Sokak fotoğrafçılığına getirdiği özgün bakış açısı ve güçlü görsel diliyle dikkat çeken fotoğrafçı Tuna Angel, hem Türkiye´de hem de uluslararası platformlarda elde ettiği önemli ödüllerle adından söz ettiriyor. Angel, İstanbul´un çok katmanlı sokaklarından dünya şehirlerine uzanan fotoğraf serüvenini, üretim sürecini ve fotoğrafa bakışını bu röportajda tüm yönleriyle anlatıyor.
Tuna Angel’in özellikle 2025 Dublin Fotoğraf Festivali’nde Martin Parr’ın jüri başkanı olduğu yarışmada kazandığı birincilik ve yine 2025’te Steve McCurry’nin jüri başkanı olduğu Street Photographers Foundation yarışmasındaki birincilik ödülü, sanatçının uluslararası ölçekteki başarısını pekiştiriyor. Fotoğrafı yalnızca bir belge değil, aynı zamanda bir anlatım ve yorum alanı olarak gören sanatçı, insan duygularını merkeze alan kareleri ve flaş kullanımıyla şekillenen cesur üslubuyla öne çıkıyor.
Gelin şimdi Tuna Angel’i dinleyelim...
Fotoğrafla ilk tanışmanız nasıl oldu? Sizi sokak fotoğrafçılığına yönlendiren şey neydi?
On yıl önce ilk olarak Focus Grup’ta verilen kurslarla fotoğrafa adımımı attım. Daha sonraları çeşitli platformlarda gerek katılımcı gerekse yönetici olarak fotoğrafla ilgili etkinliklere devam ettim. Platformlarda yönetici olmak fotoğraf okumayı ve eleştirmeyi gerektiriyor ki ben fotoğraf serüvenimde çok faydasını görmüşümdür. Sokak fotoğrafçılığı yapıma iki nedenden dolayı son derece uygun. Birincisi hızlı ve çabuk karar almayı gerektiriyor ki bu benim tez canlı yapımla örtüşüyor. İkincisi insanla iletişim kurabildiğiniz ve onları tanıyabildiğiniz yepyeni bir platform sunuyor. Bu benim için çok değerli.
Sokakta fotoğraf çekerken sizi en çok etkileyen anlar nelerdir? Fotoğraflarınızda insan duygularını yakalamak önemli bir yer tutuyor. Bu anları nasıl fark ediyorsunuz?
Sokakta fotoğraf çekmeye çıktığınızda, yürürken etrafı radar gibi taramayı öğreniyorsunuz. Radarıma girenlerden beni en çok heyecanlandıran, normalin dışında bir şey görmek. Farklı bir insan, bir olay, bir jest… Örneğin gerilimi hissettiren bir an yakalarsınız ki bu fotoğrafın öncesi/sonrası konusunda izleyiciyi düşündürür. Zıtlıklardan doğan görsel çelişkiler zihni uyarır, izleyici anlam aramaya başlar. Bunları bir de arka plandaki başka bir kompozisyonla kademelendirebilirsem, en beğendiğim fotoğraflarım onlar oluyor. Çoğunlukla bir buçuk metreden flaş kullanarak, yakın plan çekim yapıyorum. Bu yüzden genellikle duyguyu yakalamak için çok hızlı karar vermem gerekiyor. Burada iyi bir gözlemci olmak ve doğru ana karar verebilmek çok önemli.

Çoğu fotoğrafınızda flaş kullanıyorsunuz. Bu tercih anlatım dilinizi nasıl etkiliyor?
Flaşı karanlığı yenmekten çok neyi aydınlatmak istediğimi bir nevi ilan etmek için kullanıyorum. Flaş, yakın plan çekimde özneyi sokağın gürültüsünden koparır. İzleyiciyi özne ile yakınlaştırır. Benim için bir nevi görsel hiyerarşi kurma yöntemi. Bu yüzden fotoğraflarımda özne hemen göze çarpar. Arka plandakiler ise tamamlayıcıdır. Flaş jestleri, mimikleri yumuşatmıyor, estetize de etmiyor. Özneyi olduğu gibi kabul etmesi, çağımızın görünürlük takıntısına karşı bir duraklama gibi de görülebilir. Sokakta flaşla fotoğraf çekmek cesaret istiyor. Fotoğrafçı olarak gizlenmiyorsunuz, oradasınız, sorumluluğu üstleniyorsunuz. Bu bir duruş. Benim insanla doğrudan yüzleşmeyi seven tarzıma çok uygun. Ancak burada yaklaşımınız önemli. Neden çekiyorsunuz, amacınız ne, ne yapacaksınız? Bu sorulara vereceğiniz cevaplara ve iletişim tarzınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor.
Bir fotoğrafın ‘iyi bir sokak fotoğrafı’ olduğunu nasıl anlarsınız?
İyi bir sokak fotoğrafı öncelikle sizi tekrar dönüp baktırır. Öyle bakıp geçemezsiniz. Baktığınızda fotoğrafta ilgi çeken, gerilim yaratan farklı bir öğe, özne, duygu veya olay var mı? Sizi durup düşündürüyor mu? Soru sorduruyor mu? Özne kim, nasıl bir duygu içinde? Bu duygu izleyiciye ne kadar geçiyor? Arka planda neler oluyor? Fotoğraf size zamanın ruhuyla ilgili bir şey söylüyor mu? Politik veya sosyolojik bir mesaj veriyor mu? Ön anlamın ötesinde ikonografik anlam derinliğinde neler barındırıyor? Bu derinlikte farklı ne tür çıkarımlar türetebiliyorsunuz? Bu çıkarımlar anlamı katmanlaştırıyor mu? Bütün bu detaylar bir fotoğrafı harcıâlem fotoğrafların ötesine taşıyor.
İSTANBUL SOKAKLARI
İstanbul’un sokakları fotoğraf açısından neler sunuyor? Sizce İstanbul sokakları dünyadaki diğer şehirlerden nasıl ayrılıyor?
Üç büyük imparatorluğun izlerini taşıyan ve iki kıtayı birleştiren doğal güzellikleriyle sadece mistik ambiyansı değil aynı zamanda farklı sosyodemografik kimlikleri barındıran yapısı, hinterlandı ve heyecan uyandıran kentsel dinamiğiyle İstanbul, sokak fotoğrafçıları için bir cennet. Bütün kozmopolitanlar gibi hızla büyüyen nüfusu ve değişen kentleşmesi bazı noktalarda fotoğrafçıya zamanın ruhunu yansıtmak açısından ilginç resimler sunabiliyor. Bence İstanbul’u diğer şehirlerden ayıran en önemli özellik de insanlarının sıcak ve toleranslı yaklaşımı. Son zamanlarda göçmen nüfusu değişen demografik yapıyı ve küresel mobilitenin artmasıyla birlikte gelen turist çeşitlenmesini sadece İstanbul’da değil, tüm dünya şehirlerinde görüyorum. Bu da maalesef bazen şehrin gerçek ruhunu yansıtma konusunda fotoğrafçıyı zorluyor.

Fotoğraflarınız dünyada birçok şehirde sergilendi ve uluslararası ödüller kazandı. Farklı kültürlerden izleyicilerin çalışmalarınıza verdiği tepkiler nasıl?
Yarışmalara fotoğraf gönderirken en çok jürinin kimler olduğuna dikkat ediyorum. Çünkü özellikle festivaller artık para kazanma aracı oldu ve tanınmış iyi fotoğrafçıları jüri olarak ikna etmek hem zor hem de pahalı olmaya başladı. Bazen yetkinliği daha az fotoğrafçı ilişki ağlarından dolayı jüri olabiliyor. Bu yüzden 2025 Dublin Fotoğraf Festivali’nde Martin Parr’ın jüri başkanı olduğu yarışmada ve Steve McCurry’nin jüri başkanı olduğu Street Photographers Foundation yarışmasında aldığım birincilik ödülleri benim için çok değerli. Ayrıca dünya çapında çok saygın müze yöneticileri ve küratörlerinin jüri olduğu yarışmalardan aldığım ödülleri de önemsiyorum. Benim için en güzel iltifatlardan biri “Sizin fotoğrafınız olduğunu anlamıştım” tarzı geri bildirimler oluyor. Bu kendinize özgü bir tarz yarattığınız anlamına geliyor ki bu tür yorumları yurtiçi ve yurtdışı fotoğraf severlerden çok alıyorum.
Sokak fotoğrafçılığı dünya genelinde sizce nasıl değişiyor?
Siyah beyaz fotoğraflardan renkli fotoğraflara çok hızlı bir geçiş oldu. Renk ve grafik kompozisyonlar gitgide ön plana çıkmakla birlikte bu trend bana göre insanı merkeze alan fotoğrafın değerini bir o kadar yükseltiyor. Kavramsal fotoğraf, soyut ve metaforik anlatımlar da yükselişte. Bunu sokak fotoğrafçılığında yapabilmek kurgusal sahneler gerektiriyor. Bu da ‘gerçeklik’ tartışmasını gündeme getiriyor ve karar anı doğal ve müdahalesiz olmaktan çıkıyor. Akıllı telefonlar ise fotoğrafçılığı genele yaydı. Tekniğin gelişimiyle gece çekimleri de kolaylaştı. Dijital platformların yaygın kullanımı da eklenince anlık fotoğraf paylaşımı hızlandı ki; bu kalite konusunda ciddi bir kirlilik yaratıyor. Yapay zekâ konusu ise apayrı, gelecek gitgide ‘gerçek mi, kurgu mu’ tartışmasına gebe gibi görünüyor. Bu da belgesel güvenilirliği tehlikeye sokacaktır.
Fotoğraf sizin için bir sanat mı yoksa bir belge mi? Sokak fotoğrafçısı topluma karşı bir sorumluluk taşır mı?
Fotoğrafın doğasında ona bir belge niteliği kazandıran bir ‘gerçeklik kaydı’ vardır. Ancak fotoğraf gerçeğin tamamı değil, fotoğrafçının seçtiği bir parçasıdır. Neyi kadraja aldın? Neyi dışarda bıraktın? Ne zaman deklanşöre bastın? Bu seçimler fotoğrafın belge niteliğini estetik ve sanat ortamına taşır. Aynı sahne farklı fotoğrafçıların öznel seçimleriyle çok farklı yorumlanabilir. Sokak fotoğrafçılığının özü doğal olanı yakalamaktır. Dolayısıyla rıza anı deklanşörden önce değil sonra kurulur. Güç dengesi de öznede değil fotoğrafçıdadır. Bu yüzden yaşlı, çocuk, kırılgan kişiler açısından hassasiyet gerektirir. Bence en önemlisi bu görünürlüğün kimin yararına olduğu konusudur. Fotoğraf fotoğrafçıya güç kazandırıyorken özneyi aşağılıyorsa etik sorun vardır.
Sizce iyi bir fotoğrafçı olmak için en önemli özellik nedir? Bir fotoğrafçı için teknik mi yoksa bakış açısı mı daha önemlidir?
Bence iyi fotoğrafçı gerçek anı, güçlü bir yorum ve estetik müdahale ile sunabilen fotoğrafçıdır. Teknik öğrenilebilir. Bakış açısı ise zamanla kazanılır ve gelişir. Bakış açısında ise öznel yaklaşımlar fotoğrafçıyı farklı kılar. Estetik bakış açınızla görsel bir düşünceyi sokağın gerçeğiyle çakıştırabiliyor musunuz? İşte fotoğrafınız da o noktada filizlenir. Teknik ise araçlardan biridir sadece.