“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•İsrail toplumu yaklaşık üç yıldan beri sürekli bir yüksek yoğunluklu kriz moduyla yaşıyor. Bu durum hem toplumsal dokuyu hem de devletin kurumsal rasyonalitesini ciddi anlamda erozyona uğratmış durumda. Netanyahu´nun krizden beslenen pragmatizmi artık sadece bir hayatta kalma stratejisine dönüştüğünden İsrail kamuoyu atılan adımları stratejik bir vizyondan ziyade günlük taktiksel manevralar olarak görme eğiliminde. Dolayısıyla Bennett-Lapid blokunun vadettiği restorasyon, kurumsal rasyonalite zeminine dönüş açısından bir oksijen alanı yaratabilir. oTuğçe Ersoy Ceylan – www.aa.com.tr

İzak BARON Diğer
20 Mayıs 2026 Çarşamba
  • MOSSAD’IN OLASI YENİ BAŞKANI NEDEN İSTİHBARAT ÇEVRELERİNDE TARTIŞMALARA YOL AÇTI? - SALİH BIÇAKCI

Netanyahu 2024’te Gofman’ı askerî sekreteri olarak atadı. Bu pozisyon İsrail için kritik güvenlik bilgilerinin başbakana akışını kontrol eden, İsrail hükümetindeki en hassas görevlerden biri. Gofman’ın bu roldeki performansı görünüşe göre Netanyahu’yu etkiledi.

Gofman’ın komutanların açık yetki olmadan politika yapıcıların algılanan iradesine göre hareket etmesi gerektiği fikri, Netanyahu için çekici olabilir. Karmaşık siyasi koalisyonlarla uğraşan, kamu gözetimi altında olan ve bazen resmi kanallar aracılığıyla uygulaması zor politikalar yürüten Netanyahu için durumdan vazife çıkan bir Mossad şefi değerli olabilir.

Öte yandan, Gofman’ın istihbarat topluluğu dışından gelişi bir zafiyet değil, bir özellik olabilir. Geleneksel Mossad kadrosu Netanyahu’nun özellikle İran ve Filistinlilerle ilgili bazı politikalarına karşı direnç gösterdi. Kurumun dışından gelen bir kişi, yerleşik ağları veya kurumsal sadakati olmadan, başbakanın gündemine daha uyumlu olabilir.

Nihayetinde, Gofman’ın 7 Ekim kahramanlığı politik olarak da değerli. Netanyahu, İsrail tarihinin en ölümcül terör saldırısındaki güvenlik başarısızlığı nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalmışken, kişisel kahramanlık sergilemiş birini atayarak kafaları karıştırmayı hedefliyor olabilir.

Bundan sonra ne olacak?

Mayıs 2026 sonları itibarıyla, atama 2 Haziran için planlanmaya devam ediyor. Eğer Yüksek Mahkeme Elmakias dilekçesini değerlendirmeyi kabul ederse, atama aylarca geciktirilebilir. Barnea’nın görev süresinin uzatılması gerekecek, bu da belirlenmiş halefine açıkça karşı çıkan görevdeki bir şefin geçiş dönemi boyunca görevde kalacağı tuhaf bir durum yaratacak.

Mahkeme atamayı engellemek için karar verirse, Netanyahu bir sonraki adımda neyle karşılaşır? Barnea süresiz olarak mı kalır? Netanyahu başka bir aday mı bulur? İstihbarat topluluğundan kabul görebilecek başka biri var mı? Yoksa bu durum, Mossad’ın yasal çerçevesizliğinin kendisini ele alan daha geniş bir anayasal krize mi dönüşür?

Bizi ilgilendiren en önemli kısım Mossad’ın işleyişiyle ilgili. Görevdeki şef, denetleme komitesi başkanı ve başsavcının muhalefetine rağmen bu kadar tartışmalı bir atama ilerleyebiliyorsa, Mossad’da ne tür değişimler beklemeliyiz?

Mossad’da şefler istihbarat topluluğunun içinden geldiğinde, onlarca yıllık gizli hizmet ve iç kontroller yoluyla yetiştirildiğinde kontrol dışı yapı işe yaramış olabilir. Gofman farklı bir misyonu temsil ediyor. Kariyeri boyunca net hiyerarşilerin, tanımlanmış düzenlemelerin ve yoğun harici gözetimin olduğu bir ortamda kendini sınırları zorlamak ve yetkilerinin ötesinde hareket etmek üzerinden tanımlamış zırhlı kolordu subayı, eğer bu kısıtlamaların hiçbirinin olmadığı bir organizasyona girerse ne olur?

Belki herkesin aklındaki soruyu sesli ifade edersem, Gofman’lı Mossad döneminde Türkiye – İsrail ilişkileri nasıl bir yöne doğru ilerler ve Orta Doğu’daki gelişmeler ne yöne gider?

Tamamı :https://fikirturu.com/jeo-politika/mossadin-olasi-yeni-baskani-neden/

 

  • İSRAİL'DE MUHALEFETİN BİRLEŞMESİ NE ANLAMA GELİYOR? - TUĞÇE ERSOY CEYLAN

Bennett ve Lapid’in ideolojik olarak zıt kutuplarda olmalarına rağmen buluşmaları, seçmene verilen ideolojiyi değil, devleti kurtarma mesajıdır. Esasında bu birleşme, İsrail siyasetindeki geleneksel sağ-sol ayrımının yerini Netanyahu yanlıları ve kurumsal restorasyon isteyenler arasındaki keskin bir kutuplaşmaya bıraktığının tescilidir.

Ekim 2026’da yapılması beklenen seçimler için kurulan bu blok, İsrail Savaş Kabinesi üyesi ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot gibi askeri figürleri de bünyesine katarak güvenlik kartını Netanyahu’nun elinden almayı hedefliyor. Öte yandan bu birleşmenin seçimlerden iktidar olarak çıkma başarısının Arap partilerle yapılacak bir ittifaktan geçtiği yorumları da hem seçmen nezdinde tartışmalı hem de Netanyahu’nun bu birleşmeyi aşındırmak adına elindeki en büyük kozlardan biri olarak görülüyor.

İsrail toplumunu radikal bir değişime ikna etmek için solun idealizmi yetmez, sağın meşruiyeti ve güvenlik sertifikası gerekir. İsrail’in Başbakanlarından Menahem Begin’in 1978’de bir revizyonist siyonist olarak Camp David’de Enver Sedat ile el sıkışıp Sina’yı iade etmesi bunun en somut örneğidir. Halk bu örnekte "Sağcı bir lider taviz veriyorsa mutlaka bir bildiği vardır" algısına sahipti. Bennett de bugün yüksek teknoloji dünyasının sorun çözücü mantığıyla ideolojisinden vazgeçmeden Beginvari bir pragmatizmle "Devletin bekası için rasyonel olanı yapıyorum" mesajını vermek istiyor olabilir. Dolayısıyla bu sağcı refleksin bir yansıması olarak, bu tabloda Arap partileri sivil bir paydaştan, bir vizyon ortağından ziyade araçsal bir paydaş olarak konumlandırılacaktır.

Bennett’in Beginvari'ye benzer bir büyük hamle yapıp yapamayacağı, biraz da Netanyahu sonrası oluşacak boşluğu nasıl doldurmak istediğiyle ilgili. Bennett, Netanyahu’nun temsil ettiği siyaset tarzının artık İsrail’in kurumsal yapısını (yargı, ordu, dışişleri) felç ettiğini gördü. Bu açıdan kendi ideolojisini yaşatabileceği işleyen bir devlet mekanizmasını yeniden kurmayı hedefliyor olabilir. Son tahlilde Bennett’in siyasi DNA’sında yerleşimci hareketinin (Yesha Konseyi) liderliği var ve bu kimlik birleşmenin en büyük kozu. Çünkü Lapid gibi seküler-liberal bir figürün sağ seçmeni ikna etme şansı yok. Dolayısıyla Bennett, yerleşimci geçmişini bir güven belgesi olarak masaya koyup stratejik bir rasyonalizasyon yapıyor. Netanyahu’nun iddia ettiği gibi ideolojik bir feragata şahit olmuyoruz. Diğer bir deyişle Bennett, yangın evin her yerini sarmışken, evin hangi odasında oturacağının kavgasını yapmayı bırakıp önce yangını söndürmeye odaklanıyor. Ama yangın söndüğünde, yine yerleşimci ajandasına kaldığı yerden devam edeceği de bir gerçek.

İsrail toplumu yaklaşık üç yıldan beri sürekli bir yüksek yoğunluklu kriz moduyla yaşıyor. Bu durum hem toplumsal dokuyu hem de devletin kurumsal rasyonalitesini ciddi anlamda erozyona uğratmış durumda. Netanyahu’nun krizden beslenen pragmatizmi artık sadece bir hayatta kalma stratejisine dönüştüğünden İsrail kamuoyu atılan adımları stratejik bir vizyondan ziyade günlük taktiksel manevralar olarak görme eğiliminde. Dolayısıyla Bennett-Lapid blokunun vadettiği restorasyon, kurumsal rasyonalite zeminine dönüş açısından bir oksijen alanı yaratabilir.

Bennett-Lapid ortaklığı, sadece konjonktürel bir seçim ittifakı değil, İsrail’de merkezin de yeniden tanımlanmasıdır. Artık İsrail siyasetinde merkez, solun liberal değerlerinden ziyade, Bennett gibi isimlerin temsil ettiği kurumsal ve rasyonel sağ üzerinden inşa ediliyor. Bu modelin başarısı, sağın kendi içinde verdiği "Popülizm mi, devletçilik mi?" kavgasının yansıması olarak tarihe geçecektir.

Tamamı : https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israilde-muhalefetin-birlesmesi-ne-anlama-geliyor/3933585

 

  • İsrael tekrar erken seçime gidiyor - İsak DUENYAS

2023’ün başında Netanyahu’nun kurduğu koalisyon, halkın büyük bir kısmı tarafından kabul edilmeyen adalet reformu girişimi, Netanyahu’nun bitmeyen davaları, pek çok politik skandallar; 7 Ekim’le başlayan ve devamlı genişleyerek İran’a kadar uzanan savaş gibi çok sorunlu bir dönemde hükümet oldu. Böyle bir çalkantıda, bu kadar ciddi sorunlar varken bunlardan birisinin erken seçime yok açacağını düşünmek normaldir. Fakat bu, normal ülkeler için geçerli. İsrael seçime gidiyor ama nedeni yukarıda yazdıklarımın hiçbiri değil.

Israel siyasetinde Harediler (ultra dinci kesim), koalisyon hükümetlerinin hem en sadık ortakları hem de her an pimi çekilmeye hazır el bombaları olarak bilinir. Din, bütçe ve askerlik gibi "kırmızı çizgilerine" dokunulduğu an koskoca hükümetleri gözlerini kırpmadan devirmişlerdir. Nitekim bu sefer de koalisyonun devrilmesinin nedeni Harediler veya onlara verilip tutulmayan sözler.

Netanyahu, Haredi ortaklarına (Aguda, Degel Hatora ve Şas) onları koruyacak yeni bir yasa sözü vermişti. Geçirilecek yasa din eğitiminin askerlikle eşdeğer sayılmasını ve Haredilerin muafiyet yaşlarını küçülterek askere alınmalarını tamamen önlemesini öngörüyordu.

Bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Haredilerin askere gitmek istememelerin kimine göre bahane, olan pek çok nedeni var. İnançlarına göre din eğitimine ara verilemez, kadın erkek beraber çalışamazlar aynı ortamda askerlik yapamazlar gibi. Fakat bütün bunların altında yatan en önemli neden askere giden Haredilerin dinden uzaklaşıp daha seküler olmaları tehlikesi. Tehlike nerede? Hiçbir koyu dindar kimsenin dinden uzaklaşmasını istemez. Fakat bunun yanı sıra “Dinden çıkanlar” çoğalırsa Haredi partilerin alacakları oylar azalır, milletvekili sayıları düşer, bütçeler ve nüfuz azalır. Dolayısıyla “din eğitimi yapmayanlar askere gitsinler” teklifi de liderleri tarafından kesinlikle reddediliyor.

Senelerdir yasama ve yargı erkleri ile mücadele veren hükümet, bir türlü Haredileri, daha liberal milletvekillerini ve olan kanunların çiğnenmemesini sağlayan yüksek mahkemeyi tatmin edebilen bir kanun tasarısı oluşturamadı. Gazze savaşı sonrası toplumda "Herkes askere gitmeli" baskısı tavan yapmışken, Yüksek Mahkeme Haredilerin tüm askeri muafiyetlerini ve devlet burslarını dondurdu.

Netanyahu geçtiğimiz hafta mecliste bu muafiyet yasasını geçirecek çoğunluğu bulamadığını Haredi liderlere itiraf edince, dindar partiler "Bize verdiğin sözü tutmadın, artık sana güvenmiyoruz" diyerek desteğini çekti. Haredilerin hükümeti kilitlemesi üzerine koalisyon, erken seçime gitmek için meclisi feshetme faturasını kendi elleriyle imzalamak zorunda kaldı. Seçim Ekim sonu yerine büyük bir ihtimalle Eylül başlarında olacak.

Tamamı : https://www.turkisrael.org.il/single-post/i-srael-tekrar-erken-se%C3%A7ime-gidiyor

 

  • İSVİÇRE, AUSCHWİTZ'İN 'ÖLÜM MELEĞİ' MENGELE'YE AİT GİZLİ DOSYALARI AÇACAK - IMOGEN FOULKES

Bu ay yapılan açıklamada, tam şeffaflığa ulaşmanın hâlâ zaman alabileceğine işaret edilerek, "Başvurana, henüz tanımlanmamış koşul ve gerekliliklere tabi olarak dosyaya erişim izni verilecektir" denildi.

Herkes bu dosyaların Mengele hakkında çok şey ortaya koyacağından emin değil.

İsviçre Tarih Derneği Başkanı Sacha Zala, "Mengele hakkında önemli bir şey bulunmadığından kesinlikle eminim" diyor, ancak yabancı bir istihbarat servisine ya da yabancı muhbirlere dair referanslar olabileceğini düşünüyor.

1950'lerin sonlarında İsrail'in Mossad servisi kaçak Nazi savaş suçlularını aktif olarak takip ediyordu ve Zala, İsviçrelilerle temas kurmuş olabileceklerini tahmin ediyor.

Bu durum, yabancı istihbarat kurumlarına ilişkin hassas bilgilerin genellikle sansürlenmesi nedeniyle dosyaların kapalı tutulması için gerekçe oluşturmuş olabilir.

Ancak 70 yıl önce Nazilerin takibine ilişkin iyi bilinen bir Mossad referansının bu kadar hassas olması gerçekten mantıklı mı?

Zala'ya göre "Bu durum tarihsel bilgi olmadan yürütülen gizliliği kaldırma sürecinin saçmalığını gösteriyor":

"Bu şekilde idare, komplo teorilerini besledi."

Jakob Tanner gibi diğer tarihçiler ise, dosyalar üzerindeki gizliliğin Mengele'den çok İsviçre hakkında şeyler ortaya koyduğunu söylüyor:

"Bu, ulusal güvenlik ile tarihsel şeffaflık arasında bir çatışma ve İsviçre'de genellikle ilki ağır basıyor."

  • 80 YILLIK AİLE SIRRI: DUVARDAKİ TABLO NAZİ YAĞMASI ÇIKTI

Naziler tarafından İkinci Dünya Savaşı sırasında yağmalanan ünlü Goudstikker koleksiyonuna ait bir tablo, yıllar sonra Hollanda’da ortaya çıktı. Hollandalı ressam Toon Kelder’e ait olduğu belirtilen “Portrait of a Young Girl” adlı eserin, Nazi işbirlikçisi Hendrik Seyffardt’ın torunlarının evinde onlarca yıl asılı kaldığı düşünülüyor.

https://gazeteoksijen.com/sanat/80-yillik-aile-sirri-duvardaki-tablo-nazi-yagmasi-cikti-275138

 

  • Nuh Arslantaş 🇹🇷@NArslantas_Prof

Yahudi kadınlar “Siz boşamazsanız biz de ne yapacağımızı biliyoruz” demişler resmen 😊

Yahudilikte dinî boşanma, erkeğin kadına verdiği “get” adı verilen bir boşama belgesiyle gerçekleşir.

Erkek get vermeyi reddederse kadın dinî açıdan hâlâ evli sayılır.

Bu durumda kadın hâlâ evli kabul edildiğinden, başka bir erkekle yapacağı evlilik veya ilişki Yahudilik açısından ciddi sorun doğurur; böyle bir ilişkiden doğan çocuk, bazı durumlarda "mamzer" statüsünde değerlendirilebilir.”

Böyle kadınlara "muallakta kalmış kadın" anlamında “aguna”, yani “zincirlenmiş kadın" denmekte.

Tarih boyunca hahamlar bu sorunu çözmek için toplumsal baskı, dışlama ve ekonomik yaptırımlar geliştirmiş.

Modern İsrail’de haham mahkemeleri bazı hukukî yaptırımlar uygulayabilse de ABD gibi diaspora ülkelerinde mesele büyük ölçüde kamuoyu baskısına dayanıyor.

Bu günlerde ABD’de ultra-Ortodoks bazı kadınlar, böyle bir kamuoyu baskısı için uğraşıyor.

 5 yıldır eşinden get, boşama belgesi, alamadığı belirtilen Adeena isimli bir Yahudi kadın için alışılmadık bir protesto başlatmışlar.

Kampanyanın adı: “Gett Naked”

Etiketi: #FREEADEENA

Kadınlar, ultra-Ortodoks toplumda normalde örtülü kabul edilen saç, kol ve omuzlarını gösteren fotoğraflar paylaşıyor. Bazı fotoğraflar ise erkekleri çileden çıkartmak için ritüel arınma havuzunda, yani mikvelerde çekilmiş.

Aynı aktivistler 2022’de de “kocalara karşı seks grevi” çağrısı yapmış, yoğun tartışmalar sonrası ilgili bazı kadınlar sonunda boşama belgesi alabilmişlerdi.

https://x.com/NArslantas_Prof/status/2054647258579087773

 

  • ABD, İSRAİL’E NE KADAR YARDIM YAPTI? - EMMA WİTHROW

İsrail, güçlü bir teknoloji sektörüne sahip, yüksek gelirli ve gelişmiş bir ekonomi olarak kabul edilmektedir; ancak aynı zamanda ABD’ye kıyasla daha güçlü bir temel sosyal yardım sistemi de sürdürmektedir. Commonwealth Fund’a göre İsrail, ulusal sağlık sigortası sistemi kapsamında tüm vatandaşlara ve daimi ikamet sahiplerine evrensel sağlık hizmeti kapsamı sağlamaktadır.

Buna ek olarak, İsrail vatandaşları; İsrail hükümeti ve akademik kaynaklara göre merkezi bir sosyal sigorta sistemiyle desteklenen ücretsiz K–12 eğitimine, çocuk yardımlarına, işsizlik ödeneklerine ve ulusal emeklilik programlarına erişime sahiptir.

Karşılaştırma yapmak gerekirse, ABD genel olarak daha büyük ve daha varlıklı bir ekonomiye sahip olsa da, sosyal yardım sistemi genellikle daha az evrensel ve daha parçalıdır; uygunluk çoğu zaman istihdama, gelir düzeyine veya eyalet bazlı programlara bağlıdır.

Tamamı : https://www.uskam.org.tr/makaleler/standard/abd-israile-ne-kadar-yardim-yapti

 

  • İSRAİL EKONOMİSİ SAVAŞIN GÖLGESİNDE DARALDI - DAMLA KAYA

İsrail ekonomisi, 2026'nın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda yüzde 3,3 daralarak beklentilerin tersine küçülme kaydetti. İsrail Merkez İstatistik Bürosu verileri, İran ile yaşanan savaşın ekonomik faaliyetler üzerinde baskı yarattığına işaret etti. Tüketici harcamalarında yüzde 4,7'lik düşüş görülürken, kişi başına ekonomik faaliyet de geriledi.

https://www.dunya.com/ekonomi/israil-ekonomisi-savasin-golgesinde-daraldi-haberi-825449

 

  • Kenan Çamurcu@Kenancamurcu

🚨 İdeolojik kısıtları olsa da Humeyni, Hamenei gibi gerçeklikten tamamen kopuk hayal dünyasında biri değildi. Reelpolitikle kavga etmezdi. Saddam'ın başlattığı savaşta İsrail'in gizli desteğini reddetmedi mesela.

 

Dönemin İran Başbakanı Mir Hüseyin Musevi anlatıyor: Lübnan'a asker göndermeyi ve İsrail'le fiilen savaşa girmeyi savunanlar oldu. Bunun üzerine İmam Humeyni kamuoyuna açık bir konuşma yaptı ve dedi ki: "Kudüs'ün yolu Kerbela'dan geçer." Yani siz kendi savaşınıza bakın, başka savaşlarla ilgilenmeyin.

***

İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw,

1980-88 arasındaki İran-Irak Savaşı boyunca İsrail'in İran'a silah tedarikinde Batı menşeili tek ve güvenilir sağlayıcı olduğunu ifşa etmiş.

O günleri anlatıyor:

1982 yılında, İngiltere'deki İşçi Partisi gölge kabinesinin Dışişleri Bakanı Denis Healey, Avam Kamarası'nda İngiliz hükümetine bir şikayette bulunuyordu. Şikayeti; dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron'un, kendisine 'ülkesinin İran'ı silahla donattığını' söylemesi üzerineydi.

İsrailliler, İranlı pilotlar göreve çıkmadan önce onlara Irak'ın batısındaki askeri mevzilere dair istihbarat ve bilgiler vermişti.

Daha sonra, Irak'taki nükleer reaktör konusunda da İran, İsrail'e havadan çekilmiş pek çok fotoğraf sağladı.

Bu durum, askeri düzeyde bir İran-İsrail iş birliğine oldukça yakındı.

Bu anlaşmanın bir diğer önemli boyutu daha vardı: O da İran'da kayda değer miktarda bir Yahudi nüfusunun bulunmasıydı.

İsrailliler, İsrail'e göç etmek isteyen her İranlı Yahudinin güvenli bir şekilde geçişini garanti altına almak istiyordu.

Bu doğrultuda Ayetullah Humeyni, İsrail silahları karşılığında İranlı Yahudilerin İsrail'e seyahat etmesine onay verdi. 80'li yıllarda İran'da yaşayan yaklaşık 75 bin Yahudiden, yaklaşık 50 bini İsrail'e göç etti.

Tabii ki bu durum, İsrail'e Farsça konuşan çok sayıda İranlı nüfus kazandırmış oldu.

https://x.com/Kenancamurcu/status/2055923525437849825

 

  • EUROVİSİON’DA İSRAİL HALKOYUYLA AZ KALSIN BİRİNCİ OLUYORDU, NEYSE Kİ BULGARİSTAN “BANGARANGA” DEDİ

Eurovision verilerine göre İsrail toplam 343 puanın 220’sini halk oylamasından aldı. Halk oylamasında İsrail’e en yüksek puanı veren ülkeler arasında Fransa, Azerbaycan, Arnavutluk, Gürcistan, Almanya, İsviçre, Portekiz ve Finlandiya yer aldı.

Tamamı : https://serbestiyet.com/haberler/eurovisionda-israil-halkoyuyla-az-kalsin-birinci-oluyordu-neyse-ki-bulgaristan-bangaranga-dedi-240106/

 

  • Louis Fishman لوي فيشمان לואי פישמן@LouisAFishman1

Kaynak dil: İngilizce

İsrail, beş ülkenin boykotuna ve diskalifiye edilmesi için yürütülen kampanyalara rağmen Eurovision'da 2'nci oldu. Arena içindeki onlara yönelik yuhalamalar ile Avrupa kamuoyunun ezici izleyici desteği arasındaki tezat, Avrupa'nın İsrail konusunda sandığımızdan daha bölünmüş olabileceğini düşündürebilir. Bu durum, bir şekilde incelenmeyi hak ediyor.

https://x.com/LouisAFishman1/status/2055804017893130516

 

  • Haritaları Seviyorum@haritaseviyoruz

Türkiye’de sinagog bulunan iller.

  • iyi insan@iyiinsan1919

Wilhelm Steinitz (1836-1900)

Satranç meraklıları onu çok iyi tanır..satranç tarihinin en önemli figürlerinden biri, modern satrancın babası..

Terzi ve sinagog görevlisi bir babanın 13 çocuğundan biri..Yaşamı boyunca yoksulluk ve hastalıklarla uğraşmış..

Ben onu Selim Çıtak'ın biyografilerini incelerken keşfettim.

1896 yılında bir maçından sonra akıl hastanesine yatıyor ve gün geçtikçe hastalığı artıyor. 1900 yılında da yine akıl hastanesinde ölüyor.

İnsanlar bazen bir fotoğraftan, küçük bir andan, tek bir eserinden ibaret gibi gelse de derinliğinde çok büyük hayat hikayeleri barındırıyor.

Her insan bize ilham veriyor, hayatı tekrar tekrar anlamamıza yardımcı oluyor.

 

https://x.com/iyiinsan1919/status/2054830918544609705

 

  • Rabbi Mendy Chitrik@mchitrik

Kaynak dil: İngilizce

Bugün İstanbul Aşkenaz Sinagogu'nda misafirlerimiz vardı ve verimli bir sohbet ettik.

https://x.com/mchitrik/status/2054933364897886319

 

  • URFA YAHUDİLERİNDEN AZUR BOZO'NUN OĞLU HARUN BOZO’NUN HATIRALARINDAKİ ESKİ URFA

Babamın 1922’de Urfa’nın Askeriye Mahallesi’nde büyük bir taş evi vardı. Bu ev çok güzeldi. O dönemde Urfa'da özel bir mimari yoktu. Ev pürüzsüz beyaz taşlardan yapılmıştı. Büyük bir hayadı, 150 metrekarelik bahçesi ve Urfa'da bir evin sahip olabileceği en güzel manzaraya sahipti. Evin içinde 6 oda, 1 mutfak ve bir mikve (bayanların temizlendikten sonra yıkandığı havuz) vardı. Tuvalet dışarıdaydı. Mikve'nin yanında bir kuyu vardı.

  

Mikveyi bu kuyunun suyu ile doldururlardı. Muhteşem mobilyalarımız, antika koltuklarımız ve sandalyelerimiz vardı. Bunlar Urfa işi değildi ve babam onları Halep'ten getirtmişti. Daha sonra 1950’de İstanbul'a taşınırken onları da bizimle getirdik. Urfa'daki evimizde musluk suyu yoktu. Bir kuyu vardı. Bu suyu yıkama ve temizlikte kullanırdık. Benim zamanımda kuyunun suyunu içmezdik. Evimizin yakınında “Karapınar” denen bir akarsu vardı. O pınardan su alır, o suyu içerdik. Musluk suyu 1945’te Urfa’ya geldi ve o suyu içmeye başladılar. Elektrik yoktu. Gaz lambalarımız vardı. Isınmak için mangal kullanırdık. Evlerimizde güzel, dekoratif mangallar vardı.

Tamamı : https://www.urfadasin.com/urfa-yahudilerinden-azur-bozonun-oglu-harun-bozonun-hatiralarindaki-eski-urfa

Dergi – sayfa 30-38 : https://www.surkav.org.tr/images/upload/20230804143639-36759-33139.pdf

 

  • ABD/İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA YANLIŞ BİLGİNİN ANATOMİSİ - ALİ OSMAN ARABACI

Bu çatışmada yanlış bilginin yalnızca anonim sosyal medya hesaplarından yayılmadığını gösteren iki çarpıcı örnek ana akım televizyon kanallarından geldi.

4 Mart 2026'da CNN Türk, İran'ın İsrail'e yönelik misilleme saldırılarını aktardığı canlı yayınında ekrana "İran'dan Misilleme / Tel Aviv Canlı" yazısıyla bir görüntü yansıttı. Google Haritalar yardımıyla yapılan konum tespiti, görüntünün Tel Aviv'den değil 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminden alındığını ortaya koydu. Kanal sonraki açıklamasında görüntünün "yoğun haber trafiği ve rejinin karmaşası içinde yanlışlıkla ekrana geldiğini" kabul etti.

Sözcü ana haberi ise farklı türde bir hatanın örneğini sundu. İran'daki bir bağlılık töreninde Mücteba Hamaney'in kartondan maketinin sergilendiği iddiasıyla yayılan bir videoyu, Hive Moderation'ın yüzde 91,6 oranında yapay zeka üretimi olduğunu göstermesine ve görüntüdeki Arapça yazılarda belirgin bozulmalar bulunmasına karşın "İran'da Karton Maket Dönemi" alt bandıyla yayına taşıdı.

İki vaka, çatışma dönemlerinde bilgi kirliliğinin yalnızca kötü niyetli aktörlerden kaynaklanmadığını; haber üretiminin hızı, görsel arşivlerin büyüklüğü ve anlık yayın baskısı altında köklü medya kuruluşlarının da yanılgıya sürüklenebildiğini gösteriyor.

https://teyit.org/teyitpedia/yeni-rapor-yayinda-abd-israil-iran-savasinda-yanlis-bilginin-anatomisi

 

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün