Van Cleef & Arpels'in kökleri ve Holokost trajedisi

Dünyanın en lüks mücevher markalarından Van Cleef & Arpels´in ışıltılı vitrinlerinin arkasında, Paris´in "Belle Epoque" döneminden Holokost´un karanlık günlerine uzanan, trajik ve pek bilinmeyen bir Yahudi hikayesi gizli. Bugün kraliyet ailelerini ve Hollywood yıldızlarını süsleyen bu imparatorluk, aslında iki Yahudi ailenin birleşmesiyle kuruldu ancak savaşın yıkımı ve asimilasyonun gölgesinde köklerinden tamamen uzaklaştı.

Selin KANDİYOTİ Kültür
22 Temmuz 2026 Çarşamba

Dünya çapında 200’den fazla mağazası ve yarım milyar doları aşan yıllık geliriyle Van Cleef & Arpels, zarafet ve lüksün zirvesini temsil ediyor. Ancak markanın kurucularının ve varislerinin II. Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları, sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda bir hayatta kalma ve kayıp öyküsü. Şirketin temelleri, 1890’ların Paris’inde, ‘Belle Epoque / Güzel Dönem’ olarak adlandırılan, sanatın ve modanın kalbinin attığı günlerde atıldı.

1873 yılında Hollandalı Yahudi bir mücevherci ailesinde doğan Alfred Van Cleef henüz on bir yaşındayken elmas tüccarı olan babası ölünce, Amsterdam'dan Paris'e taşınmış olan amcası Leon Salomon Arpels, kendisine ve dul kalan annesine bakmak için yardımcı oldu. Alfred, Hollanda'da mücevher yapımı üzerine bir staj tamamladıktan hemen sonra kendi atölyesini açmak üzere Paris'e taşındı. Paris'te kısa süre sonra Leon Salomon'un kızı yani kuzini Esther'e (Estelle) aşık oldu. Onları bir araya getiren unsurlardan biri de yüksek stile olan tutkuları ve mücevher yapımına duydukları ortak ilgiydi. İki ailenin mücevherat konusundaki dehası birleşmiş oldu. 1895 yılında evlendiler ve 1896'da Rachel adını verdikleri kızları dünyaya geldi.

Alfred Van Cleef ve Estelle Arpels

Bir mücevher imparatorluğunun doğuşu

1895’teki evliliğin ardından Alfred Van Cleef, kayınbiraderleri Charles, Julien ve Louis Arpels’in de işe katılmasıyla şirketi hızla büyüttü. Aile, Paris’in o dönemdeki en moda meydanı olan Place Vendôme’daki Ritz Oteli’nin karşısında, bugün hala markanın merkezi olan 22 numaralı binada ilk büyük mağazasını 1906 yılında açtı. İlk yıllarında özellikle o dönemin modası olan inci mücevherat üzerine yoğunlaşan aile, kusursuz taş yerleştirme teknikleriyle kısa sürede sadık bir müşteri kitlesi edindi.

I. Dünya Savaşı sırasında Van Cleef ve Arpels aileleri, Fransa’ya bağlılıklarını cephede ve cephe gerisinde gösterdi. Louis Arpels, en kanlı çarpışmalarda savaştı ve zehirli gaz saldırısına maruz kalarak gazi oldu; Charles Arpels ise savaş sonrası Fransa'nın en prestijli nişanı Legion d’honneur ile ödüllendirildi. Ester hemşirelik yaparken eşi Alfred ise kötü sağlığına rağmen ordunun yardımcı hizmetlerinde görev aldı. Savaş yıllarında değerli madenler yerine ahşap gibi basit malzemeler kullanarak ürettikleri ‘Touch Wood/ Tahtaya dokun’ koleksiyonu, Fransız halkı arasında uğur getirdiğine inanılan bir fenomen haline geldi. 1920 ve 30’lu yıllarda marka dünya çapında bir üne kavuştu. 1920’de Nice ve Monte Carlo’da dükkanlar açtılar ve ilk kez kadınlar için bilek saati ürettiler.

1926 yılında, Alfred ve Estelle'in kızı Rachel Van Cleef, hızla büyüyen şirketin sanat yönetmenliği görevini devraldı. Bu döneme gelindiğinde Van Cleef Ailesi, Yahudi olmayan Fransız ve Avrupalı yüksek sosyete mensuplarıyla evlilikler yapıyordu. Rachel, kulağa Yahudi ismi gibi gelen adını bıraktı ve Renée ismini kullanmaya başladı.

1933 yılında geliştirdikleri görünmez mıhlama tekniğiyle, taşların mücevher üzerinde havada asılı duruyormuş gibi görünmesini sağladılar ki bu teknik bugün hala markanın imzası sayılır.

‘Mystery Set’ adındaki bu teknik, hassas bir şekilde kesilmiş değerli taşları mikroskobik altın raylara kenetleyerek hiçbir tırnağın görünmemesini sağlar ve böylece kesintisiz, kadifemsi bir renk yüzeyi yaratır. Taşların elle yontulup kanalların tek tek işlenmesi gerektiği için bu tekniği yalnızca usta mücevher zanaatkârları uygulayabilir ve genellikle parça başına yüzlerce saat sürer. 1939 yılında Van Cleef & Arpels, Mısır Prensesi Fevziye’nin daha sonra İran Şahı olan Muhammed Rıza Pehlevi ile evliliği için pırlanta ve platinden oluşan paha biçilemez bir mücevher takımı tasarladı. Markanın diğer hayranları arasında, sevgilisi Wallis Simpson için Van Cleef & Arpels mücevherleri satın alan İngiltere Kralı VIII. Edward da yer alıyordu.

Savaşın Karanlığı

1930’ların sonuyla birlikte karanlık bulutlar Avrupa’nın üzerine çöktü. Alfred Van Cleef’in 1938’deki vefatının ardından, ailenin bir kısmı New York’taki Dünya Fuarı için ABD’ye gitti; bu yolculuk tesadüfen hayatlarını kurtardı çünkü geri dönemediler ve savaş boyunca orada kaldılar. Ancak Renée ve annesi Estelle, Fransa’da kaldı. Estelle gizlice Fransız direnişine katıldı. 1940’ta Nazilerin Paris’e girişiyle birlikte Yahudilerin iş yeri sahibi olması yasaklandı. Renée, şirketi ‘Aryanlaştırmak’ ve ayakta tutabilmek için mülkiyeti bir Fransız asilzadesine devretti. Portekiz üzerinden kaçmaya çalıştı ancak sınırdan geri çevrildi.

Rachel (Renée) Van Cleef

Renée’nin son günleri tam bir trajediydi. İş birliği hükümetinin merkezi olan Vichy’ye kaçtı ve burada, babasının eski dostu Albay Rene Marty gibi yüksek mevkideki tanıdıklarının kendisini koruyacağını sandı. Fakat derin bir antisemitizmle sarmalanmış olan bu dostlar, ona yardım etmeyi reddetti. 11 Aralık 1942’de Vichy’deki tüm Yahudilere sarı yıldız takma zorunluluğu getirildi. Ertesi gün polis odasına baskın yaptığında, Renée bir toplama kampına gönderilmektense üçüncü kattaki penceresinden atlayarak intihar etmeyi seçti.

Savaştan günümüze

Arpels ailesi, Müttefiklerin Paris'i kurtarmasının ardından 1944 yılında Van Cleef & Arpels'ın kontrolünü yeniden ele geçirdi.

II. Dünya Savaşı sona erdikten sonra Estelle’in abisi Julien Arpel’in oğulları Claude, Jacques ve Pierre direktör oldu. Markanın mücevher tasarımına neşeli hayvan ve çiçek figürleri kazandırarak yenilik yapmaya devam ettiler ve hem kendilerini hem de köklü markalarını çevreleyen anlatıyı Yahudi kökenlerinden uzaklaştırdılar.

Van Cleef & Arpels, zenginlerin ve ünlülerin mücevhercisi olarak saygınlığını daha da artırdı. 1956 yılında Monako Prensi Rainier, nişanlısı Grace Kelly'ye düğün hediyesi olarak pırlanta ve incilerden oluşan bir mücevher takımı satın alarak markanın büyüyen prestijine yeni bir ivme kazandırdı. 1967'de İran İmparatoriçesi Farah Pehlevi, taç giyme töreni için İran'ın kraliyet mücevherlerinden taşlar kullanılarak bir taç ve kolye üretmek üzere Van Cleef & Arpels zanaatkarlarını İran'a getirtti.

İşin başında yer alan son Arpels ailesi üyeleri, 1990'larda Jacques Arpels’ın çocukları Philippe ve Dominique oldu. 1999 yılında marka, birçok lüks markanın sahibi olan İsviçreli şirket grubu Richemont Group'a satıldı.

Van Cleef & Arpels’ın Yahudi kökenlerine dair hafızada çok az şey kaldı. Şirket, Yahudi temalı Davud Yıldızı veya diğer Yahudi tasarımlarını sunmuyor. Şirketin dünya çapındaki onlarca butiği arasında İsrail'de faaliyet gösteren mağazası bulunmuyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün