Ürenler ve Eyüboğlular: Sanat ve hayat 'Yan Yana'

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi´ndeki ´Yan Yana´ sergisi, iki sanatçı çiftin yaşamını ve üretimlerini aynı başlık altında buluştururken, her birinin farklı ama kesişen sanat yolculuklarını da izleyiciye iletiyor. Sergiyi gezerken, kahramanları Melahat & Eşref Üren ve Eren & Bedri Rahmi Eyüboğlu olan renkli bir dünyaya dalıp, onların resimle yoğrulmuş hayatlarına dâhil olacaksınız…

Tuna SAYLAĞ Sanat
15 Nisan 2026 Çarşamba

Türk resim sanatının dört önemli ismi ‘Yan Yana’… Müzenin yer aldığı tarihi Baudouy Apartmanı’nın iki katına yayılmış paralel iki sergi; üçüncü katta Ürenler, ikinci katta Eyüboğluların eserleri yer alıyor. Her biri, yaşamları boyunca ve sonrasında tanınmakla birlikte, o günün şartlarında kadınların ismi erkeklerinkinden daha az duyulmuş. Bu sergiler, çiftlerin birlikte ürettikleri senelerin bir muhasebesini yaptığı gibi, eşlerinin gölgesinde kalmış kadın sanatçıların görünürlüğünün artmasına da katkıda bulunuyor.

Sergiyi dolaşırken…

Yan Yana’ adlı sergiyi gezmek üzere müzeye giriyorsunuz; zihninizde ister istemez iki sanatçı çiftin iç içe geçmiş, birbirine değen dünyaları canlanıyor. Oysa İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergi rotasını izlemeye başladığınızda, bu birlikteliğin fiziksel olarak ayrıştırılmış bir kurguya sahip olduğunu fark ediyorsunuz. Bir yanda daha sakin, doğaya yaslanan bir resim dili; diğer yanda folklorik zenginliği ve güçlü anlatımıyla öne çıkan başka bir yaklaşım. Aynı sergi başlığı altında ilerleyen iki ayrı hikâye… Sergilerde, sanatçıların İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndaki eserleri ile özel koleksiyonlardan alınan yapıtları, farklı temalar etrafında bir araya gelmiş. Resimlerin yanı sıra, mektuplar, şiirler, karikatürler ve belgeler de sergiye eşlik ediyor. Melahat ve Eşref Üren’in eserleri Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp’in küratörlüğünde, Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun işleri Ömer Faruk Şerifoğlu’nun küratörlüğünde sergideki yerini almış. İzleyiciyi hem çiftlerin ortak yaşamına hem de dört ressamın iç dünyasına davet eden seçki; beni birlikte üretmek ve birbirinden beslenmek üzerine düşündürüyor.

Melahat Üren ve Eşref Üren Sergisi: Uyumlu Bir Birliktelik

  

Melahat Üren                                                                       Eşref Üren

Aynı evde uzun yıllar boyunca birlikte üretmiş evli iki ressamdan söz ediyoruz. Eşref Üren akademi mezunu, tanınmış, saygın bir sanatçı; öğrencisi ve eşi Melahat Üren ise herhangi bir formel sanat eğitimi almamış, resimle ilgili bildiklerini eşinden öğrenmiş çok yetenekli bir ressam. Çiftin işlerine bakınca benzer renk tercihleri ve ortak temalar gözden kaçmıyor. Cumhuriyet’in erken dönem sanat ortamında şekillenen bu iki isim, doğayla kurdukları ilişki ve resimdeki yalınlık arayışlarıyla dikkat çekiyor. Eşref Üren’in doğaya bakan, çoğu zaman Ankara ve çevresinin manzaralarını taşıyan resimleri, geniş yüzeyler ve pastel renk geçişleriyle adeta insanın içini açıyor; peyzajlarında tabiata bakışında bir sadelik var; renkler abartısız... Ankara çevresi ve İç Anadolu’nun açık arazileri, onun tuvalinde sessizliği çağrıştırıyor.

Melahat Üren ise sergide daha ‘geri planda kalmış’ bir isim olmanın etkisiyle, izleyiciden biraz daha fazla dikkat talep ediyor. Onun resimlerinde daha içsel bir duyarlılık var; mahrem ve kırılgan bir ifade seziliyor figür ve manzaralarında. Melahat Üren’in sadece resimle sınırlı olmayan üretimleri de bulunuyor: Çizdiği karikatürler, yazdığı şiirler, hikâyeler ve tiyatro metinleri… Ama ne yazık ki yeterince kıymeti bilinmemiş bir sanatçı. Aynı sanat ortamını, aynı hayatı paylaşmalarına rağmen eşi kadar değer görmemiş. Melahat ve Eşref Üren’in resimleri birbirine benzemekten çok birbirini tamamlıyor. Bu da onların özel hayatlarına dair ipucu veriyor: rekabetten çok birbirine alan tanıyan bir ilişki.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu Sergisi: Enerjik Bir Ortaklık

   

Bedri Rahmi Eyüpoğlu                                                         Eren Eyüpoğlu

Merdivenlerden inip alt kata geçtiğinizde atmosfer belirgin biçimde değişiyor. Eyüboğlu çifti, ilk günden itibaren birbirlerinin hem en yakın destekçisi hem de eleştirmeni olmuş. Her durumda birbirlerini resim çalışmaya teşvik etmiş, her sıkıntıyı üreterek aşabileceklerine inanmışlar. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun dışavurumcu ve cesur dünyası daha ilk anda kendini belli ediyor. Renkler koyulaşıyor, desenler çoğalıyor, figürler belirginleşiyor. Bedri Rahmi’nin resme yaklaşımı Anadolu’nun görsel hafızasıyla iç içe. Köy hayatından beslenen motifleri— balıklar, kuşlar, kırsal sahneler ya da yazıya yaklaşan çizgileri, onun için resmin aynı zamanda bir anlatı aracı olduğunu açıkça hissettiriyor. Eserleri hem folklorik hem çağdaş duruyor.
Bedri Rahmi ile Paris’te atölyede tanışan Eren Eyüboğlu, sanat eğitimi almış, üretimini kesintisiz sürdürmüş ve eşi tarafından yeteneği açıkça takdir edilmiş bir sanatçı. Resimleri, eşinin güçlü görsel dilinin gölgesinde kalmıyor; aksine kendi ağırlığını kuruyor. Figürlerinde belirgin bir yapı, renklerinde bir derinlik var. Romanya’dan Türkiye’ye uzanan hayat hikâyesinin de etkisiyle, onun işlerinde hem bir ait olma hem de mesafe hissi seziliyor. Bedri Rahmi’nin dışa dönük coşkusuna karşılık, Eren Eyüboğlu’nun daha dengeli bir anlatımı var. Bu ikiliyi yan yana görmek, yalnızca estetik değil, duygusal bir karşılaşma da yaratıyor. Eyüboğlu çiftinin özel hayatı da bu yoğunluğun izlerini taşıyor aslında; sanatın, dostlukların, ilişkilerin iç içe geçtiği, zaman zaman çalkantılı ama üretken bir birliktelik onlarınki. Bu da resimlerine yansıyor.

Serginin düşündürdükleri

Ürenlerde daha sessiz sakin bir birliktelik; Eyüboğlularında ise dışa dönük, kendini gösteren bir ilişki seziliyor. Aynı ‘yan yana’ kavramı, iki farklı hayat ve iki farklı sanat diline başlık oluyor. Bu anlamda sergi yalnızca çiftlerin hikâyesini anlatmakla kalmıyor; birlikte üretmenin, aynı hayatı paylaşmanın ama farklı sesler olarak var olmanın da görsel bir ifadesine dönüşüyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün