Naziler tarafından idam edilen Yahudi asıllı Fransız akademisyen ve II. Dünya Savaşı direnişçisi Marc Bloch’un Fransa’daki Pantheon anıt mezarına sembolik olarak defnedilmesi süreci, Fransa’da Nazi işgali dehşetinin kimler tarafından anılacağına dair süregelen görüş ayrılıklarının gölgesinde kaldı.
Bloch’un yakınları, ülkenin en büyük onur nişanının takdim edildiği Salı günkü tören öncesinde, hükümetten kendisini "örnek bir vatansever" olarak sahiplenen aşırı sağcı liderlerin törene katılmasının yasaklanmasını talep etti.
İki asrı aşkın bir süre zarfında, filozof Voltaire ve yazar Victor Hugo’dan, hukukçu ve Holokost’tan sağ kurtulan Simone Veil’e kadar yaklaşık 80 ulusal kahraman Paris’teki bu anıt mezara kabul edildi.
Kendisi de Fransız Direnişi'ne destek vermiş olan Bloch’un eşi Simonne Vidal’in tabutu da Bloch’unkinin yanına defnedildi. Tabutlar naaş kalıntıları içermiyor; bunun yerine, çiftin çocuklarına bıraktığı madalyalar, fotoğraflar ve yazılar bulunuyor. Bloch’un ailesi onun küllerinin Fransa’nın orta kesiminde defnedildiği köyde kalmasını talep etmişti; Vidal’in naaşına ise hiçbir zaman ulaşılamadı.
Panthéon'a defnedilen ilk tarihçi olan Bloch, son yıllarda her siyasi görüşten Fransız siyasetçi tarafından, hayatını tehlikeye atma pahasına dahi olsa gerçeği söylemeye kendini adamış örnek bir lider olarak yüceltiliyor. Ölümünden sonra yayımlanan ‘Strange Defeat /Tuhaf Yenilgi’ adlı kitabı, savaş dönemi Fransız liderliğini, sergilediği başarısızlıklar ve Nazilere karşı boyun eğen tutumu nedeniyle sert bir dille eleştirmekteydi.
Kurucuları arasında eski Nazi askerlerinin de yer aldığı aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) Partisi lideri Jordan Bardella, geçen yıl İçişleri Bakanı'ndan yasa dışı göçle ilgili istatistikleri talep ettiği bir mektupta Bloch'tan alıntı yapmıştı. Bardella, "Tarihçi ve Direniş kahramanı Marc Bloch —ki ulus, 16 Haziran 2026'da naaşını Panthéon'a naklederek onu onurlandıracaktır— şöyle yazmıştı: 'Halkımız gerçeğin kendisine söylenmesini ve bu gerçeğin emanet edilmesini hak ediyor,'" demişti. Bloch'un soyundan gelenler ve tarihçiler, son yıllarda aşırı sağcı liderlerin onun mirasına atıfta bulunmasından duydukları rahatsızlığı defalarca dile getirdiler.
Marc Bloch'un torunu Suzette Bloch ve torun çocuğu Matis Bloch, törene başkanlık eden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yazdıkları bir mektupla, aşırı sağcı liderlerin törene dahil edilmemesi çağrısında bulundular.
Orta Çağ tarihi alanında öncü bir akademisyen ve I. Dünya Savaşı'nda madalya sahibi bir asker olan Bloch, Fransa'daki Nazi destekli Vichy rejimi döneminde Sorbonne Üniversitesi'ndeki profesörlük görevini kaybetmiş, 1943'te Lyon'daki yeraltı direniş hareketine katılmıştı. 1944 yılında Gestapo tarafından işkenceye maruz bırakılıp vurulmuş ve son sözleri "Yaşasın Fransa" olmuştu.