Haftanın sanat ajandası

Tuna SAYLAĞ Sanat
8 Temmuz 2026 Çarşamba

Caz Festivali Veronica Swift konseri ile sona eriyor

Veronica Swift’in alametifarikası cazda köklenmiş, rock’n roll üflenmiş bir ruha sahip olması; kendi jenerasyonunun çok yönlü ve sesli doğal yeteneklerinden ve bu yetenek zenginliğini türler arası ve türler üstü keşifler, üretimler ve performanslar için kullanıyor. Sanatçı, dünyanın en özgürleştirici müziğinin dahi kısıtlamalarını yerle bir etmeye kararlı, korkusuz bir yorumcu olarak bu döneme damga vurmaya devam ediyor. Swift, 13 Temmuz akşamı kusursuz vokali, coşkulu enerjisi ve performansıyla Sultan Park – Swissôtel the Bosphorus’ta olacak.

**

Pink Martini yeniden İstanbul’da

Birçok albümüyle altın ve platin plak kazanan, Türkiye'de büyük bir hayran kitlesine sahip olan Pink Martini, Pasion Turca organizasyonu ile 22 Temmuz’da Harbiye Açıkhava’da hayranları ile buluşmaya hazırlanıyor. Yirminin üzerinde farklı dilde şarkılar söyleyen topluluk, kendini ‘Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirerek modern bir formda sunan müzik arkeologları’ olarak tarif ediyor. Samurayların aşk şarkılarından Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına en keyifli şarkıları seslendiren Pink Martini, Storm Large'ın muhteşem sahne performansı ile karşınızda olacak.

**

‘Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar’ sergisi BİLGİ’de

İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 35. Uluslararası Virginia Woolf Konferansı kapsamında hazırlanan ‘Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar’ sergisi, Enerji Müzesi’nde ziyaretçilerine kapılarını açtı. Çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini Woolf’un edebi dünyasıyla buluşturan sergi, ses, hafıza ve mekân ekseninde kurguladığı disiplinlerarası yaklaşımıyla yazarın eserlerini İstanbul’un kültürel ve duyusal atmosferinde yeniden ele alıyor. Sergide, 13 sanatçının eseri yer alıyor. Küratörlüğünü Demet Karabulut Dede, Levent Tökün ve Derya Sayın'ın üstlendiği sergide; Ayşe Orhon, Bengisu Bayrak, Eda Çekil, Gülsün Orhon, Hasan Nazif Yılmaz, İrem Güngez, Mesrure Melis Bilgin Koen, Naz Işıksoy, Özlem İşbilir, Paola Giorgi, Rebecca Wood, Sinan Aruser ve Zeynep Abacı'nın eserleri yer alıyor. Sergi, 24 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilir.

**

Koro müziğinin kalbi İstanbul’da atacak!

İstanbul’un çok sesli ve çok kültürlü yaşamını sahneye taşıyan Uluslararası İstanbul Koro Festivali, dördüncü yılında da Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden koroları aynı sahnede buluşturacak! 9-12 Temmuz’da gerçekleşecek festival kapsamında, yerli ve yabancı 29 koro, dört gün boyunca İstanbul’un farklı noktalarında verecekleri konserlerde koro müziğinin birleştirici gücünü müzikseverlerle paylaşacak.  Genel sanat direktörlüğünü Kübra Şenyaylar’ın üstlendiği festival, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yanı sıra Kadıköy Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane ve Anadolu Hisarı’nda etkinliklere ev sahipliği yapacak. Festivalin uluslararası konukları arasında Azerbaycan, Kolombiya, Birleşik Krallık ve Sırbistan’dan gelen korolar yer alırken Türkiye’yi ise İstanbul, Manisa, İzmit ve Rize’den katılan seçkin korolar temsil edecek.

**

Muse Contemporary’de ‘The Shape Between’

Muse Contemporary, Rüzgar Polat’ın ‘The Shape Between’ başlıklı kişisel sergisine 15 Ağustos’a kadar ev sahipliği yapıyor. Sergi, varlık ile yokluk arasındaki sınırları sorgulayan bir anlatı sunuyor. İçimizde taşıdığımız boşluklar, üzerimize düşen gölgeler ve tamamlanmamış duygular üzerinden şekillenen formlar, sanatçının kendine özgü görsel kurgusunun temelini oluşturuyor. Sanatçının anlatımında renkler ve biçimler, varlığın karşıt hâllerini temsil ediyor. Boşluk ile doluluk, benlik ile yokluk arasında kurulan gerilim, eserlerin temel yapısını oluştururken; figürler bu zıtlıklar arasında sürekli dönüşen bir varoluş hâlinin izlerini taşıyor.

**

 

 ‘Eşik ‘Galeri/ Miz’de

‘Eşik’ grup sergisi, 17 Temmuz’a dek Galeri / Miz’de izleyici ile buluşuyor. Ayşe Ebru Eryılmaz, Ayşe Topçuoğulları, Belmin Pilevneli, Cemil Güç, Doğukan Çiğdem, Gül Ilgaz, Işıl Esen, Kaan Tanhan, Metin Kalkızoğlu ve Tuba Önder’in  üretimlerini bir araya getiren sergi, Mezopotamya’yı coğrafya olmaktan çok, üst üste binmiş zamanların, anlatıların ve bilgi rejimlerinin çakıştığı katmanlı bir yüzey olarak ele alıyor. Mitler, ikonlar ve sanatsal izler aracılığıyla kurulan kadimlik söylemi, yalnızca bir birikimi değil; aynı zamanda kayıp, kopuş ve müdahale edilmiş tarihsel anlatıları da örten bir temsili araştırıyor. Simgesel olarak görünür olan ile temsil edilemeyenin ürettiği yoğunluğa odaklanıyor.

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün