Bu hafta Ağa Takılanlar

Auschwitz herhangi bir "turistik ziyaret yeri" değil. Burası, Buchenwald Toplama Kampı´ndan sağ çıkan yazar Jorge Semprun´un hatırlattığı gibi bir "kitlesel imha kompleksi (…) Yahudi halkının kütle halinde imhası işinde uzmanlaşmış olan Auschwitz-Birkenau kompleksinin kampları". Ve burada 1 milyondan fazla insan öldürüldü. Tarihçilere göre Auschwitz´de 5 yıl içerisinde sırasında yaklaşık 1,1 milyon kişi hayatını kaybetti. Kurbanların büyük çoğunluğunu, yaklaşık 1 milyon kişi ile Yahudiler oluşturuyordu. Bunu yaklaşık 70 bin kişiyle Polonyalılar, 21 bin kişiyle Romanlar ve Sinti´ler izliyordu. Ayrıca yaklaşık 15 bin Sovyet savaş esiri ve 12 bin kadar Çek, Belorus, Yugoslav, Fransız, Alman ve Avusturyalı mahkum da burada öldürüldü. Dolayısıyla influencer tarzı pozlar verip şaklabanlık yapmak hem rahatsız edici bir sorumsuzluk. Bu da duyarlı insanlarla Holokost mağdurlarını rencide edebilir. İbrahim Beyazoğlu – www.indyturk.com

İzak BARON Diğer
10 Haziran 2026 Çarşamba
  • AUSCHWİTZ-BİRKENAU: SOYKIRIMA GİDEN YOL - İBRAHİM BEYAZOĞLU

Bazı insanlar burada yaşananları ya bilmiyor ya da işin ciddiyetini anlamıyor. Birkenau'nun soykırım simgesi tren raylarında öyle tuhaf poz veren bazı ziyaretçiler var ki insanlıktan ümidini kesiyorsun.

Bu, bilgisizlikten, sosyal medyanın etkisinden ya da belki de yalnızca anlık bir dikkatsizlikten kaynaklanıyor belki.

Bazı turistler kötü niyetli olmayabilir. İyi ki bu tür ziyaretçiler fazla göze çarpmıyor. Yine de bazılarının hâl ve tavırları, tarih bilinci veya duygusal duyarlılık eksikliğini ortaya koyuyor.

Kimi insanlar neşeli, espri üstüne espri yapıyorlar. Ben ise fazla neşeli olacak ya da gülecek bir şey göremiyorum.

Auschwitz herhangi bir "turistik ziyaret yeri" değil. Burası, Buchenwald Toplama Kampı'ndan sağ çıkan yazar Jorge Semprun'un hatırlattığı gibi bir "kitlesel imha kompleksi (…) Yahudi halkının kütle halinde imhası işinde uzmanlaşmış olan Auschwitz-Birkenau kompleksinin kampları".

Ve burada 1 milyondan fazla insan öldürüldü. Tarihçilere göre Auschwitz'de 5 yıl içerisinde sırasında yaklaşık 1,1 milyon kişi hayatını kaybetti. Kurbanların büyük çoğunluğunu, yaklaşık 1 milyon kişi ile Yahudiler oluşturuyordu.

Bunu yaklaşık 70 bin kişiyle Polonyalılar, 21 bin kişiyle Romanlar ve Sinti'ler izliyordu. Ayrıca yaklaşık 15 bin Sovyet savaş esiri ve 12 bin kadar Çek, Belorus, Yugoslav, Fransız, Alman ve Avusturyalı mahkum da burada öldürüldü.

Dolayısıyla influencer tarzı pozlar verip şaklabanlık yapmak hem rahatsız edici bir sorumsuzluk. Bu da duyarlı insanlarla Holokost mağdurlarını rencide edebilir.

Yahudi Soykırımı/Holokost, hem zor hem de kolay bir konudur.

Bu soykırımın uzun evveliyatını, birbirine bağlı unsurlarıyla birlikte, kısa bir zamanda ve sınırlı bir sayfa ekonomisi içinde etraflıca anlatmak mümkün değildir. Yapılabilecek en iyi şey, ancak köşe taşlarına dikkat çekmektir.

Anlatması kolaydır çünkü bir soykırım yaşanmıştır. Bu bakımdan, düşünür Theodor W. Adorno'nun Minima Moralia'da dem vurduğu gibi, "Polonya'nın en uzak köşelerinde kurulan insan mezbahalarına varan gelişim çizgisi hiç dolambaçlı değildir".

Ama acıları anlamak ve anlatmak, bu acılara yol açan süreçlerin nasıl cereyan ettiğini göstermek zordur.

Yaşaması kolay mı ki, anlatması basit ve kolay olsun?

 

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/777929/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/auschwitz-birkenau-soyk%C4%B1r%C4%B1ma-giden-yol

  • VİKTORYA’DA ELİT ÜRETİMİ VE İKİ YAHUDİ AİLE – TARIK ÇELENK

Ferdinand de Rothschild ile Benjamin Disraeli arasında sembolik bir benzerlik vardır. İkisi de Avrupa’nın dışarıdan gelen Yahudi kökenli ailelerinin İngiliz aristokrasisine “kabul edilme” hikâyesinin farklı yüzlerini temsil ediyorlardı. Ancak bunu farklı yollarla yaptılar. Disraeli siyaset üzerinden yükselirken, Rothschild ailesi finans, sanat, kültürel prestij ve malikâne medeniyeti üzerinden aristokratik dünyanın parçası olmaya çalıştı. Aslında Disraeli ile Rothschildlar aynı dönemin iki farklı “entegrasyon modeli” gibiydi.

Her iki hikâyede de mesele yalnızca zenginleşmek değil, “meşruiyet” kazanmaktı. Viktorya İngiltere’sinde bu meşruiyet; görgü, sanat zevki, mülkiyet estetiği, kurumsallık ve kültürel süreklilik üzerinden oluşuyordu.

Benjamin Disraeli çocuk yaşta din değiştirerek Anglikan kilisesine geçmişti. Bu tercih yalnızca dinî değil, aynı zamanda sosyolojik ve siyasal bir anlam taşıyordu. Viktorya dönemi İngiltere’sinde devlet elitine tam anlamıyla dahil olabilmek için Anglikan kültürüne yakınlaşmak neredeyse zorunlu sayılıyordu.

Disraeli bu dönüşüm sayesinde yetenekleriyle İngiliz muhafazakârlığının merkezine kadar yükselebildi. Onun Kraliçe Victoria ile kurduğu ilişki de sıradan bir başbakan–hükümdar ilişkisini aşmıştı. Victoria, Disraeli’nin zekâsına, hitabetine ve imparatorluk vizyonuna büyük hayranlık duyuyordu. Disraeli ise kraliçeye yalnızca anayasal bir hükümdar gibi değil, imparatorluk ruhunun sembolü gibi davranıyordu. Bu karşılıklı psikolojik uyum Disraeli’nin aristokratik meşruiyetini daha da güçlendirdi.

Rothschild ailesinin hikâyesi ise farklı gelişti. Onlar büyük ölçüde Musevi kimliklerini koruyarak İngiliz elit sistemine girmeyi başardılar. Bu durum İngiltere açısından daha da dikkat çekiciydi. Çünkü Viktorya İngiltere’si başlangıçta dışlayıcı bir aristokratik yapıya sahip olsa da zamanla finansal güç, kültürel sermaye, sanat koruyuculuğu ve mülkiyet aristokrasisi üzerinden Yahudi bir aileyi sistem içine alabildi.

Rothschildlar yalnızca banker olarak değil, sanat hamileri, koleksiyonerler, hayırseverler ve malikâne kültürünün taşıyıcıları olarak da kendilerini kabul ettirdiler. Bu nedenle Waddesdon Manor, Tring Park veya Mentmore Towers gibi malikâneler yalnızca zenginlik göstergesi değil, aynı zamanda “entegrasyon kabul” sürecinin mimari sembolleriydi.

Tamamı : https://perspektif.online/viktoryada-elit-uretimi-ve-iki-yahudi-aile/

  • ORTA DOĞU’DA TÜRBÜLANS! – HEDİYE LEVENT

Elbette içinde olduğumuz ve paralel ilerleyen süreçlere dair birçok gelişme sıralanabilir. Diğer taraftan Türkiye ve İsrail dahil bölge ülkeleri, yeni süreçlere ve olası senaryolara göre ‘mıntıka temizliği’ne başladı. Mesela Irak’ta İran destekli silahlı grupların silahlarını teslim etmeleri için baskılar artarken İsrail yönetimi ordusuna, Gazze’de ateşkes ile çıktığı yerlere geri dönülmesi emri verdi. Gazze’nin yüzde 58’ini kontrol eden İsrail tekrar yüzde 70’ini kontrol edecek şekilde hazırlıklara başladı. Keza İsrail Birleşik Arap Emirlikleri’ne İran’a karşı savunma amaçlı olduğu söylenen ancak elbette uzun vadede İsrail’in güvenliğini çok daha geniş bir alanda korumasını sağlayacak hava savunma sistemleri vermeye devam ediyor.

Karmakarışık ve kimsenin önünü göremediği mevcut şartlar açısından temmuz ayında Türkiye’de yapılacak olan NATO zirvesi dönüm noktalarından biri olacak muhtemelen. Yine yeni şartlar çerçevesinde Türkiye-İsrail ilişkilerinde güç mücadelesine dair ara formüllerin bulunması dahil dikkat çekici yakınlaşmalar, uzlaşmalar şaşırtıcı olmaz.

Tamamı: https://www.evrensel.net/yazi/99381/orta-dogu-da-turbulans

  • KIRILGAN İSRAİL - TOM MAYER (MONTHLY REVİEW)

Pappé’nin Siyonist yapıda tespit ettiği yedi çatlağın onun öne sürdüğü kadar işlevsizleştirici olduğu açık değildir. Bunların tek tek veya hep birlikte öngörülebilir gelecekte Siyonist İsrail’in çöküşüne yol açabileceği son derece şüpheli görünmektedir. Örneğin, seküler ve dindar İsrailliler arasındaki çatışma (“İsrail Devleti” ile “Yahudiye Devleti” arasındaki çatışma) kesinlikle gerçektir. Ancak bunun Siyonist devletin yaşayabilirliğini tehdit etmesi pek olası görünmemektedir. Filistinlilere yönelik uluslararası destek ve Amerikalı Yahudiler arasında Siyonizm’e karşı kayıtsızlık artıştadır, ancak Washington tarafından radikal bir politika değişikliği yapılmadığı sürece ikisi de İsrail hükümetini gerçekten sarsamaz.

Pappé’nin tartıştığı mikro devrimlerin gerçekleştirilmesi genellikle zor görünmektedir ve bu nedenle gerçekleşmesi pek olası değildir. Siyonist fanatikleri geri dönüş hakkına izin vermeye ne ikna edebilir? Doğu Akdeniz bölgesinin emperyalistler tarafından dayatılan ulus-devlet çerçevesi nasıl aşılabilir? Öngörülebilir gelecekte Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi güce sahip gerçek bir solun ortaya çıkması mümkün müdür? Pappé’nin yedi mikro devriminin her biri en iyi ihtimalle imkansız görünmektedir. Yine de tarih sürprizlerle doludur, bu yüzden tarih felaketlerin aralıksız bir anlatısı değildir. Antonio Gramsci’nin aklın kötümserliği ile iradenin iyimserliği arasındaki karşıtlığı hatırlıyorum. Filistin-İsrail konusunda iradenin iyimserliği için rasyonel bir temel oluşturan Pappé’yi tebrik etmeliyiz.

Tamamı : https://perspektif.online/kirilgan-israil/

  • YAHUDİLERİN ACİLEN TÜRKİYE’DEN AYRILMASINI İSTEYEN TÜRK DÜŞMANI MİCHAEL RUBİN’E TÜRK YAHUDİ CEMAATİ BAŞKANI İSAK İBRAHİMZADEH’DEN YANIT

“Seni İstanbul’da bir Şabat yemeğine davet etmekten mutluluk duyacağım. Bunun, 500 yılı aşkın süredir yaşadığımız ve kendimizi ait hissettiğimiz bu şehirde, senin sandığın gibi rehineler olmadığımızı kendi gözlerinle görmen için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Hatta buradan güzel anılarla ve güven duygusu içinde evine döneceğine eminim. Bu arada kısa bir hatırlatma, senin önlerinde ifade verdiğin (ABD’li) senatörleri de seninle birlikte ağırlamaktan mutluluk duyarız.”

Tamamı : https://www.patronlardunyasi.com/yahudilerin-acilen-turkiyeden-ayrilmasini-isteyen-turk-dusmani-michael-rubine-turk-yahudi-cemaati-baskani-isak-ibrahimzadehden-yani 

  • İris Cibre 🐦@iriscibre

Kendi adıma ve birçok bu konuda konuştuğum dostum adına yazıyorum

Antisemitizmin tarihi yüksek seviyeye çıktığı bu dönemde,

Hayati olarak en güvenli hissettiğimiz ülkedeyiz. 500 yıldır buradayız.

Batıda, sokakta, sinagogda hatta çocuklar okulda, şiddete uğruyorlar.

Yahudi olduğumuzu Türkiye'de saklama ihtiyacı duymuyoruz ama Avrupa'da duyuyoruz

Evet, bazen, linç endişesi yaşayanlar dolayısıyla işimiz gücümüz etkileniyor ama bu Türkiye olduğu için değil, küresel ruh bu olduğu için.

Rubin, bizim adımıza konuşmak ve yaşamadığımız bir sorun konusunda korku pompalamak yerine

GİTSİN Avrupa, ABD ve Kanada'da Yahudilerin yaşadıklarını yazsın, cesareti varsa

https://x.com/iriscibre/status/2062423480553898367

  • MESİH'İ BEKLERKEN NAZİ OLMAK - İSAK DUENYAS

Bu ayki planlamadan çıktığımız bir gezide kendimizi Haifa ve Galile'de bulduk. "Alman Kolonisine gezi var" dediler, biz de katıldık ve kendimizi hiç tanımadığım bir dünyanın içinde bulduk. O bölgede yaşayan ve kendini bu konuya adamış rehberimiz, bize içinde yaşadığı Beit Lehem Haglilit’te evinin ve köyünün hikayesini anlattı. Gezinin sonunda yarı müze haline getirdiği evini de ziyaret ettik. Dinlediğimiz hikâye, Mesih'in gelişine hazırlanmak için kutsal topraklara gelen ve sonunda Nazi Almanya’sının gölgesinde kaybolan bir topluluğun hikayesiydi.

Tel Aviv'de Sarona'yı, Haifa veya Kudüs'teki German Colony mahallelerini gezenlerin kaçı bu yerleri kuranların Yahudiler değil, 19. yüzyılda Almanya'dan gelen Templer adlı bir Hristiyan hareketin üyeleri olduğunu bilir? Ülkede hatırı sayılır iz bırakmış bu insanlar kimdi ve bugün neredeler?

 

Tamamı : https://www.turkisrael.org.il/single-post/mesih-i-beklerken-nazi-olmak

  • İSRAİL MEDYASINDA TÜRKİYE RAPORU / MAYIS 2026 - AHMED BADAWİ, KOLISRAEL MEDİA

Rapor için : https://3152b61f-d748-4d72-b3d9-b1afc3868cbd.filesusr.com/ugd/24bb87_8caf2b791e1545ec991cffb41d2f66bb.pdf

  • Nuh Arslantaş 🇹🇷@NArslantas_Prof

İSRAİL'DE BUGÜN YAYINLANAN BİR ARAŞTIRMA...

Bugün İsrail’de savaş psikolojisinin hakikat algısını nasıl çökerttiğini gösteren çarpıcı bir araştırma yayımlandı.

Araştırma, İsrail ordusu ve hükümetinin savaş propagandasının, yalnızca dış dünyayı değil, bizzat kendi toplumunu da manipüle edip kandırdığını ortaya koyuyor.

İsrail toplumu belki de kendi hükümetinin savaş propagandasına en yoğun biçimde maruz kalan toplumların başında geliyor.

Hayfa Üniversitesi araştırmacılarının yaklaşık 800 İsrailli üzerinde yaptığı çalışmaya göre, İsrailliler savaşla ilgili yalan ve sahte haberleri ayırt etmekte ciddi biçimde zorlanıyor.

Araştırmaya göre İsrailliler, savaşla ilgili bilgi ve iddiaları değerlendirirken her 3 haberden yaklaşık 1'inde yanlış hükme varıyor.

En çarpıcı örnek ise 7 Ekim sonrasında dünyaya servis edilen “Hamas’ın 40 bebeğin kafasını kestiği” iddiası.

Bu iddianın yalan olduğu defalarca ortaya konulmasına rağmen İsraillilerin %67,6’sı hâlâ bunun gerçekten yaşandığına inanıyor.

Bir diğer örnek de “içeriden ihanet” komplo teorisi. 7 Ekim saldırısının İsrail içindeki bazı güvenlik veya muhalif çevrelerin yardımıyla gerçekleştiğini öne süren bu iddiaya inananların oranı yaklaşık %20.

Araştırma, savaş dönemlerinde duyguların analitik düşünmenin önüne geçtiğini; komplo teorilerine yatkınlık ve sosyal medya kullanımının da sahte haberlere inanma ihtimalini artırdığını gösteriyor.

Daha vahimi şu:

Yanlış bilgi bir kez toplumun zihnine yerleştiğinde, sonradan yalanlansa bile kolay kolay sökülüp atılamıyor.

Asıl vahim olan ise;

İsrail toplumunun, kendi ordusu ve hükümetinin sistematik savaş propagandasına maruz kalmasıdır.

https://x.com/NArslantas_Prof/status/2063670206841405646

  • İSRAİL ASKERLERİNİN BİR KİLİSEYİ TAHRİP ETTİĞİNİ GÖSTEREN VİDEO GERÇEK Mİ?

Sonuç olarak İsrailli askerlerin Lübnan’da bir kiliseyi tahrip ettiklerini gösteren video yapay zekayla üretildi

Tamamı : https://teyit.org/analiz/israil-askerlerinin-bir-kiliseyi-tahrip-ettigini-gosteren-video-gercek-mi

  • Kenan Çamurcu 🌐💙@Kenancamurcu

Hastalıklı Yahudi nefretini en güzel Jean Paul-Sartre tarif etmişti:.

Demişti ki:

"Bir antisemit, bir Yahudi'yi sadece ceplerini nasıl boşalttığını izlemek için hırsızlıkla suçlar." 

Fransız varoluşçu filozof Jean-Paul Sartre, II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından (1946) kaleme aldığı "Réflexions sur la question juive" (Türkçe'ye Yahudi Sorunu adıyla çevrildi) kitabında yazdı bunu. 

Sartre bu ifadeyi, antisemitistlerin suçlamalarının genellikle belirli bir suça olan inanca dayanmadığını, aksine Yahudi bireyi aşağılamak ve onu savunmacı, tâbi bir konuma zorlamak için kullanılan bir güç aracı olduğunu göstermek için kullanır.  

Buradaki can alıcı nokta "kanıtların" hiçbir öneminin olmamasıdır; asıl amaç, ikna olmaya zerre kadar niyeti olmayan birine karşı, suçlanan kişiyi kendi suçsuzluğunu kanıtlamak zorunda bırakma eylemidir.

https://x.com/Kenancamurcu/status/2062104930668642327

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün