Sezon sonuna doğru çok etkileyici bir sürpriz - 'Kırıldığımız yerde Bi' Boşluk'

“-Başka bir hayat ister miydin? -Nasıl başka bir hayat? -Mesela… İnsanların, ama her insanın arkadaşlarının olmasına izin verildiği ya da, ya da arkadaşları ile kelime yarışma oyunları oynadığı. Bilimsel deneyleri konuştuğu, annelerin olduğu bir hayat. Herkesin başkasına saygı duyarak istediği gibi davranabildiği. Aklından istediği şeyi geçirebildiği ve söyleyebildiği; bunlar için cezanın olmadığı, farklı olmanın kanunlara yazılmadığı, mutlu hissettiği bir hayat.”

Erdoğan MİTRANİ Sanat
13 Mayıs 2026 Çarşamba

Craft Oyunculuk Atölyesi mezunu gençlerin kurduğu Tiyatro Cora’nın ilk oyunu ‘Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’, özgürlük arayışıyla geçen yılların, verilen zor kararların, bu kararların kaçınılmaz bedellerini omuzlayan iki kız kardeşin birbiri ile duygusal bağlarını yansıtıyor. Nazlı Ocakcı’nın yazdığı, Melih Salgır’ın yönettiği oyunun dekor tasarımı Nazlı Mutlu ile Öykü Önal’a, hareket tasarımı Salih Usta’ya, ışık tasarımı Eren Uğurhan’a, ses tasarımı Aytuğ Erdil’e, kostüm tasarımı Gizem Ulubaş’a ait.

Yöneticilerinin ‘dünyada var olan tek güzel ülke’ olarak adlandırdığı Abebebıkı Ülkesi, dış dünyaya kapalı, insanların birbirleriyle duygusal bağlar kurmasının yasak olduğu bir distopyadır. Herkesin aynı olmasının zorunlu, empati yapmanın suç olduğu ülkede hamile kadınlar doğurur doğurmaz, bebekle iletişim kurmalarına fırsat verilmeksizin, iğne ile öldürülür. Bu sebeple hiçbir çocuk bir anneye, ikiz değilse bir kardeşe sahip olamaz. Çocukluktan itibaren herkese kanunlar ve yasaklar öğretilir; kurallara uymayanlar cezalandırılır. Herkes izlenir; zorunlu olarak her gün ‘Kamera Odası’ndaki kameraya rapor verir. Abebebıkı baştan sona labirent olarak tasarlanmıştır, bireyler eğitim kurumlarında geçirdikleri sürenin sonunda ayrı ayrı evlere yerleştirilir ve artık kimse birbirini göremez.

Nexium 48506 (Selena Demirli) ve Ritalin 48506 (Nazlı Ocakcı) çift yumurta ikizi kız kardeşlerdir. Her bireyin adına farklı bir numara eklidir; sadece ikizler bu kuralın dışındadır; birlikte yaşayan Nexium ve Ritalin aynı numarayı taşır. Eğitimleri bitip 18 yaşına geldiklerinde devlet tarafından ayrılacaklar, ancak üç ayda bir, üç saatlik ‘çekirdek aile buluşması’nda görüşebileceklerdir. Oyun boyunca ikizler, çocukluktan yetişkinliğe uzanan zaman aralığında, sistemle ve birbirleriyle hesaplaşıyorlar, birbirlerine bağlarıyla, özgürlük, sadakat, ihanet ve sevgi arasında geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyorlar. İnsanın en savunmasız anına, kırıldığı yere bakan bu yolculukta doğru ile yanlış iç içe geçiyor; kurtuluş ile mahvoluş arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Malûm, herkesin kırıldığı yerde bir boşluk vardır...

Nazlı Ocakcı’nın yazdığı ilk oyun olmasına karşın, ‘Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’, çok etkileyici ve başarılı bir metin. Baskı sisteminin anatomisi, kız kardeşlerin konuşma ve tartışmaları aracılığıyla azar azar açığa çıkarken, araya giren dış sesin replikleri düzeni hınzırca dalga geçerek eleştiriyor. ‘1984’e zekice selam gönderen politik bakış, metnin iki karakterinin duygusal dünyasına derinlemesine dalarak farklı bir insancıl boyuta ulaşıyor. Aralarındaki sevgi / nefret ilişkisinin büyük inandırıcılık ve doğallıkla yansıtıldığı Nexium ve Ritalin, birbirine bağlı ama bir o kadar da birbirine karşı iki kanlı, canlı insan olarak var ediliyor.

Kimyaları müthiş uyuşan iki oyuncunun performansları çok başarılı. Kronolojiyi kıran metinde ikizlerin çocukluk dönemini, yeniyetmeliklerini, 30’larındaki hallerini sadece ses tonlamaları ve beden kullanımlarıyla ustaca ayrıştırıyorlar. Demirli’nin çekingen, kendini ifade etmekte zorlanan Nexium’un çocukluğundaki kekemeliği karakterin doğal konuşmasına dönüştürmesi çok inandırıcı. Yaş aldıkça, kendine güveni arttıkça kekelemenin yok oluşunu, sadece stresli anlarda yeniden ortaya çıkışını yansıtması çok etkileyici. Ocakcı, sadece yazdığı karakteri canlandırmıyor, ona hem dışarıdan bakıyor, hem de sahnede fiilen sürekli bocalayan Ritalin’e dönüşüyor.

Yönetmen Melih Salgır hem iki karakterinin ikizliğinin hem de düzenin aynılaştırmasının simgesi olarak, her iki oyuncusuna modelinden rengine tıpatıp aynı birer kostüm ve ayakkabı giydiriyor. Salih Usta’nın simetrisi nadiren bozulan hareket düzeni bu aynılaştırmayı daha da belirginleştiriyor. Diğer yandan gerek kekelemesi, gerekse sistemi durmaksızın sorgulaması ile ‘farklı’ Nexium’u oyun boyunca hep ‘farklı’ ışık, renk ve tonlaması altında gösteriyor.

Kişisel olarak merakla, yeni grupların yeni işlerini her zaman izlemeye gayret ettiğimden, çok sık olmasa da bazen, müthiş etkileyici keşifler yaparım. Usta işi metni, başarıyla yönetilişi ve çok etkileyici oyunculuklarıyla ‘Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’, çok heyecan verici, zevkli bir keşif oldu.                                                                                                                                                                                                              

Mutlaka izleyin derim. 15 Mayıs kumbaracı50 ve 20 Mayıs Koma Sahnesinde. Bu sezon bir de haziranda oynama olasılıkları var. Olmazsa gelecek sezona.

 

        ‘A Yüzü B Yüzü’

 

“Haydi çevir A’yı çevir B’yi dinle farklı yüzleri
Çevir A’yı çevir B’yi şarkılar hep söylendi aksi mümkün değil ki
Çevir A’yı çevir B’yi değişecek belki de dünya tam da istediğin gibi
Çevir A’yı çevir B’yi söylenecek sözler daha söylenmedi ki.”

Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun yazıp yönettiği Cavea.ist & Epizodik Yapım ortak yapımı ‘A Yüzü B Yüzü’ günümüz dünyasında, bağır çağır şarkılarını söylemekten çekinmeyen dört farklı kadının karşı karşıya kaldıkları beklenmedik durumlarla baş etme hallerine, hayatlarında yanlış gördükleri şeyleri değiştirmeye kalkışmalarına odaklanan bir oyun.                                                                                                                                         

Uygulayıcı yapımcılığını Dilek Tora’nın yaptığı oyunun dramaturgisini Eray Uygun, ses, müzik, dekor tasarımını Melisa Zeynep Şahin, kostüm tasarımını Işıl Çelik, ışık tasarımını Utku Arslan, hareket tasarımını Gökçe Karaman üstlenmiş. Oynayanlar Pınar Tuncegil ve Melis Öz.

İki oyuncunun birbirini tamamlayan son derece uyumlu performanslarıyla var ettikleri oyun, birer müzikli es ile birbirine bağlanmış peş peşe ara vermeksizin oynanan dört parçadan oluşuyor. ‘9 m2 adlı birinci parça, arabaya servis veren bir hamburgercinin 3’e 3 sipariş kabininde dört yıldır çalışan, kazancı bir türlü artmayan ve başka iş bulamama baskısı yaşayan bir kadının hikâyesi. ‘Kutudaşı, kabindaşı’ Hasan’ın ona neden bir türlü açılamadığını merak eden kadın, müşterisi hem kendisine hem arabasındakilere aşırı kaba davrandığında çığırından çıkıyor ve olaylar tahmin edilemeyecek bir boyuta evriliyor.

İkinci parça ‘5 Ay 3 Gün 3 Saat’te sevgilisi tarafından altı kez aldatılmış bir kadın, giderek bir takipçiye, bir iz sürücüsüne dönüşüyor. Adamı yedinci kez ofisinde bastığında mekânı resmen talan ediyor ve beş ay, haftada üç gün, üç saat kamu hizmeti cezası alıyor.

‘El Clasico’ maç sonu röportajlarıyla başlayarak, editörlük, yazı işleri yönetimi ve sunuculuğuna yükselen, spor bilgisi çok sağlam spor muhabiri bir kadına odaklanıyor. Son işi moderatörlükte, ateşli tartışmalar beklenen bir programda üzerine basa basa kullanılan cinsiyetçi kelimeler yüzünden canlı yayında olay çıkarıyor. Haklı bile olsa, tabii ki işten kovulan kadın oluyor.

Son parça ‘Halim Usta’da, ustanın arabasını, yanında çalışan müthiş başarılı oto tamircisi 15 senelik ustası kadına verdiği için olay çıkaran adamla yaşanan çılgın ve ateşli karmaşa, şarkılı türkülü eril bir oyun olarak aktarılıyor.

Başak Kıvılcım Ertanoğlu gerek metinde gerek sahnelemede günümüz yaşamını, günümüz dilini birebir yansıtarak, erkek egemen toplumumuzda kadınların maruz kaldığı aşağılanma ve ötekileştirmeye mizahi bir dille, müthiş eğlenceli ve bir o kadar da sert bir eleştiri getiriyor. Oyuncu yönetimi çok başarılı. Ben oyunu Pınar Tuncegil ve Berfu Öngören’den izledim. Öngören’in rolünü devralmış, oyuncu olarak çok beğendiğim Melis Öz’ün de en az onun kadar başarılı olacağından eminim. Hem eğlenerek hem düşünerek izlenecek ilginç bir çalışma. 15 Mayıs’ta Oyun Atölyesi ve sezon boyunca İstanbul sahnelerinde.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün