Uluslararası alanda 29 yıllık bir sivil toplum başarısı: Avrasya Ekonomi Zirveleri

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul uluslararası önemli bir etkinlik yaşadı. Marmara Grubu Vakfı tarafından bu yıl 29.su düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirvesi 48 ülkenin yüksek düzeyde katılımıyla yapıldı. Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver´le 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi´ni konuştuk.

Ekonomi
10 Haziran 2026 Çarşamba

Sayın Suver, 29 yıllık bir başarı hikâyesini özetlemek isterseniz neler söylemek istersiniz?

Dile kolay 29 yıl! Önceleri Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasını kaplayan bir birliktelik olarak tasarladığımız Avrasya Ekonomi Zirveleri geride bıraktığımız yıllar içinde önce Ortadoğu, sonra Balkanlar ve Avrupa, derken Afrika ve Amerika kıtasını da aramızda yer aldı.

Mesela bu yıl Afrika’dan Mısır, Tunus, Fas, Kenya aramızdaydı.

Özet olarak söylemek gerekirse, Avrasya Ekonomi Zirveleri bugün uluslararası alanda kabul gören, önem atfedilen bir birlikteliktir.

Bir başka deyişle Avrasya Ekonomi Zirveleri, hür bir platform olarak söyleyecek sözü olanların bir araya geldiği bir alandır.

Elbette, sivil bir düşünce hareketinin oluşturduğu bu birlikteliğe itimat ederek aramıza katılan yüksek şahsiyetler, bizlerin mütevazı imkânlarla gerçekleştirdiğimiz etkinliğimize rağbet ediyorlarsa, ben bunu ülkemizin aydınlık yüzü olmamıza bağlıyorum. Evet, Avrasya Ekonomi Zirveleri Türk sivil düşünce hareketinin, uluslararası alanda iftihar kaynağı ve yalnız bir diplomatik birliktelik değil küresel aklın ve vicdanın ortak bir platformudur.

Biraz 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin içeriğinden söz eder misiniz?

29. Avrasya Ekonomi Zirvesi, dünyanın farklı coğrafyalarından devlet adamlarını, diplomatları, akademisyenleri, dini liderleri, iş insanlarını ve kanaat önderlerini İstanbul’da bir araya getirdi.

Zirve; savaşlardan enerji krizine, küresel barıştan kadın haklarına, çevre sorunlarından ekonomik dönüşüme kadar birçok kritik başlığın ele alındığı uluslararası bir diplomasi ve fikir platformu olarak gerçekleşti.

Zirvenin ana teması olan ‘Küresel Sorumluluk’ mesajı, farklı görüşlerin özgürce tartışıldığı küresel diyalog anlayışını bir kez daha ortaya koydu.

Zirvenin dikkat çeken oturumlarından biri olan: ‘Savaş, Terör, İhtilaf ve İstemsiz Göçle Birlikte Savaş Sonrası Dünya’da Enerji ve Ekonomi’ oturumunda; enerji güvenliği, küresel göç hareketleri, ekonomik kırılganlıklar ve savaşların dünya piyasalarına etkileri masaya yatırıldı.

Altı farklı oturumun gerçekleştiği zirvede özellikle; enerji arz güvenliği, savaş sonrası ekonomik yeniden yapılanma, Avrupa’nın enerji politikaları, bölgesel iş birlikleri, sürdürülebilir kalkınma stratejileri üzerinde duruldu.

Uluslararası katılımcılar, dünyada artan jeopolitik gerilimlerin yalnızca siyasal değil; ekonomik, insani ve sosyal sonuçlar da doğurduğunu da gündeme getirdi.

Enerjinin, siyasi yapılanmanın dışında başka hangi konular gündeme getirildi?

Esasında bu yıl suyu ve yeşili gündeme getirecektik. Ne var ki, yaşamakta olduğumuz savaş ortamı, ihtilaflar Su’yun ve Yeşil’in biraz önüne geçti.

Zirvenin en anlamlı ve en stratejik başlıklarından biri olarak öne çıkan ‘Su ve Yeşilin Tükendiği Bir Gezegende Yaşamak’ oturumunda, insanlığın karşı karşıya olduğu çevresel tehditler kapsamlı şekilde ele alındı. Lale Aytanç Nalbant’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, tarımsal krizler, çevresel göçler ve sürdürülebilir yaşam modelleri üzerine yapılan değerlendirmeler; yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin kaderini belirleyecek küresel bir alarm niteliği taşıdı.

Farklı dinlerden ruhani liderlerin, devlet adamlarının, akademisyenlerin ve ekonomi temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması; çevre sorunlarının artık sadece ekolojik değil aynı zamanda ekonomik, sosyal, ahlaki ve insani bir mesele olduğunu da ortaya koydu.

Ekümenik Patrik Bartholomeos, Şeyh-ül-İslam Allahşükür Paşazade, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Hahamı Dr. İzak Alaluf, Monsenör Orhan Çanlı, Slovenya önceki Cumhurbaşkanı Danilo Türk ve birçok uluslararası ismin katıldığı oturumda; dünyanın geleceği için ortak sorumluluk anlayışının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Oturumlardan birini de kadınlara ayırmıştınız. Bu konuyu da biraz açar mısınız?

‘Gücün Hukuku Yeniden Yazdığı Bir Dünyada Kadın Hakları’ oturumu, Berlin Ekonomi Forumu Direktörü Mark Donfried’in moderatörlüğünde yapıldı.

Demokrasi ve barış ilişkisini merkeze alan bu oturum, zirvenin en güçlü sosyal mesajlarından birini verdi. Dünyada artan savaşlar, siyasi krizler ve güç mücadeleleri içerisinde kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alınırken; toplumsal barışın kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal hayattaki etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Uluslararası katılımcılar; kadın haklarının yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda demokratik toplumların temel güvenlik ve kalkınma unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı dönemlerde en büyük mağduriyetleri kadınların yaşadığına dikkat çekilen oturumda, kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığının artırılması gerektiği mesajı verildi.

Farklı ülkelerden siyasetçiler, akademisyenler ve diplomasi temsilcileri; kadınların barış süreçlerinde aktif rol üstlenmesinin, küresel istikrar açısından kritik önemde olduğu konusunda ortak görüş bildirdi.

29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin en dikkat çeken oturumlarından biri olan ‘Küresel Liderler Diyaloğu – Bilge İnsanlar Oturumu’, geçmiş dönem cumhurbaşkanlarını, devlet adamlarını ve uluslararası fikir önderlerini aynı masada buluşturdu. Bu oturumu biraz özetler misiniz?

Dünya bugün diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor, düşüncesi çerçevesinde gerçekleşen önceki cumhurbaşkanları oturumu aynı masada dünya gündeminin değerlendirmesiyle yapıldı.  

Türkiye’den 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katıldığı ve Arnavutluk’u Bamir Topi’nin, Sırbistan’ı Boris Tadić’in, Slovenya’yı Danilo Türk’ün, Romanya’yı Emil Constantinescu’nun, Karadağ’ı Filip Vujanović’in, Kuzey Makedonya’yı Gjorgje Ivanov’un, Hırvatistan’ı Ivo Josipović ile Stjepan Mesić’in, Tunus’u Moncef Marzouki’nin ve Çekya’yı Václav Klaus’un temsil ettiği cumhurbaşkanları oturumunda Tek Kutuplu Dünya Dönemi’nin sona erdiği vurgulandı.

Liderlerin ortak değerlendirmelerinde, dünyanın artık tek merkezli bir yapıdan uzaklaşarak çok kutuplu yeni bir döneme geçtiği gündeme getirildi.

Konuşmalarda; Avrupa Birliği’nin siyasi ve ekonomik baskılar karşısında önemli bir sınav verdiği, demokrasi, insan hakları ve uluslararası hukuk kavramlarının küresel ölçekte zayıfladığı ifade edildi.

Ayrıca savaşların, göç krizlerinin ve enerji güvenliği sorunlarının yalnızca bölgesel değil insanlığın ortak meselesi olduğu da dile getirildi.

Oturumda liderler, Avrupa Birliği’nin geleceği, küresel güvenlik, savaş sonrası dünya düzeni, enerji güvenliği, iklim değişikliği, su kaynaklarının korunması, yapay zekâ ve dijital dönüşüm, göç hareketleri ve kültürel dönüşüm süreçleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise konuşmasında uluslararası hukuk ve demokratik değerlerin son yıllarda ciddi aşınma yaşadığına dikkat çekti. Gül, büyük güçlerin çıkar merkezli politikalarının dünya düzenini sarstığını belirterek Avrupa’nın kendi değerlerine daha güçlü sahip çıkması gerektiğini söyledi.

Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin oluşturduğu küresel risklere de değinen Gül, devletlerin bu alanlarda ortak hukuk ve denetim mekanizmaları oluşturmasının önemine işaret etti.

Zirve kapsamında paralel çalışmalar da gerçekleştirdiniz. Biraz da bunlardan söz eder misiniz?

Elbette, Marmara Grubu Vakfı’nın, bir genç düşünceler hareketi olduğu 29. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde bir kere daha ortaya çıktı. Her ne kadar benimle birlikte bazı ileri yaştaki arkadaşlar vitrinde görünüyorsa da genç düşünceleri bir araya getirmekte ısrarlı ve kararlıyız.

Marmara Grubu Vakfı Akademik Konsey Başkanı Prof. Dr. Özgür Çengel’in öncülüğünde geçen yıl olduğu gibi zirveyi fırsat bilerek, Barış ve Diplomasi eğitim programına devam edildi. Marmara Grubu Vakfı’nın çalışmaları ana salonda devam ederken, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden önerilerek Zirveye katılan 40 yüksek öğrenim öğrencisi diplomasi ve barış üzerine üç gün süreyle değerli akademisyenlerimizden dersler aldılar.

Masrafları tamamıyla Marmara Grubu Vakfı tarafından karşılanan bu çalışmalar sonrası katılımcı gençlerimize diplomasi ve barış sertifikaları törenle sunuldu.

Bir başka paralel etkinliğimiz de her yıl olduğu gibi, bu yıl da Türkiye Jokey Kulübü’nde gerçekleşti. İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda 13 Mayıs günü ananevi Avrasya Ekonomi Zirveleri Koşusu yapıldı.

Koşunun ardından düzenlenen törende koşuyu kazanan safkan atın sahibi Ferit Salih Bayır’a kupasını, Birleşik Krallık Parlamento Üyesi Tasmina Ahmed-Sheikh ve Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Arıkan birlikte takdim etti.

Törene, Makedonya eski Cumhurbaşkanı Gjorge İvanov, Romanya eski Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, Mısır eski Dışişleri Bakanı Sameh Hassan Shoukry Türkiye Jokey Kulübü Genel Sekreteri Gülnur Gülerce ile Yönetim Kurulu Üyesi M. Kerem Alkan, Stirling Vakfı Başkan Yardımcısı Nicole Marie Stirling, Stirling Vakfı Üyeleri Matthew Cavin Meadows ve Cavin Edwin Meadows ile Marmara Grubu Vakfı Üyeleri ve davetliler katıldı.

Özellikle bir başka konuya de bir vefa olarak gündeme getirmek isterim ki; İstanbul Büyükşehir Belediyesi büyük bir kadirşinaslık göstererek açılış geçesi Türk Halk Müziği, ikinci akşam Batı Müziği ve son akşam da Türk Halk Müziği konserleriyle 29.Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne coşkulu bir katkıda bulundu.

Zirvenin kapanış yemeğinde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin
Kültür Müdürlüğü’nün Türk Halk Müziği Korusu ile Anadolu Folk Grubu’nun sanat gösterisi kapanış gecesine renk kattı. Bu soysal etkinliklerden de söz etmesem olmazdı.

Sözlerimi toparlarken söylemek isterim ki; 29. Avrasya
Ekonomi Zirvesi’nde yapılan değerlendirmeler, konuşmalar ilerleyen günlerde Türkçe ve İngilizce kitap halinde yayımlanacaktır. “Seneye 30. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde yeniden buluşma dileğiyle.

Anlamlı Hediye

Marmara Grubu Vakfı Kültür Elçisi Doç. Dr. Mutlu Erbay tarafından yapılan "Davut Yıldızı" yağlı boya tablosu Türkiye Hahambaşı David Sevi'ye iletilmek üzere Haham İzak Alaluf'a teslim edildi.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün