“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•İsrail NATO´ya güvenebilir. Hizbullah ve İran da NATO´yla savaşmaya cesaret edemez. Karşı koymaları halinde de bozguna uğrarlar ve Şiiler dahil olmak üzere Lübnanlıların büyük çoğunluğu bu bozgunu alkışlar. Çünkü neticede İsrail Lübnan´dan tamamen çıkmış olur ve Hizbullah İsrail´e saldırma gerekçesini kaybeder. Bunun mükemmel çözüm olduğunu iddia etmiyorum ama İsrail´in sürekli Lübnan´ı işgal etmesinden, hele hele Lübnan´daki olası bir iç savaştan çok daha iyidir. Thomas L. Friedman – www.gazeteoksijen.com

İzak BARON Diğer
29 Nisan 2026 Çarşamba
  • İSRAİL TÜRKİYE İLE TÜM İLİŞKİLERİNİ SONLANDIRDI MI? - SABİNA AMRAHOVA DENİZ

Bulgular

  • Türkiye ve İsrail arasındaki diplomatik ve ticari gerilimler devam ederken, sosyal medyada dolaşıma giren yeni bir iddia İsrail'in Türkiye ile olan tüm bağlarını resmi olarak kopardığını öne sürdü.
  • İddianın doğruluğunu kanıtlayan resmi bir açıklama yok. Güvenilir haber kaynaklarında da iddiayla ilgili herhangi bir bilgi yer almıyor.
  • İki ülke arasındaki ilişkiler Gazze’deki savaşın ardından gerildi.
  • 2023’ün sonlarında Türkiye büyükelçisini istişareler için geri çağırdı, İsrailli diplomatlar da güvenlik gerekçesiyle İstanbul’daki görev yerlerinden ayrıldılar.
  • 13 Kasım 2024'te Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki savaşı sonlandırmaya yanaşmaması nedeniyle Türkiye'nin İsrail ile tüm diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı.
  • Buna rağmen, iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerin yasal ve resmi çerçevesi teknik olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
  • Türkiye veya İsrail hükümeti tarafından "ilişkilerin tamamen kesildiğine" dair alınmış veya uygulamaya konmuş resmi bir devlet kararı bulunmuyor.
  • Sosyal medyada yayılan bu iddianın kaynağı aşırı sağcı İsrailli bir siyasetçi, aktivist ve Miras Bakanı olarak görev yapan Amichay Eliyahu’nun 12 Nisan 2026’da X platformunda yaptığı paylaşım olabilir.
  • Eliyahu paylaşımında Türkiye’ye işaret ederek “bu faşist despotla ilişkilerimizin bu üzücü sayfasını kapatmanın zamanı geldi” tarzında açıklama yaptı ve bir sonraki hükümet toplantısında Dışişleri Bakanı ve Başbakan'dan Türkiye büyükelçiliği ve konsolosluğunun derhal kapatılmasını talep edeceğini belirtti.
  • Eliyahu’nun bu paylaşımı Türk savcıların, Ankara'nın Gazze'ye giden “Sumud” filosuna yasadışı bir şekilde el konulması olarak nitelendirdiği olay nedeniyle, aralarında Netanyahu'nun da bulunduğu onlarca üst düzey İsrailli yetkili hakkında 11 Nisan 2026’da iddianame hazırlamasının ardından geldi.
  • Sonuç olarak, iki ülke arasındaki tüm ilişkiler kısıtlanmış olsa da ilan edilmiş resmi ve hukuki bir diplomatik kopuş söz konusu değil. Kısıtlamalar da İsrail tarafından değil, Türkiye tarafından getirilmiş.

https://teyit.org/analiz/israil-turkiye-ile-tum-iliskilerini-sonlandirdi-mi

 

  • İSRAİL YOLUNU KAYBETTİ - THOMAS L. FRİEDMAN

Sevgili İsrail: ABD’de Rahm Emanuel gibi İsrail yanlısı merkez siyasetçiler “Real Time With Bill Maher” programına katılıp ABD’nin İsrail’e askeri yardımına karşı olduğunu ve İsrail’in “özel” statüsünün sorgulanması gerektiğini söyleyince izleyicilerden büyük alkış alıyorsa gerçekten de dostlarınız tükeniyor demektir. Bu sadece sol siyaset için geçerli değil. Her geçen gün daha fazla sayıda Amerikalı, Netanyahu’nun İsrail’ini şımarık bir çocuk olarak görüyor ve ondan bıkmış durumda.

Elbette İsrail hükümeti ve ordu komutanlığı Lübnan’ın güneyinde İsa heykelini parçalayan askeri kınadı ve olaya karışanları cezalandırdı. Hatta bunun nasıl bir halkla ilişkiler felaketi olduğunu fark eden İsrail alelacele heykelin yerine yenisini dikti. Ama sizce o asker bu eyleminin sorun yaratmayacağına ve aynı birlikten bir arkadaşı tarafından fotoğraflanmaya değer bir şey olduğuna nasıl ikna olmuştu? Bu fikri nereden edindiğini ben söyleyeyim: Bibi’nin hükümetinin, ordusunun ve internetteki zehirli propaganda makinesinin eylem ve söylemlerini izleyip dinleyerek.

İsrail-Lübnan konusunda yeni bir stratejik bakış geliştirilecekse bu ne olabilir? Gerçeklerle başlayalım. Beyrut’a muhabir olarak ilk kez gittiğim 1979’dan beri İsrail Lübnan’ın güneyini en az yedi kez uzun süreli işgal etti veya bölgeye kapsamlı askeri harekat düzenledi. Hedefinde bazen Filistin Kurtuluş Örgütü, bazen Hizbullah vardı.

Açık konuşayım: Hiçbir İsrail başbakanı İran’ın Lübnan’daki paralı askerlerinin, yani Hizbullah milislerinin roket saldırıları tehdidiyle kuzey İsrail’i yaşanmaz hale getirmesine izin vermez ve vermemeli. Ancak “Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir” özdeyişini bir noktada gerçekten dikkate almak gerekiyor.

İsrail, Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırması gerektiğini söyleyip duruyor. Ancak Lübnan ordusunun içinde Hıristiyanlar, Dürziler ve Sünnilerin yanı sıra Şiiler de var. Hizbullah’ın Lübnan Şii cemaati üzerindeki siyasi hakimiyeti ve hatta İran adına davranıp İsrail’i kışkırttığı için bu cemaatte uyandırdığı öfke göz önüne alınınca, Lübnan ordusunun ülkenin güneyinde ve Beyrut’ta Hizbullah’la savaşa girişmesi parçalanma ve yeni bir iç savaş getirebilir. Netanyahu’nun sunduğu tek alternatif ise on binlerce Lübnanlıyı ülkenin güneyinden veya Beyrut’un Şii bölgelerinden sürmek.

Üçüncü bir yol olmalı ve bence vakti geldi. Buna pekala “Lübnan’ı Kurtaracak Trump Planı” diyebiliriz. İsrail’i güney Lübnan’dan tamamen çekilmeye zorlayın ve ağır silahlı NATO birliklerinin Lübnan ordusuyla ortaklaşa ve onun sembolik otoritesi altında bölgeyi ele geçirmesine yardımcı olun.

İsrail NATO’ya güvenebilir. Hizbullah ve İran da NATO’yla savaşmaya cesaret edemez. Karşı koymaları halinde de bozguna uğrarlar ve Şiiler dahil olmak üzere Lübnanlıların büyük çoğunluğu bu bozgunu alkışlar. Çünkü neticede İsrail Lübnan’dan tamamen çıkmış olur ve Hizbullah İsrail’e saldırma gerekçesini kaybeder.

Bunun mükemmel çözüm olduğunu iddia etmiyorum ama İsrail’in sürekli Lübnan’ı işgal etmesinden, hele hele Lübnan’daki olası bir iç savaştan çok daha iyidir. Denemeye değer.

Tamamı : https://gazeteoksijen.com/yazarlar/thomas-l-friedman/israil-yolunu-kaybetti-273289

 

  • AMERİKA NEDEN İSRAİL'E OLAN SEVGİSİNİ YİTİRİYOR? - EDWARD LUCE / THE FİNANCİAL TİMES

Demokratların Beyaz Saray adayları da İsrail’le arasına mesafe koyma yarışında. Şu an en önde giden isim ABD’nin İsrail’e sağladığı yıllık 3.8 milyar dolarlık sübvansiyonu sona erdirme sözü veren Chicago eski belediye başkanı, Rahm Emanuel. Emanuel’e göre İsrail silah satın almak istiyorsa ABD’nin diğer müttefikleri gibi piyasa değerini ödemek zorunda. Ayrıca İsrail’in savaş kurallarını çiğnemesi halinde ABD tarafından ambargoya tabi tutulması gerektiğini söylüyor. Başka Demokratlar da İsrail’e savunma silahı satışını durdurma tehdidinde bulunuyor. Koruyucu Demir Kubbe’yi güçlendirmek için verilen silahlar da buna dahil.

Birkaç yıl öncesine kadar Bernie Sanders hariç hiçbir Demokrat’ın böyle politika önerileri ortaya atması düşünülemezdi. Emanuel’in göbek adının “İsrail” olması ve bir süreliğine İsrail ordusunda sivil gönüllü olarak görev yapması değişimi daha da net gösteriyor. Ancak bugünleri hazırlayan Netanyahu’nun kendisi olabilir. Emanuel 2009’da Barack Obama’nın özel kalem müdürüyken Netanyahu tarafından “kendinden nefret eden Yahudi” olarak adlandırıldığı biliniyor. Emanuel’in o günlerdeki günahı, işgal altındaki Batı Şeria’da yeni İsrail yerleşimlerine karşı çıkmaktı.

Bugünkü tepkiler Netanyahu’nun böyle taktiklerinin ürünü. Netanyahu’nun Emanuel’le kavgası “çifte sadakat” suçlamalarının ne kadar tutarsız olduğunu da gösteriyor. Önde gelen her Amerikalı Yahudi’nin hem ABD hem de İsrail’le bağları bulunduğunu ima eden herkes AIPAC ve diğer Netanyahu müttefikleri tarafından antisemitizmle suçlanma riskiyle karşı karşıya. Gelgelelim Emanuel gibi Amerikalı bir Yahudi, ABD’nin ulusal çıkarları konusunda farklı bir görüşe sahip olunca sadakatsizlikle veya daha da kötü sıfatlarla damgalanıyor. Yahudi senatörlerin çoğunluğu da dahil olmak üzere Demokratlar bu çifte standardın farkında. Tarihin en ölümcül önyargılarından olan Yahudi düşmanlığının suistimal edilmesinden çoğu rahatsız. Her şeyin antisemitizm olarak nitelenmesi Amerika’nın gözünde İsrail’in büyüsünü daha da kaybetmesine yol açıyor.

Tamamı : https://gazeteoksijen.com/financial-times/amerika-neden-israile-olan-sevgisini-yitiriyor-273236

 

  • İSRAİL'E DESTEK BEYAZ SARAY'IN MERAKI OLSA DA AMERİKALILARI BEZDİRMİŞ OLABİLİR – EMRE ALKİN

Uluslararası analizlerde zaman zaman vurgulanan bir gerçek var: İsrail, kendisini varoluşsal bir tehdit altında hissettiğinde son derece sert güvenlik refleksleri gösterebilen bir ülke. Bu nedenle bazı Amerikalı analistler, desteğin koşulsuz değil, belirli sınırlar ve diplomatik hedefler çerçevesinde verilmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü kontrolsüz bir tırmanma yalnızca bölgeyi değil, küresel sistemi de geri dönülmez bir noktaya taşıyabilir.

Bu uyarılar aslında basit bir gerçeğe işaret ediyor: Koşulsuz destek, stratejik ortaklığı güçlendirmek yerine riskleri büyütebilir.

Tüm bu tabloyu bir araya getirdiğimizde soru daha da netleşiyor. ABD’nin İsrail’e verdiği destek; tarihsel, stratejik ve siyasi gerekçelerle açıklanabilir. Ancak ekonomik maliyetler artıyor, enflasyon riski yükseliyor, büyüme baskı altına giriyor, iç siyasi dengeler zorlanıyor ve uluslararası itibar aşınıyor.

Ve şimdi bu tabloya bir de kontrolsüz tırmanma riskini eklediğimizde, sorunun ağırlığı daha da artıyor: Gerçekten değdi mi?

Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Jeopolitik tercihler kısa vadede güç kazandırabilir, ancak uzun vadede ekonomik ve sistemik maliyetini mutlaka çıkarır. Ve o maliyet, çoğu zaman sadece taraflara değil, bütün dünyaya kesilir.

Not: ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik destek eğilimlerinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Al Jazeera’nın aktardığına göre Amerikalıların % 41’i Filistinlilere daha fazla sempati duyarken, % 36’sı İsrail’i destekliyor; bu da geçmiş yıllardaki eğilimin tersine döndüğünü gösteriyor. Pew Research Center verileri ise olumsuz algının hızla arttığını ortaya koyuyor: ABD’li yetişkinlerin %60’ı İsrail hakkında olumsuz görüşe sahipken, 2022’de %10 seviyesinde olan “çok olumsuz” bakış açısı %28’e kadar yükselmiş durumda. Bu değişim toplum içinde homojen değil; özellikle genç Amerikalılar ve Demokrat seçmenler arasında eleştirel yaklaşım çok daha güçlü. Demokratların yaklaşık %80’i İsrail’e olumsuz bakarken, Cumhuriyetçiler arasında destek hâlâ daha yüksek olsa da genç Cumhuriyetçilerde olumsuz görüşlerin arttığı gözleniyor.

Tamamı : https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/israile-destek-beyaz-sarayin-meraki-olsa-da-amerikalilari-bezdirmis-olabilir/889577

 

  • AMERİKA'DA İSRAİL KARŞITLIĞI YAYGINLAŞIYOR; HEDEFTE TRUMP VAR! – FAİK BULUT

Yukarıdaki tespitler sadece WALLA portal gibi İsrail içindeki bir gözlem değildir.

Örneğin Londra merkezli İngiliz iş dünyasının nabzını tutan The Financial Times gazetesi de dışarıdaki gözlemini aktarıyor (22 Nisan 2026).

Gazetenin köşe yazarı Edward Geoffrey Luce, ABD’de İsrail’e yönelik sempatinin gerileme tarihini 1995 yılına kadar götürüyor:

“Öyle ki, Filistin ile İsrail arasındaki 1993 Oslo Çerçeve Anlaşmasını imzalayıp onaylayan dönemin Başbakanı İzak Rabin, bu nedenle bir fanatik tarafından bu tarihte öldürülmüştü. Bu cinayet, aynı zamanda İsrail’in sol yelpazesindeki partilerin gerilemesine karşılık aşırı sağ, Siyonist ırkçı ve dincilerin yükselişe geçerek iktidara gelip kalmalarının da dönüm noktası olmuştu.

O günden bu yana köprünün altından çok sular aktı; bilhassa Amerikalı gençler, artık İsrail devletini, Golyat’a kafa tutan efsanevi kahraman David (Davut) olarak görmüyorlar. Malum, Eski Ahit ve Kur’an’da geçen bu efsaneye göre; İsrailoğulları ile Filistinliler arasındaki savaşta İsrailoğulları mensubu çoban Davut, sapanıyla Filistinlilerin devasa savaşçısı Golyat’ı yenmişti.

Bugünlerde Netanyahu fazlasıyla Trump’a sırtını dayamış durumda. Kısa vadede geçerli sayılabilecek bu taktik, Amerikan toplumundaki tutum ve fikir değişikliğinin yaşandığı orta ve uzun erimde son derece sorunlu hale gelecektir. İsrail Başbakanının Trump’ı savaşa bulaştırdığı gerçeği açıktır.

Trump’ın İran ile bir anlaşma yapması ise Netanyahu’nun işine gelmediği için, ikili ilişkiler gerileyip bozulabilir. Kongre ve Temsilciler Meclisi’ndeki Amerikalı siyasetçiler giderek İsrail ile aralarına mesafe koymaktadır. Trump’ın yerine kim başkan olursa olsun, şimdiki Başkan kadar İsrail ile samimi ve yakın dost olamaz.”

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/776223/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/amerikada-i%CC%87srail-kar%C5%9F%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-yayg%C4%B1nla%C5%9F%C4%B1yor-hedefte-trump-var

 

  • AMERİKA’DA YAHUDİLER NEDEN GÜÇLÜ? - JOSEF K. STRAUSS

ABD’deki Yahudi gücü; yüksek eğitim düzeyi, stratejik sektörlerdeki tarihsel varlık, siyasi disiplin ve kurumsal örgütlenme becerisinin bir bileşimidir. Bu, bir “komplo” değil, Amerikan sisteminin sunduğu lobi ve örgütlenme özgürlüğünü en verimli şekilde kullanan bir topluluğun sosyolojik başarısıdır.

Tamamı : https://kritikbakis.com/amerikada-yahudiler-neden-guclu/

 

  • AVRUPA'DA AŞIRI SAĞCI PARTİLER, İSRAİL'DEN UZAKLAŞMAYA BAŞLADI - SELMAN AKSÜNGER

Ben-Ephraim, Batı’daki hükümetlerin İsrail’le ilişkilerinin tereddütlü ve karmaşık ancak eğilimin çok net olduğunu dile getirerek, "ABD'de de görüyoruz. Cumhuriyetçi Parti, çok İsrail yanlısı olmaktan İsrail karşıtı olmaya geçiyor. Bu değişimi yönlendiren şey 50 yaş altındaki insanlar. Zaman geçtikçe bu eğilim her yerde devam edecek." diye konuştu.

Aşırı sağcı partilerin bu bağlar nedeniyle seçimleri kaybetmeye başladıkça kendilerini İsrail'den uzaklaştırmaya başlayacağını düşündüğünü vurgulayan Ben-Ephraim, şunları kaydetti:

"İsrail, Avrupa'da ve dünyanın her yerinde seçmenler için belirleyici konu haline geldi. Birçok insanın oyu İsrail'e koyulan tavırdan etkilenecek. Hollanda'da Wilders ve Macaristan'da Orban, İsrail'den ağır şekilde etkilenirken güçlerinin çoğunu kaybettiler. ABD'deki sağ kanadın, soldan çok daha fazla klişe antisemitik görüşlere sahip olduğunu gösteren bazı anketler gördüm. Bunun Avrupa'da da aynı olduğuna dair güçlü bir his var."

Ben-Ephraim, özellikle genç Avrupalılar arasında görüş eğiliminin İsrail aleyhine dönmeye devam etmesiyle birlikte doğal olarak Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin de kendilerini İsrail’den uzaklaştıracaklarına işaret etti.

İsrail'in bu duruma muhtemelen daha ılımlı partilerle de bağlarını güçlendirmeye çalışarak yanıt vereceğini ve aşırı sağcı partilerle ilişkisinin hızlıca bitmeyeceğini anlatan Ben-Ephraim, "Avrupa'daki sağcı partilerde gerçekten İsrail'i seven insanlar var ve ikisi arasında uzaklaşma zaman alacak çünkü çok fazla para, ilişki ve her türlü karanlık etki ağı var. Ancak bence süreç uzun vadede bunları birbirinden uzaklaştıracak." ifadelerini kullandı.

Tamamı : https://www.aa.com.tr/tr/dunya/avrupada-asiri-sagci-partiler-israilden-uzaklasmaya-basladi/3913029

 

  • DÜNYANIN EN KAYIP KABİLESİ YILLAR SONRA ÜLKESİNİ BULDU: GÖÇ BAŞLADI

Hindistan’ın Manipur eyaletinde yaşayan ve “kayıp kabile” olarak anılan Bnei Menashe topluluğunun İsrail’e göçü sürüyor. Yaklaşık 10 bin kişilik nüfusa sahip topluluğun önemli bir bölümü yıllar içinde İsrail’e yerleşirken, göçte dini bağların yanı sıra ekonomik koşulların da etkili olduğu belirtiliyor.

Tamamı : https://www.sozcu.com.tr/amp/dunyanin-en-kayip-kabilesi-yillar-sonra-ulkesini-buldu-goc-basladi-p313801

 

 

  • TEVRAT’TAKİ KAYIP KABİLEDENİZ DEYİP HİNDİSTAN’DAN İSRAİL’E GÖÇ ETTİLER: KİM BU BENİ MENAŞELER?

İsrail’in son olarak ülkeye taşıdığı Beni Menaşe topluluğu, Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Manipur ve Mizoram eyaletlerinde yaşayan Kuki, Chin ve Mizo kökenli bir topluluk. Kendilerini Tevrat’ta adı geçen “kayıp İsrail kabilelerinden” Menaşe soyundan geldiklerini savunuyorlar. Ancak tarihçiler ve araştırmacılar, bu grubun yüzyıllar boyunca kesintisiz bir Yahudi cemaat hayatı yaşadığına dair güçlü tarihsel kanıt bulunmadığını belirtiyor.

Tamamı : https://serbestiyet.com/haberler/dunya/tevrattaki-kayip-kabiledeniz-deyip-hindistandan-israile-goc-ettiler-kim-bu-beni-menaseler-238570/

 

  • İRAN İLE SAVAŞIN DİNİ OLARAK PAZARLANMASI STRATEJİSİ - VAZHİ EŞ-ŞEHRANİ

Tevrat’taki katı geleneğe bağlı bu topluluğun, 1950'li ve 60'lı yıllarda diğer Hint Yahudi gruplarına kıyasla İsrail tarafından en sıcak karşılanan kesim olduğu dikkati çekiyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, özellikle İsrail'in önde gelen hahamlarının onların Yahudiliğini tescil etmesiyle daha da belirgin hale geldi. Söz konusu tescil, bu topluluğun MÖ 722'de Asurlular'ın Şam ve Filistin'i istila etmesinin ardından dağılan kayıp on İsrail kabilesinin soyundan geldiğinin kabul edilmesine dayanıyor.

Ancak 1990'lı yıllarda Yahudi göçünün artması ve İsrail'deki yerleşim bölgelerinin genişlemesiyle birlikte, Hindistan-İsrail ilişkilerindeki gelişmeye karşın İsrail parlamentosu Kneset Yahudi Hintlerin ülkeye akınına temkinli yaklaşıyordu. İsrail Göç Bakanlığı da Hint Yahudilerin gerçek anlamda Yahudi olup olmadığına dair kuşkular nedeniyle kabullerinde sıkı bir tutum sergiledi. Dünya genelinde her Yahudi'ye göç ve ikamet hakkı tanıyan geri dönüş yasasına rağmen giriş vizesi koşulları oldukça ağırlaştırıldı. Göçün ilk dönemlerinde bu topluluğun İsrail toplumuna entegrasyonu da kolay olmadı. Yerleşim sürecinin başında ayrımcılığa maruz kalan Hint Yahudiler, aşırı dinci Yahudi aktivistlerin göçmenler ve kökenleri üzerine sıklıkla dile getirdiği ‘Gerçek Yahudi kimdir?’ sorusuyla yüzleşmek zorunda kaldı.

Gerçekte Hint Yahudiler, İsrail'deki diğer topluluklara kıyasla başından itibaren dayatılan ırkçı engelleri aşmayı daha başarılı bir şekilde becerdi. Bu engeller arasında seçkin eğitimin yalnızca Aşkenaz Yahudilerine tanınması, farklı tene sahip Hint Yahudilerin bu haktan yoksun bırakılması ve onlarla evliliği yasaklayan haham fetvası sayılabilir. Hint Yahudiler, Beerşeba'ya yerleşerek şehrin ticari kalkınmasına ve kültürel çeşitliliğine katkıda bulundular. Burada Hint restoranları açıp geleneklerini yaşattılar ve böylece İsrail toplumuna entegre olmayı başardılar. Bunun yanı sıra 1960'lı yıllarda Beerşeba'da ilk kriket kulübünü kurarak bu sporun gelişimine öncülük ettiler ve sonunda İsrail'i uluslararası arenada temsil eden bir federasyonun kurulmasını sağladılar.

Tamamı :https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5265986-i%CC%87ran-ile-sava%C5%9F%C4%B1n-dini-olarak-pazarlanmas%C4%B1-stratejisi

 

  • SAVAŞIN YENİ CEPHESİ: SOSYAL MEDYA, ALGORİTMALAR VE ANLATI ÜSTÜNLÜĞÜ - DR. OSMAN GAZİ KANDEMİR

İsrail'in yaklaşımı, savaşın dijital boyutunu teknik bir meşruiyet zeminine oturtma çabasına dayanıyor. Yüksek çözünürlüklü drone görüntüleri, yapay zekâ destekli hedefleme sistemleri ve veri temelli açıklamalar, operasyonları "zorunlu ve kontrollü" bir çerçevede sunuyor.

Bu stratejinin kısa vadeli mantığı tutarlı: teknolojik hassasiyeti öne çıkarmak, sivil kayıpları önemsizleştiren bir anlatı zemini hazırlar. Ancak uzun vadede bu yaklaşım ciddi bir kırılganlık taşıyor. Yapay zekâ destekli hedefleme sistemlerinin şeffaf olmayan karar mekanizmaları, uluslararası insancıl hukuk açısından giderek daha derin sorular doğuruyor. Teknoloji ne kadar gelişmiş görünürse, sorumluluğun nerede başlayıp bittiği o kadar tartışmalı hale geliyor.

Tamamı : https://www.indyturk.com/node/776140/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/sava%C5%9F%C4%B1n-yeni-cephesi-sosyal-medya-algoritmalar-ve-anlat%C4%B1-%C3%BCst%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC

 

  • İSRAİL SEÇİMLERİ: BENNETT-LAPİD İTTİFAKI DENGELERİ ZORLUYOR

Bu gelişme, İsrail’de koalisyon siyasetinin yapısı nedeniyle yalnızca oy oranlarını değil, seçim sonrası pazarlık gücünü ve hükümet kurma senaryolarını da etkileyen bir adım olarak öne çıkıyor. 120 sandalyeli Knesset’te çoğunluk eşiği, küçük partilerin kilit rolünü artırıyor; bu nedenle Bennett-Lapid birleşmesi, muhalefetin parçalı yapısını azaltma ve tek listeyle daha yüksek sandalye verimliliği sağlama amacı taşıyor.

Buna karşılık sağ blok içindeki söylem sertleşmesi, kampanya döneminde kimlik, güvenlik ve din-devlet ilişkileri ekseninde kutuplaşmayı artırabilecek bir zemin oluşturuyor.

Tamamı : https://atlas360.news/tr/haber/israilde-bennett-ve-lapidin-yeni-kurdugu-partinin-netanyahusuz-hukumet-kurabilec-mogbgty3

 

  • Gabi Behiri@gbehiri

İsrael siyasetinde 1+1 her zaman 2 etmiyor. Diyelim ki ayrı listelerle girdiler ve biri 20 öbürü 8 alacak. Şimdi beraber girdiklerinde alacakları oy 25 de olabilir. Lapid birçokları tarafından pek sempatiyle karşılanmıyor, sadece Bennett'e oy vermeyi düşünüp Lapid ile birleşince başka partiye gideceklerin olması çok muhtemel (veya tam tersi). Köklü bir değişim, taze bir aday listesi, geleceğe dair başka bir söz vaad etmedikleri takdirde yeni bir Netanyahu hükümeti görmemiz ihtimal dahilinde.

https://x.com/gbehiri/status/2048407599268151794

 

  • Wakhan@wakhanauthor

Türk Musevileri Müzesi...

Önereceğim mekanlardan. Gidilip görülesi yerlerden.

Müzenin içinden fotoğraf girmiyorum, çok ilginç olduğunu söyleyeyim...

https://x.com/wakhanauthor/status/2046211290884870550

 

  • Gabi Behiri@gbehiri

Herkes Azerbaycan'ın İsrael'in bağımsızlık gününü kutlamasını konuşuyor ama bence asıl dikkat çekici olan Ermenistan'ın İsrael'in bağımsızlık gününü kutlaması.

https://x.com/gbehiri/status/2047335412478148653

 

  • Adelina Sfishta@AdelinaSfishta

İsrail; Hristiyan Dünyası ile daha iyi ilişkiler geliştirebilmek için "Özel Elçi" atadı..18 yıllık deneyimli diplomak George Deek, Hristiyan bir İsrail'li aileden geliyor.. Babası Hristiyan toplumunun liderlerinden.

Deek en son Azerbaycan B.Elçiliği yapmıştı..

https://x.com/AdelinaSfishta/status/2047297637771026839

 

  • Tuğçe Ersoy-Ceylan@TugceErsoyTugce

Kanal N12’nin anketi. Netanyahu blogu 50, Bibi karşıtı blok 70. Sondaki Hadash-Raam’ı çıkarınca, koalisyon için 60 sandalye kalıyor. İşler zor. Tabloda 2.Bennet,3.Eisenkot (eski GK bşk),4.Golan (eski asker). Filistin devleti için Golan sınırlı egemenlik, Eisenkot ise reddiyeci kanatta.

https://x.com/TugceErsoyTugce/status/2047538085907365907

 

  • DENEMELER: DEMİR DUVARDAN DEMİR KUBBEYE SİYONİZM’İ DOĞURAN DİNAMİKLER (1) - NEŞE ÖNEN

Haskalah, kelime olarak İbranice “aydınlanma” anlamına gelir ve tarihsel olarak Yahudi Aydınlanmasını ifade eder. Bu kavram, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da ortaya çıkan ve Aydınlanma Çağı’nın etkisiyle şekillenen bir düşünsel harekettir. Haskalah, Yahudi toplumunun geleneksel, kapalı ve sadece dini kurallarla sınırlı yaşamından çıkıp; akıl, bilim, eğitim ve modern toplumla entegrasyon yönünde ilerlemesini savunan bir harekettir. Bu hareketin öncüleri “maskilim” (aydın) olarak adlandırılır. En önemli temsilcilerinden biri MosesMendelssohn’dur. Mendelssohn, Yahudilerin hem kendi kimliklerini koruyarak hem de Avrupa toplumuna entegre olabileceklerini savunmuştur.

Haskalah’ın ana hedefleri şunlardı; dini eğitimin yanında seküler (dünyevi) eğitimi yaygınlaştırmak, İbranice dışında yerel dillerin öğrenilmesini teşvik etmek, Yahudilerin Avrupa toplumlarına entegrasyonunu sağlamak, geleneksel otoriteleri sorgulamak ve aklı ön plana çıkarmak. Kısacası Haskalah, Yahudi dünyasında bir tür modernleşme hareketidir. Nasıl ki Avrupa’da Aydınlanma, kilise otoritesine karşı aklı öne çıkardıysa, Haskalah da Yahudi toplumunda benzer bir dönüşümü amaçladı.

Tamamı : https://www.egedesonsoz.com/denemeler-demir-duvardan-demir-kubbeye-siyonizmi-doguran-dinamikler-1

 

  • Prof. Dr. Ozgur Karcioglu@OzgurKarcioglu

Ortada, elinde boyoz tutan kişi, İzmir'in ünlü boyoz satıcısı Avram.  "Boyoz" kelimesi İspanyol Sefarad Yahudilerinden İzmir'e miras bırakılmıştır, 'poğaça' kelimesinin de atasıdır.

 

https://x.com/DuyguToplan/status/2046978830993125411

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün