Ararım seni her yerde

Herkesin 2000 öncesi için hatırladığı bir hikâye, şarkı, yer, olay vardır. Kimileri “ceza sahası içinde Tanju vurdu ve gol işte”, kimileri walkman, kimileri Kral ve Ben, kimileri Adam Olacak Çocuk ile büyümüştür.

Cüneyt DİRİCAN Ekonomi
12 Ağustos 2026 Çarşamba

Herkesin 2000 öncesi için hatırladığı bir hikâye, şarkı, yer, olay vardır. Kimileri “ceza sahası içinde Tanju vurdu ve gol işte”, kimileri walkman, kimileri Kral ve Ben, kimileri Adam Olacak Çocuk ile büyümüştür.

Televizyon tek kanallı ve hatta siyah beyaz Necefli Maşrapa döneminde iken regülatörleri hatırlar, kimileri kaset bandı dolandığında kalemle sarmayı hatırlar. Sarma deyince modası geçmeyen en güzel şeylerden biri hâlâ. Moda demişken Kırıntı Fuat Abi’yi hatırlamayan var mıdır? Moda'da henüz havuz yokken Reks Sineması'nda zafer haftalı filmleri unutan var mı? Süreyya'da kapalı gişe oynayan Hollywood'un Hollywood olduğu avatarsız, yapay zekâsız film gibi filmler peki? Kristal Büfe'de caddede buluşmalar, Altıyol Boğa Heykeli'nde randevulaşmalar, hem ada vapuru da yandan çarklı, doy doy günlerinde Kral ve Ben'de pizzalar, o zamanlar sanayi tipi kutu pizzalar henüz gelmemiş, Spanish Burger sonrası Ali'de dondurma, Galata'da Bankalar Caddesi'nde bankaların olduğu günler, Interbank'ta bankacılık duayeni Massimo Carmelich, Beyoğlu'nda İnci, Rıhtım'da Baylan. Tahtakale'de Doğubank, henüz e-ticaret platformları yok tabii, Sultanhamam'da tekstil internetten beden ölçüsü almak yok tabii, Galata Köprüsü'nün yanında üç kofana 1 TL. Yeraltı Geçidi'nden Karaköy Rıhtımı'na, oradan baklava öncesi Liman Lokantası'na. Şimdi havuzu ile meşhur Karaköy Meydan'dan Salıpazarı'na doğru giderken Denizcilik İşletmeleri, Denizcilik Bankası Hastanesi, Denizyolları. Şimdi oralar Galataport oldu, Ceneviz surlarının yanındaki tersanenin orası da yine otel oldu. Şimdi kapandı Avusturya Hastanesi'nden aşağıya Kamondo Merdivenleri. Salıpazarı'nda ilk İMKB ve tahtaya üçgen atılan günler. Cep telefonu yok, limitli olan da sahra telsizi gibi kocaman. Brokerlere emirleri koşarak blotter ile götürme dönemi, kapanış bülteni Karaköy İskele'ye varana kadar taburelerde asimetrik enformasyon.

Kelebek Camı

Müzik setlerinde karışık kaset çekme dönemi. Sonra plakçılarda sipariş verme. O zamanlar müzik ve film platformları yok. Şimdi içerik yönetimi adı altında gerekli gereksiz, anlamlı anlamsız, mantıklı mantıksız bir sürü ulaşılabilir dosya. Nerede Rain Man, nerede Top Gun. Gerçi Tom Cruise hâlâ aynı. Biz büyüdük ve kirlendi dünya ama Tom Cruise influencer olsa kullandığı kolajenli gözaltı kremi valla yok satar, günde sekiz farklı marka ile işbirliği diye post girse valla 88 tanesi birden yok satar. Nazar değmesin Tom'umuza. Gırgır ve En Kahraman Rıdvan, seni unutmak mümkün mü? Ya mavi mavi gözleri boncuk mavi gülüm benim. O zaman batsın bu dünya. Bugün kafeleri ile Balat gibi meşhur Yeldeğirmeni denince akla gelen Saint Louis İlkokulu, Saint Louis denince tabii Beşiktaş, Anadolu Efes (Modaspor ve Kadıköyspor) ve Fenerbahçe'yi kuran Saint Joseph Lisesi. Takım oyunlarında Türkiye'ye getirdiği ilk dünya (voleybol liselerarası) şampiyonluğu. O zamanlar ortaokulu da var, iki sene hazırlık ve Malkoçoğlu'nu çizen rahmetli Ayhan Hoca. O sıralarda Ali Ulvi Elöve tarafından yazılan Dağ Başını Duman Almış. Caporal tütünlerinin son temsilcisi Frere Pierre Caporal. Balat denince bugün tarihe karışmış Or-Ahayim Hastanesi. Türkiye'deki tek gotik dünyadaki yekpare demirden kilise. Karaköy ve civarında Saint Benoit ve Saint Michel. Sevgili Arzova ve Sevgili Alkin'in okulları. Üç ekonomi yazarının da frankofon olması mı tesadüf yoksa genel yayın yönetmenimizin mi frankofon olması rastlantı. Selin'in mezun olduğu Boğaziçi Ekonomi’den kardeşimin sınıf arkadaşı çıkması peki. Selin sonralarda modaya ve teknoloji ile uzaya sardı. Hiç bu sayfaya takılmıyor. Banker Bilo'yu unutmak mümkün mü? Bitcoin gençliğine bir sor bakalım yaptık ama neden yaptık blok zincirini. Bu cümle “Satoshi yoksa!” diye polemik yaratmadan internet bankacılığı yok çünkü henüz internet yok olan yıllara geri dönelim. Şimdi cloud diyorlar. Yahu memory stick denilen meret yerine koca floppy disklere biz kazıyarak bit seviyesinde kayıt atardık.

Kelebek Camı: Diğer Taraf

Çikolata renkli müzik dünyamızda Hey ve Blue Jean dergileri vardı. Modern Talking, Depeche Mode, Pet Shop Boys, A-ha, Alphaville dinlerdik. Acid mi metal müzik diye kavgalar arasında Akmar Pasajı'ndan geçip postaneye kartpostal atmaya giderdik biz. Metallica And Justice For All diye adalet dağıtırken, Still Loving You ile ilk dansımızı yapan gençliktik biz. Reagan dönemi ekonomisini anlatan grevdeki liman işçisi Tommy ve lokantada garson Gina'nın ekonomik zorluklara dayanmasını anlatan Living on a Prayer şarkısında Tommy'nin aslında Johnny yani Jon Bon Jovi olduğunu bilmezdik o zamanlar. Moonwalker, Thriller ile kötünün kim olduğunu bilmediğimiz yıllardı onlar. Sir Elton John Nikita ile bağrımızı dağlarken, Freddie (Farroukh) şov devam etmeli diyordu. Slash baron şapkası ile Stairway to Heaven çaldığında mı daha etkileyiciydi yoksa Phantom of The Opera Masquerade mi? Bir Garip Orhan Veli'yi Müşfik Kenter'in sesi ile saatlerce sıkılmadan dinleyip ezberlemeyen var mıdır? Bruce Willis ile Mavi Ay dizisi. 

Mavi Ay

Bizimkiler, Küçük Ev. Ya Ceyar (J.R.), Sue Ellen, Lusi, Pamela ve Bobi. Yalan Rüzgârı gibi değil mi hepsi buradan bakınca. Dallas’ı o zamanlar dizi sanıp geçmeyin. Kovboylar yine bir bahane ile o zamanlar da Ortadoğu'da. Messi daha doğmamış, Maradona'nın mucize eli var. Kempes, Rumenigge, Platini. Altın ayakkabısı ile Tanju. Süper Mario Jardel ve I Love You Hagi ile gelen iki kupa. Xamax maçında atılan beş gol sonrası günlerden Salah ile Osimhen'li günlere. Maçlar gündüz oynandığı için gece oynansın diye yapılan tezahüratlar. Seninle bir dakika Semiha Yankı'dan yıllar sonra gelen Eurovision birinciliği, Eurovision şarkı yarışması hâlâ var. Ama o da popüler kültürden payını aldı, artık şarkılardan çok başka şeyler ön planda. İşte Naim. Küçük dev adam o kadar ağırlığı nasıl kaldırır hâlâ anlayan var mı? Avşa Adası'nın yine Avşa olduğu yıllar. Tarkan'ın Avşa Tanz Disko'da ilk kez sahne alışı. İzel Çelik Ercan'ın Hercai bu yazıda yeri olmaz mı? Spiker denince rahmetliler Halit Kıvanç, Cenk Koray. Minik Serçe Firuze deyince Sen Ağlama. Rıdvan koşunca arkasından bakan bizlere aynadan bakmak istese sol ayna arabalarda opsiyonel, çamaşır makinesi evde mobil 5G hızında. İthal müsaade belgesi olmadan Lumberjack getirmek mümkün değil, 501 kotu olmayana neredeyse damat olma şansı verilmiyor. Japon kotları ve vatkaları bugün anlatmaya kalksan bu sayfa değil bu sayı yetmez. Kovboy çizmelerinin içinde beyaz soket çorap olduğunu kimseye söylemeyin sakın. Telli turna kadar güzel telli arabalar, gazoz kapaklı maçlar. Tamirci Çırağı Gülhane Parkı'ndan Sarayburnu'na bakıp da iç geçirmez mi o yıllar aklına geldiğinde. Gesi Bağları'nda Gülpembe'yi koklamayan var mıdır, arabasının anteninde kırmızı şeridiyle.

Bir Şarkısın Sen

O yıllarda bir şeye ulaşmak kolay değildi belki, ekonomik olarak hayat yine zordu, dünyada dönüşüm yine vardı, yankiler yine agresifti, limon gibi sıkılıyorduk belki ama hâlâ 80'ler, 90'lar denince insanların gözü doluyorsa, gözünde bir parıltı içi kıpırdıyorsa, keyifle dudaklarda bir tebessüm oluşuyorsa, eskiye özlem duyuluyorsa eski günler, eski yıllar, eski yerler daha güzeldi Küçük Emrah. Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler, aboneyim abone der, dön bebeğim dön çaresiz başım, yaşandı bitti saygısızca ile kapanışı yaparım.

Not: ‘Kelebek Camı ve Kelebek Camı: Diğer Taraf’ kitapları Saint Joseph Lisesinden ağabeyim, dostum Ömer Atakan’ın kitabı tam da bu yılları anlatıyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün