İlkbaharın gelmesiyle birlikte doğa canlanırken, birçok çocuk için hapşırık, burun akıntısı ve göz kaşıntılarının da başladığı bir döneme girdik. Çoğu aile bu durumu ´mevsimsel nezle´ olarak değerlendirse de aslında altta yatan neden sıklıkla alerjik rinit olabiliyor. Özellikle son yıllarda çocuk polikliniklerine mevsimsel alerji yakınmalarıyla başvuran hasta sayısında belirgin bir artış gözlenmektedir.
Dr. Endi Romano
Bu artışın nedeni ne olabilir; polen mevsimi gerçekten uzuyor mu?
Bilim insanlarına göre iklim değişikliğinin temel nedeni, fosil yakıtların kullanımı sonucu atmosferde artan karbondioksit ve diğer sera gazları. Bu gazlar atmosferde ısıyı tutarak küresel sıcaklıkların yükselmesine yol açmakta. Son yıllarda yapılan çalışmalar, küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliğinin polen mevsimlerinin daha erken başlamasına, daha uzun sürmesine ve polen yoğunluğunun artmasına neden olduğunu gösteriyor. Bunun sonucunda mevsimsel alerjisi olan çocuklarda yakınmalar daha uzun sürebilmekte ve yaşam kalitesini daha belirgin şekilde etkileyebilmektedir.
Mevsimsel alerjiler, bağışıklık sisteminin polen gibi normalde zararsız olan çevresel maddeleri tehdit olarak algılayıp aşırı yanıt vermesi sonucu ortaya çıkar. Ağaç, çayır ve yabani ot polenleri en sık sorumlu alerjenlerdir. Polenler rüzgârla kilometrelerce taşınabildiği için şehir yaşamında da önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır.
Günümüzde alerjik hastalıklar yalnızca polen maruziyeti veya genetik yatkınlıkla açıklanmamaktadır. Bağırsaklarımızda yaşayan milyarlarca mikroorganizmadan oluşan mikrobiyotanın da bağışıklık sisteminin gelişiminde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Özellikle yaşamın erken dönemlerinde mikrobiyal çeşitliliğin azalmasının alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalar, Lactobacillus türlerini içeren probiyotiklerin uzun süreli kullanımının okul öncesi çocuklarda alerjik rinit belirtilerinin hafiflemesine katkı sağlayabileceğini ve IgE aracılı alerjik hastalıkların gelişme riskini azaltabileceğini göstermiştir. Ancak bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır ve probiyotikler henüz standart tedavinin yerini almamaktadır.
Çocuklarda en sık görülen mevsimsel alerjik hastalık alerjik rinittir. Halk arasında ‘saman nezlesi’ olarak da bilinen bu durum, enfeksiyona bağlı olmayan ancak uzun sürebilen burun şikâyetleriyle kendini gösterir. Burun akıntısı, sık hapşırma, burun kaşıntısı ve burun tıkanıklığı en tipik belirtilerdir. Bunun yanında gözlerde sulanma, kızarıklık, kaşıntı ve yanma hissi de tabloya eşlik edebilir.
Ailelerin en sık sorduğu sorulardan biri şudur: Bu durum ne zaman alerji olarak düşünülmelidir?
Viral enfeksiyonlarda ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve 7-10 gün içinde kendiliğinden düzelme beklenirken; alerjik rinitte genellikle ateş, halsizlik, vücut ağrısı görülmez. Şikâyetler haftalar boyunca devam edebilir ve özellikle açık havada bulunmakla artabilir. Burun akıntısı çoğunlukla berraktır ve göz kaşıntısı oldukça belirgindir.
Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de alerjik rinitin yalnızca basit bir burun hastalığı olmadığıdır. Burun tıkanıklığı nedeniyle uyku kalitesini bozabileceği, gün içinde yorgunluğa yol açabileceği ve okul başarısını olumsuz etkileyebileceği akılda tutulmalıdır.
Bazen basit bir burun tıkanıklığının çocuğun okul başarısını etkileyebileceğini düşünür müyüz?
Çocuklarda dikkat dağınıklığı, ders başarısında düşüş ve davranış değişiklikleri bazen altta yatan kontrolsüz alerjik rinit ile ilişkili olabilir. Güncel uluslararası kılavuzlar, alerjik rinitin çocukların yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin uzun yıllar boyunca yeterince fark edilmediğini vurgulamaktadır.
Bir diğer önemli nokta ise alerjik rinit ile astım arasındaki yakın ilişkidir. Burun ve akciğerler aslında tek bir hava yolu sisteminin parçaları olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle alerjik riniti olan çocuklarda öksürük, egzersiz sırasında nefes darlığı veya hışıltı gibi belirtiler varsa astım açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Astımlı çocukların önemli bir kısmında eş zamanlı alerjik rinit bulunmaktadır.

Peki hangi çocuklarda alerji testi yapılmalıdır? Uzun süren veya her yıl aynı mevsimde tekrarlayan burun ve göz şikâyetleri olan, ailede alerjik hastalık öyküsü bulunan ya da astım belirtileri gösteren çocuklarda alerji değerlendirmesi düşünülebilir. Deri prik testleri ve kanda spesifik IgE ölçümleri tanıda yardımcı yöntemlerdir. Ancak test sonuçları mutlaka çocuğun klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Tedavide ilk basamak mümkün olduğunca alerjen maruziyetini azaltmaktır. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde özellikle sabah saatlerinde uzun süre açık havada kalmamak, eve geldikten sonra yüzü ve elleri yıkamak, kıyafet değiştirmek ve yatak odasını havalandırırken polen yoğunluğunu göz önünde bulundurmak faydalı olabilir. Ayrıca ev içi nem oranının düşük tutulması, küf ve akar oluşumunun azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ev temizliğinin düzenli yapılması ve mümkünse HEPA filtreli elektrik süpürgelerinin kullanılması da alerjen yükünü azaltmaya yardımcı olabilmektedir.
Bu önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda doktor önerisiyle alerji ilaçları kullanılabilir. Uygun tedavi ile çocukların büyük çoğunluğunda belirtiler kontrol altına alınabilmekte ve yaşam kalitesi belirgin şekilde artmaktadır. Bazı çocuklarda ise ‘alerji aşısı’ olarak bilinen immünoterapi tedavisi gündeme gelebilir. Bu yöntem, bağışıklık sisteminin alerjene karşı zamanla tolerans geliştirmesini amaçlar. Özellikle ilaç tedavisine rağmen yakınmaları devam eden ve belirli bir alerjene duyarlılığı saptanan çocuklarda etkili bir seçenek olabilir.
Sonuç olarak, bahar aylarında ortaya çıkan tekrarlayan hapşırıklar ve burun akıntıları her zaman basit bir nezle anlamına gelmeyebilir. Mevsimsel alerjilerin erken tanınması hem çocuğun yaşam kalitesini artırır hem de astım gibi ilişkili hastalıkların daha iyi kontrol edilmesine katkı sağlar. Çocuğunuzda her yıl aynı dönemde ortaya çıkan ve uzun süren benzer şikâyetler varsa bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi faydalı olacaktır.