Tanca'dan Yafo'ya: Bir bakışın yeniden dokunuşu

İstanbul doğumlu, Paris´te eğitim almış, günümüzde Yafo (Jaffa) sokaklarında yaşayan sanatçı Elsa Ers Brosh, bu kez Wertheimer Galeri´nin ´Close Distance´ (12 projects, 24 artists) grup sergisinde, Melani Hekimoğlu ile birlikte ürettiği bir iş birliği projesiyle karşımıza çıkıyor. Sergideki işi ´Interwoven´, Belçikalı Oryantalist ressam Jean-François Portaels´in 1874 tarihli ´Juive de Tanger /Tanca´dan Yahudi Kadın´ adlı tablosunu yeniden ele alıyor. 19. yüzyılın egzotikleştirici Oryantalist bakışıyla resmedilmiş Kuzey Afrikalı bir Yahudi kadın figürünü, kendi kültürel kimliği açısından yeniden yorumlayan Brosh; kimlik, bakış ve temsil meselelerini bir kez daha gündeme taşıyor. Sergi kapsamında kendisiyle bu yeni işini, Oryantalist mirası yeniden kurmayı ve grup sergisindeki eşleştirme deneyimini konuşmak için bir araya geldik. Sanatında, iç içe geçen kimlikler konusuna da değinen Brosh, bu sefer de peçenin ardındaki kadını 150 yıl sonra; yeniden dokumak için kolları sıvadı.

Liza CEMEL Kültür&Sanat&Spor
14 Temmuz 2026 Salı

 (Soldan sağa) Liza Cemel, Melani Hekimoğlu, Elsa Ers Brosh; 9 Temmuz 2026/Sergi Açılışı)

‘Interwoven’ fikri nasıl doğdu? Portaels'in 1874 tarihli tablosuyla ilk karşılaşman nasıl oldu, seni bu kadar çarpan neydi?

Galerimizin direktörü Nathalie işbirliği konseptli sergi için yanaştığında aklıma ilk gelen isim Melani oldu. Hem daha evvel bir sergide (Antakya depremi bağış sergisi, Kuli Alma sergi alanı, 2023) beraber çalıştığımızdan dolayı, hem de seramik ve resmin birbirleriyle oluşturacağı diyalog ve kontrastın heyecan verici olacağını düşündüğümden, ona sergide ortak proje geliştirme teklifinde bulundum. İkimiz de işlerimizde el, kumaş, toplumsal kimlik ve kadın ögelerine eğiliyoruz. Araştırmaya başladığımızda karşımıza çıkan kumaş tutan el, Portaels’in Yahudi kadın portresi olunca, onu Osmanlı ve Türk Yahudi’si kimliğimiz açısından incelemeye karar verdik.

 

Jean-François Portaels, ‘Jewish Woman from Tangier, Morocco’, 1874

Erişim: Jewish Women's Archive (Kamuya açık)

Ortadoğulu ve Kuzey Afrikalı kadın figürü senin işlerinde tekrar eden bir motif. ‘Interwoven’ı bu çizginin neresine koyuyorsun?

Bu proje benim için bir eve dönüş oldu. Özellikle işlerimde Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde doğmuş ve yaşamış kadını özne olarak çok işlesem de, Ortadoğulu Yahudi kadınına henüz yer vermiş değildim. Mizrahi ve Sefarad kadınlarına bir sevgi mektubu olarak nitelendireceğim bu projeyle kendi köklerime selam etmek istedim. Bir evvelki kişisel sergimde (CTRL + ALTAR + DEL, Wertheimer Gallery, 2025) odak noktamı sosyal medya ve dijital ortamda oluşturulan kimlik ve kültürel değişime yönelttikten sonra bu proje ile tekrar ana temama geri dönüş yapmış oldum. 

Bir Oryantalist tablonun içindeki kadını, kendi kültürel kimliğinle (Türkiye, Fransa, İsrail arasında kurulmuş bir yolculukla) yeniden ele almak, kişisel olarak seni nereye götürdü?

Kendimi her zaman bu coğrafyaya ait hissettiğim için bu projenin duygusal anlamı benim için çok büyük. Okumak için Fransa’ya taşındığımda Paris şehrine aşık olduğum hâlde, Avrupa’da hissettiğim ev özlemiyle ne kadar Ortadoğulu olduğumu anlamıştım. Bu coğrafya her şeyiyle insanın içine işliyor. İşlerimin de ilham kaynağı bu coğrafyada doğmuş, yaşamış kadınlar.

Portaels'in tablosu üzerine yazılan küratöryel yorumlarda peçe, hem koruma hem kültürel kimlik hem de izleyiciyle özne arasında bir engel olarak okunuyor. Sen bu kadını dijital eskizleme yöntemiyle ile yeniden tasarlarken, o peçeyi -gerçek ya da mecazi- nasıl ele aldın?

Dijital eskiz sürecimde peçeyi sadece fiziksel bir kumaş olarak değil, izleyiciyle özne arasına giren bir veri katmanı ve bir arayüz olarak kurguladım. Böylece bu örtü, kadını edilgen bir şekilde gizleyen bir engel olmaktan çıkıp, onun kültürel kimliğini aktif olarak koruyan bir güce dönüştü. Bu mecazi yaklaşım, özgün eserdeki o derin gizemi onurlandırırken, izleyiciyi katmanların ardındaki özneyle çok daha dinamik bir bağ kurmaya davet ediyor.

Oryantalist sanat yorumlarda sorulan bir soru var: Tablodaki hangi kısımlar otantik bir gözlem, hangileri Batılı bir projeksiyon? Sen bu ayrımı nasıl kurdun -yoksa bilinçli olarak o çizgiyi bulanıklaştırmayı mı tercih ettin?

Resimdeki oymalı mimari detaylar ve çini vazo ‘otantik’ bir Doğu gözlemini çağrıştırsa da, kadının yüzünü ve peçesine dokunan o çok sayıdaki el tamamen dışarıdan gelen müdahaleci bir projeksiyonu simgeliyor. Bu ayrımı keskinleştirmek yerine, kadını pasif bir nesne gibi yönlendirmeye çalışan bu sürreal elleri kompozisyonun merkezine yerleştirerek otantiklik ile Batılı kurgu arasındaki çizgiyi bilinçli olarak bulanıklaştırdım. Böylece, izleyicinin gördüğü ‘Doğulu kadın’ imgesinin aslında dışarıdan gelen bu sayısız dokunuş ve beklentiyle nasıl inşa edildiğini sorgulamasını istedim.

Melani Hekimoğlu ile birlikte üretme süreci nasıl işledi? İş bölümünüz, tartıştığınız noktalar, ortak karar aldığınız yerler neler oldu?

Melani’yle 12 Mart 2023’te açılan ve 3-4 gün süren, depremzedeler için yardım kapsamında düzenlediğimiz bir sergi için bir araya gelmiştik. Beraber çalışma deneyimimiz olduğundan dolayı, eskizleme ve çalışma sürecimiz son derece akıcı olarak gelişti. Kullandığımız materyaller ayrı olsa da, görsel ve temasal olarak işlemeyi sevdiğimiz konular çok örtüşüyor. İkimiz de kadın, kültürel kimlik ve hafıza, görsel olarak el ve kumaş dokularını eserlerimizde kullanmayı seviyoruz. Ortak bir dil geliştirmemiz birkaç günden fazlasını almadı. Gelecekte de bu ortaklığı sürdürmeyi umut ediyoruz.

Elsa Ers Brosh X Melani Hekimoğlu Interwoven (İç İçe Örülü), 2026

Elsa Ers Brosh — Tuval üzerine akrilik, 99,5x73,5 cm Melani Hekimoğlu — Taş çini üzerine seramik dekal, 100x54 cm

Interwoven eserinde, Melani Hekimoğlu ve Elsa Ers Brosh, Jean-François Portaels'in 1874 tarihli Tanca'nın Yahudi Kadını tablosunu yeniden ele alıyor — bu, Oryantalist geleneğe ait bir imge. Türk-Yahudi kökenlerinden yola çıkan her iki sanatçı, bu imgeyi yeniden inşa ederek sahipleniyor: Hekimoğlu'nun seramik çinisi Osmanlı süsleme geleneğinden besleniyor, Brosh'un resmi ise özgün figürü sürrealist bir alana taşıyor. El hareketleri, kumaş drapesi ve süsleme, kimlik, hafıza ve yerinden edilme meselelerinin sorgulandığı bir dil hâline geliyor.

İki farklı sanatsal dilin (senin ve Melani'nin) Interwoven’da bir araya gelmesi, tabloyu yeniden yorumlama biçimini nasıl etkiledi? Yalnız çalışsaydın ortaya çıkmayacak neler oldu?

Tablodaki çini testi, arkadaki oyma detaylarını kurgusal olarak Melani’yle beraber geliştirdik. İki eser arasında bir diyalog ve görsel bağlantı olmasını istedik. Eskizleme sırasında, ortak bir görsel dil oluşturmak üzerinde çalıştık. Ortak olarak el, kadın ve kumaş temalarına eğilmeyi sevdiğimizi fark edip, Portaels’in “Jewish Woman from Tangiers” resmindeki el ve kumaş dokusunu bir çıkış noktası olarak almayı uygun gördük. Melani bir seramik sanatçısı olarak iznik çini desenlerinden çok esinleniyor, kendi çalışmasına eklediği bu deseni, birbirleriyle uzlaşsınlar diye benim resmimin de arka planına yerleştirdik, bir ‘easter egg’ bulunsun istedik. Bu proje üzerinde eskizleme sürecinden kurulum aşamasına kadar kolaboratif olarak çalışmayı seçtik, sonucunda çıkan Interwoven eseri de gerçekten resim ve seramiğin birbiriyle konuştuğu çok özel bir iş oldu.

‘Close Distance / Marhakim Krovim’ başlığı, senin işin özelinde nasıl bir anlam kazanıyor? Tarihsel bir imgeyle aranı ‘yakın’ mı, ‘uzak’ mı hissediyorsun?

‘Yakın Mesafe’ başlığını, kültürel kimlik ve diaspora deneyimimdeki mekansal kopuşlar ile köklerime duyduğum aidiyet arasındaki gerilim olarak yorumladım. Tarihsel imgeye, paylaşılan kadınlık belleği ve kültürel miras üzerinden derin bir ‘yakınlık’ duyarken, zamanın ve coğrafyanın araya koyduğu mesafe nedeniyle kaçınılmaz bir ‘uzaklık’ da hissediyorum. Eserimdeki çoklu eller ve alt kısımdaki parçalı dokular, geçmişle aramdaki bu hem sıkıca kucaklayan hem de parçalanmış olan karmaşık bağı görselleştiriyor.

7 Ekim'den sonra kimlik, temsil ve "kim kimi nasıl görüyor" soruları senin için nasıl bir ağırlık kazandı? Bu iş, o dönemin izlerini taşıyor mu?

7 Ekim ve sonrasında yaşanan kayıplar, kimliklerimizi bir kutuplaşma aracı olmaktan çıkarıp, birbirimizin acısını anlama ve ortak bir barış dili kurma sorumluluğumuzu her zamankinden daha ağır bir hâle getirdi. Üzerinde çalıştığım bu iş elbette o dönemin derin hüznünü ve izlerini taşıyor; fakat amacı ayrılıkları derinleştirmek değil, bizi birbirimize düşman eden o karanlık önyargıları şefkatle sorgulamaktır. 'Kim kimi nasıl görüyor' sorusunun cevabını, birbirimizi korku ya da etiketlerle değil, yalnızca kırılgan ve ortak bir insanlıkta birleşmiş bireyler olarak gördüğümüz bir gelecekte bulmayı umut ediyorum.

Sergiyi yurt dışında sunma planların hâlâ sürüyor mu? Interwoven gibi tarihsel-kültürel bir referansı taşıyan bir işin, farklı coğrafyalarda nasıl karşılanacağını düşünüyorsun?

Bu projeyi Türkiye'de, özellikle de bir Türk azınlık kültürel miras alanında sergilemeyi çok isterim. Şu anda grup sergimiz ekime kadar asılı kalacak, ardından Büyükada Rum Yetimhanesi dâhil çeşitli sergi alanlarına gönderme planımız var.

Bu projede yaşadığın en büyük zorluk neydi?

Teknik olarak zorlayıcı bir projeydi. Portaels’in özgün portesine ve boyama tekniğine gereken saygıyı göstermiş olmak ve bu portreyi çağdaş sanata uygun olarak yorumlamak zorlayıcı ama tatmin edici bir süreçti.

Sergi izleyicisi ‘Interwoven’ın karşısında durduğunda, senin için en çok neyi hissetmesini, fark etmesini umuyorsun?

Yahudi kadın kimliğinin medyada en az işlenmiş, sessiz kahramanları Sefarad ve Mizrahi kadınlarının iç ve gündelik dünyalarına bir mercek tutmak istedim, izleyiciye bu gizemli dünyaya bir kapı açmaya aracı olduğumu umut ediyorum.

Bu işin senin için anlamı ve değeri ne? Seni başka projeler bekliyor mu?

Interwoven Melani’yle başlattığımız bir diyalog oldu. Resim ve seramiğin arasındaki konuşmayı çok etkili ve çelişkili bulduk. Bu projeyi çıkış noktası alarak, seneye ikili (duo) bir sergi yapmayı umut ediyoruz.

Eserlerinizin sergilendiği ve başka sergilere de ev sahipliği yapan galeri ile nasıl yollarınız kesişti?

Wertheimer Gallery ile 2023 yazından beri beraber çalışıyoruz. Kendimi sanatsal kimlik olarak kaybolmuş hissettiğim bir dönemde karşıma çıktılar. Galerimizin kurucu ve direktörleri Gil ve Nathalie, sanatçılar ile diyalog kurmakta gerçekten ustalar. Aynı zamanda beni sınırlarımın ötesine itmeyi başaran bir küratör ekibi. Birlikte gerçekleştirdiğimiz her projeyle gerçekten gurur duyuyorum, ama ‘Close Distance’ sergisinin özellikle kalbimde yeri çok büyük.

Okuyucular işlerinize nereden ulaşabilir ve nasıl destek olabilir?

Bize @elsajinx ve @melani.ceramics Instagram adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Sergi ve eserleri için iletişim de galeridir.

Çok teşekkürler. 


Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün