KRASNAYA SLOBODA / Qırmızı Qəsəbə'yı duydunuz mu?

Başlıkta parantez içerisindeki Azeri Türkçesi dilindeki ifadeyi ´Kırmızı Kasaba´ veya ´Kızıl Köy´ olarak çevirmek mümkün. Burası Azerbaycan Kuba´da 1700´lerin başında kurulmuş, nispeten yeni sayılabilecek bir köy. Bu köy, ABD ve İsrail dışında, belki de dünyadaki yegâne Yahudi nüfustan oluşan halka sahip yerleşim yeri. Bu köyle ilgili bir yazı yazmamı salık veren ise, lise arkadaşım Tina Amon Albohayra oldu.

Nesim ŞALOM Perspektif
22 Temmuz 2026 Çarşamba

Krasnaya Sloboda olarak geçen bölgedeki Yahudi varlığı aslında çok daha eskilere dayanır. Genellikle Dağ Yahudileri olarak anılan bölgedeki Yahudiler Çeçenya, İnguşetya, Dağıstan, Kuzey Osetya-Alania, Karaçay-Çerkesya ve Kabardino-Balkarya’da bulunan, Doğu ve Kuzey Kafkasya'nın Mizrahi Yahudi alt grubudur ve Babil Sürgününden dönerek İran'dan gelen Pers Yahudilerinin soyundan gelmektedirler. Dağ Yahudi topluluğunun öncüleri MÖ 5. yüzyıldan beri Antik Pers'te yaşamaktaydı. Bu topluluğun ayrıca kendine özgü konuştuğu dil olan Judeo-Tat (Cuhuri) dili büyük ölçüde İbranice ile karışık eski bir Güneybatı İran dilidir. Esas olarak İbrani Alfabesi ile birlikte, Kril ve Latin Alfabesini de kullanırlar.

Tam olarak kanıtlanmamış olsa da Dağ Yahudilerinin, Asur Kralı V. Şalmaneser zamanında Ninova (Bugünkü Musul) şehrinde Dicle’nin karşı kıyısındaki kayıp 10 Kabile’den geldikleri iddia edilmektedir. Babil Sürgünü döneminde 19 bin Yahudi Kudüs’ten çıkıp Suriye, Babil ve Pers’i geçip burada Media topraklarına yerleşmişti. Topluluk güçlü bir askeri geleneği sürdürdüğünden bazı tarihçilere göre, Ahamenişler’den sonraki Part ve Sasani hükümdarları tarafından, Kafkasya Pontus bozkırından gelen göçebe akınlarına karşı sınır muhafızları olarak yerleştirilmişlerdi. Buna karşılık olarak farklı tezler de öne sürülmektedir. Bir başka görüşe göre bir Kafkas halkı olan Tatlar, Şii Müslümanlığından ayrılarak Yahudiliğe geçmiş. Türkiye’de yaygın olan diğer bir inanca göre Hazar kökenli olan Dağ Yahudileri, Hazar Hanlığının yıkılmasından sonra Bizans Hristiyanlığı ve Arap Müslümanlığı baskılarına karşı korunmak için Yahudiliğe geçmişler.

Daha yakın tarihe bakacak olursak, Rusya'nın geniş toprakları, Kuzey Denizi’nden Hazar ve Karadeniz’e kadar uzanır. Bu alandaki büyük Kafkasya’nın verimli toprakları da tarih boyunca birçok halk ve devletlere ev sahipliği yaptı. Bu bölgedeki farklı dinlere ama benzer kültürlere sahip Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, 1990'ların başında Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile bağımsızlıklarını kazandı ve bu ülkelerin topraklarında onlarca farklı halk bir arada yaşamlarını sürdürmeye devam etti. Bu halklar arasındaki Dağ Yahudilerinin bir kısmı da 5. yüzyıldan itibaren Pers İmparatorluğu'ndan ayrıldıktan sonra kuzey Azerbaycan'a yerleşti ve buradaki Müslüman komşularıyla verimli ilişkiler kurdular.

 

Dağ Yahudileri

MS 5. yüzyıldan beri ağırlıklı Kafkasya’da yaşamış Dağ Yahudileri, bu bölgeye, Sasaniler döneminde (MS 224-651) Pers'ten Kafkasya'ya göç eden gruplarla birlikte gelmişti. Hatta MÖ 8. yüzyıl gibi çok erken bir tarihte dahi, eski İsrail'den çıkıp Pers'e giden topluluklardan bir bölümünün buraya gelip yerleştiklerine de inanılmaktadır. Ancak, buralardaki Yahudiler, İran Kaçar Hanedanlığının bu bölgeyi Rus İmparatorluğu’na devrettiği 1813 Gulistan Antlaşması sonrasında Dağ Yahudileri Topluluğu olarak anılmaya başlanmıştı. Burada küçük bir mizah unsuru olarak, o dönemde İran’da kadının güzellik sembolü olarak gösterilen kalın kaşlı ve bıyıklı Kaçar Prensesi Anis El Doleh’in (1842-1896) fotoğrafına sosyal medya mecralarında rastlamışsınızdır.

(Anis’in fotoğrafı) Kaçar Prensesi’nin peşinde koşan birçok erkek onun uğruna intihar etmiş.

Pers Sasani Hanedanı’nın ikinci şahı olan Şapur I döneminde (241-272), Yahudilerin kendi dini kurumlarını kurmalarına ve Diaspora liderleri edinmelerine izin verilmişti. Şirvan ve Derbent eyaletleri kalabalık bir Yahudi nüfus barındırıyordu. 7. yüzyılda, İslam, Arapların İran ve Kafkasya'yı fethetmesiyle Azerbaycan'a kadar ulaşmıştı. Güney Azerbaycan, 639’da Ömer Halifeliğine bağlandı. Kuzeyi ise Kafkas Arnavutluk Krallığı himayesinde Zerdüşt, Hristiyan ve Yahudilerin Cizye vergisi ödemeleri karşılığında inançlarında serbest bırakmıştı. Ancak Arap baskılarına dayanamayan Kafkas Arnavut Krallığı, 650 yılı civarında dağıldı ve buradaki Yahudiler de Sahabe Halife Osman bin Affan’ın himayesine girdi. Halifeliğin dağılmasından sonra, önemli bir Yahudi nüfusuna sahip Azerbaycan’ın Kuba-Khacmaz eyaleti, 1063 yılına kadar Şabran Şirvanşah Devleti’nin bir parçası oldu. Azerbaycan'ın Yahudi topluluğu, etkisinin zirvesine, 13-15. yüzyıllarda Kafkasya'dan Basra Körfezi'ne kadar uzanan Moğol İlhanlı döneminde ulaşmıştı. Budizm inancına sahip İlhanlı Hanedanı zamanında, Azerbaycan dini hoşgörü ve ekonomik faaliyetlerin canlandığı bir dönem yaşadı. Bu dönemde Yahudiler de kamu hizmetleri ve bürokrasi içerisinde yer alarak saygın bir statü kazandı.

Meşhur Hülagü Han’ın torunu Gazzeli Mahmud (1295-1304) tahta geçtiğinde İlhanlılar resmen İslam'ı kabul etti ve Yahudi karşıtı bir yönetim iktidara geçti. Bununla bir dizi Yahudi katliamı yaşandı ve baskıya maruz kalan birçok saray mensubu Yahudi, Müslümanlığa geçmek zorunda kaldılar. Bunlar arasında Gazzeli Mahmud Han’ın veziri, tarihçi ve coğrafyacı olan Raşid al-Din Tabib de vardı (1247-1318).

(Hemedan’daki Raşid al-Din Tabib’in heykeli)

Tabib, Fars dilinde Doğu tarih yazımının en kapsamlı kaynaklarından biri olarak kabul edilen tarih ve coğrafya derlemesi olan Cami el-Tevârîk (Kronikler Koleksiyonu) adlı eserini yazmıştı. 1318'de Şeriat mahkemesi emriyle ve Yahudi kökenine hakaretlerle öldürüldü. Mal varlığına el konuldu, yazdığı değerli eserler ve kopyalarıyla birlikte Moğol askerlerine teslim edildi. Bir yüzyıl sonra, Timur'un oğlu Miran Şah'ın hükümdarlığında, Raşid al-Din'in kemikleri Müslüman mezarlığından çıkarılarak Yahudi mezarlığına yeniden gömüldü.

Azerbaycan’daki Yahudi topluluklar

17. yüzyıla kadar gördükleri baskıya rağmen, Yahudi köyleri Dağıstan-Derbent'ten Kuba'ya kadar bir yerleşim grubu oluşturmuştu. Şirvanşahlar döneminde, Azerbaycan'daki Yahudi nüfusun çoğunluğu Kuba-Khacmaz Hanlığı'nda yoğunlaşmıştı. 16-17. yüzyıllarda Nadir Şah'ın Yahudi karşıtı zulüm ve din değiştirme zorlamaları ardından, Pers İmparatorluğu'ndaki Gilan ve Tahran'dan gelen büyük Yahudi grupları Kuba-Khacmaz Hanlığı'na taşındı. Osmanlı ve Pers İmparatorlukları arasındaki kuzey Azerbaycan'ı ele geçirme mücadelesi sırasında, yerli Yahudiler işgalci ordular tarafından zulme uğradı ve mülklerinin yok edilmesine maruz kaldılar. Kısa bir süre sonra, Farsça Tat dilini konuşan Yahudilerin önemli bir kısmı, ayrıca Dağıstan ve diğer Azerbaycan hanlıklarından Hüseyin Ali Han'ın yönetimi sırasında Kuba Hanlığına göç etti. Yahudi topluluğu, kendilerine koruma sağlayan Kubalı Fethali Han'ın (1758-89) yönetimi altında çok müreffeh bir dönem geçirdiler. Yahudi zanaatkârlar, ipek dokumacılar, bahçıvanlar ve tüccarlar bu dönemde hanlığın ekonomisine önemli katkılar sağladılar. Kuba Hanı Hüseyin Ali, Yahudi halkına minnettarlığını göstermek için, Azerbaycan’ın kuzey kesimindeki Gudyalçay Nehri'nin kıyısında, şehir merkezine yakın ve nehrin karşı kıyısı olan bir yerde, 1742’de ülkede oldukça kalabalık olan Yahudilerin rahatlıkla yaşayıp barınabileceği, kendilerine ait bir köyün kurulması için emir vermişti.  Başlangıçta Yevreyskaya Sloboda ‘Yahudi Yerleşimi’ olarak adlandırılan köyün adı, Sovyet yönetimi altında Krasnaya Sloboda ‘Kızıl Kasaba’ olarak değiştirildi.

(Krasnaya Sloboda’nın kırmızı çatıları)

Kızıl Kasaba’daki büyük yerleşim 1731'de başladı. Bu da Yahudilerin toprak mülkiyetine ilişkin yasağın sona ermesiyle aynı zamana denk geliyordu. Hüseyin Ali Han'ın 1758'deki ölümünden sonra, oğlu Fethali Han, Kuba Hanlığının başına geçti. Fethali Han da Dağ Yahudilerinin sadakatini, bilgeliğini ve çalışkanlığını çok takdir eden bir yönetici olarak, Yahudilerin geçmişte karşılaştıkları zulüm ve ayrımcılık nedeniyle, alışılmadık bir durum olan tarım, ticaret ve zanaat işlerinde çalışmalarına izin verdi. Yahudi yerleşiminin sakinleri, halı dokumacılığı, deri yapımı, ticaret, tarım, tütün ve bahçecilik gibi el işleri ile uğraşıyordu. Kuba'da Yahudiler için yaratılan elverişli yaşam koşulları, Kusar, Uçgün, Şuduk, Grız gibi diğer köylerden, İran'ın Bakü şehrinden ve hatta Osmanlı’dan ve başka yerlerden, Yahudilerin Kuba'ya taşınmasını teşvik etti. Sloboda'nın nüfusu 1856'da 3.000’e, 1916'da ise 8.400’e kadar çıkmıştı. Bakü ile birlikte bu bölgedeki orijinal mimarileri ile sinagogların sayısı da 13’e kadar çıkmıştı.

Yazımın bu bölümünde Krasnaya Sloboda’daki Dağ Yahudilerinin antik tarihten, kasabasının kurulmasına kadar geçen zamanda nasıl ortaya çıktığını ve şekillendiğini aktarmaya çalıştım. Yazının 2. bölümünde ise buradaki toplumun yakın tarihteki yaşantısından, sosyal hayatından ve özellikle mutfak kültüründen bahsedeceğim.

Devam edecek

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün