“Dördüncü, beşinci, yedinci ve onuncu ayların oruçları, Yahudi halkı için sevinç, coşku dolu bayramlar olacak. Bu nedenle gerçeği ve barışı sevin” (Zeharya 8:19). Beşinci ayın orucu olan Tişa BeAv orucu bu yıl 22 Temmuz Çarşamba akşamı gün batımıyla başlar, ertesi gün 23 Temmuz Perşembe akşamı yıldızlar çıkınca sona erer.
Şiva Asar BeTamuz ile başlayan üç haftalık yas döneminin doruk noktası olan Tişa BeAv, Av ayının dokuzu anlamına gelir. Tişa BeAv’da, farklı yıllarda Tanrı’nın Yüce Varlığı-Şehina’yı bu dünyada barındıran, I. ve II.Bet Amikdaş yıkılır, Yeruşalayim kaybedilir, Yahudiler anavatanlarından sürülür ve Diaspora (Galut) başlar. Her Yahudi Bet Amikdaş’ın yıkılışının ve halen kurulamamış olmasının derin acısını içinde taşır. Bet Amikdaş tekrar kurulana, Tanrı’nın Varlığı tekrar anlayacağımız şekilde aramıza dönene dek, ne kadar mutlu olsa da hiçbir Yahudi’nin mutluluğu tam olamaz. Yaşamının en mutlu günlerinden biri olan düğün gününde, hupanın altında damadın kırdığı bardak, Bet Amikdaş’ın yıkılışının acısının her an içimizde yaşadığını, evin girişinin karşı duvarında badanalanmadan veya duvar kâğıdı konulmadan bırakılmış kısım ise, Bet Amikdaş kurulana kadar evimizin tam olamayacağını simgeler. “İm eşkaheh Yeruşalayim, tişkah yemini. Tidbak leşoni lehiki, im lo ezkerehi; im lo aale et Yeruşalayim, al roş simhati/ Eğer seni unutursam ey Yeruşalayim, sağ elim hünerini unutsun. Dilim damağıma yapışsın, eğer seni hatırlamazsam, eğer Yeruşalayim’i yüceltmezsem, neşemin en tepesine” (Teillim 137:5).

Tişa BeAv’ın düşündürdükleri
Rabilerimize göre, I. Bet Amikdaş’ın yıkılış sebebi puta tapma, adam öldürme, cinsel ahlaksızlık, II. Bet Amikdaş’ın yıkılış sebebi ise ‘sebepsiz nefret/sinat hinam’ idi.
Tanrı’nın Kutsal Varlığı-Şehina’yı barındıran Tapınak, Şehina gidince boş bir binadan farksız hale gelir. Spiritüel anlamda yıkılan Tapınağın, fiziksel olarak da yıkılması uzun sürmez. Sebepsiz nefret, toplumun çökmesine neden olur. Günümüzde halen III. Bet Amikdaş’ın kurulamaması, maalesef bu sorunun devam ettiğini gösterir.
En kısa zamanda ve kolaylıkla, artık oruç ve yas değil, bir bayram gününe dönüşmesini beklediğimiz Tişa BeAv, birçok değerli mesaj içerir.
Felaketten sonra
Dr.Mijal Bitton Tişa BeAv haftasında aynı zamanda Tora'nın beşinci ve son kitabı olan Devarim'e başladığımızı ve bu kitabın, ‘Vaat Edilmiş Topraklar'a girmeden önce Moşe Rabenu’nun İsrailoğulları'na yaptığı veda konuşmalarını içerdiğini belirtir.
Dr.Bitton’un dikkatini çeken önemli nokta ise, Moşe Rabenu’nun bu konuşmalarda Mısır'dan çıkan kuşağa değil, onların çocuklarına ve torunlarına, yani bir felaketin ardından hayatta kalmış yeni kuşağa sesleniyor olmasıdır. Çünkü Mısır’dan çıkan o kuşak artık yoktur. Casuslar olayında ağır bir günah işlemiş, vaat edilen ülkeyi reddetmişlerdi (Rabilerimize göre bu olay Tişa BeAv’da gerçekleşmişti).
Moşe’nin söylediklerinin büyük bir bölümü serttir; azarlamalar, uyarılar ve geçmişteki başarısızlıkların hatırlatılmasıyla doludur. Ancak Dr.Bitton bunun yanında başka bir ses daha duyulduğunu belirtir; felaketin kendilerini tanımlamasına izin vermeyi reddeden bir halkın sesi.
Bu kitap, geçmişte yaşanan travmaya saplanıp kalmış bir kitap değildir. Tam tersine, geçmişin hatalarından ders alarak geleceği nasıl inşa edeceğini öğrenmeye kararlı bir halkın kitabıdır.
Umut
Yosef Hayim Yerushalmi, Yahudi umudu ile Yahudi umutsuzluğunun birbirine ne kadar yakın durduğunu vurgular. Umut ve umutsuzluk birbirinin zıddı değil; yakın komşusudur.
Yahudi umutsuzluğunun en derin noktasından, Yahudi umudunun kıvılcımı doğar.
Devarim kitabında Moşe Rabenu yaşamının son yılında zamanını halka hitap eden konuşmalar yapmaya adar. Çünkü bu yeni kuşağın, anne babalarının kuramadığı geleceği kurabileceğine inanır. İşte Yahudi umudu ile Yahudi umutsuzluğu böylesine iç içe geçmiştir.
Haklı olmak felaketle sonuçlanırsa
Dr.Mijal Bitton, Tapınağın yıkılışının nasıl gerçekleştiğini anlatan Talmud'daki düşündürücü öykünün (Gittin 56a) farklı bir yönünü ele alır.
Hepimizin bildiği Kamtza ile Bar Kamtza hikâyesinin daha az bilinen önemli bir ayrıntısı da vardır. Bar Kamtza, Yahudi halkına zarar vermek amacıyla Roma İmparatoru'nun Tapınağa sunulmak üzere gönderdiği kurbanlık hayvanı kusurlu hâle getirmişti. Bunun üzerine o zamanın Rabileri, normal şartlarda sunu olarak uygun kabul edilemeyecek bu kusurlu kurbanı, Roma'ya hakaret etmemek adına kabul edip etmemeleri gerektiğini tartışırlar.
Bilgelerimiz, konu hakkında danışılan Rabi Zekarya ben Avkulas’ın temel kurallar gereği bu armağanın kabul edilmesini reddettiğini belirtir.
Bu kararın sonucunda Talmud şöyle der: “Rabi Zekarya ben Avkulas'ın aşırı kuralcılığı Tapınağımızın yıkılmasına, Kutsal sığınağımızın yakılmasına ve halkımızın ülkesinden sürgün edilmesine yol açtı” (Gittin 56a).
Rabi Zekarya aslında kurallar ve zor bir kararın gelecekte sebep olabileceği yanlış yorumlamalar ile ilgili endişeleri bakımından haklıydı, ama aynı zamanda korkunç derecede yanılmıştı.
Dr. Bitton, bazen katı bir doğruculuğun, esnek davranmanın kurtarabileceği değerleri yok edebileceğine dikkat çeker. Bazen ilkelere bağlılık, sağduyudan yoksun kaldığında yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden yalnızca haklı olmaya değil, aynı zamanda bilgelik, sağduyu ve aklıselim ile hareket etmeye de ihtiyacımız vardır.
Kamtza ve Bar Kamtza olayı: (https://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&view=article&id=835:dusmanini-utandirma&catid=92&Itemid=136)
Gerçeği yansıtan efsane
Geleneklerimize göre, Napolyon, bir Tişa BeAv günü Paris'in Yahudi mahallesinden geçerken bir sinagogdan yükselen ağlama seslerini duyar. Bunun üzerine içeride neler olduğunu sorar. Kendisine, Yahudilerin Tapınaklarının yıkılışını yas tuttukları söylenir.
Şaşkınlıkla, "Bu ne zaman oldu?" diye sorar Napolyon.
Sonuçta, bir tapınağın yıkıldığını duymuş olması gerektiğini düşünmektedir. Kendisine bunun yaklaşık 1800 yıl önce gerçekleştiği söylenince, rivayete göre şu sözleri söyler:
“Tapınaklarının yıkılışına 1800 yıl sonra bile yas tutabilen bir halk, elbette bir gün onun yeniden inşa edildiğini de görecektir.”
Bu öykünün tarihsel olarak doğrulandığı bilinmemekle beraber taşıdığı mesaj çok güçlüdür: Geçmişini unutmayan, acısını canlı tutarken umudunu da kaybetmeyen bir halk, geleceğini yeniden kurma gücüne de sahiptir. Tişa BeAv yalnızca yıkılışı hatırlama günü değil, aynı zamanda yeniden inşa edileceğine dair umudu koruma günüdür.
Geleneklerimize göre Tişa BeAv gecesi, Tapınağın yıkılışının üzerinden kaç yıl geçtiği ilan edilir.
Bu gelenek, yalnızca geçen yılları hatırlatmak için değildir. Aynı zamanda ulusal hafızayı canlı tutmanın, geçmişle bağı koparmamanın ve Bet Amikdaş'ın yeniden inşa edileceği umudunu nesilden nesle aktarmanın sembolik bir ifadesidir.
Tişa BeAv ve Maşiah
Yahudi gelenekleri Maşiah’ın bir Tişa BeAv gününde doğacağını belirtir. Yani Yahudiler olarak en derin yasımızın yaşandığı anda, aslında kurtuluş sessizce dünyaya adımını atıyor olacaktır.
Günümüzün önde gelen Habad Rabilerinden Yosef Yitzchak Jacobson ile Rebbe ve Maşiah üzerine yapılan bir konuşmanın şu bölümü özellikle dikkat çeker:
“Gerçek soru şu: Her birimiz, kurtuluşu dünyaya getirebilecek 'Maşiah' olarak kendimizi görebiliyor muyuz?”
Acaba her birimizin içindeki Maşiah ortaya çıkabilir mi?
Dünyayı onaracak (tikun gerçekleştirecek), nefret yerine sevgiyi, ayrılık yerine birliği ve umutsuzluk yerine umudu getirecek kişi olmaya her birimiz talip olabilir miyiz? Belki de beklediğimiz kurtuluş, önce kendi içimizde doğmayı bekliyordur.
Kısa kısa Tişa BeAv
İsmi: Tişa = 9, BeAv = Av ayının, Tişa BeAv = Av ayının 9’u anlamına gelir.
Çıkış yeri: Mişna Taanit 4:6, bu gün İsrailoğulları’nın başına gelmiş beş trajedi nedeniyle oruç tuttuğumuzu açıklar. Kutsal Toprakları keşfe giden 12 casustan onu Vaat Edilen Topraklar hakkında verdikleri negatif rapor nedeniyle bu rapora inanan ve bu sebeple bütün gece ağlayan (Bamidbar 14:1) İsrailoğulları’nın Kutsal Topraklara girmeyecekleri hükmü verilir. I. Bet Amikdaş Babil Kralı Nevuhadnetsar tarafından ateşe verilip yıkılır. II. Bet Amikdaş Romalılar tarafından tahrip edilir. Yahudi direnişinin son kalesi Betar, Romalıların eline geçer. Bet Amikdaş ve Yeruşalayim Romalılar tarafından bir tarla gibi dümdüz edilir ve Aelia Capitolina adında putperest bir şehir haline getirilir.
Nerede belirtilir? Neviim- Peygamberler kitabında, Zeharya Peygamber şöyle der: “Dördüncü, beşinci, yedinci ve onuncu ayların oruçları, Yahudi halkı için sevinç, coşku dolu bayramlar olacak. Bu nedenle gerçeği ve barışı sevin” (Zeharya 8:19). Tora’da ayların başı olarak belirtilen Nisan ayından sonra beşinci ay, Av ayı, beşinci ayın orucu da Tişa BeAv orucudur.
Ne yapılır? Tişa BeAv orucu (bu yıl) 22 Temmuz Çarşamba akşamı gün batımıyla başlar, ertesi gün 23 Temmuz Perşembe akşamı yıldızlar çıkınca sona erer.
Tişa BeAv’da Bet Amikdaş’ın yıkılması, Tişa BeAv ile ilgili bölümler, Musar (Yahudi ahlak kuralları), Kinot (Ağıtlar) okunabilir.
Geleneksel olarak Megilat Eha okunur.
Tefilin ve Tallit 23 Temmuz Perşembe günü öğleden sonra Minha duasında takılır.
Ne yapılmaz? Oruç kurallarına ek olarak sabah tefilin ve tallit takılmaz. Tora öğrenilmez. Deri ayakkabı giyilmez. Duş alınmaz, ferahlatıcı krem sürülmez.
ŞABAT HAZON: 18 Temmuz Cumartesi
Güney Afrika Baş Hahamı Rabi Dr. Warren Goldstein, ‘Üç Hafta’ ve bunun doruk noktası olan Tişa BeAv döneminin, yaptığımız hatalar üzerinde; bireyler ve bir ulus olarak potansiyelimizin ne ölçüde gerisinde kaldığımızı sessizce ve alçakgönüllülükle düşünme zamanı olduğunu belirtir. Ancak bu muhasebenin amacı yalnızca pişmanlık duymak değil, aynı zamanda bunu hayatımızı ve yönümüzü değiştirecek bir başlangıç noktası hâline getirmektir. Birbirimizi sevgi, saygı ve birlik içinde nasıl yeniden bulabileceğimiz üzerinde düşünüp bize düşeni yapmak için adım atma zamanıdır.
Tişa BeAv'dan hemen önceki Şabat; Şabat Hazon (Görüm Şabatı veya Vizyon Şabatı) olarak adlandırılır. Bu isim, o Şabat günü Peygamberler Kitabı'ndan okunan bölümün ilk sözlerinden gelir: Hazon Yeşayau /Yeşaya'nın Görümü (Vizyonu).
Bu yıl Şabat Hazon 18 Temmuz Cumartesi günüdür.
Rabi Goldstein; Rabi Samson Raphael Hirsch'in, İbranicede ‘görüm’ ya da ‘vizyon’ anlamına gelen ḥazon sözcüğünün, anlam bakımından İbranice üç başka sözcükle ilişkili olduğuna dikkat çektiğini belirtir; ayırmak, derine inmek ve göğüs/kalp. Bu üç kelime, kendi davranışlarımızı samimiyetle değerlendirerek doğru yaptıklarımız ile yanlış yaptıklarımızı birbirinden ayırabilmemiz, olayların yalnızca görünen yüzüyle yetinmeyip daha derinlere, kendi içimize dönerek yaptığımız hataların gerçek nedenlerini keşfetmeye çalışmamız ve bulduğumuz gerçeği yalnızca aklımızla değil, yüreğimizle de benimsememiz olarak yorumlanabilir.
Rabi Warren Goldstein’a göre Tişa BeAv ile ‘Üç Hafta’ döneminin asıl amacı budur. Bu dönemde ve Tişa BeAv günü yalnızca fiziksel olarak oruç tutmakla yetinmeyip; varlığımızın anlamı üzerinde düşünür, yaşamımızın hangi yöne doğru ilerlediğini sorgular ve özellikle Tapınağın yıkılışına ve ardından gelen sürgüne yol açan manevi sebepler üzerine düşünürüz.
Goldstein, eleştiriyi kabullenmenin hiçbirimiz için kolay olmadığını, ancak bu Şabat günü Moşe Rabenu’nun ve Yeşaya'nın güçlü uyarılarını okurken, onların azarlayıcı sözlerinin bizim kendi ruhsal yolculuğumuzu başlatabilecek dönüştürücü gücünü de hatırlamamızı söylüyor. Çünkü iyiliğimiz için samimiyetle yapılan bir uyarı, yalnızca bize geçmişteki yanlışlarımızı göstermekle kalmaz; aynı zamanda gelecekte doğru yolda yürüyebilmemiz için ilk adımı da atmamızı sağlar.
***
*Tişa BeAv’da Neler Olmuştu, Tişa BeAv’da Yapılmaması Gerekenler:
http://www.sevivon.com/index.php?option=com_content&view=category&layout=blog&id=64&Itemid=238
Not: Yazıda kısa bir özet olarak verilmiş bilgiler, okuyucuya bu konular hakkında fikir vermek amacıyla Kutsal Kitap, Gözlem Yayınevinden Vayikra, Bamidbar, Devarim, El Gid Para El Pratikante, Teilim kitapları ve sevivon.com, aish.com, www.chabad.org, https://www.sdjewishworld.com, https://inner.org, https://thejewishweekly.com, https://blogs.timesofisrael.com, https://www.israelnationalnews.com, https://www.alyth.org.uk, https://www.ehrs.uk sitelerinden derlenerek hazırlanmıştır.
Yazı, konu hakkındaki sayısız yorumlardan sadece bazılarını kapsamaktadır.
Toplumların farklı gelenekleri ve uygulamaları olabildiği için, bayramlar ve özel günler hakkında en doğru ve detaylı bilgiler için, toplumların kendi Rabi’lerine başvurması gerekir.
*Katkıları için Rav İzak Peres’e teşekkür ederiz.