Bakü'ye giderken

BTS grubumuzdan bir arkadaşım ailece Azerbaycan´ın Bakü şehrine gideceklerini söyledi. Çok sevdiğim dostuma sanki ben gidiyormuşum gibi dersimi çalışıp elimden geldiğince bir program hazırladım. Aşağıda okuyacağınız satırları sanki Bakü gezisinden yeni dönmüş ve sizlere orayı tanıtmaya çalışıyormuşum gibi yazdım.

Cako TARAGANO Seyahat
25 Mart 2026 Çarşamba

Gece yarısı İstanbul Havaalanı’ndan kalkan uçak, sabaha karşı yerel saat ile 6.00’da Haydar Aliyev Havalimanı’na iner. Havaalanı şık, büyük ve güzel. Yeni oluşu dikkat çekici. Her taraf ışıl ışıl ve tertemiz. Otele gitmek için taksiyi tercih edebilirsiniz, taksiler çok ucuz. Petrol ucuz olduğundan bir yerden bir yere 3-5 dolara, havaalanından şehir merkezine 10-15 dolara gidilebilir. Alternatif olarak Uber gibi, Bold taksi uygulamalarını kullanabilirsiniz. Bunlar daha ucuz.

Otel şehir merkezinde. Trafiğe kapalı alanda, şehrin en işlek caddesi Nizami Caddesi’nde. Çantaları bıraktıktan sonra kahvaltı yapmak için Bakü’nün en turistik semti İçeri Şeher yani Old City / Eski Şehre gitmekte fayda var. Yolun üstündeki kafelerden birinde kruvasan, börek, kahveden oluşan bir kahvaltı yiyebilirsiniz.

 

Kahvaltı sonrası İçeri Şeher’de Kız Kalesi, Şirvanşahlar Sarayı, Buhara Kervansarayı, Çeşmeler Meydanı gezilebilir. Buradaki sokaklar labirent gibi ancak çok otantik bir havası var. Genel kanı şöyle ki sarayın içini gezerek zaman harcanacağına, bahçesini gezmek daha keyifli. Saatler öğleni gösterdiğinde şayet acıkmışsanız kısa bir mola verebilir, bahçedeki Müze Restoran’da öğlen yemeği yiyebilirsiniz. Canlı müzik ve müzisyenlerin yerel kıyafetleri size Azerbaycan’da bulunduğunuzu hatırlatır. Gece yemek ya da yürüyüş için çıktığınızda ilk gözünüze çarpacak, üç tane yan yana duran Ateş Kuleleri binaları olacaktır. Görüntüsü, ışıklandırması ve şekilleri yüzünden aleve benzeyen binaların ilki rezidans, ikincisi ofis, üçüncüsü ise otel olarak hizmet veriyor. Geceleri bu binalar bazen yanan alev, bazen de Azerbaycan bayrağı gibi şekillerle ışıklandırılmakta. Azer zaten ateş demekmiş. Alev aynı zamanda Zerdüştlüğün simgesi imiş. Eskiden İran, Hint ve Azeriler de Zerdüşt inancına bağlı topluluklardı.

Tura yolunuzun üstündeki camileri ziyaret ederek devam edebilirsiniz. Şehirdeki camilerin en bilineni Muhammad Camii ve Şii mezhebine mensup kişilerin gittiği Taza Pir Camii; farklı kültür ve inançları tanımak isteyenlerin ziyaret etmesi gereken ibadethanelerdir. Hazar Denizi kıyısında bulunan, Avustralya’daki Opera Binasına benzer mimarideki AVM gezmek isterseniz Deniz Mall enteresan. İçinde yazlık tatil köylerindeki havuzların kaydıraklarına benzer borular AVM’nin en tepesinden sizi en alt katına sırt üstü kayarak indiriyor.

 

Mini Venice şehir merkezine 15 dakika mesafede. Adeta İtalya’nın Venedik kanallarını anımsatan kanalları ve gondolları, bunları çevreleyen kafe ve restoranları ile bir an için kendinizi Venedik sokaklarında sanabilirsiniz.

Hilal şeklinde bir şehir

Şehir Hazar Denizi kıyısında bir hilal şeklinde kurulmuş. Bakü Bulvarı adeta Kordon Boyu gibi. Şehrin trafiğe kapalı alanı Targovi, yeni adı ile Nizami Caddesi sanki İstiklal Caddesi gibi. Gezinirken, onlarca Türk firmalarını göreceksiniz. Şehir merkezindeki Atatürk Parkı’nı mutlaka ziyaret edin. Vaktiniz varsa Hazar Denizinde tekne ile turlar düzenlenmekte. Şehri denizden izlemek de keyiflidir.

Yahudi Azeri kahramanı Albert Agarunov’un heykeli Nerimanov semtinde bulunmakta. Albert, 1. Dağlık Karabağ Savaşı sırasında Şuşa muharebesinde tankı ile Ermenistan ordularına karşı kahramanca Azerbaycan’ı savunduğu için devlet tarafından heykeli dikilmiş.

 

Bakü füniküleri ile şehir panoramik izlenebilir. Dünyanın nadir şehirlerinde rastlayacağınız Halı Müzesi burada bulunuyor; Safevi döneminden günümüze kadar örülen halıların bulunduğu bir müzedir. Müzenin az ilerisinde yer alan alt geçitle fünikülere varabilirsiniz. Tepeye çıktığınızda, Türk ve Azeri şehitliklerini, Higland Park yani Dağ Üstü Parkı’nı, Alev Kulesi’ni ve Ebedi Alev Anıtı’nı görebilirsiniz. Burada bulunan Manzara Restoranda yemek yerken Bakü’yü tepeden izleyebilirsiniz. Şehri birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi Bakü Eye isimli Hazar Denizi kıyısındaki dönme dolap ile yüksekten izleyip fotoğraflayabilirsiniz.

  

Haydar Aliyev Kültür Merkezi

Merkez, mimarisi ve görüntüsü ile müthiş bir yapı. Önce dışardan bir dolaşıp daha sonra içindeki katları sırasıyla gezmek lazım. Her katında değişik sanatsal ve kültürel objeler sergilemişler. Bir katında kıyafetler, diğer bir katta metallerin kaynakla birleştirilerek yapıldığı otomobil, heykel gibi birçok obje var. Diğer katlarda kuklalar, meyve ve sebzeler, tablolar, halılar sergilenmiş. Benim için en ilgi çeken kat müzik aletlerinin sergilendiği kat olurdu herhalde. Her bir Azeri müzik aletlerinin önünde durduğunuzda o aletin sesi bir melodi halinde kulağınıza sesleniyor. Bir katı bizim Miniatürk gibi ülkenin bina yapı ve heykellerinin sergilendiği kat. Bu merkezde birkaç saatinizi geçirebilirsiniz.

  

Dünya rekortmeni çamur volkanı

Lökbatan Çamur Volkanı, şehir merkezinin 15 kilometre güneybatısında yer alıyor: Lökbatan kasabası yakınlarında, Hazar kıyısında aynı adlı petrol ve maden sahasında bulunan çamur volkanıdır. Püskürme sayısına göre ‘dünya rekortmeni’ olan bu volkan, Azerbaycan'ın en aktif, dünyanın ise en aktif beş çamur volkanından biridir.

Bakü Kristal Salonu, şehir merkezine 15-20 dakikalık mesafede bulunan bir gösteri merkezidir. Salon ilk büyük etkinliğinde 2012’de Eurovision şarkı yarışmasına ev sahipliği yaptı. 

Ramana Kalesi merkezden 15 kilometre mesafede, tarihi ve mimarisi görülmeye değer bir eser.   

                

Her ülke / şehir ziyaretimde sinagog ve kaşer restoran araştırırım. Bakü merkezde Dilara Aliyeva Cad 171 adresinde Gürcülerin kurduğu Aşkenaz Sinagogu, Dimitrova Caddesi’nde ise Dağ Yahudileri Sinagogu yer alıyor.

Azerbaycan’ın gastronomisi

Azerbaycan’ın gastronomisinden bahsedecek olursak İran, Kafkasya, Çin ve Türkiye’den izler taşıyan bu besleyici ve lezzetli mutfakta, hamur işi ve pilav çeşitleri baş tacı. Ana yemekler de bu üç malzeme etrafında çeşitleniyor. Tüm Kafkas coğrafyasında şekil ve boyları farklılıklar taşısa da mantı burada da çok sevilen bir yemek. Tatlılar içinde, baklava gibi şerbetli tatlıları tercih etmekteler.

Otantik ya da yerel yemekler tatmak isterseniz Shakh Garden, Qaynana Restoran, Firuze müthişmiş. Dolma Restoran da yer altında, adeta bir mağara görüntüsünde, dekoru çok ilginç. Tatlı yemek için Qız Galası isimli kafede farklı lezzetler bulabilirsiniz. Miri Wanna Rest. Cafe’de Napolyon tatlısı tavsiye ediliyor. Bu kafenin diğer şubeleri New York, Londra ve St. Petersburg’da. Bunlar eski şehir içinde bulunmakta. Bazıları Bakü Bulvarı üzerinde caddede, bazıları sanki bir yeraltı pasajına gider gibi ineceğiniz daracık girişleri olan ancak restoranların içine girince muazzam bir dekor ve görüntü ile karşılaşacağınız mekânlar. Bazılarında yemek sırasında canlı müzik de oluyor. Bakü Kitap Merkezi & Cafe Nizam Sokağına, Tarqovi’ye çok yakın bir yerde. Biraz dinlenip pasta, kahve keyfi yapmak istemezseniz dahi sırf kitaplığı görmek için gidilmeli.

Azerbaycan ve Bakü hakkında kısa bilgiler

Kafkasya bölgesinde bulunan tarihi ve kültürel zenginlikleri ile bilinen bir ülkedir. Başşehri Bakü, Hazar Denizi kıyısında yer alır. Eskiden İpek Yolu üzerinde bulunduğundan, farklı kültürlerin birleşme noktası olmuş. Zengin doğal kaynaklara, özellikle petrol ve doğal gaza sahip. Resmi dili Azerice. Ancak kendilerine Azeri derseniz biraz kızıyorlar. “Biz Azeri değil Azerbaycanlıyız diyorlar”. Ülkenin büyük çoğunluğu Müslüman. UNESCO’nun dünya mirası listesinde bulunan birçok tarihi ve kültürel mirasa sahip. Ülke nüfusu 10 milyon olup, başkent Bakü’de ise 2,5 milyon insan yaşamakta. Yüzölçümü Türkiye’nin üçte biri kadar, 86.600 kilometrekare. Dünyanın en büyük bayrağı Bakü’de bulunuyor. Eni 36 metre, uzunluğu 72 metre, ağırlığı ise 500 kilodur. Ülkeye Türkiye’den vizesiz gidilebildiği gibi kimlikle dahi giriş yapılabiliyor. Şehrin mimarisi ve yapıları Rus döneminden kalma tarzda olup gösterişli ve yan yana bitişik düzende nerdeyse tüm caddeyi kaplar. Sokaklarda dolaşırken bu mimariden dolayı, Kafkaslarda değil de sanki Budapeşte ve Viyana sokaklarında gezindiğinizi sanırsınız. Yeni binaların tarzı ise Fransız mimarisini andırır. En üst katının çatı pencereli oluşu, çatılarının ise siyah renkli oluşu görüntü itibarı ile sanki Paris sokaklarını andırır.

 

Şehir yeşillik ve parklarla dolu. Parklar, Azerbaycan sanatçı ve şairlerinin heykelleri ile daha güzel hale getirilmiş. Bakü dünyanın deniz seviyesinden en alçak şehirlerinden biridir. Yine gaz ve petrol rezervleri açısından dünyanın sayılı ülkelerindendir. Dünyada ilk cumhuriyet ve laikliği kabul eden İslam devletidir. Eğitim ve sağlık ülkede ücretsiz olup okuma yazma oranı yüzde 95. Halkın çoğu üç lisan biliyor. Azeri Türkçesinin yanında, Rusça, İngilizce ve Türkçe konuşmaktalar. Devlet ve halk ülkede yaşayan tüm azınlıklara hoşgörülü yaklaşıyor. Sloganları, “Bize zarar vermedikleri sürece, özgürce dinlerini ve kimliklerini yaşayabilirler.” Ülkede Katolik Hıristiyanların gittiği kiliseler, Yahudilerin gittiği Aşkenaz Sinagogu bulunmakta. Hatta Quba kasabasında (Kırmızı Kasaba) Dağ Yahudileri dedikleri bir Yahudi yerleşim yeri bulunmakta. Kasabada iki sinagog, müze ve küçük bir kültür merkezi bulunmakta. Biri Hilaki (Gileki) diğeri ise 1888 yılında Rus yönetimi zamanında inşa edilen Altı Kubbeli Sinagog (Altı Günbez). Bu sinagog, daha sonra halı üretim fabrikasına çevrilmiş. 2000 yılında restore edilip tekrar sinagog haline dönüştürülmüş. Bakü’den iki saat mesafedeki bu kasabaya taksiyle gidebileceğiniz gibi merkezden kalkan otobüslerle de ulaşabilirsiniz. Ülke genel olarak çok temiz. Yerde bırakın çöpü toz bile göremezsiniz. Azerbaycan son zamanlarda turizme çok önem veriyor. Tüm körfez ülkelerinde olduğu gibi bir gün gaz ve petrol biterse ülkeye gelir kaynakları yaratmak amaçlı turizme yönelmişler. Eurovision yarışmasına çok görkemli bir şekilde hazırlanıp tüm dünyanın takdirini aldılar. Turizme katkı sağlamak için Formula 1 yarışlarına ev sahipliği yapıyorlar.

Azerbaycan’da karasal iklim yaşanmakta. Yazları çok sıcak, kışları ise çok soğuk. Bahar aylarında ülkeyi ziyaret etmek en idealidir. Bu kardeş ve dost ülkeye gitmek lazım. Ben programıma aldım.

Bir Tutkudur Seyahat…

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün