1970´lerde Yom Kipur Savaşı, İran Devrimi öncesinde, sırasında, sonrasında ABD ekonomisi, dünya ekonomisi ve Türkiye ekonomisi ne durumdaydı, makroekonomik göstergelerle anlatır mısın?
göstergelerle anlatır mısın?
1) Yom Kipur Savaşı öncesi (1970–1973 başı)
Dünya ekonomisi: Büyüme güçlü (≈ yüzde 4-6), enflasyon düşük-orta (≈yüzde 3-5) seviyedeydi. Bretton Woods Sistemi çözülme aşamasındaydı. Petrol ucuz ve boldu. Özetle altın çağın son yılları — istikrarlı büyüme, düşük enflasyon.
ABD Ekonomisi: Büyüme yüzde 4 civarı, enflasyon yüzde 3-4, işsizlik yüzde 4-5. 1971’de Nixon Shock yaşandı, doların altına bağlılığı kaldırıldı. ABD hâlâ güçlü ama sistem kırılganlaşmaya başlamış.
Türkiye Ekonomisi: İthal ikameci sanayileşme modelinde, büyüme yüksek (yüzde 6-8), enflasyon yüzde 10-15 (yapısal olarak yüksek), cari denge ise kontrollü açık. Özetle Türkiye büyüyor ama dışa bağımlı (özellikle enerjide).
2) Yom Kipur Savaşı ve petrol krizi (1973–1978)
Dünya ekonomisi: Petrol fiyatı 4 katına çıktı. Enflasyon yüzde 10+ (çok ciddi artış), büyüme sert düşüş yaşadı. Yeni kavram ise Stagflasyon (durgunluk + enflasyon). Bu dönem, modern makro teorinin krizi.
ABD ekonomisi: Enflasyon yüzde 11–13 (1974 civarı zirve), büyüme negatif (1974–75 resesyonu), işsizlik yüzde 8–9’a çıktı. ABD ilk kez aynı anda yüksek enflasyon, yüksek işsizlik yaşadı; klasik Keynesyen politika zorlandı.
Türkiye ekonomisi: Enflasyon yüzde 20-30+, cari açık hızla arttı, döviz krizi başladı, büyüme dalgalı. Temel sorun ise petrol ithalatının pahalanması. Döviz gelirleri yetersiz kaldı. Türkiye’de ‘dış borçlanma + ithalat sıkıntısı’ dönemi başladı.
3) İran Devrimi ve İkinci petrol şoku (1979–1982)
Dünya ekonomisi: Petrol fiyatı tekrar sıçradı, enflasyon yüzde 10-15, büyüme zayıf. Küresel resesyon. İkinci şok, ilkinden daha kalıcı etkiler yarattı.
ABD ekonomisi: Enflasyon yüzde 13-14 (1980 zirve), faiz çok sert arttı (Volcker dönemi), yüzde 20’ye kadar çıktı. Sonuçta enflasyon düştü ama ağır resesyon oldu. ABD ‘yüksek faizle enflasyonu kırma’ dönemine geçti.
Türkiye ekonomisi: Enflasyon yüzde 80–100’e yaklaştı, döviz krizi çok derinleşti. Büyüme negatif/çok düşük, ithalat ise daraldı (mal yokluğu, kuyruklar)
1980’de 24 Ocak Kararları kritik kırılma oldu. Bu kararlarla, serbest piyasa geçişi başladı. Kur serbestleşti. İhracata dayalı modele geçildi.
Büyük resim
Bu iki olayın yarattığı temel etkiler:
1. Enerji, makro belirleyici oldu. Petrol fiyatı → enflasyon + cari açık
2. Stagflasyon dönemi başladı. Klasik politikalar yetersiz kaldı.
3. Politika dönüşümü (ABD: Monetarizm /Volcker; Türkiye: Liberalizasyon -1980 sonrası)
4. Türkiye için kırılma
1970’ler → kriz, 1980 sonrası → yeni ekonomik model.
***
Petrodolar, Smithsonian, Monroe Uzlaşısı, Neoliberalizm, Washington Konsensüs, Pax Americana, Serbest Dalgalı Kur Rejimi, gelişmekte olan ülkeler aynı dönemlerde nasıl gelişti, neler oldu?
1970’ler sadece kriz değil; bugün hâlâ içinde yaşadığımız küresel ekonomik düzenin ‘kurulduğu’ dönemdir. Saydığın kavramların çoğu bu kırılmaların sonucu olarak ortaya çıktı ya da şekil değiştirdi.
1) 1970–1973: Eski düzen çöküyor
Bretton Woods Sistemi’nin sonu
Sabit kur sistemi çözülmeye başladı, ABD’nin altın karşılığı dolar garantisi sürdürülemez hale geldi.
Nixon Shock: Dolar altına çevrilebilir olmaktan çıktı. Fiilen serbest dalgalı kur rejimine geçişin başlangıcı.
Smithsonian Agreement: Amaç sabit kur sistemini kurtarmak. Devalüasyonlar ve bant genişletme yapıldı. Sonuçya sistem iki yıl bile dayanamadı. 1973’te tamamen çöktü.
Floating Exchange Rate Regime: 1973 sonrası kur piyasaya bırakıldı. Modern döviz piyasası doğdu. Bu, finansal küreselleşmenin başlangıcıdır.
Pax Americana (erken aşama): ABD hâlâ sistemin lideri ama ekonomik üstünlük ilk kez sorgulanıyor.
2) 1973–1979: Petrol, petrodolar ve Güç dengesi
Petrodollar System
OPEC petrolü dolarla fiyatladı. Petrol gelirleri ABD finans sistemine geri döndü. Petrol dolar ile satıldı. Petrol ihracatçıları dolar biriktirdi. Bu dolarlar ABD bankalarına yatırıldı: ‘Petrodolar geri dönüşü’(recycling).
Sonuçta ABD dolar talebini korudu. Küresel finans sistemi dolar merkezli kaldı. ABD’nin “rezerv para gücü” pekişti. Bu, Bretton Woods sonrası yeni düzenin temelidir
Gelişmekte olan ülkeler (EM)
Bol dolar → kolay borçlanma
Bankalar petro-dolarları kredi olarak dağıttı.
Ama, bu borçlar değişken faizliydi. Risk birikti (1980’lerde patlayacak)
Monroe Doctrine (dolaylı etki)
ABD Latin Amerika üzerindeki etkisini sürdürdü.
1970’lerde, bölge ABD finans sistemiyle daha entegre oldu.
Bu entegrasyon sonradan borç krizine zemin hazırladı.
3) 1979–1982: Yeni ekonomik paradigma doğuyor
Neoliberal dönüşüm başlıyor
Devlet müdahalesine karşı serbest piyasa, özelleştirme, deregülasyon.
1970’lerde Keynesyen model çökünce ortaya çıktı.
Vergi indirimleri, finansal serbestleşme, sendika gücünün kırılması politikaları uygulandı
Washington Consensus (1980’ler başı)
IMF + Dünya Bankası reçetesinde temel ilkeler serbest ticaret, özelleştirme, mali disiplin, kur serbestleşmesi idi. Özellikle gelişmekte olan ülkelere dayatıldı.
Gelişmekte olan ülkeler (Kriz başlangıcı)
ABD faizleri çok yükseldi (Volcker şoku). Borç servis maliyeti patladı.
Sonuçta 1982’de Latin Amerika borç krizi; Türkiye’de 1980 istikrar programı.
Kavramların birbirine bağlantısı
1. Bretton Woods → Çöküş
2. Smithsonian → Başarısız geçiş
⬇3. Dalgalı kur → Finansallaşma
⬇4. Petrol krizi → Petrodolar sistemi
⬇5. Petrodolar → EM borçlanması
⬇6. Volcker şoku → Borç krizi
⬇7. Neoliberalizm → Yeni politika seti
⬇8. Washington Consensus → Küresel standart
Büyük resim yorumu
1. ABD gücü zayıflamadı, form değiştirdi. Altın standardı gitti ama dolar hegemonya petrodolar ile güçlendi.
2. Kur rejimi değişimi oyun değiştirici oldu. Sabit kur, krizleri gizler; dalgalı kur, krizleri ‘anında fiyatlar.’
3. Gelişmekte olan ülkeler için tuzak
1970’lerde kolay borç, 1980’lerde kriz + IMF programları.
4. Modern dünya düzeni burada kuruldu.
Bugün hâlâ dolar rezerv para. Petrol dolar ile fiyatlanıyor. IMF politikaları etkili. Serbest kur sistemi geçerli. Hepsi 1970’lerin ürünüdür.
***
Pandemi sonrasında Rusya Ukrayna Savaşı, LIBOR'un kalkması, BRICS, Brexit ile o dönemi kıyaslarsan neler benziyor, bizleri önümüzdeki 30 yılda neler bekliyor?
1) Jeopolitik şoklar: Aynı tür, farklı aktörler
1970’ler
Yom Kipur Savaşı → petrol ambargosu
İran Devrimi → arz şoku
Bugün
Rusya – Ukrayna Savaşı → enerji + gıda krizi
Gaza Savaşı → Ortadoğu riski
İki olaydaki benzerlik enerji ve jeopolitik yine enflasyonu tetikliyor. Farklılık ise bugün enerjinin daha çeşitlenmiş (LNG, renewables) olması.
2) Para sistemi dönüşümü
1970’ler
Nixon Shock
Sabit kur → dalgalı kur
Bugün: LIBOR kaldırıldı. Yerine SOFR vb. geldi
Benzerlik: Finansal sistemin ‘temel taşı’ değişiyor.
Fark: Bu sefer daha teknik, ama etkisi büyük (trilyonlarca $ kontrat)
3) Küresel güç dengesi
1970–1990
Pax Americana güçlenerek devam etti.
Bugün BRICS genişliyor. Çin, Hindistan gibi ülkeler ağırlık kazanıyor.
Benzerlik: Güç dengesi değişiyor.
Fark: Bu kez çok kutuplu dünya oluşuyor (ABD tek değil).
4) Entegrasyon vs parçalanma
1970’ler
Küreselleşmenin başlangıcı.
Bugün Brexit, tedarik zinciri ayrışması (decoupling).
Benzerlik: Sistem yeniden şekilleniyor.
Fark: Şimdi küreselleşme yavaşlıyor / bölünüyor.
5) Enflasyon & Piyasa Dinamikleri
1970’ler
Stagflasyon, altın ↑, borsa reel ↓
Bugün
2020 sonrası: Enflasyon ↑, faiz ↑
Benzerlik: Enflasyon geri döndü.
Fark: Merkez bankaları daha hızlı reaksiyon verdi.
6) Büyük yapısal benzerlik
İki dönemi bağlayan ‘çekirdek model’:
1970’ler
Şok → enflasyon → politika değişimi → yeni düzen
Bugün
pandemi + savaş → enflasyon → sistem güncellemesi
7) Önümüzdeki 30 yıl: Olası senaryolar
Çok kutuplu dünya: ABD + Çin + Hindistan + bölgesel güçler. BRICS etkisi artabilir. Dolar zayıflamaz ama alternatifler artar.
Enerji dönüşümü: Fosil → yenilenebilir, ama geçiş sancılı olacak. 1970’lerde petrol neyse, bugün enerji dönüşümü o.
Küreselleşmenin yeni versiyonu: Tam küreselleşme → bölgesel bloklar. ABD bloğu, Çin bloğu, Avrupa. ‘Friend-shoring’, ‘near-shoring’.
Teknoloji enflasyonu vs verimlilik: AI, otomasyon → maliyet düşürücü ama jeopolitik → maliyet artırıcı. İki güç çarpışacak.
Borç ve finansal risk: Küresel borç çok yüksek. Faizler uzun süre yüksek kalabilir. 1970’ler gibi, finansal kırılmalar mümkün.
Gelişmekte olan ülkeler (Türkiye dâhil)
Fırsatlar: Tedarik zinciri kayması. Bölgesel üretim merkezleri.
Riskler: Dış finansmana bağımlılık, kur oynaklığı
Sonuç (En kritik içgörü)
1970’ler yeni düzenin başlangıcıydı.
Bugün ise o düzenin revizyonu.