Uluslararası Çalışma Örgütü verisine göre, 2024’de haftalık 42.8 çalışma saati süresi ile en uzun çalışan 18. ülkeyiz. Üzerimizde yer alan Pakistan, Mısır, Bangladeş, Hindistan, İran, Ürdün gibi ülkeler 2025’te yer değiştirmediklerinden ilk 20 içindeki yerimiz garanti (https://rshiny.ilo.org/dataexplorer49, ET:2026/05/03).
Eurostat verisi, haftalık full time çalışma saati süresine göre, AB’de 48 saat ile açık ara birinciyiz. Yunanistan 42, Polonya 41.1, Almanya, Romanya 40.2, Hollanda 39 saat. Son 10 yılda pandemi dâhil birinciliği kaptırmamışız (https://ec.europa.eu/eurostat/ databrowser, ET:2026/05/03).
Work
“Nazar etme ne olur, çalış senin de olur” diyen bu verilerle, performans ölçüm ve değerlendirme sistemlerini kuran insan kaynaklarına sanki analitik bunların sorulması gerekiyor.
Adanmış hayatların umudu olarak piyasa değerlerine göre bakıldığında, Dünya Borsalar Federasyonuna (WFE) göre, 50 ülkeden 70 borsa arasında BİST 375 milyar dolar ile 27. sırada, piyasa değerinin GSYİH’a oranına göre ise 50 üzeri. Borsaya açık şirketlerin toplam karlarının GSYİH’ya oranında ortalarda yer alıyoruz. Küresel rekabetçilik raporuna (WEF) göre ise 140 ülkede 60 yerimiz.
Walmart, VISA, Mastercard, Samsung, JP Morgan şirket değerleri 375 milyar ile 1 trilyon dolar arasında. Performans sistemleri mi doğru ölçmüyor bu kadar açık ara uzun çalışmamızın rakama yansımasını? Yoksa insan kaynakları yönetimleri mi soft skill kalıyor, koçluk yapamıyor?
Life
Türkiye’de MERSİS verisine göre yaklaşık 2,5 milyon şirket var. Bunun kabaca %10 civarı A.Ş. ve yarısı Ltd. şirket. Özel sektör istihdamının yaklaşık %10-15 arası büyük, %30-35 arası orta boy şirketlerde, kabaca 11-14 milyon arasında. Toplam çalışan sayısında özel sektör yaklaşık 27 milyon kişi dikkate alınırsa yarısına denk geliyor. Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği verisine göre sağlık poliçe adedi yaklaşık 5.75 milyon. Bunların kaçı kurumsal sağlık sigorta anlaşmasından geliyor verisi yok, eskiden vardı. Hepsinin çalışan veya geliri olan sigortalı olduğu varsayımı altında, şirketi aracılığı veya maaşı ile bu özel sağlık poliçelerine ulaştığını kabul edersek, özel sektörde çalışanların beşte birine, büyük/orta ölçekli şirketlerin ancak yarısına denk geliyor. Üstelik sağlık prim üretimi sektörde yıllar bazında düşüyor, reelde %1-2 arasında ancak büyüyor. Belki de well-being (esenlik) bu yüzden popüler İK dünyasında.
Balance
ILO’ya göre; çalışan başına yıllık üretim büyüme oranında (GSYİH sabit 2021, satın alma gücü paritesi bazında) yıllık %2 ile Doğu Avrupa ve AB ile aynı seviyede, G7’nin üzerinde, %2.2 olan G20’ye yakınız. Kadınların orta ve üst kademe yöneticiliği (2024) %21 ile cam tavanda iddialıyız. Ulusal düzeyde işçi haklarına (örgüt kurma özgürlüğü ve toplu pazarlık) uyum düzeyinde %4.8 ile dünya ortalamasında, MENA ve BRICS ortalaması altında ancak ülke sıralamalarında yukarıdayız. OECD “Main Science and Technology Indicators” “Gross Domestic Expenditure on R&D” verisine göre AR-GE harcamalarının GSYİH’a oranında AB ortalaması %2.13, OECD ortalaması %2.72, son yıllarda tutarsal bir artış görülse de Türkiye’nin %1.46 seviyesinde. Şirket (işbaşı) eğitim verme oranında OECD %75, AB %67 iken, çalışan katılımı %60 ve %45 iken, bizde yarısı civarlarında.
Family
GSYİH içinde emek gelirinin payında ise (2025); AB %57.6, G7 ülkeleri %57.2, G20 ülkeleri %53.9, dünya ortalaması (BRICS dâhil ve hariç) %52.8-%52.7, Türkiye ise %41.1 ile Orta ve Doğu Afrika ortalamalarının arasında. Ortalama aylık kazanç verisinde (2024) Yunanistan 2.141, Macaristan 1.196, Türkiye 859, Arjantin 648 dolar. Eurostat verisine göre; asgari ücrette ise son dilimde sayılırız ve bir işçinin maliyeti 2025 yılında, saatlik, Euro bölgesinde 38.2, AB genelinde ise 34.9 Euro. OECD birim işgücü maliyetimizin artış oranında 2024-2025/02 çeyreklik bazda %92.41 artış oranı %34.73’e düşmüş. Finlandiya ve İspanya’dan sonra genç işsizlikte ise üçüncüyüz (2026/02). Maaş demişken, akademisyenlerin (doçent, profesör) PPP’ye göre maaşı OECD, AB ortalaması, Euro bölgesine göre %25-%35 arasında daha düşük. Özetle, Çin gibi bilim yapmak, CERN gibi atom parçalamak herkes ister. Dergi, kongre, kitap, yol parası, maaş da pro rata olursa.
Not: Bu yazının orijinali 05 Mayıs 2026 Salı günü Dünya Gazetesi İstanbul Ekolü köşesinde yayınlanmıştır.