Sosyal medyada yine memur sayısı ve memur maaşları köpürtüldü bu hafta. Bunun üzerine tartışmalara nokta koymak için yapay zeka ChatGPT´ye sorduk, resmi veri ve linkleri verdik, o bizler adına hepsini özetledi. Burada yazarın notu olarak; Körfez ülkelerinde gelir vergisi tahsilatı yoktur, hatta bazılarında yakın zamana kadar kurumlar vergisi dahi yoktu. Norveç ve Katar Fonu mesela bu ülkelerin bütçesinin ana kalemidir vergi yerine. Tek Hazine Hesabı işleyişi, bozuk para basma yetkisi veya borçlanma imkanı gibi birçok bilgi ışığında vergi ile kamuda maaş ödenir demek eksik ve yanlıştır. Kaldı ki bizde asgari ücretten vergi alınmaz ve kurumlar vergisi tahsilatı hep gelir vergisi tahsilatından düşüktür ve dolaylı vergilerin payı genelde %70 civarındadır. Esas tartışılması gereken asgari ücretin memur ve emekli maaşları ile beraber niye düşük olduğu veya Zucman Vergisi olarak dünyada bilinen vergi türüdür.
En çok kamuda memur olan ülkeler hangileri ve nüfusa oranı nedir?
Kamuda memur oranı iki farklı şekilde ölçülebilir:
Sen nüfusa oranını sorduğun için aşağıda yaklaşık güncel değerleri veriyorum.
|
Sıra |
Ülke |
Kamu çalışanı (yaklaşık) |
Nüfusa oranı |
|
1 |
Norveç |
900 bin |
%16-17 |
|
2 |
Danimarka |
900 bin |
%15-16 |
|
3 |
İsveç |
1,6 milyon |
%15 |
|
4 |
Finlandiya |
800 bin |
%14-15 |
|
5 |
Kanada |
4,3 milyon |
%10-11 |
|
6 |
Fransa |
5,7 milyon |
%8-9 |
|
7 |
Birleşik Krallık |
5,9 milyon |
%8-9 |
|
8 |
Almanya |
5 milyon |
%6 |
|
9 |
Amerika Birleşik Devletleri |
22-23 milyon |
%6-7 |
|
10 |
Japonya |
3,3 milyon |
%2,5-3 |
OECD verilerine göre kamu istihdamının toplam istihdam içindeki payı en yüksek ülkeler ise:
Bu ülkelerde öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının ve yerel yönetim personelinin büyük kısmı doğrudan devlet çalışanı olduğu için oranlar oldukça yüksektir (OECD).
Türkiye nerede?
Türkiye'de merkezi yönetim, yerel yönetimler, öğretmenler, sağlık personeli ve diğer kamu görevlileri dahil kamu çalışanı sayısı yaklaşık 5,2-5,5 milyon civarındadır. 85 milyonluk nüfusa göre bu, yaklaşık %6-6,5 seviyesine denk gelir. Bu oran gelişmiş İskandinav ülkelerinin oldukça altında, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri ile benzer düzeydedir. (OECD)
Memur maaşları toplanan vergilerle mi ödenir, iktisadi olarak? Bunu muhasebesel olarak eşleştiren bir sistem var mı? Bütçede açık varken vergilerin nereye gittiğini nasıl bilirsin? Devlet önce harcar mı, önce vergi mi toplar iktisadi olarak? Verginin hangi ödemelere gittiğini nasıl biliriz? Ya da ödemelere giden paralar hangi vergilerle toplanır?
Bu sorunun iki farklı cevabı var: muhasebesel (kamu maliyesi) ve makro iktisadi (parasal işlemler). Bunlar karıştırıldığı için "memur maaşları vergilerle ödeniyor mu?" tartışması sık yaşanır.
Kısa cevap
1. Devlet kasasında para nasıl çalışır?
Basitleştirilmiş örnek:
Gelirler:
Toplam gelir = 1,9 trilyon
Harcamalar:
Toplanan vergiler tek bir bütçe havuzuna girer. Sonra bu havuzdan bütün harcamalar yapılır. Yani muhasebede şöyle bir kayıt yoktur: Bu öğretmenin maaşı şu kişinin ödediği gelir vergisinden ödendi. Böyle bir eşleştirme bulunmaz.
2. Bütçe açık veriyorsa ne oluyor?
Diyelim:
Vergi geliri = 8 trilyon TL
Toplam harcama = 10 trilyon TL
Açık = 2 trilyon TL
O zaman devlet:
Bu durumda memur maaşının ne kadarı vergiyle ne kadarı borçlanmayla ödendiğini söylemek teknik olarak mümkün değildir.
Çünkü bütün gelirler ortak havuzdadır.
3. İktisadi olarak devlet önce vergi mi toplar?
Burada iki farklı yaklaşım vardır.
Geleneksel kamu maliyesi
Sıralama kabaca şöyledir:
Vergi → Gelir oluşur → Harcama yapılır.
Bu bakışta vergiler devlet harcamalarının finansmanıdır.
Modern parasal yaklaşım (örneğin MMT'nin vurguladığı)
Burada denir ki:
Egemen para basabilen devlet teknik olarak ödeme yapmak için önce vergi toplamak zorunda değildir.
Süreç şöyle işler:
Devlet harcar → Para ekonomiye girer.
Vergiler daha sonra:
Bu görüş özellikle kendi para birimini ihraç eden ülkeler için geliştirilmiştir.
Ancak bu bile "vergiler önemsizdir" anlamına gelmez. Vergi hâlâ bütçe ve makroekonomik istikrar açısından kritik rol oynar.
4. Verginin hangi harcamaya gittiğini bilir miyiz?
Hayır. Muhasebe sistemi bunu izlemez. Örneğin bugün devlet KDV topladı. Aynı gün doktor maaşı ödedi, otoyol yaptı, faiz ödedi, ilaç aldı. Hangi KDV'nin hangi harcamaya gittiğini ayıran bir kayıt tutulmaz.
5. Peki bazı vergiler belli amaçlara ayrılmıyor mu?
Bazen evet. Buna earmarking (gelir tahsisi) denir. Örneğin bazı ülkelerde motorlu taşıt vergisinin bir kısmı yollar için, sosyal güvenlik primleri emeklilik sistemi için, çevre vergileri çevre fonları için ayrılabilir. Ama genel bütçe vergilerinin çoğu ortak havuza girer. Türkiye'de de genel kural budur.
6. Memur maaşı gerçekten vergilerle mi ödeniyor?
İki ifade de farklı bağlamlarda doğrudur.
"Evet" çünkü v ergiler devlet bütçesinin en büyük geliridir.
"Hayır" çünkü muhasebede gelir vergisi → öğretmen maaşı şeklinde bire bir bağlantı kurulmaz.
Doğru ifade şu olur: Memur maaşları, vergi gelirleri, borçlanma ve diğer kamu gelirlerinin oluşturduğu genel bütçe kaynaklarından finanse edilir.
7. Neden "önce harcama mı, önce vergi mi?" tartışması çıkıyor?
Çünkü iki farklı düzey konuşuluyor:
Bütçe muhasebesi: Devletin gelirleri ve giderleri birlikte izlenir; vergiler finansmanın temel unsurudur.
Merkez bankası ve ödeme sistemi düzeyi: Harcama yapılırken devlet hesabından ödeme gerçekleşir; para ve rezerv hareketleri teknik olarak vergi tahsilatından farklı süreçlerle yürür. Özellikle kendi parasını ihraç eden devletlerde ödeme kapasitesi yalnızca o gün toplanan vergiyle sınırlı değildir.
Bu nedenle "devlet önce harcar" diyenler ile "vergiler harcamaları finanse eder" diyenler çoğu zaman farklı analiz düzeylerinden söz etmektedir. Muhasebesel olarak tek tek vergilerin belirli ödemelere bağlandığı bir sistem yoktur; bütçe açık verdiğinde ise harcamaların finansmanı vergi gelirleri ile birlikte borçlanma ve diğer finansman kaynaklarının birleşimiyle sağlanır. Bu yüzden belirli bir memur maaşının hangi vergiyle ödendiğini teknik olarak söylemek mümkün değildir.
Peki maaşlar çok mu? Dünya ile kıyaslanırsa? Veya asgari ücretle kıyaslamak ne kadar doğru?
Kısa cevap: Türkiye'de kamu maaşları genel olarak dünya ortalamasına göre "çok yüksek" denemez. Ancak farklı karşılaştırmalar farklı sonuçlar verir.
En sağlıklı yöntemlerden biri, kamu maaşlarını ülkenin genel gelir düzeyiyle karşılaştırmaktır.
Örneğin Almanya'da yeni başlayan bir memur, ortalama ücretin biraz üzerinde kazanabilir. Fransa'da birçok kamu görevlisi ortalama ücret civarındadır. Türkiye'de de özellikle öğretmen, polis, hemşire gibi mesleklerde maaşlar ortalama ücretin üzerinde yer alır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye çok sıra dışı değildir.
Bu kıyaslama sık yapılır ama tek başına yanıltıcı olabilir.
Örneğin asgari ücret çok düşükse, memur maaşı ona göre çok yüksek görünür. Asgari ücret yüksekse, aynı memur maaşı daha mütevazı görünür.
Dolayısıyla "bir memur 3 asgari ücret alıyor" demek, tek başına maaşın yüksek olduğunu göstermez. Örneğin iki ülke düşünelim:
Kat olarak ilk ülkede daha yüksek görünse de, ikinci ülkedeki memur gerçekte daha fazla gelir elde etmektedir.
Ekonomistler çoğu zaman bunu tercih eder. Çünkü medyan ücret, çalışanların ortasındaki tipik geliri temsil eder ve çok yüksek maaşlardan daha az etkilenir.
Türkiye'de birçok kamu görevlisinin maaşı medyan ücretin belirgin üzerindedir. Bunun nedeni kamu maaşlarının çok yüksek olmasından ziyade, özel sektörde özellikle düşük ve orta vasıflı çalışanların ücretlerinin görece düşük olmasıdır.
Nominal maaş yerine maaşın ne alabildiği önemlidir.
Örneğin İsviçre'de bir memur 7.000 frank kazanabilir ama kira da çok yüksektir. Türkiye'de nominal maaş daha düşük olsa da bazı hizmetler (örneğin sağlık hizmetleri veya toplu taşıma desteği) daha uygun maliyetli olabilir.
Bu yüzden satın alma gücü paritesiyle yapılan karşılaştırmalar daha anlamlıdır.
Bunun birkaç nedeni var:
Dolayısıyla kamu maaşı ile asgari ücret arasındaki fark yalnızca maaş seviyesini değil, özel sektör ücretlerinin dağılımını da yansıtıyor.