İlk fotoğrafta yer alan yapı kalıntısı hakkında, Prof. Dr. Bozkurt Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy ve Yrd. Doç. Dr. Harun Ürer tarafından hazırlanan bir bildiri, 18-20 Ekim 2012’de Sivas’ta gerçekleştirilen XVI. Ortaçağ Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu kapsamında sunuldu. İzmir’in Türk Dönemine Ait İlk Dini Yapısı: Kadifekale Mescidi başlıklı bildiride, geçmişte yabancı seyyahlar tarafından şapel olarak tanımlanan yapının aslında 14. yüzyıldan kalma bir Türk-İslam eseri olduğu öne sürüldü. Bildirinin ana referans kaynağı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi idi[1]. Akademik tarihçilik ve araştırma kuralları açısından seyahatnamelerde verilen bilgi birincil kaynak niteliği taşımaz. Bu sebeple hem Anadolu’da tespit edilen iki farklı kale camisiyle bu yapı arasında mimari açıdan karşılaştırmalar yapılmış; hem 166 numaralı Muhasebe-i Vilayet Anadolu Defteri ve Kanuni dönemi Aydın Evkaf Defterinde yer alan kale camii hakkındaki kısa bahislerden söz edilmiş. Özellikle belirtmeliyim, bu bahislerde tarih mevcut değil[2].

“...Bu cami, 1308/1309 yılında İzmir Kale Kadısı Ahmed Oğlu Hacı İlyas tarafından yaptırılmıştır. İzmir’in Aydınoğulları tarafından fethinin ilk yıllarına uzanan, kentteki belki de en eski Türk-İslam yapısıdır.” Bugün bu bilgi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İl Kültür Müdürlüğünün onayı ile Dokuz Eylül Üniversitesi logosuna sahip bir tabela üzerinde Kadifekale’yi ziyaret edenlerin bilgisine sunulmaktadır.
İki numaralı fotoğrafta, İzmir Yahudi Cemaati tarafından 200 yıl önce Havra Sokağı’nda inşa edilen Asmalı Şaraphane yer alıyor. Etz Hayim Sinagogu ve Tenukot Melamed Yeşivasına bitişik, yeşivaya ait arazi üzerinde kaşer şarap üretmek üzere inşa edilen bu yapının inşa ve kullanım aşamalarına ilişkin, Kudüs Central Archives for the History of the Jewish People ve İstanbul Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi belgeleri mevcut[3].

Basmane-İkiçeşmelik-Mezarlıkbaşı Yahudi Mahallesi
Solitreo, İbranice ve Osmanlıca belgelerin, transliterasyonu tarafımdan yapıldı. Solitreo ve İbranice çeviriler, Türkiye Hahambaşılığı Genel Sekreteri Sayın Yusuf Altıntaş tarafından incelendi, tashihleri yapılarak onaylandı. Belgelerin büyük bir bölümü, 2022 tarihinde basılan Çöküşten Yükselişe İzmir Yahudileri Rav Hayim Palaçi ve Dönemi adlı kitabımda aynen kullanıldı ve ekler bölümünde kopyaları verildi[4].

Unesco Tarihi Liman Kent İzmir’in Tarihi Alanı’nın
Bu yapı, 2023’te İzmir Valiliği desteğinde TARKEM tarafından, tamamen yıkılarak restore edildi. Yıkıntılar arasında bulunan mermer üzüm cenderesi, Smyrna Agorası Kazı Alanı’na taşındı. Son sahibi olan Akın Ailesine atfen, yapıya Tarihi Akın Pasajı adı verildi. 2024 tarihinde de resmi açılışı yapıldı. Giriş kapısının hemen yanında yer alan tabeladaki açıklama şöyle: “UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde yer alan İzmir Tarihi Liman Kenti’nde geçmişte Politi Şaraphanesi olarak bilinen yakın geçmişimizde ise Tarihi Akın Pasajı olarak hafızalarda yer edinmiş bir asrı aşkın süredir varlığını sürdüren tarihi bir yapı. Yapının Havra Sokağı üzerinde kilit taşı üzerine oyulmuş İbranice ‘5660’ sayısının referans verdiği 1900 tarihi yapının o tarihteki varlığını gösteren somut kanıtlardan biri.” Baştan aşağı hatalarla dolu bu metni kim kaleme aldı, bilmiyorum. Ne yazmam talep edildi ne yazılırken danışıldı. Halbuki 2022 tarihinde, şaraphanenin tarihine ilişkin sözlü ve yazılı olarak TARKEM’i bilgilendirmiştim. Üstelik arşiv belgelerinin yer aldığı 2022 tarihli kitabımı kütüphanelerine armağan etmiştim[5]. UNESCO kriterleri (Dünya Mirası Sözleşmesi iii) kaybolan veya yok olmakta olan bir kültürel gelenek ya da medeniyet için eşsiz veya en azından istisnai bir tanıklık sunan dini yapıları ve sit alanlarını koruma altına alır. Tarkem tarafından Tarihi Akın Pasajı adı verilen şaraphane, bir zamanlar nüfusu 55 bin olan, bugün ise 1100 civarındaki İzmir Yahudi Cemaati tarafından 200 yıl önce dini gerekçelerle Asmalı Şaraphanesi adıyla inşa edilmişti. Peki bu yapı, UNESCO - Dünya Mirası Sözleşmesi kriterlerine sahip benzersiz bir dini yapı mıydı? Evet…
İlk fotoğraftaki yapıya 1308 tarihinde inşa edilen mescit tanısı koyan değerli meslektaşlarım, kuşkusuz 14. yüzyılda tüm şapel, mescit ve sinagogların apsis, mihrab ve ehalinin Kudüs yönünde olduğunu bilmektedir. Bu sayede o döneme ait şapellerin ve sinagogların pek çoğunun mescide dönüştürüldüğü bilgisine de sahip olmalıdır. Bu sebeplerden dolayı yurt içi ve yurt dışı akademi camiasında bildiride öne sürülen iddia hala tartışılmaktadır. Kentimizin değerli akademisyen ve kamu görevlilerinin mescit tanısında bonkör, Yahudi Cemaati Şaraphanesi tanısında cimri olmalarının sebebi nedir? Arşiv belgeleri, ne zamandan beri birincil kanıt niteliğini yitirmiştir?
23-24 Ekim 2024 tarihlerinde UNESCO Tarihi Liman Kent Alan Başkanlığı, İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Katip Çelebi Üniversitesi tarafından Tarih, Ticaret, Kültür, Turizm temalı İzmir Liman Kenti paneli düzenlendi. Bu panelde sunulan bildirilerden biri Osmanlı Dönemi Mutfak ve Sofrasında Yerli ve İthal Ürünler başlıklıydı. Buluntuların keşfedildiği mekan, sunumu gerçekleştiren değerli akademisyenin beyanına göre Smyrna Agorası Kazı Alanı’ydı. Esasen Smyrna Agorası Kazı Alanı, Osmanlı İzmir’inin en eski ve önemli Yahudi yerleşim alanlarından biriydi. O halde, Osmanlı dönemi mutfak ve sofrasındaki yerli ve ithal ürünler bu yerleşimde keşfedilmişti. Kısacası Osmanlı Dönemi mutfak ve sofrasındaki yerli ve ithal ürünlerin büyük bir bölümü burada ikamet eden Yahudilere aitti. Ne yazık ki Smyrna Kazı Alanı üzerindeki Yahudi yerleşimi, 2000’li yılların başında yıkılarak yok edildi. Panel sunumları sona erdikten sonra sorular bölümünde bir katkıda bulundum: “Keşke bildiri yazılmadan önce benimle bağlantı kurulsaydı. Elimde Smyrna Agorası Kazı Alanı’ndaki Yahudi mahallesinde yaşayan ailelere ait kayıtlar var. Her ürünün çıkarıldığı yerde ikamet eden ailenin adını verebilirdim. Hem buluntunun kime ait olduğu yazılır, hem her ailenin sosyoekonomik yapısına ilişkin ayrıntılar ortaya çıkardı. Başlık da farklı olurdu” dedim. Dinleyici sıralarında önümdeki koltuklarda oturan Smyrna Kazı Alan Başkanı ve Unesco Tarihi Liman Kent Alan Başkanı, iki en yetkili ağzın bana verdiği yanıtı aynen yazıyorum: Yahudi Yok… 2026 tarihinde, Antik Smyrna Agorası yayın çalışmalarından biri olan Smyrna/İzmir Agorası Avrupa Seramikleri adlı kitap yayınlandı. Kitap yazımı esnasında benimle irtibat kurulup multidisipliner bir çalışma talep edilmedi.
Ekim 2024 tarihinde Konak Belediye Başkanı Sayın Nilüfer Mutlu’nun danışmanlarından biri ile görüşme yaptım. Kendisine Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi’nde bulduğum İzmir’in iki ünlü Rav’ının 1845 tarihli kapı numaraları ve sokakları içeren adreslerini ilettim. Arşiv belgesinin kopyasını paylaştım. Yerleri değişen sokaklar ve numaralar sebebiyle konutların günümüzdeki yerlerini tespit etmem olanaksızdı. Yardımlarını rica ettim. Hayır denmedi. Fakat üzerinden 16 ay geçmesine rağmen bir yanıt verilmedi. Kısacası, Konak Belediyesinin nazarında da Yahudi Yok…
Verdiğim bilgiler ışığında, tekrar 23-24 Ekim 2024 tarihli panele dönelim. Panelde İzmir’in Kültürel Zenginliği: Eski Yahudi Mahallesine Turizm Açısından Bakış adlı bir bildiri sunuldu. Dolayısıyla panelin neresinde “Yahudi yok?” sorusu sorulabilir. Yanıt şudur: Ona var olma izni verilen alan dahilindedir. O alanın dışında yoktur. “Peki, var olmasına izin verilen alan neresidir?” Bu alan, dokuz sinagog, Havra sokakları ve Havralar Meydanı’ndan ibarettir…
Halbuki, Basmane/İkiçeşmelik/Mezarlıkbaşı bölgesinde MS 2. yüzyıldan günümüze, 2000 yıllık ve kesintisiz bir Yahudi yerleşimi mevcuttur. Dolayısıyla bu bölgede oldukça büyük bir Yahudi mahallesi yer almaktadır. Kuzeyde 940-943 sokaklar hattında başlar. Güneyde 1304-1308 sokaklar ile Tarık Sarı Sokak ve çevresine uzanır. Doğuda Anafartalar Caddesi’nin iki yanı ve Smyrna Agorası üzeri; batıda da Havra sokakları ve çevresine ulaşır. Sözünü ettiğim sınırlar dahilinde kalan Yahudi mahallesinin yaklaşık yüzölçümü 500-600 bin metrekare civarıdır. Ppaylaştığım 20. yüzyıl başına ait İzmir haritasında, Yahudi mahallesinin yer aldığı bölgeyi görüyorsunuz. Bu haritada (A) ile gösterilen alanda, MS 2. yüzyıla ait muhtemel bir sinagog yer almaktadır. Ortada (B) ile gösterilen halka içindeki alan Smyrna Agorası Kazı Alanıdır. Yüzölçümü yaklaşık olarak 150 bin metrekaredir. (C) ile gösterilen ise, 14. yüzyıl Romaniot sinagogudur.15. yüzyılın ilk çeyreğinde mescide dönüştürülmüştür. O mescide Alaca Mescid adı verilmiştir. Elimde bu konuya ilişkin arşiv belgeleri mevcuttur. (H) ile gösterilen, 15. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilen Bakiş Sinagogu’dur. 18. yüzyılda yandıktan sonra 19. yüzyılın ilk yarısında Etz Hayim Sinagogu adıyla inşa edilmiştir. Bu konuyla ilgili bilgi ve arşiv belgeleri mevcuttur. Söz konusu Yahudi mahallesi, Unesco Tarihi Liman Kent İzmir’in Tarihi Alanı’nın hem tam merkezinde yer almaktadır. Hem bu alanın büyük bir bölümünü kapsamaktadır. O halde Unesco Tarihi Liman Kent İzmir yönetim kadrosu, Yahudi Yok sözcüklerini neden kullanmıştır?...
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin 8 bin 500 yıllık tarihi mirasını korumak ve tanıtmak amacıyla bir arkeoloji kurulu kuruldu. Bu yılın nisan ayında ilk toplantısını yapan kurulun, ne yazık ki, yaklaşık 500 bin metrekare alan dahilinde yer alan 2000 yıllık İzmir Yahudi Mahallesinden haberi yok. Kısacası İzmir Arkeoloji Kurulu’nun gündeminde de Yahudi Yok…
İzmir’de yıllardan beri valilik, belediyeler, üniversiteler, ticaret odası ve bazı devlet kurumlarının desteğiyle pek çok kültürel etkinlik gerçekleştirilmekte… Her etkinlik bir öncekinden daha iddialı ve daha gösterişli olmasına rağmen; ne yazık ki, her biri sonuçları itibarıyla kifayetsiz ve gelip geçici olmaktan öteye gidemedi. Biri dahi hafızalarda kalıcı iz bırakmadı. Son yıllarda HAFIZA manşetleriyle kentimizde gerçekleştirilen kültürel etkinlikler, sahip oldukları nitelikler ve yol açtıkları sonuçlar bağlamında, acaba öncekilerden farklı olacak mı? İzmir kentinin hafızası, o hafızaya hakim ve etik akademik değerlere saygılı şahsiyetler tarafından hatırlanıp/hatırlatılıp, yeniden kaleme alınacak mı? Yoksa zevahir mi kurtarılacak? Acaba İzmir’in 2000 yıllık Romaniot, Karaim, Mizrahim (Maaravim, Mustaribe), Aşkenazim ve Sefaradim, Conversos ve Francos tarihi bu hafızanın hangi noktasında, ne oranda yer alacak? Hepsini, zaman bize gösterecek…
[1] Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin 9. Cildinde mevcuttur.
[2] 166 numaralı Muhasebe-i Vilayet Anadolu Defteri (937/1530), TC. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından 27 yayın numarasıyla 1995 tarihinde yayınlandı. Defterin aynen yayınlanan bölümünde, defter sayfası 397’de caminin İzmir Kadısı tarafından yapıldığı yazılıdır fakat inşa tarihi mevcut değildir. Kanuni Sultan Süleyman Devri Aydın İli Evkaf Defteri Prof. Dr. M. Akif Erdoğru tarafından basıma hazırlanmış ve 2016 tarihinde yayınlanmıştır.
[3] Çöküşten Yükselişe İzmir Yahudileri Rav Hayim Palaçi Dönemi adlı kitabın ekler bölümünde belgelerin bir bölümünün kopyaları mevcuttur. Ayrıca tercümeleri ve arşiv numaraları da kayıtlıdır.
[4] Kitabın ekler bölümünde 180 ile 182 sayfalar arasında yer almaktadır.
[5] Şaraphanenin restorasyonu dahil pek çok konuda oluşan ciddi görüş ayrılıkları sebebiyle 23.03.2023 tarihinde bir dilekçe kaleme alıp, Unesco Tarihi Liman Kent İzmir Danışma ve Bilim Kurulu üyelikleri görevlerinden kendi arzumla ayrıldım.