Film Belçika cephe gerisinde yoksul acemi bir askerin varlıklı eşcinsel arkadaşına âşık olmasını merkezine alıyor. Konusu I.Dünya Savaşı´nda geçmesine rağmen hiçbir savaş sahnesine yer vermeyen film, savaşın gölgesinde bir aşk ve aidiyet hikâyesi anlatıyor. Filmin eleştirilebilecek yönleri, duyguları fazla hesaplı ve manipülatif şekilde işlemesi, öngörülebilir bir yapıya sahip olması.
‘COWARD’
Yön: Lukas Dhont
Sen: Lukas Dhont - Angelo Tijssens
Gör: Frank Van Den Eeder
Müz: Valentin Hadjadj
Kur: Alain Dessauvage
Oyn: Valentin Campagne - Emmanuel Macchia - Willem De Schryver - Boris Bouchat - Aaron Denol
‘Korkak / Coward’ın iki oyuncusu Valentin Campagne ile Emmanuel Macchi En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne ortak edilince, Belçikalı yetenekli yönetmen Lukas Dhont kariyerinin her üç filmiyle de Cannes Film Festival’inden ödülle ayrılmış oldu. ‘Kız / Girl’ 2018’de, ilk filmini yapan yönetmene verilen Altın Kamera Ödülü’nün dışında FİPRESCİ, Queer Palm ve En İyi Erkek Oyuncu Ödüllerini kucaklamıştı. ‘Yakın / Close’ 2022’de Cannes ana yarışmasında Büyük Ödülü kazandıktan sonra En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday gösterildi. Konusu I.Dünya Savaşı sırasında geçen ‘Korkak’ hiçbir savaş sahnesine yer vermeden, klasik bir savaş filmi olmaktan çok, savaşın gölgesinde filizlenen bir aşk ve aidiyet hikâyesi anlatıyor. Tarihsel drama ile queer sinemanın kesiştiği noktada duran kişisel bir yapım izliyoruz. Temel tezinin sevginin en radikal direniş biçimi olduğu film, savaşın ortasında gelişen bir aşk hikâyesini odağına alıyor.
Dhont’un artıları arasında erkek kırılganlığını ve arzuyu büyük bir duyarlılıkla işlemedeki becerisi var. ‘Girl’ ve ‘Close’daki travmatik tonlardan uzaklaşmayı seçen Belçikalı yönetmen, umutlu ve coşkulu bir hikâyede, savaş ortamında bir yasak aşkı perdeye taşıyor. Konusu 1916’da savaş sırasında Belçika cephe gerisinde geçen filmde, genç askerlerin morallerini yüksek tutmaya çalıştıklarını görürüz. Savaş alanında kendini kanıtlamak isteyen Pierre (Emmanuel Macchia), cephe gerisinde moral yükseltmenin bir yolunu bulması istenen, gösterişli eşcinsel Francis (Valentin Campagne) ile tanışır. Savaşın söylemlerine ve mevcut sefalete karşı koymak için ikisi, yoldaşlarıyla birlikte bir tiyatro gösterisi düzenlemeye karar verirler. Savaşın propagandasını ve yaygın yoksulluğu kırmak için kurdukları revü büyük rağbet görür. ‘Reddedilenler’ adlı tiyatro grubu biraz da askerlere son kaçış şansı yaratmak için kurulmuştur.
Queer sinemanın yeni ustası
Askerlerin her birinin neşe içinde şarkı söylemesiyle başlayan filmde enerjik bir kardeşlik ruhunun temeli atılır. Kısa zaman sonra cephedeki hendeklere sevk edilen askerler, yaralı askerleri kurtarmaya gittiklerinde savaşın dehşetini ilk kez yaşar. Lukas Dhont ‘Korkak’ın senaryosunu ilk iki filminde olduğu gibi yine Angelo Tijssens ile yazdı. Her üç filminin de yapımcısı kardeşi Michel Dhont. Angelo Tijssens ile Lukas Dhont senaryoyu üç yıl boyunca, Londra’daki İmparatorluk Savaş Müzeleri ve Fransa’daki arşivlerde yapılan tarihi araştırmalardan yararlanarak geliştirdiler. Senarist ikilisi, cephelerde tiyatro oyunları sergileyen, kadın kılığına giren ve anne rollerini oynayan erkek askerlerden haberdar oldular ve gizli eşcinsellerin nadir kalıcı romantik bağlarını keşfettiler. Filmin iki kahramanı arasında gelişen yakınlık, savaşın ortasında aşk, kimlik, cesaret ve erkeklik kavramlarını sorgulayan bir hikâyeye dönüşüyor. Dhont’un önceki filmlerinde olduğu gibi ‘Korkak’ erkekler arasındaki duygusal yakınlık, queer kimlik ve bastırılmış arzu, toplumsal erkeklik beklentileri, kırılganlık ve şefkat temalarını işliyor.
Belçikalı genç yönetmen yeni filmiyle duygusal yoğunluğu mizanseninin merkezine koyuyor. I.Dünya Savaşı’na dair yeterince temsil edilemeyen eşcinsel bakış açılarını aydınlatan film, gizli eşcinsel askerlerin gerçek deneyimlerine dolaylı olarak değiniyor. Dhont, savaş filmlerinin geleneklerini alt üst eden, modern ve duyarlı erkek kahramanlar sunan iddialı bir film yapmış. ‘Korkak’taki ana tema, yaklaşık 90 yıl önce ünlü Jean Renoir tarafından ‘Büyük Yanılsama / La Grande Illusion’ filminde farklı bir tarzda ele alınmıştı. Empresyonist ressam Auguste Renoir’ın oğlu, Onursal Oscar Ödülü sahibi Jean Renoir, 1937 tarihli başyapıtında Alman savaş esiri olan, kaçış planı yapan bir grup Fransız subayı ekrana taşımıştı. Dönemin en prestijli Fransız aktörü Jean Gabin’in yanında iki efsanevi oyuncu, Erich Von Stroheim ile Pierre Fresnay yer alıyordu.
Konuya dönecek olursak Francis, Pierre’den bir sahne kurmasına yardım etmesini ister ve bir ahırı tiyatro salonuna dönüştürür. Doğaçlama yeteneklerini sergileyen amatör tiyatrocular aralarında coştukça, izleyiciler neşeli, vakit geçirir. Durumdan memnun komutanlar bu faaliyeti destekler. İki karakterin âşık olma sürecindeki sohbetlerinden, Francis’in terzi babasının işinde çalıştığını, annesi hizmetçi olan Pierre’in artık ailesiyle görüşmediğini öğreniriz. Amatör tiyatrocular ameliyat sonrası nekahat devresindeki askerlere, sakat kalanlara moral gösterileri düzenler. Bu arada Pierre partnerine kaçmayı teklif eder, gerçekçi Francis teklifi reddeder. Savaş sona erince Pierre ‘seni seviyorum’ dediği Francis tarafından terk edilince çok acı çeker. Filmin uzun tutulan etkileyici final bölümünde iki kahramanımızın savaş sonrası yaşadıklarına ve bir sürprize tanıklık ederiz. ‘Korkak’ siperlerin ötesindeki yaşam koşullarını hayal etmek için savaşan erkek askerlere odaklanan, cinsellik ve dostluğun ustalıkla yapılmış bir keşfidir. Sevgi dolu bir bakış açısıyla, Dhont’un duyguyu aktarmadaki becerisiyle ‘Korkak’ hassas bir film. Filmin eleştirilebilecek yönleri, duyguları fazla hesaplı ve manipülatif şekilde işlemesi ile zaman zaman öngörülebilir bir yapıya sahip olması. Bir eleştirmen, Dhont’un büyük duygusal zirveler yaratmaya çalışırken zaman zaman yapay ve boş hissettiren sahnelere yöneldiğini yazdı. Kendi hesabıma ilk iki filmini çok sevdiğim Belçikalı yönetmenin ‘Korkak’ını daha az etkileyici buldum. Dhont ise filmi için, “Korkak, birçok kişinin eseri ve şimdiye kadarki en iddialı projem. Aşk ve ölüm, yaratım ve yıkım hakkında bir film. Hayatta kalma ve bazen karanlıkta bile nasıl güzel bir şeyin yeşerebileceği hakkında bir film. ‘Korkak’ yüzyıllar boyunca savaşa gönderilenlere ve ne pahasına olursa olsun savaştan kaçmaya çalışanlara bir saygı duruşudur” dedi.
Dostluğun ve cinselliğin keşfi
Lukas Dhont I.Dünya Savaşı askerlerinin mühimmat sandıklarını bir araya getirerek bir platform oluşturduklarını ve çantaları eteklere dönüştürdükleri, arşivlerden bulduğu bir fotoğrafa bakarken ‘Korkak’ın senaryosunu yazmaya başlamış. Savaş sırasında askerlerin az keşfedilmiş yönüyle ilgilenip özgün bir film yapmayı hedeflemiş. Cannes Film Festivali Direktörü Thierry Frémaux, “Lukas Dhont I.Dünya Savaşı’nı dönemin renkli fotoğraflarından ilham alan ve otokrom tekniği kullanarak üretilen bir tarzda tasvir eden bu filmle geri dönüyor. Bu, çoğu zaman yalnızca yönetmenin ve kameranın zarafeti sayesinde var olan, saf sinemanın bir filmi” dedi. Francis’in sanat yoluyla teselli bulması ve aynı zamanda savaşta teselli araması arasında ikilik var. Bu ortamda, evde kendini bu kadar özgürce ifade edemeyeceği için özgürleşmiş hissediyor. ‘Close’ kadar özgür olmasa da ‘Korkak’ı Dhont’un gençlik ve aidiyet temalarına duyarlı yaklaşımının devamı olarak değerlendirmek mümkün.
Lukas Dhont’un ilk iki filminde birlikte çalıştığı Frank Van Den Eeden, savaş alanı sahnelerinde teknik açıdan olağanüstü bir başarı sağlıyor. Flaman görüntü yönetmeni filmin her anının samimiyetine öncelik vererek kusursuz bir sinematografi yaratıyor. I.Dünya Savaşı sırasında geçen film dönemin fotoğraf kalitesiyle çekildi. Lukas Dhont isimsiz gençlerden yetenekli oyuncu seçmedeki başarısını her üç filminde kanıtladı. ‘Girl’de Victor Polster (2018 Belirli Bir Bakış En İyi Erkek Oyuncu Ödülü) gibi olağanüstü bir balet- aktörü keşfeden Belçikalı yönetmen, ‘Close’da Eden Dambrine adlı müthiş bir çocuk oyuncu bularak bu konudaki yeteneğini sürdürmüştü. Filmi baştan sona götüren, ekrandan hiç kaybolmayan iki başrol oyuncusu, olağanüstü bir kimya sergileyen Emmanuel Macchia ile Valentin Campagne’ın mükemmel performansına, Park Chan-wook başkanlığındaki ana yarışma jürisi kayıtsız kalmadı. Bu 20 ve 22 yaşındaki aktörleri En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne ortak etti. Emmanuel Macchia sinemadaki ilk tecrübesiyle prestijli bir ödülün sahibi oldu. Evvelce dört filmde rol alan Valentin Campagne’ı geçen yıl Cannes’da Dominik Moll’ın ‘137 No.lu Dosya / Dossier 137’ ve Cédric Klapisch’in ‘Geleceğin Gelişi / La Venue de L’avenir’ filmlerinde izlemiştim.
Yazımı Lukas Dhont’un kariyerindeki ilk iki filmini hatırlatarak bitireceğim. Dhont, 1991’de Belçika’nın Flaman bölgesinde moda öğretmeni bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Kendisine uluslararası şöhret getiren ‘Kız / Girl’de (2018) gelecek vaat eden genç bir dansçı, cinsiyet kimliğiyle ilgili sorunlarıyla boğuşurken prestijli bir bale okuluna kaydoluyordu. Bu sancılı ergenliğe geçiş dramasının trans kız kahramanı, balerin olarak kariyer yapmadaki azmini koruyordu. ‘Yakın / Close’ (2022) ergenlik hakkında hassas sorular soran dürüst, sahici, etkileyici bir film. Queer öykülerine devam etmede kararlılığını gösteren Dhont, LGBT+ tanımı etrafında cinsel kimlik arayışını sosyolojik boyutunu araştırıyor. ‘Korkak / Coward’ı MUBİ’de izleyebileceğiz.