J7 Raporu: "Antisemitizm küresel krize dönüştü"

Büyük Toplulukların Antisemitizmle Mücadele Görev Gücü (J7) tarafından yayımlanan 2026 Yıllık Raporu, dünya genelinde Yahudi toplumlarına yönelik saldırı ve nefret söylemlerinin ulaştığı tehlikeli boyutu gözler önüne seriyor.

Dünya
30 Temmuz 2026 Perşembe

2025 yılının son 30 yıldaki en ölümcül yıl olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan çalışma, olayın tarihsel gelişiminden ülkelere göre kırılımına, dijital tehditlerden kamu politikalarına kadar konuyu kapsamlı bir akışla ele alıyor.

Rapor, Aralık 2025'te Sidney'deki Bondi Beach'te bir Hanuka etkinliğine düzenlenen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının yıkıcı etkisiyle açılış yapıyor. 2025 yılında diyasporda gerçekleşen antisemitik saldırılarda toplam 20 kişi hayatını kaybederken, J7 ülkeleri genelinde 23 binden fazla olay kaydedilmiş durumda. 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan bu dramatik artışın artık geçici bir yükseliş değil, "yeni normal" haline geldiği vurgulanıyor. Ülke bazlı incelemelerde Arjantin'de olayların internet odaklı yayıldığı görülürken, Avustralya yüzde 270'lik devasa bir artışla Bondi Beach katliamı sonrası Kraliyet Komisyonu kurmak zorunda kaldı. Kanada'da dini kaynaklı nefret suçlarının yüzde 71'inin hedefi Yahudiler olurken, Fransa'da günlük sosyal hayatta dışlanmayı ifade eden "atmosfer antisemitizmi" öne çıkıyor. Almanya kişi başına düşen olay sayısında rekor kırarken, Birleşik Krallık ve ABD'de şiddet içeren fiziki saldırılar ve cinayetler tarihsel zirveleri zorluyor.

İlk kez J7 dışından odağa alınan İrlanda örneğinde ise, küçük Yahudi toplumlarının resmi güvenlik desteği ve veri altyapısı yokluğunda nasıl kırılgan kaldığı gösteriliyor. Raporun dikkat çektiği en kritik tehlikelerden biri de teknoloji odaklı boyut; kötü niyetli odakların yapay zekâ sistemlerini sahte görseller, videolar ve yazılı içerikler üretmek için bir araç haline getirmesi, böylece sosyal medyada insan eline ihtiyaç duymadan kitlesel ve otomatik bir şekilde nefret kampanyaları yürütebilmesi. 

Bunun yanı sıra nefretin toplumsal hayatta normalleşmesi, anti-Siyonizmin bir maske olarak kullanılması ve üniversite kampüslerindeki baskı da öne çıkan diğer tehditler arasında yer alıyor. Sonuç bölümünde ise J7 Görev Gücü; hükümetleri yasal boşlukları kapatarak güvenlik fonlarını artırmaya, eğitim kurumlarını caydırıcı önlemler almaya ve teknoloji şirketlerini yapay zekâ ile sosyal medyadaki nefret söylemlerini sıkı bir şekilde denetlemeye çağırıyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün