“A Ğ A T A K I L A N L A R”

Trump duyurusunda, ABD´nin bağımsızlığının 250. yılı (1776-2026) münasebetiyle düzenlenen “Rededicate 250” hafta sonu kapsamında Amerika halkını, 15 Mayıs´ta Amerikalı Yahudilerle birlikte Şabat´ın anlamı etrafında dua, şükür ve tefekküre davet ediyor. Şabat günü Yahudiler genellikle çalışmayı bırakır, sinagogda ibadet eder, aileleriyle birlikte Şabat yemeği yer, dua ve kutsama (kiduş) merasimleri yapar ve günü dinlenme ile tefekkür içinde geçirirler. Nuh Arslantaş - https://x.com/NArslantas_Prof

İzak BARON Diğer
13 Mayıs 2026 Çarşamba
  • BÜYÜK BRİTANYA ANTİSEMİTİZMLE YETERİNCE MÜCADELE EDİYOR MU?

Londra’da iki Yahudi’ye yönelik düzenlenen bıçaklı saldırının ardından, Büyük Britanya hükümeti Yahudi kurumlarını korumak amacıyla 25 milyon sterlin tahsis etmeyi planlıyor. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, ülkede antisemitizmin acil bir durum ve akut bir güvenlik sorunu olarak sınıflandırıldığını açıkladı. 7 Ekim 2023’te Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana Büyük Britanya’daki antisemitik vakaların sayısında ciddi artış yaşandı.

The Guardian, Büyük Britanya toplumunun tehdit altındaki tüm azınlıkların yanında yer almasını istiyor:

“Bugün antisemitizmin karşısında ve Büyük Britanyalı Yahudilerin yanında olma zamanı. Bunun çoktan yapılmış olması gerekirdi. Ortadoğu’ya dair görüşleri ne kadar farklı olursa olsun, bu ülkedeki insanların etnik bir azınlığa yönelik ölümcül saldırıları reddedip kınadıklarını ve bu yönde bir şiddeti akıllarına getiren ya da savunanları tecrit edip dışladıklarını açıkça göstermek için hemen bu hafta sonu Londra’da kitlesel bir gösteri çağrısı yapılmalıydı. Bunun olmaması, ırkçılıkla mücadelenin başlıca meseleleri olduğunu iddia eden herkes için bir acizlik göstergesi.”

https://www.eurotopics.net/tr/357125/bueyuek-britanya-antisemitizmle-yeterince-muecadele-ediyor-mu

 

  • ANKET: ÖĞRETMENLER HOLOKOST DEZENFORMASYONUYLA ZORLANIYOR

Hollanda’da bir ankete katılan öğretmenler, öğrencilerin büyük olasılıkla sosyal medyada karşılaştıkları Holokost’a ilişkin yanlış bilgilerle derslerde kendilerini sıkıştırdığını belirtiyor.

Tamamı : https://tr.euronews.com/next/2026/05/06/anket-holokost-inkari-sosyal-medya-yoluyla-hollanda-siniflarina-yayildi

 

  • İSRAİL TARTIŞMASI EUROVİSİON'U NEDEN SONSUZA DEK DEĞİŞTİREBİLİR? - DANİEL ROSNEY

Kalabalığın büyük bir kısmı İsrail'in kazanmasını istemiyor gibi görünse de, halk oylaması farklı bir tablo ortaya koydu.

Yarışmanın resmi jüri üyelerinden orta seviye puanlar alan Yuval Raphael, halk oylamasındaysa diğer tüm katılımcıları geride bıraktı.

Final sonrası birçok yayıncı kuruluş İsrail'in bu kadar yüksek puan almasını sorguladı.

Yayıncılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail hükümetine bağlı resmi sosyal medya hesaplarının paylaşımlarını işaret etti. Bu paylaşımlarda, yarışmanın izin verdiği maksimum sayı olan 20 kez, İsrail temsilcisine oy verilmesi isteniyordu.

İsrail temsilcisi Raphael'e yönelik yaygın bir halk desteğinden çok, sonucun, İsrail'e olabildiğince çok oy vermesinin ürünü olduğu ima edildi.

İsrail hükümeti de süreçte küresel bir karalama kampanyasıyla karşı karşıya oldukları savını tekrarladı.

Eurovision yayıncılarından bazıları sürecin incelenmesini istedi.

Flaman kamu yayıncısı VRT, "izleyicilerin ve dinleyicilerin görüşlerinin adil bir yansımasını" garanti edebilmesi için uzun yıllardır yürürlükte olan oylama sisteminin gözden geçirilmesi çağrısı yaptı.

Buna karşılık, etkinliği düzenleyen Avrupa Yayın Birliği (EBU), oylamanın bağımsız olarak kontrol edildiğini ve doğrulandığını açıkladı.

Maksimum 20 kez bir adaya oy verebilmenin, "nihai sonucu orantısız bir şekilde etkilediğine" dair hiçbir kanıt bulunmadığını savundu. Sonucun "geçerli" olduğu açıklandı.

1973'te ilk kez katıldıktan sonra bu yarışmayı dört kez kazanan İsrail'in, beşinci kez kazanmanın eşiğine gelmesi, Eurovision oylaması üzerinde jeopolitik durumun ve çatışmaların etkisiyle ilgili tartışmayı doruk noktasına taşıdı.

Tamamı : https://www.bbc.com/turkce/articles/cp8p5pjx6l6o

 

  • Nuh Arslantaş 🇹🇷@NArslantas_Prof

ABD Devlet Başkanı D. Trump, Osmanlı sultanlarına özeniyor gibi...Son Şabat ilanındaki üslup bunu gösteriyor.

Donald Trump, Yahudilerin Amerika’ya katkılarını vurgulamak amacıyla, 15 Mayıs 2026 Cuma günü gün batımıyla başlayacak Şabat’ı “ABD Ulusal Şabat günü” ilan etti.

İlan Beyaz Saray'ın resmi web sayfasından duyuruldu.

Ancak benim asıl dikkatimi çeken, Trump'ın, çevirisini ilk yorumda verdiğim duyuruda George Washington’dan naklen aktardığı bazı ifadelerin, Osmanlı sultanları Fatih Sultan Mehmed ve II. Bayezid’e ait ifadeler olması…

Mesela duyurudaki

 "Bu topraklarda yaşayan İbrahim’in soyundan gelen çocuklar, diğer sakinlerin iyi niyetini hak etmeye ve bundan yararlanmaya devam etsinler; herkes kendi asması ve incir ağacının altında güven içinde otursun ve kimse onu korkutmasın.”

Bu ifade Fatih Sultan Mehmed'in George Washington’dan yaklaşık 340 yıl, Trump'tan da 573 sene önce, Osmanlı Devleti’nin adaletli yönetimi altında yaşamak isteyen Yahudileri ülkesine kabul ederken kullandığı ifade.

Kitabı hakkında müstakil bir çalışmamız bulunan Yahudi tarihçi Eliyahu Kapsali (1483-1555), Seder Eliyahu Zuta adlı eserinde Fatih’in çağrısını şöyle nakleder:

“Gelin, ülkemde özgürce yaşayın… Herkes kendi asması ve incir ağacının altında otursun ve onları kimse korkutmasın…”

II. Bayezid de 1492’de İspanya’dan gelen Sefarad Yahudilerine, “Ülkeme rahatça yerleşin… Çocuklarınız için evler, hayvanlarınız için ağıllar yapın… Ülkemde istediğiniz gibi yaşayın” demişti. (Nuh Arslantaş, Türkler ve Yahudiler, s. 270, 273).

Trump’ın duyurusunda yer alan “BUNDAN BÖYLE, BEN, DONALD J. TRUMP, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Anayasa ve Amerika Birleşik Devletleri yasaları tarafından bana verilen yetkiye dayanarak…” şeklindeki resmî ifade de Osmanlı sultanlarının fermanlarında görülen hüküm ve ilan üslubunda.

Fatih Sultan Mehmed’in Bosna-Hersek’i fethinden sonra, 28 Mayıs 1463 tarihinde Milodraz’da yazdırdığı ve bugün Fojnica’daki Fransisken Katolik Manastırı’nda muhafaza edilen Bosnalı Fransiskenlere yönelik ahitnamedeki ifadesi şöyle: “BEN Kİ, SULTAN MEHMET HAN’IM; sıradan ve seçkin bütün insanlar tarafından bilinsin ki, bu padişah buyruğunu ellerinde bulunduran Bosnalı Fransisken ruhbanlara büyük bir lütufta bulunarak şunları buyurdum.” (Ben ki Sultân Mehmet Han’ım. Cümle avâm ve havâssa ma‘lûm ola ki, işbu dârendegân-ı fermân-ı hümâyûn Bosna ruhbânlarına mezîd-i inâyetim zuhûra gelip buyurdum ki)...

Beyaz Saray’ın resmî internet sitesinden yapılan duyuruda, ABD’nin kuruluşundan itibaren Amerikan Yahudilerinin siyasî, ekonomik ve kültürel hayata önemli katkılarda bulunduğu belirtilmekte. Bu çerçevede, Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında öne çıkan Yahudi finansör ve siyasî destekçi Haym Salomon’un (1740-1785) ismi özellikle zikredilmekte.

Duyuruda ayrıca George Washington’un 18 Ağustos 1790 tarihli Newport mektubuna atıfla ABD’nin din özgürlüğü ve hoşgörü geleneği hatırlatılmakta; günümüzde antisemitizmle mücadele vurgulanmakta.

Trump duyurusunda, ABD’nin bağımsızlığının 250. yılı (1776-2026) münasebetiyle düzenlenen “Rededicate 250” hafta sonu kapsamında Amerika halkını, 15 Mayıs’ta Amerikalı Yahudilerle birlikte Şabat’ın anlamı etrafında dua, şükür ve tefekküre davet ediyor.

Şabat günü Yahudiler genellikle çalışmayı bırakır, sinagogda ibadet eder, aileleriyle birlikte Şabat yemeği yer, dua ve kutsama (kiduş) merasimleri yapar ve günü dinlenme ile tefekkür içinde geçirirler.

Beyaz Sarayın linkini verdiğim duyuru metninin çevirisi ilk yorumda.

https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2026/05/jewish-american-heritage-month-2026/

 https://x.com/NArslantas_Prof/status/2051607745363677398

 

  • İSRAİL’İN TÜRKİYE’Yİ HEDEF GÖSTERMESİ CİDDİYE ALINMALI - İPEK YEZDANİ

Kısa bir süre önce eski İsrail Başbaka­nı Naftali Bennett da yaptığı açıklamalarda Türkiye’ye yönelik sert ifadeler kullanarak Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirmiş­ti. Üstelik Naftali Bennett’in bir sonraki İsra­il Başbakanı olma ihtimali de oldukça güçlü. 2026 yılı Nisan ayı itibarıyla siyasete resmen geri dönen Bennett, mevcut Başbakan Binya­min Netanyahu’ya karşı en ciddi rakip olarak konumlanıyor.

İsrail’in Türkiye’yi her fırsatta hedef gös­termesi artık ciddiye alınması gereken bir konudur. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında imzalanan enerji ve savunma alan­larındaki işbirlikleriyle bölgede adeta Tür­kiye’ye karşı birleşik bir cephe oluşturulu­yor. Bu nedenle ABD- İsrail - İran Savaşı’n­da, İran’ın direnci ve ayakta kalması Türkiye açısından da hayati önemdedir.

Tamamı : https://www.dunya.com/kose-yazisi/israilin-turkiyeyi-hedef-gostermesi-ciddiye-alinmali/823949

 

  • İSRAİL’İN ATEŞKES BOZUCU FAALİYETLERİ: İRAN VE LÜBNAN ÖRNEKLERİ - HAYDAR ORUÇ

İsrail’in İran ile savaşı başlatırken öne sürdüğü gerekçeler ne ise sağlanan ateşkesi bozmak ve mümkünse bir anlaşmaya ulaşılmaması için öne sürdüğü gerekçeler de aynısıdır. Oysa 40 gün süren savaş hali boyunca İsrail’in İran rejimiyle ilgili ortaya attığı iddiaların nerdeyse hepsinin yalan olduğu ortaya çıkmıştır.

Her şeyden önce İran’ın bir nükleer silaha sahip olmanın eşiğinde olduğuna yönelik iddialar asılsız çıkmış olup, savaşı başlatan asıl gerekçenin dayanaksız olması, İsrail’in bu iddiayı sırf savaşı başlatmak için ortaya attığı söylemini kuvvetlendirmiştir. İran halkının rejimin arkasında durmayacağı ve dini liderin öldürülmesi halinde rejimin kendiliğinden çökeceğine yönelik iddiaların da sahada karşılığı görülmemiş olup, İsrail’in bu konuda da Trump’ı kandırdığı ortaya çıkmıştır.

Ancak tüm bu gerçeklere rağmen İsrail hâlâ İran’ın nükleer silaha sahip olma potansiyelinden ve önce İsrail’i akabinde de ABD’yi hatta tüm Batı’yı ortadan kaldırmayı planladığından bahsederek İran’ı şeytanlaştırmaya, karşılıklı güvenin tesis edilmesini engellemeye ve sözde böylesi medeniyet düşmanı bir aktör ile anlaşılmasını önlemeye çalışmaktadır.

İsrail ateşkesi bozmak için sadece bu söylemleri tedavüle sokmakla yetinmemiş, bir taraftan ABD’deki Yahudi lobisi marifetiyle Trump ve yönetimi üzerinde baskı kurarak, diğer taraftan da ABD kongresindeki Yahudi senatör ve temsilciler meclisi üyeleri veya Yahudi lobisi tarafından fonlanan Lindsay Graham gibi senatörleri devreye sokarak Trump’ın ateşkesi bozma ve yeniden savaşa dönme kararı vermesini sağlamaya çalışmaktadır.

Tamamı : https://kriterdergi.com/israilin-ateskes-bozucu-faaliyetleri-iran-ve-lubnan-ornekleri

 

  • İŞGAL VE MÜZAKERE ARASINDA İSRAİL–LÜBNAN HATTINDA ATEŞKES - TUBA YILDIZ

İsrail’le olası bir barışın kapsamı da anayasal çerçevede yeniden tanımlanma ihtiyacını gerektirmektedir. Lübnan Anayasası’nda geçen 1955 tarihli boykot yasasına göre, İsrail menşeli hiçbir mal, emtia ve ürünün, türü ne olursa olsun, Lübnan topraklarına girmesine izin verilmemektedir. Dolayısıyla İsrail’le ticaretin yasaklanması bağlamında İsrail ürünlerinin alım-satımı veya değişimi yasaktır. İsrail ile temas veya müzakerelerin yasak olduğunu öngören söz konusu yasa, barış süreci için siyasi tepkilerin yükseltilmesinde de meşru bir zemin kaynağı olmaktadır. Yasanın yürürlükten kaldırması için Tel Aviv ve Washington’ın Lübnan'a baskı yapıyor olması ise Lübnan için öncelik olarak görülmemektedir. Ancak yasanın doğurduğu hukuki ve siyasi etkiler, Lübnan’ın İsrail ile doğrudan bir barış gerçekleştirmesi önünde önemli bir engel teşkil etmeye devam etmektedir.

Tamamı : https://kriterdergi.com/dis-politika/isgal-ve-muzakere-arasinda-israillubnan-hattinda-ateskes

 

  • İSRAİL-YUNANİSTAN: SİYASETTEN ENERJİYE - FİGEN AYDIN

20. yüzyılda temelleri atılan İsrail–Yunanistan ikili ilişkileri, diplomatik temasların ötesine geçerek bölgesel siyasal dinamikler çerçevesinde derinlik kazanmıştır. Bu ilişkiler, özellikle Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların çıkarılması, işletilmesi, paylaşımı ve sevkiyatına yönelik süreçler bağlamında ivme kazanmıştır. İsrail ile Yunanistan arasındaki etkileşimin başlangıçta ağırlıklı olarak siyasal nitelik taşıdığı, ilerleyen dönemde ise ekonomik boyutunun genişlediği görülmektedir. Bu çerçevede, ekonomik ilişkilerin gelişiminde siyasal ilişkilerin belirleyici ve destekleyici bir zemin oluşturduğu anlaşılmaktadır.

İsrail-Yunanistan ilişkileri siyasi olarak başlamış, ancak bununla kalmamış ve ekonomik olarak sürdürülmüştür. Ekonomik olarak genişletilen ilişki alanlarının siyasi ilişkileri beslemesi beklenmektedir. Enerji kaynakları bu anlamda iki ülkenin en önemli ortaklık alanını oluşturmaktadır. Akdeniz boyunca uzanan elektrik ve doğalgaz iş birlikleri her iki ülkeye farklı konularda fayda sağlamaktadır. GKRY’nin de dahil edildiği iş birliklerinin, ortak rakip/tehdit olduğu değerlendirilen Türkiye’ye karşı ivme kazanması amaçlanmaktadır.

Tamamı : https://www.turkiyearastirmalari.org/2026/05/06/yayinlar/israil-yunanistan-siyasetten-enerjiye/

 

  • İNANILMAZ ŞEY: İSRAİL ORDUSU IRAK’TA ÇÖLDE GİZLİ BİR ASKERİ ÜS KURMUŞ, HATTA BURADA IRAK ASKERLERİYLE ÇATIŞMAYA GİRMİŞ

Amerikan The Wall Street Journal gazetesi, İsrail ordusunun Irak’ın Batı çöllerindeki ıssız bölgede bir askeri üs kurduğunu, burada İran’da eğer bir uçakları düşecek olursa pilotlar için arama-kurtarma yapacak özel kuvvet askerileri yerleştirdiğini ortaya çıkardı.

Tamamı : https://10haber.net/dunya/inanilmaz-sey-israil-ordusu-irakta-colde-gizli-bir-askeri-us-kurmus-hatta-burada-irak-askerleriyle-catismaya-girmis-702178/

 

  • İSRAİL'İN IRAK'TA KURDUĞU VE BİR ÇOBANIN ORTAYA ÇIKARDIĞI 'GİZEMLİ ÜS'

https://gazeteoksijen.com/dunya/israilin-irakta-kurdugu-gizli-hava-ussu-hakkinda-neler-biliniyor-275012

 

  • HAHAMLARA, ADANA'NIN YAHUDİLER İÇİN NEDEN ÖNEMLİ OLDUĞUNU SORDUM - GÜRBÜZ EVREN

Çok iyi İngilizce, Fransızca bilen Hahamlarla, 1492’de İspanya’dan kovulan Yahudileri Osmanlı Devleti’nin kabul etmesini ve halen Türkiye’de yaşayan Yahudi toplumunu konuştuk.

Ben, “İspanya Yahudileri kovdu” dedim, onlar “Sultan 2. Bayezid gemiler gönderip Yahudileri aldırdı” dedi.

Ben, “İstanbul’a getirildiler” dedim, onlar “Selanik, İzmir, Edirne’ye de yerleştirildiler” dedi.

Ben, “Sabetay Sevi” diye söze başladım, onlar lafı ağzımdan alıp, “İzmirli sahte Mesih” dediler ve “Türkiye’de Aziz Mehmet Efendi’nin takipçisi Sabetaycılar hala var” dedi.

“Aziz Mehmet Efendi kim?” dedim, onlar “Sabetay Sevi sahte Mesihliği anlaşılınca Müslüman olup bu ismi aldı” dedi.

Kısacası, Yahudilerle ilgili hangi konuyu açtıysam, yaptıkları yorum ve paylaştıkları bilgilerle olaylara hakimiyetlerini gösterdiler.

Hatta, Ankaralı olduğumu söylediğimde, Hamamönü-Kale civarındaki Yahudi Mahallesinden bahsettiler.

“Belediye, bu mahalledeki Yahudi konaklarını restore ederek çok güzel bir iş yapmış” dediklerinde, Ankara’daki izlerini bile nasıl dikkatle takip ettiklerini anladım ve açıkçası çok şaşırdım.

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/776840/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/hahamlara-adanan%C4%B1n-yahudiler-i%C3%A7in-neden-%C3%B6nemli-oldu%C4%9Funu-sordum

 

  • NATİV - MODERN İSRAİL’DE DİNÎ ÖLÇÜTLERE GÖRE YAHUDİLİĞE YENİDEN GEÇİŞ (GİYUR) PROGRAMI - PROF. DR. NUH ARSLANTAŞ

Nativ programı, modern İsrail’in kimlik, aidiyet ve meşrûiyet sorunlarına geliştirdiği sistematik çözümlerden biridir. Göç, asimilasyon ve karma evliliklerin arttığı bir dönemde Yahudi kimliğinin sınırları yeniden tanımlanırken, Nativ bu süreci yönlendiren kurumsal bir mekanizma olarak işlev görmektedir.

Program, “Yahudi kökenli olmak” ile “Yahudi dinî hukukuna göre Yahudi sayılmak” arasındaki boşluğu eğitim ve dönüşüm süreciyle kapatmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle hem göçmenlerin topluma uyumunu kolaylaştırmakta hem de İsrail’in Yahudi kimliği merkezli vatandaşlık anlayışını güçlendirmektedir.

Netice itibarıyla Nativ, askerî hizmet ile dinî kimliği bütünleştiren, İsrail’e özgü dinî-ideolojik bir çerçevede işleyen, kurumsallaşmış bir Yahudileştirme (giyur) mekanizması olarak tanımlanabilir.

Tamamı : https://www.turkiyearastirmalari.org/2026/05/09/yayinlar/nativ/

 

  • European Jewish Congress@eurojewcong

Kaynak dil: İngilizce

Fas parlamentosunda bir dilekçe, yurtdışındaki Faslı Yahudilerin çocukları ve torunları için vatandaşlık hakları talep ediyor.

Destekçiler, nesiller boyu birçok kişinin Fas ile güçlü kültürel bağlarını sürdürmelerine rağmen vatandaşlıklarını kaybettiklerini savunuyor. Öneri, başvuru sürecini basitleştirmeyi, özel hizmetler oluşturmayı ve diaspora ile bağları güçlendirmeyi içeriyor; hatta Arapça ve Amazigh'in yanı sıra İbranice'nin kullanımını bile öneriyor.

Temelde, bu girişim Fas'ı dünya çapındaki Yahudi soyundan gelenleriyle yeniden bağlamak ve onları ulusun bir parçası olarak resmen tanımak amacıyla tasarlanmış.

https://x.com/eurojewcong/status/2051234650048037294

 

  • Hasan Mert Kaya@kayamerthasan_

Günümüzde de açık olan Balat ve adı "hayat ışığı" anlamına gelen Balat Yahudi Hastanesi. Kimileri Yahudi yerine Musevi der ama bu tabir Yahudilerce aslında pek sevilmez, Yahudi kelimesini hakaret gibi görüyorlar ondan Musevi demeyi tercih ediyorlar algısı oluşturduğunu düşünürmüş Yahudiler. Yusuf Beşalel'in Yahudi Ansiklopedisi adlı kitabında yazar bu detay. Azınlık konusu çalışanlara duyurulur:)

https://x.com/kayamerthasan_/status/2052350481465299082

 

  • European Jewish Congress@eurojewcong

Kaynak dil: İngilizce

Berlin eyalet parlamentosunun tam önündeki meydan, Holokost’tan kurtulan Margot Friedländer onuruna resmen yeniden adlandırıldı.

Yeni “Margot-Friedländer-Platz”ın açılış töreni, Berlin Abgeordnetenhaus’unda, Friedländer’in 103 yaşında ölmesinden neredeyse bir yıl sonra gerçekleşti.

Friedländer, 9 Mayıs 2025’te 103 yaşında hayatını kaybetti. 1921’de Berlin’de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan Friedländer, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından Theresienstadt’a sürgüne gönderildi. 1945’teki kurtuluşun ardından kocasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Yıllar sonra, 88 yaşındayken Alman başkentine kalıcı olarak döndü ve burada Holokost anma ile yurttaşlık sorumluluğu konusunda ülkenin en önde gelen seslerinden biri haline geldi.

Hafızası sonsuza dek bereketli bir anı olarak kalsın.

https://x.com/eurojewcong/status/2052700899659657406

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün