EuroLeague´de normal sezonun o amansız maratonu yerini ´satranç tahtasına´ bırakırken, bu yılın play-off eşleşmeleri Avrupa basketbolunun neden dünyanın en heyecan verici organizasyonlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Bu yıl EuroLeague’de play-in turnuvası henüz sonuçlanmamış olsa da Panathinaikos’un yedinci ve Monaco’nun sekizinci sıradan biletini alarak devler sahnesine çıkması beklenen bir senaryo. Eğer bu öngörü gerçekleşirse, karşımızda her serisi ayrı bir hikaye barındıran muazzam bir tablo olacak.
Sıralamanın zirvesindeki Olympiakos ile play-in’den sekizinci olarak gelmesini beklediğimiz Monaco’nun eşleşmesi, kağıt üzerinde disiplin ile bireysel yeteneğin savaşı gibi görünse de Bartzokas’ın sisteminin bu sezonki kusursuzluğu ağır basıyor.
Monaco her ne kadar patlayıcı oyunculara sahip olsa da Olympiakos’un Pire’deki o boğucu savunması karşısında fazla direnemeyecektir. Bu serinin, Kırmızıların ezici üstünlüğüyle 3-0 bitmesi ve Final Four biletinin çok erken kesilmesi sürpriz olmayacaktır.
Öte yandan, Valencia ve Panathinaikos arasındaki seri, kuşkusuz play-off’un en sert kapışmalarından birine aday. Valencia’nın evindeki direnci seriyi son ana kadar taşıyacaktır. Ancak Ergin Ataman yönetimindeki Panathinaikos, play-in’den yedinci sırayla gelmenin verdiği o ‘maç ritmi’ avantajıyla İspanya’da karakter koyacaktır. Karşılıklı yumrukların atılacağı bu seride, Pana’nın tecrübesiyle 3-2 öne fırlayıp adını Final Four’a yazdırmasını bekliyorum.
Normal sezonu yine tepelerde bitiren Real Madrid, ligin bu sezonki en sağlam ekiplerinden Hapoel Tel Aviv karşısında tecrübe testine çıkıyor. Bu eşleşmeyi diğerlerinden ayıran en büyük özellik, ev sahibi avantajının pratikte olmaması. Hapoel’in tüm sezonu Tel Aviv dışında, ‘ev sahibi’ sıfatını sadece kağıt üzerinde taşıyarak geçirmesi ve onlara ev sahipliği edenlerin de güvenlik protokolleri nedeniyle maçlarını kısıtlı atmosferlerde oynaması, bu seriyi tamamen saha içi teknik detaylara indirgiyor. Hapoel, bu göçebe düzendeki iştahlı oyunuyla Real’i zorlayacaktır ancak Madrid’in play-off tecrübesi hata payını minimize edecektir. Hapoel direnç gösterse de Real Madrid’in 3-2’lik skorla yoluna devam etmesi en güçlü ihtimal.
Türk basketbolseverlerin gözü ise Fenerbahçe Beko ve Zalgiris Kaunas arasındaki eşleşmede olacak. Tam bir taktik savaşı vaat eden bu seriyi özel kılan asıl detay ise Zalgiris’in başında, Fenerbahçe’de yardımcı antrenörlük yapmış olan Tomas Masiulis’in bulunması. Masiulis’in Fenerbahçe’nin sistemini, oyuncu alışkanlıklarını ve kulüp kültürünü avucunun içi gibi bilmesi, Zalgiris için paha biçilemez bir avantaj. İki tarafın da birbirinin ‘gizli ajandasına’ hakim olduğu bu akıl oyunları serisinde, Litvanya ekibinin inadı maçları beşinci randevuya kadar sürükleyebilir. Ancak Fenerbahçe’nin iç sahadaki sağır edici desteği ve kritik anlarda devreye giren yıldızları düğümü çözen faktör olacak. Sarı-Lacivertlilerin seriyi 3-2 ile geçerek Final Four rotasına gireceğini öngörüyorum.
Ekonomi yansımalar
Bu eşleşmelerin sadece sportif değil, ekonomik yansımaları da devasa boyutta. Özellikle Fenerbahçe, Olympiakos ve Real Madrid gibi devlerin tepelerde olması, yayın gelirlerinde sezonun zirve noktasına ulaşılacağını garantiliyor. Bilet satışlarında ise "sold out" haberlerinin gelmesi şaşırtıcı değil. Zira bu seviyedeki her bir maçın ekonomik hacmi, normal sezonun çok ötesine geçiyor. EuroLeague’in bu yılki gelir dağılımı modelinde play-off başarısının aslan payını oluşturması, takımların sahadaki her top için neden bu kadar hırslı olduğunun da bir özeti niteliğinde.
Bütün bunların ışığında basketbol dünyasının asıl şölenlerinin başladığı bu nisan ayında, Avrupa basketbolunda bizi adrenalini yüksek anların beklediği kesin. Umarım yolun sonu temsilcimiz için Dörtlü Final olur.