İş hayatında öğrenme çoğu zaman bilgi edinmekle eş anlamlı görülür. Oysa gerçek öğrenme; tekrar ederek, gözlemleyerek, hata yaparak ve zaman içinde sorumluluk alarak oluşur. Bir işi yapmak ile o işi gerçekten anlamak arasındaki fark da tam burada ortaya çıkar. Tecrübe, ne sayıda iş çıkardığımızdan ziyade, karşılaşılan durumların çeşitliliği ve bu durumlar karşısında alınan kararlarla oluşur. Hatta tecrübe için yapılan yanlışlardan çıkarılan derslerdir desek yanlış olmayacaktır.
Tam da bu noktada, yapay zekânın iş hayatına daha fazla entegre olmasıyla birlikte öğrenme ve gelişim sürecinin yapısı da değişmekte. Bu durum bazı önemli soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Zira yapay zekâ destekli araçlar, öğrenme sürecinin bazı adımlarını hızlandırmaktan çok, kimi zaman bu adımların yaşanmadan geçilmesine neden olabilmekte. Oysa bazı süreçler yalnızca bilgi edinmek için değil; muhakeme, sorumluluk ve mesleki olgunluk geliştirmek için de yaşanmalı. Bu nedenle süreçlerin hızlanması, her zaman öğrenmenin derinleştiği anlamına gelmeyebilir.
Şüphe yok ki artık veri toplama, analiz ve rapor oluşturma gibi işlemler çok daha hızlı ve etkin şekilde yapılabiliyor. Bu dönüşüm elbette önemli avantajlar sunuyor; ancak aynı zamanda bazı riskleri de getirmekte. Bu risklerden bazıları bireyin tecrübe kazanma süreci ve kendini okuma/değerlendirme biçiminde hissedilmekte. Biraz daha detayına girerek bu alanlara bir göz atalım:
Bunlara ek olarak, doğrudan kurumsal, hatta sistemsel risk içeren şu belirsizlikler de beraberinde gelmektedir.
Bu aşamada aklıma başka bir soru daha takılmakta. Acaba bu değerlendirmeler yalnızca iş hayatının içinden bakan bir gözün kaygıları mı, yoksa bu dünyaya yeni adım atan bir birey de benzer tereddütleri hissetmekte mi? Bu sorunun cevabını ve yeni neslin bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağını açıkçası tam olarak öngöremiyorum. Ancak şahsi görüşüm, genç yaşta bu şüpheleri hissedebilmenin sıradan bir farkındalıktan öte, önemli bir olgunluk göstergesi olacağıdır. Çünkü bugün zor olan hızlı sonuç almak değil, o hızın içinde neyin eksik kaldığını fark edebilmektir.
Tüm bu değerlendirmeler birlikte düşünüldüğünde, yapay zekâ iş hayatında yalnızca işleri hızlandıran bir araç değil, aynı zamanda öğrenme biçimimizi de yeniden tanımlayan bir unsur haline gelmekte ve asıl mesele ise teknolojinin ne kadar gelişeceğinden çok, insanın bu gelişim içinde hangi deneyimleri gerçekten ‘yaşayarak’ içselleştireceği ve nelerin ‘atlanabileceği’nde yatmakta.
Yazı dizisinin önceki bölümleri için:
www.salom.com.tr/haber/140475/diploma-sadece-kagit-isinizi-yapay-zekadan-korumak-tehditten-araca