Film, Basel´in bir hastanesinin gündelik rutini içinde özverili, çalışkan bir hemşirenin bir günlük mesaisinde yaşadıklarını anlatıyor. Sadece iki hemşire ve bir stajyerin çalıştığı serviste herkesi memnun etmeye çalışan tecrübeli hemşirenin koşuşmasını izlemekten yorgun düşüyoruz. Rolü canlandıran Alman aktris Leonie Benesch´in performansı olağanüstü.
Petra B. Volpe’nin ‘GECE VARDİYASI’ İsviçre’nin Oscar adayı
‘HELDİN’
Yön ve Sen: Petra Biondina Volpe
Gör: Judith Kaufmann
Müz: Emilie Levienaise-Farouch
Kur: Hansjörg Weibrich - Alireza Bayram - Selma Jamal Aldin - Rıdvan Murati - Ali Kandaş - Onur Kurtulmuş - Ayhan Şahin - Lale Yavaş
Senaryosu yönetmen Petra Biondina Volpe tarafından, mesleği hemşirelik olan Madeline Carvelage’in ‘Mesleğimiz Sorun Değil, Koşullar Sorun’ adlı otobiyografik kitabından uyarlanan ‘Gece Vardiyası / Heldin’ bir psikolojik hastane draması. Film, İsviçre’nin en zengin şehri Basel’in bir hastanesinin onkoloji servisindeki rutininde, bir gece hemşiresinin bir günlük mesaisinde yaşadıklarını anlatıyor. Belgesel tadında bir film olan ‘Gece Vardiyası’ hızlı, hatta nefes kesici, akıcı temposuyla, başroldeki Leonie Benesch’in olağanüstü performansıyla, büyüleyici, övgüyü hak eden bir film. Film Floria Lind’in (L. Benesch) hastaneye otobüsle varışından sonra, sadece iki hemşire ve bir stajyerin çalıştığı serviste yatan hastalar arasındaki koşuşturmasına odaklanıyor. Bütün odaları dolaşıp hastalara verilmesi gereken ilaçları götürmek, onların dertlerini, şikâyetlerini dinlemek, çözüm üretmek, hasta yakınlarının çoğu zaman baskıları, hatta hakaretleriyle baş etmek, ilgili doktorlarla temas kurmak, herkesi memnun etmek hemşirenin görevleri arasındadır.
Hemşirenin zamana karşı yarışı
Filmin kapanış jenerik yazılarından, Dünya Sağlık Örgütü’nün dört yıl sonra İsviçre’de 30 bin hemşire açığı olacağını, yaşanacak küresel hemşire kriziyle dünyada 13 milyon hemşire açığı olacağını okuyoruz. Bir hastanenin yönetim kurulunun 33 yıllık üyesi olarak, deneyimimden, yaşadıklarımdan, son yıllarda ülkemizde hemşire eksikliğinin hastanelerin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Sağlık sektörü emekçilerinin değerini bilmeyen, empati yoksunu hasta ve hasta yakınlarının ağır iş yükü altında ezilen sağlık görevlilerinin emeklerine saygı duymamaları kabul edilemez. Filmin 92 dakikalık süresinde ekrandan eksik olmayan Floria’yı gölge gibi kovalayan omuz kamerası, hiç düşmeyen temposu, ağır dramatik atmosferi izleyiciyi soluksuz bırakıyor. Kendi hesabıma bin bir türlü sorunla boğuşan Floria’yı izlerken yorgun, hatta bitkin düştüm.
Kariyerinde sadece dört uzun metrajlı film yönetmesine rağmen Petra Biondina Volpe’ye, temposu hiç düşmeyen dinamik ve mükemmel mizanseniyle, ele aldığı ciddi temaları işlemedeki becerisiyle, oyuncu yönetmedeki başarısıyla hayran kaldım. Mesaisinde sürekli bir koşuşturma içinde izlediğimiz Floria’nın insani tepkileri çok gerçek hissediliyor. Yönetmen Petra Biondina Volpe, Floria’nın yaşadığı stresi daha da görünür kılmada çok başarılı. Genç hemşire özverili, çalışkan, tutkulu, hümanist, fedakâr, şefkatli, vicdanlı, sabırlı, iletişimi güçlü, toleranslı, tecrübeli bir sağlık çalışanıdır. Ancak çıkan aksilikler, bencil hastaların haksız ithamları, yetersiz kadro yüzünden yardım alamamanın sancısı Floria’da fiziksel yorgunluktan başka duygusal bir yıpranmaya da yol açar. Floria’nın her hareketi mükemmeldir, stresli durumlarda bile hastaları için her zaman açık bir kulağı vardır. Ancak, günlük hayatın genellikle öngörülemeyen sert gerçekliliği içinde, işler farklı görülür.
Tüm koşuşturmaya rağmen, Floria ağır hasta bir anneye ve teşhisini acilen bekleyen yaşlı bir adama aynı özenle, rutin bir şekilde bakar. Ancak her yere yetişememekten kaynaklanan ölümcül bir hata yapar; bu onu çöküşün eşiğine getirir. Zamana karşı sinir bozucu bir yarış başlar. Filmi izlerken, İsviçre gibi dünyanın en müreffeh ülkelerin birinde, personel ve kaynak yetersizliği nedeniyle özel bir hastanede yaşanan kaosa şaşırıyorsunuz. Hastanenin günlük rutini içinde, gelen telefonlara cevap verirken her yere yetişmekte zorlanan şefkatli Floria’nın tükenmişliğini, bir hastanın ölümünde pay sahibi olmanın vicdan azabını film izleyiciye geçiriyor. Ancak romanın yazarı Madeline Calvelage son derece insancıl ve iyimser finalde bulduğu formülle meslektaşı hemşireleri kucaklamayı biliyor. Bu formülle ölümcül bir hastalığa yakalandığını ailesine açıklamayan, ancak bitmez tükenmez talepleriyle hastane personelini aşağılamaktan zevk alan bencil milyarder bir hastanın kayıp 40 bin Euro’luk saati üzerinden, izleyicinin ilk kez yüzünü güldürüyor.
Hümanist, şefkatli bir hemşire
Petra Biondina Volpe’nin tempolu, aksiyon tadında hastane draması, görünüşte sadece başkahramanının profesyonel kişiliğini gösteriyor, ancak kendisi de bakıma ihtiyaç duyan kusurlu bir insanı ortaya çıkarıyor. Film, duygusal baskı altında bunalan emektar hastane çalışanlarının, insan ruhuna dokunan, içini acıtan koşuşmasına odaklanıyor. Nefes kesen zamana karşı bir yarışa dönüşen filmde, izleyici Floria’nın gergin dünyasına çekilir; hastane ortamında dikkat ve dayanıklılık adeta bir teste tabi tutulur. Feminist bir yönetmen olan Petra Biondina Volpe’nin bu son filmi, uyarlandığı romanın kahramanı, yönetmeni, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, bestekârı ve başkarakteriyle bir kadın filmi. Dünya prömiyerini 2025 Berlin Film Festivali’nde yapan ‘Gece Vardiyası’ bu yıl Oscar yarışında İsviçre’yi temsil edecek. İsviçre-İtalyan kökenli Volpe 1970 yılında İsviçre’nin Suhr kentinde doğdu. Film eğitimini Almanya’nın Konrad Wolf Akademisi’nde tamamladı. İlk uzun metrajlı filmi ‘Rüyalar Ülkesi’ (2007) idi. Önemli filmi ‘The Divine Order’ (2017) gişe rekorları kırdı, Oscar’da İsviçre adayı seçildi. Ayrıca dünya çapında en başarılı İsviçre filmi olan ‘Heidi’nin (2015) senaryosunu yazdı. Son filmi ‘Gece Vardiyası’ İsviçre’de dört hafta boyunca en çok hasılat getiren film oldu. Volpe New York ve Berlin’de yaşıyor.
Oyuncu kadrosuna gelince, Floria’yı canlandıran 1991 Hamburg doğumlu Alman aktris Leonie Benesch’i Michael Haneke’nin Altın Palmiye Ödüllü ‘Beyaz Bant / Das Weibe Band’ (2009) filminden tanıyoruz. Benesch kariyerinin en başarılı performansını (son Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü kazanan) Türk yönetmen İlker Çatak’ın ‘Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer’ (2015) filminde mücadeleci eğitimci rolünde çıkarmıştı. Benesch ‘5 Eylül / September 5’ (2024) filminde soğukkanlı bir çevirmen rolünü oynamıştı. Film, 1972 Münih Yaz Olimpiyatlarında, Amerikalı bir spor yayın ekibinin, İsrailli sporcuların bir terörist grup tarafından rehin alınmasını canlı yayında gerçekleştirmesini anlatıyor. ‘Gece Vardiyası’ndaki rolüne hazırlanmak için Leonie Benesch’in bir hastanede staj yaptığı biliniyor. Filmde gündüz vardiyasını Floria’ya devreden Doktor Akın, ölen kanser hastası anne ve üç oğlu gibi Türk karakterleri, jenerikten isimlerinin Alireza Bayram, Onur Kurtulmuş, Ali Kandaş, Ayhan Şahin gibi Türk oyuncuların canlandırdığını okuyoruz.