almayı başardılar — bu kararlar iyi hesaplanmış stratejilere dayanıyordu ve o stratejiler de genel olarak başarıya ulaştı. Bugünse, ABD’nin başında narsist bir hödük, Fransa’nın başında zibidi bir banker, Britanya’nın başında başsızlık, Almanya’nın başında Rheinmetall şansöliyesi var. Bunların hiçbiri uzun vadeli stratejiler geliştirebilecek çap, kapasite ve entelektüel derinliğe sahip değiller. Dolayısıyla, bugünün stratejileri eklektik, şekilsiz; tutmazsa ayaküstü yenisi yazılır.
Tamamı : https://harici.com.tr/turkiye-ve-israil-iliskilerinin-gelecegi/
Neticede İsrail, 2006 Savaşı'nda icabında yüz yüze karşılaşmalar ve vuruşmalarla hasmını tanımaya çalışıyordu. 2024-2026 dönemindeki çatışmalarda ise buna ihtiyaç duymadı; bütün ileri ve dijital teknolojinin verilerini incelemek suretiyle Hizbullah'a dair ne varsa ele geçirip değerlendirmeye başladı. Bu malumatlara dayanılarak Hizbullah'ın gücünün kaynağı ve zayıf yanları ortaya çıkartılabiliyordu. Dolayısıyla son derece külfetli olabilecek kara operasyonu fikrine saplanmak yerine, İsrail üstün istihbarat ve askerî gücünü alabildiğine kullanmakta tereddüt etmedi.
Kısacası Hizbullah'ın gizli ve esnek güç taktiğini bırakıp geleneksel nizami kuvvetlerinkine benzeyen bir yapıya dönüşmesi, kendisine saldırı hamleleri düzenleme imkânını kazandırdı. Buna karşılık Hizbullah önder kadroları ile diğer militanlarını fiiliyatta görünür, ulaşılır ve irtibat kurulabilir bir yapıya dönüştürmüş oldu. İsrail de bu fırsatı kaçırmadı, 2006 Savaşı'ndaki başarısızlığını 2024/2025'te telafi etmekle kalmadı, Hizbullah'ın adeta kolunu kanadını kırmış oldu.
Sonuç olarak 2 hasım gücün 20 yıllık kavgasının bilançosunda Hizbullah şu anda daha kırılgan, güçsüz ve bitkin görünüyor. İsrail ise büyük darbeler almasına, şimdiye kadar yaşanmadığı ölçüde askerini kaybetmesine rağmen hâlâ çılgın savaş naralarının atıldığı, Nil'den Fırat'a kadar bölgeleri fethetmeyi arzulayan fanatiklerin çoğaldığı bir ülke konumundadır.
Yine de Ortadoğu'nun kaygan zemininde hiçbir denklem ve denge sabit ve ebedi değildir, olamaz da. Günü gelince her şey olmasa bile çok şey değişecekmiş duygusunu akılda tutmak şarttır.
İsrail seçim gündeminde önemli gelişmeler #1: Yoav Segalovitz 2.sıradan aday olmak şartıyla Arap Ra’am partisine geçiyor.Resmi duyuru ön seçimlerden (22 Ağustos) sonra yapılacak. Segalovich, Arap seçmen nezdinde en çok güven duyulan siyasetçi.Bu hamle Lapid’in bilgisi dahilinde.
Mansur Abbas açısından stratejik 1 hamle http://bu.Meşruiyet tartışmalarını esnetmiş,merkez-sol blokla koalisyon kurma ihtimalini kolaylaştırmış oluyor. partiyi İslamcı temsilden hükümette rol oynayabilecek daha geniş bir Yahudi-Arap yurttaşlık platformuna çeviriyor
https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2085235322275684365
İsrail seçim gündeminde önemli gelişmeler #2: Tropper-Hendel’in Beit Tzioni-Miluimnikim (Siyonist Evi-Yedek Askerler) partisi seçim kampanyasını resmen başlattı. Programda eşit hizmet yükümlülüğü,hayat pahalılığı,yerleşim,kuvvetler ayrılığı ve “yönetişimin geri getirilmesi” başlıkları var.Eisenkot’un kurumsallık vurgusuyla paralel.Baraj partisi mi olacak koalisyon anahtarı mı?Önemi burada.Yine küçük 1 partinin kingmaker olduğu bir senaryo izleyebiliriz.Ama baraj altında kalırsa da muhalefetten oy eksiltmiş olacak.
https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2085236994716631416
İsrail seçim gündeminde önemli gelişmeler #3: sağ basında gush ha-şlişi (üçüncü blok) rekabeti tartışmaları görünüyor. Yani 4-5 sandalyenin seçim sonucunu belirleyeceği.Erdan-Edelstein yeni sağ parti kurdu.Ofer Winter ve Benny Gantz da aynı sağ havuza (mamlakhti-yemani) yöneliyor bağımsız bir ideolojik bloktan çok,Bibi kampı ile muhalefet arasında duruyorlar. Önemi: bu partilerin toplam oy oranı değil. Oyların Netanyahu’yu dışlayan mı yoksa onunla koalisyona açık mı bir liste altında birleşeceği. İzleyelim.
https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2085239191621751191
İsrail seçim gündemi #4
Israel Hayom’un anketine göre tablo:
Likud: 23
Yashar, Gadi Eisenkot: 22
Beyahad, Bennett-Lapid: 13
Demokratlar: 10
Yisrael Beiteinu: 9
Otzma Yehudit: 9
Birleşik Tevrat Yahudiliği: 8
Şas: 7
Ra’am: 6
Dini Siyonizm: 4
Tropper-Hendel listesi: 4
ablo Likud ve Yashar’ın başabaş olduğunu,muhalefet içinde ibrenin Bennet’ten Eisenkot’a döndüğünü söylüyor. Tropper-Hendel’in baraj partisi olduğunu söylemiştim.Şu haliyle barajı geçiyor.Erdan-Edelstein ile 3.bloku kurarlarsa 8 sandalyeye ulaşabilirler.
Tropper-Hendel’in önceliği askerlik yasası,Erdan-Edelstein ise Haredim &Arap partilere bağımlı olmayan geniş merkez-sağ hükümeti savunuyor.Ancak bu 2 girişim aynı seçmen havuzuna seslenmekle beraber,Netanyahu konusunda farklılaşıyor.Bu fark koalisyon matematiğini etkileyebilir.
https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2085600713242005621
İsrail seçim gündemi #5:
Eisenkot Likud’un tabanı olan kalkınma kasabalarından seçmene ve Mizrahime ulaşabilme potansiyeli taşıdığından,ona karşı mücadele boyut değiştirmeye başladı. Artık masada sadece “kim daha güvenlikçi” tartışması yok.
Likud etnik köken,elitizm,temsil tartışmalarını da gündeme sokmaya başladı.“kim devlet için daha fedakar”, “kimin yaşam öyküsü bu fedakarlığı daha çok temsil ediyor”üzerinden retorik görebiliriz.7 Ekim,yolsuzluk davası vs derken Bibi bu retorikte Eisenkot’u geride bırakabilir mi
https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2085603184236503255
7 Ekim 2023’ten sonra ise Haredilerin askerlik hizmetinden muafiyetine yönelik itirazlar siyasi skalanın tümüne yayıldı. Merkez ve sol kesimlerin yanı sıra Avigdor Lieberman ve desteğini tekrar artıran Naftali Bennett’in de dahil olduğu sağ eğilimli muhalif liderler de artık söz konusu eşitsizliği daha fazla gündeme getirmeye başladı. Dahası Likud ve milliyetçi-dindar gruplar içinde de tepkiler artmaya başladı. Öte yandan, süreç boyunca ulusal güvenliğin ana aktörü olarak İsrail ordusunun personel eksikliğini tekraren dile getirmesi ile kurduğu kurumsal baskı da Netanyahu’nun kayıtsızlığı ile cevap bulmaya devam ediyor. Bu tepkilerin haklı gerekçelere dayandığını ifade etmek de zor değil. Zira Haredi yeşiva öğrencilerine tanınan askerlik muafiyeti, toplumsal eşitlik ilkesi ile çelişkili ve
seçici bir uygulama olarak devam ettirilmeye çalışılıyor.
27 Ekim'deki İsrail seçimlerine giden süreçte Knesset en hareketli dönemlerinden birini yaşadı. Tevrat Öğrenimi Temel Yasası oylamaları ise en şiddetli tartışmalara sahne oldu. Uzun süren tartışmaların ardından 13 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen Temel Yasa: Tevrat Öğrenimi , nüfusu ve siyasette ağırlığı hızla artan Haredi gruplarla 2023'ten beri devam eden savaşların yükünü üstlenen toplumun kalanı arasındaki ayrılığı belirginleştirdi. Zorunlu askerlik hizmetinden kaçanların tutuklanmasını önlemeye yönelik yasa tasarısı ve
yükseköğretimde lisansüstü düzeyde kadınların ve erkeklerin ayrı eğitim görebileceği programların önünü açan yasa tasarıları da Haredilerin seçim öncesi ve Knesset tatile girmeden önceki "legislative blitz" (yoğun yasama akını) esnasında koalisyon ortağı oldukları Netanyahu Hükümetinden aldıkları birer hediye oldu.
Bütün Trakya’ya ilaveten Çanakkale, Manisa ve Bursa geçmişte büyük Yahudi nüfusuna sahiptiler. Birkaç sinagog ve bir avuç ihtiyardan başka bir şey kalmadı geriye. Koca Bursa’da bile cemaat 60 kişiye düşmüş.

https://x.com/AliTirali/status/2084383595590778975
Geçtiğimiz hafta Koşer sertifikamızın yenilenmesiyle ilgili iki denetmen geldi;
Biri İstanbul’dan, diğeri İzmir’den, Hayim Bey ve Rafael Bey..
Biraz işin dışından da sohbet ettik.
Yılların birikimi tecrübemi söyledim; bizim yerli Yahudilerle ilgili hatıralarımı ve düşüncelerimi paylaştım kendileriyle.
Hangi dîne ve ırk’a mensup olursa olsun, bizden olan başka. Bunun bir çok örneği ve ispâtı var.
İşte #Çanakkale li Sabetay Kohen de onlardan biri;
Kohenler Hz. Yakup’un iki oğlundan biri olan Levi soyundan gelir ve Hz. Harun’a dayanır. Sonradan Kohen olunmaz. Burada noktalamazsam bu yazı çok uzar gider. Sizi Devrim Bey’in post’u ve fırından yeni çıkmış sımsıcak, çıtır çıtır ve leziz Fırıncı Kohen börekleriyle baş başa bırakıyorum.
https://x.com/akifhut/status/2084290433589408155
Geçen gün çok güzel bir Ladino atasözü öğrendim:
“La verdá va enriva, komo la azeite.”
Türkçesi: “Gerçek, zeytinyağı gibi üste çıkar.”
Dil bir yönüyle nesiller boyunca taşınan kültüre ve yaşam deneyimine ulaşmamızı da sağlıyor.
https://x.com/DritaEsadi2/status/2084987725153763675
Kaynak dil: İngilizce
1/ Córdoba'da şehrin en saygın tarihi figürlerinden biri ve Orta Çağ'ın en büyük Yahudi filozoflarından biri olan Maimonides heykeline bir Nazi swastika'sı çizilmiştir.
2/ Córdoba'nın tarihi Yahudi Mahallesi'nin kalbinde yer alan bu anıt, şehrin zengin Yahudi mirasının ve yüzyıllara dayanan ilim ve bir arada yaşama geleneğinin bir simgesi olarak varlığını sürdürmektedir.
3/ Bu anıtın tarihteki en nefret dolu sembollerden biriyle kirletilmesi, antisemitizmin yalnızca Yahudileri değil; aynı zamanda Yahudi tarihini, hafızasını ve kültürünü de hedef almaya devam ettiğini açıkça hatırlatmaktadır.

https://x.com/eurojewcong/status/2083933570490384582
20. yüzyılın başlarına kadar neredeyse hiçbir Yahudi, Masada efsanesinden haberdar değildi. Ancak bugün, Masada, modern İsrail devletinin ulusal mitolojisinin, askeri ethosunun ve kimlik inşasının merkezinde yer alan devasa bir sembol haline gelmiştir. Peki, yüzyıllar boyunca Yahudi hafızasında neredeyse hiç yer bulmamış bu antik kale olayı, nasıl oldu da modern Siyonist kimliğin ve askeri geleneklerin ilham kaynağına dönüştü? Bu sorunun cevabı, yalnızca antik bir trajediye değil; modern Siyonizmin geleneksel Yahudiliği dönüştürme biçimine, “Yakup’un sesi” ile “Esav’ın elleri” arasındaki o derin fikri çatışmaya dayanmaktadır.
…
Bugün Ortadoğu’yu ve İsrail devlet geleneğini anlamak için Ben-Gurion’un korkularına, kurucu babaların (Founding Fathers) zihin kodlarına ve Yigael Yadin’in “Esav’ın elleri” vurgusuna bakmak gerekir. Ben-Gurion’a vaktiyle söylenmiş olan “Cüceler de devlet kurabilir” (Gamadim yaholim lehakim medina) sözü, küçük bir azınlığın ideoloji, disiplin ve askeri güç birleşimiyle nasıl bir devlet aygıtı yarattığının özeti gibidir.
Bir ülkeyi ve toplumu gerçekten tanımak için onun dilini öğrenmek, kültürel etkinliklerine katılmak ve müze ve ören yerlerini gezmek gerekir. Bugün Ölü Deniz yakınlarındaki Yahudiye çölünde yükselen Masada Kalesi’ni veya Kral Herod’un Sezar’a nispetle inşa ettirdiği Kayserya (Caesarea) liman kentini ziyaret ettiğinizde, gördüğünüz şey yalnızca antik taşlar değildir. Orada gördüğünüz şey; anti-teziyle, trajedisiyle, dini tartışmalarıyla ve seküler ulus-devlet inşasıyla modern dünyayı şekillendiren tarihsel bir anlatının ta kendisidir.
https://politikaakademisi.org/2026/08/06/masada-efsanesinin-detayli-hikayesi/
Bu Yahudi yaşamını sürdürebilmek, İslamcı yönetimle zımni bir anlaşmayı gerektiriyor: Cemaat siyasetten uzak durduğu, İran’a sadık kaldığı ve İsrail’den uzak durduğu sürece geleneklerini özgürce yaşayabiliyor.
Uluslararası politikaları İsrail ve müttefiklerinin yanı sıra Yahudileri de hedef alan bir ülkede Gerami’nin jeopolitikten kaçınma yönündeki tutumu, onun sertlik yanlısı rejimin bir savunucusu olduğuna dair suçlamalara yol açtı.
Brüksel’de düzenlenen ve 18 ülkeyi kapsayan İslam Devletlerindeki Hahamlar İttifakı toplantısında konuşan Gerami, "Evet, bazen insanların benim hakkımda böyle şeyler söylediğini okuyorum ama benim hedefim diğer insanların ne söylediği değil. Ben dünyadaki hiç kimsenin elçisi değilim. Ben cemaatimin elçisiyim" ifadelerini kullanıyor.
