Tu BeAv: Sevgi ve affediliş günü

“Rabi Şimon Ben Gamliel şöyle der: Yahudiler için hiçbir gün, Tu BeAv ve Yom Kipur kadar hayırlı, güzel ve mutlu olmamıştır” (Taanit 4:8). Sevgi ve affediliş günü Tu BeAv bu yıl 28 Temmuz akşamı ve 29 Temmuz günü kutlanıyor.

Nazlı DOENYAS Kavram
22 Temmuz 2026 Çarşamba

Yahudi tarihindeki en acı ve üzüntülü gün olan Tişa BeAv’dan sadece altı gün sonra, çok neşeli ve hayırlı bir gün olan Tu BeAv bayramı kutlanır.

Bu da bize, olayların en kötü gözüken anlarında bile umutsuzluğa yer olmadığını, her zaman Tanrı’ya güvenmeye devam etmemiz gerektiğini, yardımın ve Kurtuluş’un her zaman Yüce Tanrı tarafından geleceğini, her şeyin sona ermediğini, en beklenmedik bir anda, birden yeni bir kapı açılıp işlerin düzelmeye başlayacağını hatırlatır.

Tu BeAv’da, yani Av ayının 15’inde casuslar olayından sonra affedildiklerini anlamak, Yahudilerin içinde yeni bir umut doğurur. Bu günde gerçekleşen mutlu olaylar ve yedi teselli haftası sürecine girilmesi nedeniyle Tu BeAv yeni başlangıçlar, yeni ilişkiler, yeni ortaklıklar kurulması için çok hayırlı bir dönemdir.

Tu BeAv bu yıl 28 Temmuz Salı akşamı ve 29 Temmuz Çarşamba günü kutlanıyor.   

Gemara’da Yom Kipur'un yılın en mutlu günü olmasının anlaşılabilir bir durum olduğu belirtilir. Çünkü o gün, ‘seliha u-mehila/ bağışlanma ve affedilme günü’dür; ayrıca ikinci On Emir Tabletlerinin verildiği gündür.

Ancak Gemara, Tu BeAv'ın neden yılın en mutlu günü sayıldığını anlamakta zorlanır.

Rabi Jay Kelman, Tu BeAv’ın neden yılın en mutlu günü olduğu sorusuna, altı farklı bilgenin altı farklı cevap vermesinin (Bava Batra 121a), aslında bu mutluluğun tek ve açık bir sebebinin bulunmadığını gösterebileceğini belirtir. Bu gerekçelerin her biri tek başına değerlendirildiğinde Tu BeAv'ı böylesine özel bir gün yapmaya yetmez. Fakat altısı bir araya geldiğinde, bu günü gerçekten olağanüstü bir güne dönüştürür.

15 Av, farklı İsraeloğulları kabilelerinden kişilerin birbirleriyle evlenmesine izin verilmeye başlandığı gündür. Ek olarak bu gün Binyamin kabilesinden kişilerin yeniden İsraeloğulları’nın diğer kabileleriyle evlenmesine izin verilerek yok olmaktan kurtarıldığı gündür. Tu BeAv aynı zamanda casuslar günahından sonra çölde ölümlerin sona erdiği gündür. Yine bu günde Yeravam ben Nevat'ın halkın Yeruşalayim’e gitmesini engellemek amacıyla yerleştirdiği nöbetçiler kaldırılır. Ayrıca Tu BeAv, Betar'da öldürülenlerin cesetlerinin gömülmesine izin verilen gündür.

Rabi Kelman’a göre bu tarihî olayların gerçekten Tu BeAv'da gerçekleştiğini gösteren açık metinsel kanıtlar olmaması dikkat çekicidir. Yalnızca Tu BeAv’ın neden bu kadar mutlu bir gün olduğunu anlatan altıncı açıklamada, döngünün son bulduğu, sunağa konulacak odunların kesilmesine o gün son verildiği görüşünde, tarihten emin olunabilir.

Ancak asıl soru şudur: Bu olaylardan herhangi biri, hatta hepsi birlikte bile, Tu BeAv'ı yılın en mutlu günü yapmaya gerçekten yeterli midir?

Tu BeAv olayları tek tek ele alındıklarında kutlanacak az şey varmış gibi görünse de, birlikte ele alındıklarında bambaşka bir tablo ortaya çıkar

Rabi Jay Kelman, Tişa BeAv'da Yahudi halkının birliğinin bozulmuş olduğunu belirtir. Tanrı ile ilişkimiz, birbirimizle bağımız ve ülkemizle bağımız kopmuş; yalnızca incecik ipliklerle ayakta kalır hâle gelmişti. Birbirimizden uzaklaştığımız için, Tanrı da bizden uzaklaşmış; bizi de ülkemizden uzaklaştırmıştı.

Rabi Kelman’a göre, Tişa BeAv ile Tu BeAv arasındaki birkaç gün bütün bu kopan ilişkilerin yeniden kurulma sürecini başlatır.

Eğer Tişa BeAv, sebepsiz nefretin (sinat hinam) günü ise, Tu BeAv, sebepsiz sevginin (ahavat hinam) günüdür; farklı kabilelerin birbirleriyle evlenebildiği, ayrılıkların ortadan kalktığı gündür.

Tu BeAv’da gerçekleşen birleştirici gelişmelerden sonra İsraeloğulları artık on iki ayrı kabile değil, tek bir halk haline gelir.

Eğer Tişa BeAv günahın günü ise, Tu BeAv bağışlanmanın günüdür. Bu gün, meraglimin (casusların) günahı nedeniyle verilen ilahi cezanın sona erdiği; Binyamin kabilesinin yeniden İsrael topluluğuna kabul edildiği gündür.

Rabi Kelman şöyle devam ediyor: Eğer Tişa BeAv ölümün ve yıkımın günü ise Tu BeAv, Yahudilerin yeniden Yeruşalayim’e çıkabildiği ve ölülerini gömme imkânına kavuştuğu gündür. Aynı zamanda Yom Kipur’a uzanan sevinç dolu yolculuğun başladığı gündür. Bu yolculuk, seliha u-mehila (bağışlanma ve af) sürecinin tamamlandığı Yom Kipur’da doruğa ulaşır. İşte bu yüzden Yom Kipur yılın en mutlu günüdür.

 

Kısa kısa Tu BeAv

İsmi: Tu BeAv, Av ayının 15’i anlamına gelir.

Tu BeAv’da gerçekleşen mutlu olaylar: Tarihte bu dönemde birçok mutlu olay gerçekleşir. Casusların kurguladığı rapor sonucu meydana gelen, Tişa BeAv’dan beri devam eden ölümler sona erer. Toplumdan dışlanan Binyamin kabilesi, tekrar topluma kabul edilir; bu şekilde yok olmaları engellenmiş olur. Kabileler arası evlilikler yapılmaya başlanır. Halkın Bet Amikdaş’ı ziyaret etmesini engelleyen birlikler kaldırılır. Betar’da ölenlerin gömülmesine nihayet izin verilir. Ve günlerin kısaldığı, güneşin etkisinin azaldığı, döngünün son bulduğu döneme girilir.

Tu BeAv nerede belirtilir? Tu BeAv’da gerçekleşen mutlu olaylar, Talmud Bava Batra 121a ve 121 b’de belirtilir.

Ne yapılır? Rabilerimiz tarafından takvime dâhil edilen bu mutlu güne özgü bir kural veya kısıtlama yoktur. Tu BeAv bayram olduğu için bugün Tanrı’ya yakarış duaları-Tahanunim yapılmaz.

Dolunay zamanına gelen 15 Av, romantikliği, bereketi, sevgiyi çağrıştırır. Günümüzde Tu BeAv Kutsal Topraklarda bir Aşk Günü, Sevgi Günü olarak kutlanır ve evlilikler ve yeni başlangıçlar için çok hayırlı bir gün olarak kabul edilir.

***

ŞABAT NAHAMU 25 Temmuz Cumartesi

Yahudi takvimindeki en üzücü gün Tişa BeAv’dan sonraki ilk Şabat, Şabat Nahamu/ Avuntu, Teselli Şabat’ı olarak adlandırılır.

Tişa BeAv’dan sonraki Şabat günü okunan aftara, Yeşayau Kitabı'nın 40:1–26. pasuklarından oluşur ve şu ünlü peygamberlik çağrısıyla başlar, Şabat Nahamu/teselli Şabat’ı ismi de buradan gelir:

“Avutun (ey peygamberler, teselli kehanetleriyle) avutun halkımı” diyor Tanrı’mız (Yeşayau 40:1).

Tapınağın yıkılışını ve ardından Yahudi halkının sürgüne gönderileceğini önceden bildiren en önemli peygamberlerden Yeşayau, halka umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulunur. Önlerinde karanlık ve acı dolu günler bulunsa da sonunda aydınlık bir geleceğin kendilerini beklediğini bilmeleri gerektiğini söyler.

Şiva Asar BeTamuz ile Roş Aşana arasındaki aftaralar

Şiva Asar BeTamuz (17 Tamuz) ile Tişa BeAv (9 Av) arasındaki üç Şabat’ta okunan aftaralara Telat DePuranuta-Keder/Felaket üçlüsü adı verilir. Yirmeyau ve Yeşayau kitaplarının açılış bölümlerinden oluşan bu aftaraların her biri, İsrael halkının günahkâr davranışları sonucunda bu davranışlar değişmediği, Tanrı yoluna dönülmediği takdirde onların başlarına gelecek olan felaketler hakkında kehanetler içerir. Bütün bu olumsuzlukların yanında her aftara sonunda, pişmanlıkla Tanrı’ya dönüldüğü takdirde kurtuluşun her zaman mümkün olduğu umudunu verir.

Tişa BeAv yıkımından sonra Roş Aşana’ya kadar olan yedi aftara ise; Şiva DeNehemta-Teselli Yedilisi olarak adlandırılır. Bu aftaralar, Yeşayau Peygamber’in kitabından, Bet Amikdaş’ın yıkılışından duyulan acıyı bir nebze olsun teselli edebilecek ve gelecek için ümit veren bölümlerdir.  Bu aftaralarda Yeşayau Peygamber, çok üzgün olan Yahudilere, günah işledikleri, suçlu oldukları halde Tanrı’nın onları hiçbir zaman unutmayacağı, ışıklı günlerin yakın olduğu mesajını verir.

Parlak bir geleceğin varlığını bilmek tek başına yeterli değildir

Rabi Yerachmiel Fried, insan, tüm dikkatini kuşatan karanlığa ve yıkıma vermişken teselli bulmasının hiç de kolay olmadığına dikkat çekiyor. Yaklaşmakta olan yıkıma odaklanmak çok daha kolaydır; buna karşılık teselliye ulaşabilmek, çok daha derin bir düşünceyi, güveni, iç muhasebeyi ve anlam arayışını gerektirir.

İşte bu yüzden, yıkım üzerinde yoğunlaşmak için belirlenen Şiva Asar BeTamuz ile Tişa BeAv arasındaki ‘Üç Hafta’ya karşılık, teselli bulmak için yedi hafta ayrılmıştır. Çünkü teselliye ulaşmak, yıkımı görmekten çok daha uzun ve derin bir manevi süreç gerektirir.

Rabi Yerachmiel Fried bu düşünceyi bir adım daha ileri götürüyor. İbranice ‘naḥem’ (נחם) kelimesi genellikle ‘teselli etmek’ veya ‘avutmak’ şeklinde çevrilir. Oysa bu çeviriler, kelimenin tam anlamını yansıtmaz. Sözcüğün asıl anlamı, aynı olaylara yeni bir bakış açısıyla bakarak farklı bir sonuca ulaşmaktır. Başka bir deyişle nahem, bakış açısında köklü bir değişim, bir paradigma değişikliği yaşamaktır.

Büyük bir felakete farklı bir açıdan bakmak, onu kurtuluşun ilk adımı olarak görebilmek, en yüksek düzeyde bir bakış açısı değişimidir (paradigma değişimi)

Rabi Fried, Tapınağın yıkılışı ve sürgün felaketine iki farklı mercekten bakabileceğimizi belirtir. Birinci mercek, olayın gerçekten olduğu gibi bir trajedi olduğunu görür. Ancak aynı anda ikinci bir mercek de vardır: Olayların ardındaki umut ışığını ve Tanrı'nın görünürde tamamen gizlenmiş olsa bile perde arkasındaki varlığını fark eden mercek. İşte bu ikinci bakış açısı bize teselli verir; çünkü ayrılık yaşanıyor gibi görünse de Tanrı ile Yahudi halkı arasındaki derin ve hiç kopmamış bağın farkına varmamızı sağlar.

Rabi Yerachmiel Fried yaklaşık iki bin yıldır son derece acı dolu bir sürgün hayatı yaşadığımıza, sayısız, hayal bile edilemeyecek kadar büyük zorluk ve sıkıntılarla karşılaştığımıza dikkat çeker. Böyle zamanlarda umudu kaybetmek son derece kolaydır. Yine de Yüce Tanrı zaman zaman bize işaretler gönderir. Sanki bize göz kırparak, her şeyin farkında olduğunu, bizimle ve kaderimizle yakından ilgilendiğini hissettirir. Yaşadığımız her şeyin, göklerden yönetilen büyük ilahi planının bir sonraki önemli adımı olduğunu bize hatırlatır.

İşte bu bizim neḥamamızdır; bakış açımızın değişmesi, olayları farklı bir gözle görebilmemizdir. Gerçek teselli ve avuntu da bu yeni kavrayıştan doğar.

Bu Şabat ve okunan aftara, bize, her ne kadar olayları tam olarak anlayamasak da, güvenilir ellerde olduğumuzu hatırlatır. İşte bu, bizim paradigma değişimimiz, neḥamamızdır.

*Aftara: Şabat ve bayram gibi özel günlerde, peraşasının ardından okunan, Neviim (peygamberler kitabından) bir bölüm. (Tora ve Aftara-5.kitap Sözlük s.998)

Tu BeAv’ın Tarihsel Geçmişi, Tu BeAv ve Yom Kipur, Tu BeAv ile Tişa BeAv arasındaki bağlantı:

http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=66&Itemid=117

 

 

 

ÖNEMLİ HATIRLATMA

Tişa BeAv Orucu 22 Temmuz Çarşamba akşamı başlıyor

Av ayının dokuzuncu günü anlamına gelen Tişa BeAv; Şiva Asar BeTamuz (17 Tamuz) orucu ile başlayan ve yas duygularının giderek ağırlaştığı üç haftalık hüzün döneminin doruk noktasını oluşturur. Bu gün oruç tutanlar ve tutamayanlar ile hep beraber, tarihte bu zamanlarda gerçekleşen acı olaylar, bunların bugün anlatmak istedikleri ve bu olayların sebeplerinin tekrar yaşanmaması için bizim neler yapabileceğimiz üzerine düşünür ve samimiyetle kendi içimize dönmeye çalışırız.

Tarih boyunca Tişa BeAv’da gerçekleşen acı olaylardan bazıları; Yahudi hayatının merkezi ve Tanrı’nın Varlığı Şehina’nın yeryüzünde barındığı yer olan iki Kutsal Tapınak Bet Amikdaş’ın yıkılması, casusların Vaat Edilen Topraklar hakkında verdikleri manipülatif rapor nedeniyle bu rapora inanan İsraeloğulları’nın Kutsal Topraklar’a girmeyecekleri hükmünün verilmesi, Yahudi direnişinin son kalesi olan Betar’ın, Romalıların eline geçmesi, Bet Amikdaş ve Yeruşalayim’in Romalılar tarafından bir tarla gibi dümdüz edilmesi ve Aelia Capitolina adında putperest bir şehir haline getirilmesi.

Tişa BeAv orucu bu yıl 22 Temmuz Çarşamba gün batımı ile başlayıp 23 Temmuz Perşembe akşamı yıldızlar çıkınca sona eriyor.

Not: Yazıda özet olarak verilmiş olan bilgiler, Bamidbar (Gözlem) ve Devarim (Gözlem) kitaplarından ve chabad.org, aish.com, sevivon.com, sefaria.org, https://torahinmotion.org, https://exploringjudaism.org, https://itsgoodtoknow.org, https://tjpnews.com, https://www.ou.org, https://jewinthecity.com sitelerinden, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla derlenmiştir.

Cemaatlerin farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için, önemli günler hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, cemaatin kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.

Yazı, konu hakkında sayısız yorumlardan sadece bazılarını kapsamaktadır.

Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün