Breakthrough Ödülleri: Bilimin Oscarları dağıtıldı

19 Nisan´da galası gerçekleşen 14. Breakthrough Ödülleri, bilim insanları ile Hollywood ünlülerini buluşturarak bilimi hakkettiği pırıltılı zirveye taşıdı. Yıldızlar, ödül alan parlak zihinleri -kim bilir belki de bir gün beyaz perdede canlandırmak hayali ile- ayakta coşkuyla alkışladı. 26 Nisan´da Youtube´da yayınlanan törenin bu yılki Oscar töreninden çok daha etkileyici olduğu şüphe götürmez bir gerçek.

Selin KANDİYOTİ Kültür
29 Nisan 2026 Çarşamba

Bilim dünyasının en prestijli ve cömert ödül platformu olarak kabul edilen Breakthrough Ödülleri, bu yıl 14. kez verildi. Halk arasında ‘Bilimin Oscarları’ olarak bilinen ödüller, bilim insanlarını tıpkı birer yıldız gibi onurlandırmak amacıyla kuruldu. Bu vizyoner girişimin arkasında teknoloji ve bilim dünyasının dev isimleri yer alıyor: Silikon Vadisi yatırımcısı ve teorik fizikçi Yuri Milner ve eşi, Google’ın kurucu ortağı Sergey Brin, 23andMe kurucusu Anne Wojcicki, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve eşi. Kurucu ortaklar, bilimin sadece laboratuvarlarda kalmaması gerektiğine, aksine geniş kitlelere ilham veren bir kutlamaya dönüşmesi gerektiği noktasında buluştu. Yahudi toplumunun tarihsel olarak bilime ve eğitime verdiği önemin modern bir yansıması olarak; vakfın kuruluşunda yer alan isimlerin hepsi bu kökenden geliyor. 2012’de bu isimlerin bağışlarıyla başlayan oluşuma, Alibaba Group'un kurucusu Jack Ma ve eşi Cathy Zhang’nin bir yıl sonraki katılımı, Asya dünyasındaki bilimsel çalışmaları da bu vizyona dahil etmek açısından ve ödülün küresel bir fenomene dönüşmesinde önemli bir adım oldu.

Breakthrough Ödülleri’nin bu yılki toplam ödül miktarı 18,75 milyon dolar gibi devasa bir rakama ulaşarak, vakfın kuruluşundan bu yana dağıttığı toplam tutarı 340 milyon doların üzerine taşıdı. Ödüllerin her biri 3 milyon dolar değerinde. Öte yandan Nobel Ödüllerinin her biri 1,3 milyon dolar.

New Frontiers Ödülleri: Bilimin genç kadınları

Altı ana Breakthrough Ödülü’nün yanı sıra, Breakthrough Vakfı genç kadın yetenekleri onurlandırmak için New Frontiers Vera Rubin başlığı altında bir ödül daha verdi. Astronomi dünyasında Nobel verilmemiş olması büyük bir haksızlık olarak görülen Yahudi asıllı Vera Rubin, evrendeki tüm maddenin yüzde 75’ini oluşturan karanlık maddeyi kanıtlayarak bir devrim gerçekleştirmişti. Nvidia’nın Tayvan kökenli Amerikalı kurucusu Jensen Huang ve Yuri Milner, Vera Rubin’in kısa biyografik videosundan sonra ödülü sunarken, Nvdia’nın 2026 sonunda çıkacak yeni yapay zeka sisteminin adını Vera Rubin koyduklarını da açıkladı.

Işıltılı törenden notlar

26 Nisan’da YouTube’da yayınlanan törenin kırmızı halı seremonisi, Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon Musk, ChatGPT’nin mimarı Sam Altman ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates gibi teknoloji liderlerinden Hollywood ikonlarına kadar uzanan geniş bir davetli listesiyle bir yıldızlar geçidiydi.

Her yıl ünlü sayısının arttığı gecede; Zoe Saldaña, Olivia Wilde, Anne Hathaway, Adam Levine, Salma Hayek, Edward Norton, Gigi Hadid, Lily Collins, Oscar Isaac, Christina Aguilera, Robert Downey Jr., Ben Affleck, Paris Hilton, Naomi Watts, Michelle Williams, Gal Gadot, John Legend, Margot Robbie, Rob Lowe, Lionel Richie ve Jessica Chastain gibi dünyaca ünlü isimler boy göstererek bilim insanlarının bu özel gecesine eşlik ettiler.

Ünlü stand up’çı James Corden’ın sunuculuğu yaptığı gece renkli anlara sahne oldu. Öncelikle Oscar törenini protesto eden, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü alan Sean Penn’in törende ilk ödülü vermesi anlamlıydı. Corden sahnede yapay bulut oluşturma deneyi yaparak herkesi kahkahaya boğdu. Lionel Richie ve korosunun ‘We are the World’ şarkısına eşlik etmek için ayağa kalkan konuklar; Anne Hathaway'in gen terapisiyle kurtulan bir bebeğin hikayesini anlatmasıyla duygusal anlar yaşarken, bu tıbbi başarının ardındaki bilim insanlarını, bebeği ve ailesini dakikalarca ayakta alkışlayarak onurlandırdı. Gecenin finalinde tüm kazananlar ödülleri ile birlikte David Guetta’nın ‘Forever Young’ şarkısı eşliğinde sahnede dans etti.

2026 Kazananları

Kan Hastalıklarında CRISPR Devrimi 

Yaşamak için vücudumuzdaki her hücrenin, alyuvarlarımızdaki hemoglobin tarafından kendilerine taşınan oksijene ihtiyacı vardır. Ancak orak hücreli anemide bu hücreler sert, kavisli formlara bükülerek kan damarlarını tıkar; anemiye ve şiddetli ağrıya neden olur. Beta talasemi hastalığında ise yeterli hemoglobin üretilmez ve bu durum birçok hastayı ömür boyu kan nakline muhtaç bırakır. Fakat bebekler, her daim sağlıklı kalan bir hemoglobin formu üretirler. Ya vücut, yetişkin formuna geçmek yerine sağlıklı bu fetal hemoglobini üretmeye devam edebilseydi? Bu durum; Swee Lay Thein ve Stuart Orkin'in fetal hemoglobini kapatan genetik anahtar olan BCL11A'yı bulması ve akışın devam etmesi için BCL11A’nın nasıl devre dışı bırakılabileceğini göstermesiyle bir olasılık haline geldi. Bu hassas düzenleme, bu durumlar için tek seferlik ve tamamen iyileştirici bir potansiyel sunuyor. Çalışma, herhangi bir hastalık için FDA tarafından onaylanan ilk CRISPR tabanlı tıp uygulaması olarak tarihe geçti ve milyarlarca insanın genetik mirasındaki hataları düzeltme yolunda en somut adımı atmış oldu. İki bilim insanı 2026 Yaşam Bilimleri Breakthrough Ödülü'nü usta oyuncular Octavia Spencer ve Sean Penn’in elinden aldılar.

Fizikte Mikroskobik Hassasiyet: Müon Deneyi 

Parçacık fiziğinin Standart Modeli, güneşin ısısından bir gülün rengine ve bilgisayar ekranını besleyen elektriğe kadar her türlü fenomeni açıklar. Neredeyse tüm öngörüleri, deneylerle inanılmaz bir doğrulukla eşleşir. Neredeyse... Ancak çok küçük bir tutarsızlık var: Elektronun ağır bir kuzeni olan müon. Müonun içsel manyetik gücü teorinin öngörülerinden biraz farklıdır. 60 yıl boyunca fizikçiler, giderek daha hassas deneylerle bu küçük boşluğu araştırdı. Müonları ışık hızına yakın bir hızla süper iletken mıknatıslardan oluşan bir halkaya fırlatarak, manyetik momentini giderek daha yüksek bir hassasiyetle belirlediler. 2025 yılında nihai sonuç, milyarda 127 parça hassasiyetle açıklandı; bu, 1965'teki ilk deneyden 30.000 kat daha hassastı. O kadar hassas ki, şimdi dünya teorinin arayı kapatmasını ve boşluğun hala orada olup olmadığını, Standart Model'in ötesinde yeni bir fiziğe işaret edip etmediğini bize söylemesini bekliyor. Bu olağanüstü başarıları nedeniyle Müon deneyinde çalışan 400 bilim insanı, 2026 Temel Fizik Breakthrough Ödülü'nü kazandı. Deneyin öne çıkan lideri fizik profesörü David Hertzog, Müon deneyi boyunca çalışan 400 bilim insanının 3 milyon dolarlık ödülü eşit şekilde paylaşacağını duyurdu. (Kişi başı 7500 dolar) Ödül iki teknoloji mogulu, Open AI kurucusu Sam Altman ve Airbnb kurucusu Brian Chesky’den tarafından verildi.

Kalıtsal Körlüğü Sona Erdiren Gen Terapisi 

Yaşam Bilimleri alanındaki ilk ödül, kalıtsal körlük için bir tedavi geliştirerek tarihteki ilk FDA onaylı gen terapisine imza atan çalışmaya verildi. Bir ışık ışını retinaya çarptığında, beynin görsel merkezlerine bir mesaj gönderen ve görmemizi sağlayan temel bir molekülün şeklini değiştirir. Ancak çalışmaya devam edebilmesi için gözün bu molekülü orijinal formuna geri dönüştürmesi gerekir. Bu retina bozukluğu olan çocuklarda, RPE65 genindeki mutasyonlar bu görsel döngüyü bozar. Çocuklar büyüdükçe dünyaları karanlığa gömülür. Üç bilim insanı, genin sağlıklı bir versiyonunu doğrudan retinaya ulaştırarak bir tedavi yöntemi geliştirdi. Jean Bennett, Katherine A. High ve Albert Maguire önce farelerde, sonra köpeklerde, ardından insanlarda görme yetisini geri kazandırarak FDA onaylı ilk gen replasman terapisine imza attılar. Bir zamanlar güvenli bir şekilde hareket etmekte zorlanan çocuklar artık yüzleri tanıyor, tabelaları okuyor ve hatta araba kullanıyor. Gecede ödülü otonom araba şirketi Waymo’nun CEO’su Tekedra Nzinga Mawakana ve ünlü manken Gigi Hadid sundu.

ALS ve Demansın Gizemli Genetik Bağlantısı 

ALS ve demans, beynin çok farklı hastalıkları gibi görünür. Biri hareketi felç ederken, diğeri davranışı değiştirir. Ancak bazı ailelerde her ikisinin birden görülmesi, gizli bir bağlantıya işaret ediyordu. Onlarca yıl boyunca bilim insanları ortak bir genetik mutasyon aradı. Derken 2011 yılında iki ekip, büyük bir keşifte birleşti. C9orf72 adlı bir gende, tekrarlayan DNA harflerinin devasa genişlemelerini buldular. Çoğu vakada hastalarda bu tekrarlardan yüzlerce, hatta binlerce bulunur ve bu durum beyin hücrelerinde büyük bir kaosa yol açar. Bu keşif, kalıtsal ALS ve frontotemporal demansın bilinen en yaygın genetik nedeni haline gelerek hastalık mekanizmalarına yeni bir ışık tuttu ve ailelere gelecekteki bir tedavi için umut verdi. Artık ALS ve demans, altında yatan moleküler nedenleri bilinen ve bilimsel açıdan somut tedavi hedefleri olan durumlar olarak değerlendiriliyor. Bu başarıları nedeniyle Rosa Rademakers ve Bryan Traynor, 2026 Yaşam Bilimleri Breakthrough Ödülü'nü kazandılar. Sayısız ödüllü müzisyen John Legend ve Google Deepmind kurucusu ve İngiltere’nin yapay zeka danışmanı Demis Hassabis ödülü sunan iki isim oldu. Ödül verilmeden önce bu iki bilim insanının deneyleri için sayısız kez kan ve omurilik sıvısı veren, babasını ve babaannesini ALS’den kaybeden, söz konusu geni taşıyan, yüzde 50 ihtimalle kendisi de ALS hastalığına yakalanacak olan ve kendisi de bilim kadını olan Yentli Soto Albrecht bir konuşma yaptı. Tüm salon ayakta alkışlarken, birçok kimsenin göz yaşlarını tutamadığı kameralara yansıdı.

Matematikte Dalgaların ve Tekilliklerin Çözümü 

Bazen küçücük bir değişiklik büyük bir etki yaratabilir. Coşkun nehirlerden atan kalplere kadar, bu doğrusal olmayan evrimin dünyasıdır. Bir meltemin bir fırtınaya dönüşmesi hayatın içindendir ve doğrusal olmayan denklemlerle açıklanır. Yıllarca matematikçiler, bu sistemlerin bazılarını tanımlayan denklemlerin doğası gereği kararlı, dengeli ve çözümlü olduğuna inandılar; ta ki Frank Merle, denklemlerin sonsuz yoğunluktaki tek bir noktaya doğru 'patlayabileceğini' gösterene kadar. Bu tekilliklerin (kaosun) ne zaman ve nasıl oluştuğunu gösteren kesin örnekler oluşturarak kuantum fiziği, optik ve akışkanlar dinamiğindeki doğrusal olmayan evrim anlayışımızı yeniden şekillendirdi. Bu çığır açan başarıları nedeniyle Frank Merle, 2026 Matematik Breakthrough Ödülü'nü kazandı. Ödülü Google kurucusu ve Breakthrough Vakıf üyesi Sergei Brin ile kız arkadaşı, sağlık influencer’ı GG Soto verdi.

Teorik Fizikte Bir Ömür: Güçlü Nükleer Kuvvet 

 

1970'lere gelindiğinde fizik, etrafımızda gördüğümüz kuvvetlerin çoğunu açıklamıştı. Einstein'ın teorisi kütleçekimini tarif ediyordu; kuantum alan teorisi ise elektromanyetizma ve radyoaktif bozunmanın (zayıf nükleer kuvvet) ardındaki kuvvetleri açıklıyordu. Ancak bir kuvvet açıklanamamıştı: güçlü nükleer kuvvet; yani atomun çekirdeğini bir arada tutan kuvvet. David Gross ve meslektaşları sorunu çözene kadar bu kuvvet kuantum alan teorisinin diliyle tarif edilemiyordu. Diğer kuvvetler parçacıklar birbirine yaklaştıkça güçlenirken, güçlü kuvvet zayıflar; ancak onları birbirinden ayırmaya çalışırsanız kuvvet daha da güçlenerek onları kalıcı olarak atom çekirdeğinin içine hapseder. Bu keşif, parçacık fiziğinin Standart Modelini tamamlamış oldu. Gross, tüm kuvvetlerin birleştirilmesi için önde gelen bir aday olan sicim teorisi de dahil olmak üzere fiziğin diğer alanlarının ilerletilmesinde kilit bir rol oynamaya devam etti. Teorik fiziğe ömür boyu yaptığı çığır açan katkılar nedeniyle David Gross, Temel Fizik alanında Özel Breakthrough Ödülü'nü iki Hollywood yıldızı Michelle Williams ve Lily Collins’in elinden aldı. İkilinin, ödülü açıklarken güçlü nükleer kuvveti Romeo ve Juliet’in aşkına benzetmesi insanları gülümsetti: “Romeo ve Juliet’i ayırın, aralarındaki bağ iyice kuvvetlenir, yan yana getirin aşkları onları özgür kılar.”

Hayatını kaybeden bilim insanları unutulmadı

Aynı Oscar Töreninde olduğu gibi geçtiğimiz sene hayatını kaybeden Nobel Ödüllü veya bilime önemli katkıları olmuş insanlar gecede onurlandırıldı. Hayatını kaybedenlerden biri Apollo 13’ün astronotu Jim Lovell’dı. Apollo 13'ün Ay uçuşu, uzay aracının Dünya'dan binlerce mil uzakta bir oksijen tankı patlaması yaşamasına rağmen eve güvenli bir şekilde dönmeyi başarmasıyla "başarılı bir başarısızlık" olarak tarihe geçti. Lovell'ın bu görevde Ay'da yürüyen beşinci insan olması bekleniyordu; ancak bunun yerine astronotlar, dört gün boyunca soğuk ve rutubetli bir ortamda, Ay modülünü adeta bir cankurtaran sandalı olarak kullanarak hayatta kalma mücadelesi verdiler. 1995 yapımı ‘Apollo 13’ filminin yönetmeni Ron Howard ve yapımcısı Brian Grazier, Lovell’ı anlattıktan sonra Tom Hanks törene video ile bağlanarak kahraman astronot ile ilgili duygularını paylaştı. Görüntüler eşliğindeki konuşmalar Ay’a ayak basılmadı diyenlere ders verir nitelikteydi.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün