“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•Son tahlilde İsrail´in bu mutabakat zaptına yaklaşımının tam bir stratejik alarm durumu olduğunu söyleyebilirim. İsrail diplomasi masasında olmadığını gördü, o yüzden kendi oyun planını diplomatik uzlaşı üzerinden değil, sahada tek taraflı askeri caydırıcılığını artırarak revize edecektir. Bu noktada Lübnan´da operasyonların süreceğini ve Suriye´de belki nokta atışı suikastlar yapacağını bekleyebiliriz. ABD ile ilişkilerde ise perde arkasında ciddi bir kırılma ve güven bunalımı yaşanması da kaçınılmazdır. Son olarak, İsrail´in bu memorandumu bir tehdit olarak görmesinin ortak bir devlet refleksi olduğunu ancak bu tehdide nasıl cevap verileceği sorusunun iç siyasetteki varoluşsal krizin tam da merkezinde olduğunu vurgulamak isterim. Tuğçe Ersoy Ceylan – www.setav.org

İzak BARON Diğer
24 Haziran 2026 Çarşamba
  • ABD-İSRAİL ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIK – ARMAĞAN KULOĞLU

Trump'ın, İran’la anlaşmasının, İsrail Başbakanı Netanyahu'yu zor durumda bıraktığı, savaşın hedeflere ulaşılmadan sonlanmasının, yolsuzluk davasıyla yüzleşecek Netanyahu için ciddi bir hukuki ve siyasi baskı oluşturacağı anlaşılmaktadır.

İsrail halkına "tüm düşmanlarını yok etme' sözü veren Netanyahu'nun Lübnan'daki katliamlara rağmen Hizbullah'ı yok edememesi ve İsrail ordusunda artan intihar vakaları Netanyahu'nun durumunu daha da vahim bir hale getirmiş durumdadır. Trump ile görüşmesinde, en azından nihai metnin İran'ın nükleer programına yönelik ortak endişeleri gidermesi hususunda güvence talep ettiği de söylenmektedir.

İsrail, anlaşmada sadece ABD çıkarlarının göz önünde tutulmasından ve İran’ın özellikle İsrail’e karşı kazanan taraf olarak algılanmasından rahatsızlık duymaktadır. Ayrıca Netanyahu, muhalifleri tarafından, İsrail'i ABD'nin barış şartlarını doğrudan kabul eden bir devlet haline getirmekle de suçlanmaktadır. Bunun üzerine İsrail Savunma Bakanı’nın, İran'ın nükleer silah edinmesini önlemek için bağımsız hareket etme yeteneğini koruduğunu ve buna göre hazırlanacaklarını ifade etmesinin, üzerlerindeki baskıyı hafifletme düşüncesinden kaynaklandığı söylenebilir.

Tamamı : https://www.yenicaggazetesi.com/abd-israil-arasindaki-anlasmazlik-1042077h.htm

 

  • İRAN-ABD MUTABAKAT MUHTIRASI: ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİ, İSRAİL MEMNUN DEĞİL, ANLAŞMA PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI – HAKAN OKÇAL

ABD ve İsrail arasındaki esas anlaşmazlık konuları İran’ın nükleer programı ve Lübnan meselesi. ABD savaşı İsrail’le birlikte başlatmasına rağmen savaşı bitiren muhtırayı kendi başına müzakere edip imzaladı. İsrail bu süreçte resmin ne kadar içindeydi, ne ölçüde mutabakatı alındı, bunlar meçhul.

ABD’nin İsrail’i müzakere süreci boyunca bilgilendirmiş olduğu düşünülebilir. Ama nükleer meseleyi kesin bir çözüme kavuşturmadan İran’la çatışmayı sona erdirmesi İsrail’de büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Zira bu ikili savaşa başlarken iki temel hedef açıklamışlardı. İran’ın nükleer tehdidine son verilecek ve rejim değişikliği için gereken şartlar hazırlanacaktı. Her iki hedef de gerçekleşmedi. Nükleer meselenin çözümü müzakerelere havale edildi. Rejimse, aldığı tüm yaralara rağmen yeni kadrolarla ayakta.

Ortada bir de Lübnan sorunu var. İmzalanan mutabakat muhtırasında çatışmaların her cephede sona erdirileceği ifade ediliyor. Yani ABD İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının durdurulacağını da taahhüt etmiş bulunuyor.

Oysa ABD ilk başlarda İran’a karşı yürütülen savaşla İsrail’in Lübnan’da Hizbullah’a karşı giriştiği operasyonların farklı şeyler olduğunu, İran’la ateşkes müzakerelerinin Lübnan’ı içermediğini öne sürmüştü. Kendine göre gerekçesi, İsrail’in Lübnan’da Hizbullah’a karşı meşru müdafaa hakkını kullanmasıydı. İran ise bunu kendisine ve bölgesel müttefiklerine karşı girişilmiş topyekun bir saldırının parçası olarak görüyordu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammet Bekir Galibaf arasında İslamabad’da yapılan müzakereler bu yüzden kesilmişti.

Şimdi 14 maddelik mutabakat metninde çatışmaların tüm cephelerde sona erdirileceği hükmü yer alıyor. Yani İsrail’in güney Lübnan’da ve Beyrut’taki saldırıları da sona erecek. İran bu konuda hem ABD’nin hem İsrail’in elini bükmüş görünüyor. İsrail’de ise ABD’ye karşı satılmışlık duygusu ve öfke hakim.

İsrail Lübnan’daki saldırılarını meşru müdafaa gerekçesiyle sürdürürse -ki sürdürüyor- barış süreci tehlikeye girecek. ABD bu yüzden İsrail üzerinde baskıyı artırmaya başladı. Trump’ın birkaç kez Netanyahu’yu Lübnan’daki operasyonlar nedeniyle ağır sözlerle azarladığı basına sızdırıldı.

Son basın toplantısında Vance İsrail’i dünyada iyice yalnızlaşmışken kendisine her zaman destek olan Trump’ı da kaybetmeme konusunda uyardı. Vance, Netanyahu’ya kabinesi içinden bazı bakanların Trump’ı eleştirmelerine izin vermesi nedeniyle gözdağı vermekten de geri kalmadı. ABD ile İsrail arasında ipler hiç beklenmeyen şekilde gerilmeye başladı.

Tamamı  : https://t24.com.tr/yazarlar/hakan-okcal/iran-abd-mutabakat-muhtirasi-seytan-ayrintida-gizli-israil-memnun-degil-anlasma-pamuk-ipligine-bagli,55757?_t=1782065147336

 

  • İRAN VE ABD ARASINDA İMZALANAN MUTABAKAT ZAPTININ YANSIMALARI VE BÖLGEYE YÖNELİK ETKİLERİ

İsrail bu zaptı bir “diplomatik başarı” olarak görmüyor kesinlikle, bu anlaşmayı kendi varoluşsal güvenliğine yönelik büyük bir jeostratejik risk olarak görüyor ve tabi varılan mutabakatı bir bypass edilme olarak okuyor. İsrail’in yaklaşımını üç ana sütun üzerinden açıklamak mümkün.

İlk sütun bölgesel vekalet savaşları ve çevreleme stratejisinin çöküşüdür. İsrail’in stratejik yaklaşımındaki en büyük kırılma noktalarından biri Lübnan ve Hizbullah cephesidir. Mutabakat metninde “Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılması” ifadesi geçiyor ve İran tarafı bunu kendi başarısı olarak sunuyor. Ancak İsrail ve tabi Netanyahu yönetimi Lübnan’ın güneyindeki operasyonlarını bu mutabakatın bir parçası olarak görmeyi kesinlikle reddediyor. Mutabakata göre İran’a sağlanacak ekonomik rahatlama (memorandumda sözü edilen petrol muafiyetleri ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması) İsrail perspektifinden doğrudan Hizbullah, Husiler ve Suriye’deki İran varlığının lojistik ve finansal olarak yeniden tahkim edilmesi anlamına geliyor. Yani İsrail, ABD’nin bu hamleyle bölgedeki caydırıcılığını zayıflattığını düşünüyor.

İkinci sütun nükleer mesele ile ilgili. Metinde statükonun korunmasının bir aldatmaca ve zaman kazanma taktiği olduğu algısı hakim İsrail tarafında. 60 günlük müzakere süresince nükleer programın mevcut durumunun korunması taahhüdü yer alıyor. Bu noktada İsrail’in 2015’teki JCPOA (Nükleer Anlaşma) sürecini hatırladığı söylenebilir. İsrail, ABD’nin, özellikle de Trump’ın iç siyaset ve yaklaşan seçimler sebebiyle küresel enerji piyasalarını rahatlatmak adına uranyum zenginleştirme altyapısını tamamen tasfiye etmeksizin İran’a taviz verdiğini savunuyor. Yani İsrail’e göre statükonun korunması demek, İran’ın nükleer eşik devlet konumunu zımnen tescillemek demektir. Bu açıdan 60 günlük süre, İsrail stratejik aklına göre İran’ın uranyum stoklarını gizleme ya da diplomatik oyalama taktiğinden ibarettir.

Üçüncü sütunun bölgesel ilişkilerle bağlantılı olan İsrail-Arap normalleşmesinin aşınması ve İsrail’in bölgesel yalnızlaşma içine girmesi olduğunu söylemek mümkün. Zira bu anlaşmaya en çok sevinenler Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından ekonomik olarak darbe yiyen Körfez ülkeleridir (özellikle Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE). İsrail’in İran’a karşı kurmaya çalıştığı “Sünni Arap-İsrail Güvenlik Duvarı” ya da anti-İran koalisyonunun Körfez’in Washington-Tahran yumuşamasına uyum sağlamasıyla jeostratejik olarak havada kalma riski taşıdığını değerlendiriyor İsrailli analistler. Trump’ın G7 zirvesindeki son açıklamaları da göz önünde bulundurulduğunda, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri harekatında artık ABD’nin tam desteğini arkasında bulamayacağının farkında olduğunu söylemek mümkün. Bu da İsrail’i doktrinel bir yalnızlığa itecektir kaçınılmaz olarak.

Son tahlilde İsrail’in bu mutabakat zaptına yaklaşımının tam bir stratejik alarm durumu olduğunu söyleyebilirim. İsrail diplomasi masasında olmadığını gördü, o yüzden kendi oyun planını diplomatik uzlaşı üzerinden değil, sahada tek taraflı askeri caydırıcılığını artırarak revize edecektir. Bu noktada Lübnan’da operasyonların süreceğini ve Suriye’de belki nokta atışı suikastlar yapacağını bekleyebiliriz. ABD ile ilişkilerde ise perde arkasında ciddi bir kırılma ve güven bunalımı yaşanması da kaçınılmazdır. Son olarak, İsrail’in bu memorandumu bir tehdit olarak görmesinin ortak bir devlet refleksi olduğunu ancak bu tehdide nasıl cevap verileceği sorusunun iç siyasetteki varoluşsal krizin tam da merkezinde olduğunu vurgulamak isterim.

Netanyahu bu anlaşmayı seçimi kazanmak için bir Washington-Tahran “komplosu” ve tırmandırma gerekçesi olarak okumaya meyilli olacaktır. Muhalefet (Beyachad) ve askeri kanat ise İran’la varılan anlaşmayı Netanyahu’nun diplomasi masasından dışlanmasının ve stratejik yalnızlığının faturası olarak İsrail kamuoyuna sunacaktır. - Tuğçe Ersoy Ceylan

https://www.setav.org/iran-ve-abd-arasinda-imzalanan-mutabakat-zaptinin-yansimalari-ve-bolgeye-yonelik-etkileri

 

  • Ferit Belder@FeritBelder

Sonbahardaki İsrail seçimleri için Netanyahu giderse, ondan daha sağcı olan Bennett gelir, pek de bir şey değişmez yorumu doğru görünse de eksiktir, zira Bennett başbakan olursa "en iyi ihtimalle" solcu ortaklarıyla, "daha kötüsü" hem Arap hem de solcu ortaklarla başarabilir bunu

https://x.com/FeritBelder/status/2067941788816392557

 

  • ÜÇ BUÇUK AYLIK SAVAŞIN MUHASEBESİ – SEDAT ERGİN
  • ABD ile İsrail arasındaki tarihi kırılma

Savaşın geride bıraktığı en önemli sonuçlardan biri, herhalde ABD ile İsrail arasında yakın zamanlara kadar ‘sarsılmaz’ olarak görülen bağların ciddi bir şekilde çatırdamasıdır. İsrail’in 2023 yılında Gazze’de başlattığı soykırım, ABD kamuoyunda yarattığı geniş tepki dalgasıyla birlikte zaten bu kırılmayı tetiklemişti.

Ancak bu kez İsrail’in ABD’yi doğrudan bir savaşa sürükleyebilmesi, bu ülkeye ve onun ABD’deki çıkarlarını temsil eden lobi kuruluşlarına, destekçisi siyasi çevrelere Amerikan toplumunda duyulan tepkinin farklı bir eşiğe geçmesine yol açmıştır.

İsrail’in ABD’nin karar alma mekanizması üzerindeki kuvvetli nüfuzu giderek artan bir rahatsızlık yaratıyor. ABD’de pek çok kesimin bugün Yahudi lobisinin etkisini çekinmeden sorgulamaya başlamış olması, İsrail’in Atlantik ötesinde sahip olduğu kayda değer bir ayrıcalığın çözülmesini beraberinde getiriyor.

ABD’nin yakın tarihindeki önemi azımsanmayacak bir ‘ilk’ten söz ediyoruz. Bu sürecin nasıl evrileceği ABD iç politikası bakımından izlemeye değer bir konudur.

  • Netanyahu’nun zapt edilebilmesi yaşamsal önemde

Önümüzdeki dönemde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde masada bulunmayan İsrail lideri Binyamin Netanyahu’nun bu uzlaşıya nasıl karşılık vereceğidir.

Netanyahu’nun kendisinin kuşatıldığı, yalnız bırakıldığı düşüncesiyle kontrolden tümüyle çıkarak barış çabalarını akamete uğratacak yüksek riskli hamlelere girişmesi ihtimali karşısında ihtiyatı elden bırakmamak gerekiyor. Aşırı sağcı, fanatik bir koalisyonun başını çeken Netanyahu salt kendi bekası açısından pes etmeyip elindeki bütün kartları sahaya sürmek isteyebilir.

Burada belirleyici olacak etmen, Trump’ın kendisine ne kadar baskı uygulayabileceğidir. İsrail’in son dönemde saldırılarıyla çatışma ortamını tırmandırdığı Lübnan, Trump’ın Netanyahu üzerindeki gücünün sınanacağı kritik bir test alanı olacaktır.

  • Türkiye-İsrail gerilimine dikkat

Netanyahu ve hükümetinin dayandığı aşırı sağcı ittifak uzun bir zamandır Türkiye’yi İsrail açısından bir tehdit olarak görüyor. İsrail’de bu yönde şekillenen anlatı giderek yayılıyor.

Son savaş da iki ülke arasındaki karşılıklı cepheleşme halinin yarattığı gerilim üzerindeki basıncı daha da artırmıştır. Sonuçta Türkiye-İsrail gerilimi, bölgeyle ilgili bütün değerlendirmelerde bir faktör olarak hesaba katılmalıdır.

Buna karşılık bu gerginliğin çok hassas bir şekilde yönetilmesi, belli bir kontrol eşiğinin aşılmaması gerektiği açıktır. Her halükarda Netanyahu iş başında olduğu sürece Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanmakta olan gerilimin düşürülebilmesi çok zor görünüyor.

Tamamı : https://gazeteoksijen.com/yazarlar/sedat-ergin/uc-bucuk-aylik-savasin-muhasebesi-279364

 

  • İSRAİLLİLERİN YÜZDE 92'Sİ SAVAŞI İRAN'IN KAZANDIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Kudüs İbrani Üniversitesi ile Agam Enstitüsü tarafından 17 yaş üzerindeki 3 bin 644 İsrailli katılımcı ile yüzde 99 güven ve yüzde 2,2 örneklem hatası oranlarıyla yayımlanan anket, ABD-İran mutabakatından İsraillilerin memnun olmadığını ve Tel Aviv yönetimine güvenin kaybolduğunu ortaya koydu.

Ankete göre, İsraillilerin yüzde 92,1'i İran'a karşı verilen savaşın başarısızlıkla sonuçlandığına ve müzakereler neticesinde Tahran yönetiminin galip geldiğine inanıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ bloku destekleyen seçmenlerde ise İran'ın kazandığını düşünenlerin oranı yüzde 93,1 oldu.

Tamamı :https://gazeteoksijen.com/dunya/israillilerin-yuzde-92si-savasi-iranin-kazandigini-dusunuyor-279638

 

  • İSRAİL'E GÖRE YAŞANANLAR 'YIKICI BİR FELAKET', 'DİPLOMATİK BİR 7 EKİM': ORTA DOĞU'YU DEĞİŞTİRME PLANI ÇÖKTÜ MÜ? - DAVİD M. HALBFİNGER / NEW YORK TİMES

The Times of Israel’in genel yayın yönetmeni David Horovitz, ateşli bir köşe yazısının başlığında bunu “felaket niteliğinde bir teslimiyet” olarak nitelendirdi.

İsrail’in Kanal 12 Haber analisti Nir Dvori ise anlaşmayı, İsrail’in tamamen hazırlıksız yakalandığı yıkıcı bir felaket olarak tanımlayarak “diplomatik bir 7 Ekim”e benzetti.

Tamamı :https://gazeteoksijen.com/new-york-times/trumpin-imzasi-netanyahunun-orta-dogu-planlarini-yok-etti-washingtonun-yeni-cok-kucuk-ortagi-279496

 

  • Adelina Sfishta@AdelinaSfishta

Yahudiler yeni bir tarihi kırılma anında mı?

Trumpça...

"Anlaşma başarılı olursa bütün övgüleri ben alırım.. Başarısız olursa da Vance'i suçlarım.."

Hedefteki adam Vance..

Şimdilik İsrail'in ve Amerikan Yahudilerinin hedefinde..

Vance; 2028 başkanlık yarışında, Rubio ile çekişecek..

İran-ABD anlaşmasının arkasındaki adam olarak, Yahudi desteğini şimdiden kaybetti..

Anlaşma başarılı olur ve İran Amerikancı bir çizgiye kayarsa, tıpkı Venezuella'daki gibi, Vance önemli popülarite kazanacaktır..

Cumhuriyetçiler, Amerikan toplumundaki bu dinamiğe mi oynuyorlar?

Yani İsrail'i yük gören psikolojiye!

Amerikan toplumunun % 56'sı imzalanan MoU'ya destek veriyor..

Amerikan toplumunda İsrail'e olumsuz bakış sürekli artmakta. 2022'den bu yana İsrail'e olumsuz bakış 20 puan yükseldi.. İsrail'e askeri yardım yapılmasına toplumun % 73'ü karşı. Filistin'e sempati % 41, İsrail'e sempati % 36.. Tarihte ilk kez..

Cumhuriyetçiler, Amerikan toplumundaki bu psikolojik değişime mi oynuyor?

Mümkün ama "o alanın sahibi" Demokratlar.. Cumhuriyetçiler ne denli nüfuz edebilir?

Ancak, Yahudilerin Amerika'ya; geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki katkılarını hesabedememek Amerika'ya ciddi sıkıntılar verecektir.

Yahudiler; buhran dönemlerinde hareket etmesini başarak topluluktur. Yer değiştirmeleri zor olmaz.. Esnektirler.. Zeka, bilim ve teknoloji insan ürünüdür, yer değiştirebilir. Mekan asli faktör değildir.

Ben 10 yıldır bu "yer değiştirmenin" olup olmayacağını gözlemeye çalışıyorum..

Belki de tarihin bu anlamda kırılma noktasındayız..

https://x.com/AdelinaSfishta/status/2067934457026277565

 

  • ABD-İRAN MUTABAKATI SONRASI GÖZLER İSRAİL’DE: ‘TEL AVİV’İN GÜVENLİK SÖYLEMİ İNANDIRICILIĞINI YİTİRDİ’ – HAYDAR ORUÇ (BAŞAK KOÇAK)

“İsrail’in etrafındaki devletlere saldırıp, topraklarını işgal ederken kendisine yönelik herhangi bir saldırı olmamasını isteme lüksü yoktur. Eğer İsrail Gazze’den çekilip, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki işgalini sonlandırırsa ve Lübnan ve Suriye’de işgal ettiği yerlerden çekilirse, sorun zaten kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu nedenle İsrail yönetiminden beklenen, ABD ile İran arasındaki anlaşmayı bozması değil, bölgedeki barış zeminini genişletecek adımlar atmasıdır. Aksi takdirde İsrail’in bölgesel ve küresel izolasyonu artarak devam edecek ve sözde vaat edilmiş topraklar hezeyanlarıyla bölgedeki pek çok ülkenin toprağında gözü olan İsrail, şimdiye kadar sırtını dayadığı sarsılmaz müttefiki ABD’nin desteğinden de mahrum kalacaktır.”

Tamamı :https://anlatilaninotesi.com.tr/20260618/abd-iran-mutabakati-sonrasi-gozler-israilde-tel-avivin-guvenlik-soylemi-inandiriciligini-yitirdi-1106617265.html

 

  • Kürşad Oğuz@kursadoguz

"ABD-İsrail ittifakı parçalanabilir. Amerikalıların artık Ortadoğu’da hayati bir çıkarı, Körfez petrolüne ihtiyaçları yok. ABD'nin Ortadoğu'da kalıcı olmaya karar verdiği 1945 koşullarından uzağız. Asıl önemlisi Amerikan kamuoyunda İsrail'in popülaritesinin düşüşü. ABD'de İsrail karşıtı kesim büyüyor. Birincisi sol. Oysa eskiden Demokratlar İsrail yanlısıydı. Ama kuşaklar değişti. Bugün Yahudiler dahil olmak üzere demokrat gençler, İsrail'e karşı daha eleştirel. Muhafazakârların, cumhuriyetçilerin içinde de başka bir İsrail muhalifi kesim var. Yahudilerin dünyaya hakim olmaya çalıştığı yönündeki teoriye inanıyorlar. Onlara göre Netanyahu ve Yahudiler Trump'ı ele geçirdi. Bunu savunan pekçok blog yazarı ve podcast sunucusu Trump'a düşman oldu. Geriye ne kalıyor? Yahudi toplumunun bir kısmı; İsrail’i hâlâ demokrasi olarak gören eski liberal çevreler ve dini nedenlerle İsrail yanlısı olan Amerikan Evanjelik Hıristiyan sağının bir bölümü... Ancak Evanjelikler de sayıca azalıyor. Bir kuşak krizi yaşıyorlar, gençler arasında etkileri azalıyor. Katolik Kilisesi’nin de artık Trump’a karşı daha eleştirel olduğunu görüyoruz." Olivier Roy ile söyleşimizden. #gelecekfikirler

https://x.com/kursadoguz/status/2067305876243861810

 

  • ABD-İRAN MUTABAKATI: BİR SONRAKİ KRİZE KADAR ATEŞKES – AYŞE KARABAT

Artık bir halkla ilişkiler çalışması mıdır, yoksa gerçekten öyle olmuş mudur bilinmez ama İsrail medyasının sağlam kaynaklara dayandırdığını söylediği haberlere göre, İsrail, mutabakat metnini önceden görmeyi resmen istedi ama ABD de resmen göstermedi.

Bu bile, ABD-İsrail ilişkileri açısından bir sorun olduğuna işaret ediyor. Üstelik İran ile müzakereleri İran'a karşı savaşa itiraz eden ABD yönetimindeki en belirgin isimlerden biri olan JD Vance yürütecek. Dahası muhtemel ABD Başkan adayı da o. Ama İsrail’in asıl sorunu, normal zamanlarda olsa üstesinden rahatlıkla gelebileceği bu mesele değil.

İran’da ne rejim yıkıldı, ne de ülkenin nükleer gücü ortadan kaldırıldı. Üstelik kendisini galip hisseden İran, muhtemelen nükleer görüşmelerde İsrail’in hiç de hoşuna gitmeyecek biçimde dişli davranacak. İran’ın füze gücüne ne olacağı da belli değil.

Mutabakat yalnızca İsrail için değil özellikle Netanyahu için tam bir hezimet. Bir kez daha seçilmek için güvendiği dağlara kar yağdı. Savaş nedeniyle rafa kalkan hakkındaki yolsuzluk iddiaları şimdi hemen hatırlanacaktır. Ülkede sağdan soldan hemen her kesim Netanyahu’yu yerden yere çalmakla meşgul ama bütün bunlar da onu daha tehlikeli ve gözü kara yapacaktır.

Tamamı : https://www.fayn.press/abd-iran-mutabakati-bir-sonraki-krize-kadar-ateskes/

 

  • WASHİNGTON, ABD KAMUOYUNUN ŞÜPHELERİNE KARŞIN İSRAİL İLE GÜVENLİK BAĞLARINI GÜÇLENDİRİYOR – ROBERT FORD

İsrail'de ise ABD'nin İsrail'e sağladığı yardımlara yönelik Amerikan halk desteğinin gerilediğine ilişkin farkındalık artıyor.

Bu yardımların artık zorunlu olmadığını, hatta İsrail'in karar serbestisini kısıtlayabileceğini ileri süren sesler de yükseliyor.

Dolayısıyla Başbakan Binyamin Netanyahu dahil İsrailli yetkililer son altı ay içinde her iki ülkenin savunma sanayii sektörlerinin daha geniş bir sistem ve teçhizat yelpazesinde doğrudan iş birliği yapmasına imkân tanıyacak biçimde ikili askeri ilişkinin yapısının değiştirilmesini önerdi.

Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) ve Heritage Vakfı gibi ABD'deki lobi grupları ve düşünce kuruluşlarının desteğiyle bazı Kongre üyeleri, Amerikan kaynaklarını İsrail'in gücünü pekiştirmeye yönelik kullanmak için yeni bir strateji ortaya attı.

Tamamı :https://www.indyturk.com/node/778727/d%C3%BCnyadan-sesler/washington-abd-kamuoyunun-%C5%9F%C3%BCphelerine-kar%C5%9F%C4%B1n-i%CC%87srail-ile-g%C3%BCvenlik

 

  • Özgür Özdamar@OzgurOzdamar

Obama dönemi İran andlaşmasıyla dün imzalanan Trump ateşkesi arasındaki inanılmaz uçurumu tablo haline getirmişler. ABD, İran konusunda 10 yıl öncesine kıyasla 10 kat daha kötü durumda...

https://x.com/OzgurOzdamar/status/2067697743594701148

 

  • Avi Mayer אבי מאיר@AviMayer

Kaynak dil: İngilizce

Bugün Birmingham'da Uber şoförleriyle iki çok farklı deneyim yaşadım.

Genelde İngiltere'de dolaşırken kippamı takmam. Bu sabah da istisna değildi.

Londra'dan şehre Moor Street Tren İstasyonu'na vardığımda, Ahmed adında bir şoför beni aldı.

Nereye geldiğimi sordu. Amerika'dan geldiğimi mırıldandım (teknik olarak doğru; öbür gün New York'tan uçmuştum) ve konuyu kapattım.

Birkaç dakika sonra, sıcaktan bahsetti ve Doğu Afrika'dan olduğunu söyledi.

Sohbet açmak için Doğu Afrika'nın neresinden diye sordum. "Somaliland," diye cevap verdi.

Bir fırsat sezdim.

"Aslında İsrail'de yaşıyorum," dedim.

"Şalom!" dedi, gülümseyerek. "Artık arkadaşız!"

Sonunda, iki ülkerimiz arasındaki yeni kurulan bağlar hakkında neşeyle sohbet ettik. Başkanının yeni Jerusalem'i ziyaret ettiğini belirttim, o da eğer Somaliland'ın başkenti Hargeisa'yı ziyaretlersem sokakların İsrail bayraklarıyla donatıldığını, "Artık daha fazla Müslüman arkadaşın var!" diye ekledi.

Eve gidip gitmediğini sordum, gidiyormuş, genellikle BAE ya da Etiyopya üzerinden. "Yakında Tel Aviv üzerinden uçabileceğim," dedi heyecanla.

İndiğimde, belki Jerusalem'de tekrar karşılaşırız umarım dedim. O da öyle umduğunu söyledi ve veda ederken tekrar "Şalom!" dedi.

Ancak trene dönüş yolculuğum o kadar neşeli değildi.

Bir Uber çağırdım ve Muhammad adında bir şoför yolculuğu kabul etti.

Uygulama onun adrese yaklaştığını gösterirken, aile ziyareti sonrası hâlâ kippamı taktığımı unutarak dışarı çıktım.

Trotu kaldırıma çekti ve bekledi. Arabaya doğru yaklaştım, tam binecekken.

Kippamı görür görmez, birden gaza bastı ve uzaklaştı.Birkaç an sonra yolculuk iptal edildi ve uygulama bana yeni bir şoför bulmaya başladı.

İki şoför. İki çok farklı deneyim.

2026'da bir Yahudi olarak hayat.

https://x.com/AviMayer/status/2068735071469891818

 

  • Nuh Arslantaş 🇹🇷@NArslantas_Prof

İSRAİL'DE YENİ BİR PARTİ KURULDU

İsrail’de Arap-Yahudi ortak hareketi Standing Together’ın önde gelen isimleri Rula Daud ve Alon-Lee Green, yaklaşan seçimler öncesinde Makom Lekulanu (מקום לכולנו) adlı yeni bir siyasi parti kurdu.

Parti, Araplar ve Yahudiler arasında eşit ortaklığa dayanan yeni bir siyasi zemin oluşturmayı hedefliyor.

Parti; İsrail-Filistin barışı, yurttaş eşitliği, sosyal adalet, hayat pahalılığı, konut krizi ve Arap toplumundaki suçla mücadele gibi başlıkları merkeze alıyor.

Mevcut Netanyahu hükümetine karşı konumlanan parti, özellikle gençleri, kadınları ve siyasetten uzaklaşmış Arap seçmenleri sandığa çekmeyi amaçlıyor.

Ancak partinin önündeki temel sorun seçim barajı. İlk anketlerde yaklaşık üç sandalye alabileceği belirtiliyor; bu ise Knesset’e girmek için gereken dört sandalyenin altında kalıyor.

Bu nedenle partinin muhalefeti güçlendirebileceği, fakat barajı aşamazsa Netanyahu karşıtı blokta oy kaybına da yol açabileceği belirtiliyor.

https://x.com/NArslantas_Prof/status/2067601137528643945

 

  • Rita Rosenfeld@rheytah

Kaynak dil: İngilizce

Üçüncü yıl üst üste, Tel Aviv dünyanın en değerli dördüncü startup ekosistemi olarak sıralandı; değeri Startup Genome’un 2026 Küresel Startup Ekosistemi Raporu’na (GSER) göre 250,3 milyar dolar. Rapor bu hafta Paris’teki VivaTech konferansında tanıtıldı ve İsrail şehrinin Silikon Vadisi, New York ve Londra’nın ardından geldiğini gösteriyor.

Güçlü alt sektörler arasında, raporda “Tel Aviv’in yenilik ekonomisinin tanımlayıcı bir direği” olarak nitelendirilen siber güvenlik; yapay zeka, büyük veri ve analitik yer aldı; Apple’ın yapay zeka startup’ı http://Q.AI’yi neredeyse 2 milyar dolara satın almasıyla vurgulandı; ayrıca araştırma kurumları, uluslararası ortaklıklar ve startup’ları yatırımcılar ile klinisyenlerle bağlayan sektör buluşmalarıyla güçlendirilen yaşam bilimleri.

 

Tel Aviv Belediye Başkanı Ron Huldai, şehrin yeniliğini “şehrin kimliğinin ve yaşam tarzının bir parçası” olarak tanımladı; belediyenin “küresel endüstriyi yönlendiren önde gelen İsrail startup’larına ve dünyanın en önemli ve en büyük uluslararası şirketlerinden bazılarına ev sahipliği yapmak, desteklemek ve yardımcı olmak için” devam eden çabalarını övdü.

Startup Genome’un kurucusu ve başkanı Marc Penzel ekledi: “Tel Aviv’i küresel olarak farklı kılan sadece sıralaması değil, onu yönlendiren yetenek ve yeniliğin yoğun derinliği—özellikle yapay zeka ve büyük veride, siber güvenlikte ve yaşam bilimlerinde. Yıldan yıla dünyanın 4. sırasını korumak, değişen küresel ekonomiyi tanımlayan sektörlerde sürdürülebilir bir rekabet avantajı inşa etmiş bir ekosistemi işaret ediyor.”

James Spiro, Jewish News Syndicate

https://x.com/rheytah/status/2067414913710977484

 

  • Tami 🇮🇱@roitele1

Kaynak dil: İspanyolca

🏔️ Kafkas Dağları'nda iki bin yıldır orada bulunan bir Yahudi topluluğu var.

Farsça'dan türemiş bir dil konuşuyorlar. Yahudi kimliklerini, ayaklarının altındaki halıların geometrik desenlerine işliyorlar. Dünyadaki Yahudi halkının çoğu onlardan hiç bahsetmemiştir.

Dağ Yahudileri, kendi dillerinde Juhuro olarak bilinenler, bugünkü Rusya'nın güneyindeki Dağıstan'daki Kafkas bölgesini ve Azerbaycan'ın komşu alanlarını yaklaşık iki bin yıldır mesken tutmuşlar; kökenleri muhtemelen antik İsrail'den Asur ve Babil fatihler tarafından sürgün edilen Yahudi topluluklarına dayanıyor, ki bunlar sonunda Pers'e yerleşmiş ve daha sonra kuzeye, Kafkas Dağları'na göç etmiş.

Judeo-Tat dilini konuşuyorlar; bu, Orta Farsça'dan türemiş ve İbrani alfabesiyle yazılan bir dil olup, onu dünyanın en belirgin Yahudi dillerinden biri yapıyor. Maddi kültürleri, işgal ettikleri olağanüstü kültürel kavşak noktasını yansıtıyor: Sinagogları Pers ve Kafkas mimari etkilerini gösteriyor, gastronomileri dağ komşularının malzemelerini ve tekniklerini içeriyor ve tekstil gelenekleri Yahudi sembollerini, özellikle Davut Yıldızı'nı, Kafkas halı desenlerinin geometrik örüntülerine entegre ediyor; bu, aynı anda hem yerel hem de belirgin şekilde Yahudi olan bir gelenek örüntüsü. Kafkas halısında bir madalyon içine işlenmiş Davut Yıldızı, bir uzlaşma veya gizleme değil, belirli bir yerde yuva kurarken belirli bir kimliği koruma yoluyla yüzyıllar boyunca gelişen çift aidiyetin bir beyanıdır.

Birçok Dağ Yahudisi, özellikle 1990'larda Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra İsrail'e göç etmiş, ancak topluluklar Rusya'nın en eski şehirlerinden biri olan Derbent'te hâlâ varlığını sürdürüyor. ✡️

Bir topluluk, en tanınabilir sembolünü çevreleyen kültürünün görsel diline o kadar derinden entegre etmiş ki, sembol her iki kimliği birden okunur hale gelmiş.

 

https://x.com/roitele1/status/2066594396141764697

 

  • DÜNYA KUPASI'NIN EN KÜÇÜK ÜLKESİ CURAÇAO İLE İLGİLİ ORTAMLARDA SATACAĞINIZ 8 BİLGİ

Batı Yarımküre'nin en eski sinagogu Curaçao'da, 1732'den beri ayakta. Buraya gelişleri tesadüf değil: Osmanlı'dan kovulan, İspanya'dan kaçan, Brezilya'dan sürülen Sefarad Yahudileri Hollanda Batı Hindistan Şirketi'nin ticaret izniyle 1600'lerde adaya yerleşti. Bugün o sinagogun duvarlarında köle sahibi olmuş ailelerin isimleri yazıyor.

https://onedio.com/haber/dunya-kupasi-nin-en-kucuk-ulkesi-curacao-ile-ilgili-ortamlarda-satacaginiz-8-bilgi-1364962

 

  • YAHUDİ SOYKIRIMINA HOLLYWOOD'UN ABARTILARINDAN UZAK ŞEKİLDE YAKLAŞAN NEFİS ÇİZGİ ROMAN: MAUS

Bu kitaptaki yahudi protagonist, janradan alışık olduğumuz hollywood plastiği yakışıklı mı yakışıklı, içi iyilik dolu, sevilesi bir süper kahraman değil. Gözü paradan başka bir şey görmeyen ve bu yönüyle çevresindeki herkesi bezdirmiş, duygulardan uzak makyevelist bir adam.

Yazar-çizer art spiegelman, hiç sevgi beslemediği babası vladek spiegelman'ı karşısına geçirmiş. Ses kaydı alarak onun yahudi soykırımında neler yaşadığını ilk gününden son gününe kadar anlattırmış. Kitapta o korkunç günlerde yaşananların ne eksisi, ne fazlası var. Ana kahramanın önceden de bahsettiğim gibi duygulardan uzak makyevelist bir herif olması, eser sahibi oğlunun da tarafsız anlatımı sayesinde acıtasyondan uzak, şahane bir eser ortaya çıkarmış.

Tamamı : https://seyler.ekstat.com/yahudi-soykirimina-hollywoodun-abartilarindan-uzak-sekilde-yaklasan-nefis-cizgi-roman-maus

 

  • IRKÇI UYGULAMALAR TARİHİNİN KARA SAYFALARINDAN BİRİ DAHA: 21 HAZİRAN 1934 FURTUNA POGROMU - Doğan ÖZGÜDEN

Nazilerin kendisini "Herr Major" diye çağırdıkları Atilhan'ın Almanlardan aldığı destekle çıkardığı Milli İnkılâp dergisi açıkça Yahudi karşıtı olduğunu ilan ediyor ve Yahudi firmalarından asla reklâm almayacağını açıklıyordu. Nihal Atsız gibi ünlü Türk ırkçılarının da yazdığı Milli İnkılâp dergisinin birçok sayfası Yahudi düşmanı yazılarla doluydu.

Tamamı : https://www.ordukentgazetesi.com/service/amp/yazarlar/dogan-ozguden/irkci-uygulamalar-tarihinin-kara-sayfalarindan-biri-daha-21-haziran-3026

 

  • FAŞODA'DAN ŞAM'A İNGİLTERE VE FRANSA ORTADOĞU'YU NASIL ŞEKİLLENDİRDİLER? – İSAK DUENYAS

Bugün Ortadoğu'da yaşanan sorunların tamamını İngiltere ile Fransa'nın politikalarına bağlamak doğru olmaz. Aradan bir asır geçti. Yeni savaşlar yaşandı, yeni ittifaklar kuruldu. Buna rağmen bugün görülen birçok yapısal sorunun köklerinde emperyal dönemde alınan kararların etkisini görmek mümkündür. Londra ve Paris arasındaki rekabetin bıraktığı izler hâlâ görülebilmektedir.

Bu rekabetten çoğu zaman kazançlı çıkan taraf İngiltere oldu. Bunun nedeni yalnızca daha güçlü bir donanmaya ve daha büyük kaynaklara sahip olması değildi. Fransa prestij ve haritada renkli alanların peşindeyken, İngiltere limanların, petrolün ve ticaret yollarının peşindeydi.

Bu mirasın en belirgin örneği, bölgenin siyasi haritası. Ürdün'ün ortaya çıkışı, Lübnan'ın sınırlarının ve Irak'ın farklı vilayetlerinin bir araya getirilmesiyle kurulması, bunun en belirgin örnekleri. Stratejik çıkarlar yerel toplulukların tarihsel ilişkilerinin önüne geçtiler ve Ortadoğu ülkeleri kuruluşlarından itibaren kimlik, temsil ve güç paylaşımı sorunlarıyla karşı karşıya kaldılar. Lübnan'da mezhepler arasındaki hassas denge defalarca krize dönüştü. Irak'ta merkezi yönetim ile farklı etnik ve mezhepsel gruplar arasındaki gerilimler uzun süre devam etti. Suriye'de ise devletin meşruiyeti ve ulusal kimlik tartışmaları on yıllar boyunca siyaset üzerinde etkili oldu.

Tamamı : https://www.turkisrael.org.il/single-post/fa%C5%9Foda-dan-%C5%9Fam-a-i-ngiltere-ve-fransa-ortado%C4%9Fu-yu-nas%C4%B1l-%C5%9Fekillendirdiler

 

  • Nuh Arslantaş 🇹🇷@NArslantas_Prof

TÜRK KARAİ CEMAATİNİN İSTANBUL'DA AYAKTA KALAN TEK KENESASI...

Bugün bir grup akademisyen ve Türkiye’de Karailik ve Yahudilik çalışan yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizle Hasköy'deki Karai Kenesası'nı ziyaret ettik.

Karailik, İslami dönemde, 750’li yıllarda Bağdat’ta Rabbanî Yahudiliğe bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. İslamiyet’ten de büyük ölçüde etkilenmiştir.

Detaylarını İslam Toplumunda Yahudiler kitabımda bulabilirsiniz.

Hasköy Karai Kenesası [Karai geleneğinde sinagog için “kenesa” ifadesi kullanılır]

İstanbul’un farklı bölgelerinde yaşamış olan Karailerin geçmişte çok sayıda ibadethanesi bulunmaktaydı.

Günümüzde ayakta kalan yapı, bugün ziyaret ettiğimiz kenesa.

Kenesa, Haliç’in kuzey kıyısında, Hasköy Karai Mahallesi’nde bulunmakta.

İstanbul’da tarih boyunca varlığı bilinen 30 Karai kenesası içinde günümüze ulaşabilen tek ve son yapı.

Yapının kesin inşa tarihi tespit edilememekle birlikte, Bizans döneminden kaldığı düşünülmekte.

16. yüzyılda harap vaziyette bulunan kenesa, 1536 yılında tamir edilmiştir. 1729’da meydana gelen yangında bir kez daha zarar görmüş, ancak yeniden ihya edilmiş.

Sonraki dönemlerde de çeşitli tahribatlara maruz kalan yapı, son olarak 1842’de Sultan Abdülmecid’in izniyle yeniden tamir ettirilmiş.

Binaya 1995 yılında elektrik tesisatı eklenmiş.

Yapı, yanından geçen caddenin yaklaşık 3-4 metre aşağısında yer almakta olup çevresi taş duvarlarla çevrili.

Ziyaret sırasında yakın ilgilerinden dolayı Hasköy Türk Karaim Musevi Vakfı mütevelli heyeti üyeleri İdil Karayeğen Hanım ile İzel Levi Coşkun ( @izellevi ) Bey ve kenesa kayyımı Mehmet Yücel amcaya teşekkür ederim.

7

https://x.com/NArslantas_Prof/status/2068043032268791899

 

  • ŞULHAN ARUH’UN YAHUDİ HUKUKUNDAKİ YERİ VE GÜNÜMÜZ İSRAİL HAHAM MAHKEMELERİ’NDEKİ ROLÜ – İDRİS ŞAHİNTÜRK / MUHAMMED ALİ BAĞIR

Yahudi hukuku (Halaha), Yahudi toplumunun dinî, ahlâkî ve sosyal yaşamını düzenleyen kuralları kapsayan bir hukuk sistemidir. Tevrat, Talmud ve bunların yorumlarından oluşan halahik eserler etrafında şekillenerek günümüze kadar ulaşan bu birikimin en kapsamlı örneği, Rabbi Yosef ben Efrayim Karo (1488-1575) tarafından 16.yüzyılda yazılan Şulhan Aruh adlı eserdir. Şulhan Aruh, sistematik yapısıyla anlaşılabilir hukukî normlar sunmakta ve uzun tartışmalardan kaçınıp sade bir dil ile toplumun tüm kesimlerine hitap etmektedir. Eser kısa sürede Sefarad ve Aşkenaz toplulukları nezdinde otorite kabul edilmiş hatta günümüz İsrail Haham Mahkemeleri’nde verilen hukukî kararlar için kullanılan temel kaynaklar arasında yer almıştır. Bu makalede eserin yazarı Yosef ben Efrayim Karo’nun hayatı, Şulhan Aruh’un ortaya çıkışı, tarihsel bağlamı, içeriği

ve İsrail Haham Mahkemeleri nezdindeki hukukî etkisi ele alınmıştır. İsrail’in seküler hukuk sistemi içerisinde özel mahkemeler olarak medenî hukuk alanında etkin bir statüde bulunan Haham Mahkemeleri’nin kararları incelenmiştir. Bu mahkeme kararlarındaki Şulhan Aruh atıfları bağlamları ile birlikte değerlendirilmiş, eserin boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı gibi davalarda alınan kararlara etkisi ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında incelenen dava dosyalarının neredeyse yarısında Şulhan Aruh’a atıf yapıldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu makale, Şulhan Aruh’un tarihsel öneminin yanında güncel bağlayıcılığını da vurgulamaktadır. Şulhan Aruh’un günümüz İsrail Devleti’nde medenî hukuk alanında normatif güce sahip bir refereans eser olarak lullanıldığı ve geçerliliğini koruduğu söylenebilir.

Tamamı : https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5555412

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün