Yanılmıyorsam 1990 yılıydı... İsrail’de faaliyet gösteren, Dr. Gaz Nasi’nin başkanlığını üstlendiği MORİT kuruluşu, geniş çapta bir kongre yapmayı planladı. Ve Türkiye’de kurulu 500. Yıl Vakfı’nın katılımıyla ‘1. Türk Yahudiliği Kongresi’ni düzenledi. Türk Yahudileri ile ilgili bu denli geniş çaplı bir kongreye ilk kez katılıyordum. Resmi Türk heyetinde Prof. İlber Ortaylı, Prof. Mete Tunçay ve Dışışleri Bakanlığı’ndan Büyükelçi Rıza Türmen bulunuyordu. Bir haftaya yakın süren bu kongrede çok değerli tarihçiler ve bilim insanları arasında İlber Hoca’yı da yakından tanıma olanağını buldum. O günden sonra da defalarca, birçok toplantıda, kongrede beraber olma imkanım oldu. Aynı masalarda yemek yedik, iftar sofralarını paylaştık. Bana Ovadya diye seslenirdi. Çok yoğun bir çalışma temposu olmasına rağmen davet edildiği her yere gelmeye çalışırdı. Mart ayında Tarih Atlas ve Şalom Dergi’de yayınladığım Struma ile ilgili araştırmamı, tarihe ışık tutacak haberi yayınlamadan önce, geçtiğimiz kasım ayının son günlerinde, hocamızın dostu Elda ile birlikte ofisinde kendisine araştırmamı okudum. Bana mutlaka yayınlanması gerektiğini söyledi. Tarih Atlas ve Cem Fakir’i de kendisi önerdi.
Birkaç ay önce Yeniköy’deki Rum Ortodoks Kilisesi’nde İzzet Keribar Abimin bir fotoğraf sergisi vardı; katılanlar arasında İlber Hoca da vardı. Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul kampüsünde düzenlenen bir sempozyumda konuşmacılardan biri de bendim. Hiç üşenmeden İlber Hocam o gün konuşmaya geldi. Biraz da organizasyonun yetersizliğinden salonu da zor bulduğu için de geç kaldı. Mütevazılığı ile, hiç söylenmeden konuşmaya katıldı. Katılımıyla da toplantıya ayrı bir renk kattı. Kendisini Balat sinagoglarına davet ettiğimizde de kendisiyle her konuda sohbet etme olanağını buldum.

Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsünde düzenlenen bir sempozyumda, Elda Sasun, İlber Hoca, Silvyo Ovadya ve Türk Musevileri Müzesi Müdiresi Nisya Allovi
Yazları Anadolu Kulübü Büyükada tesislerinde yapılan kültürel faaliyetlerin birinde -sezonun flaş faaliyeti- İlber Hoca’yı davet etme olanağını bulmuştuk. Konuşması da büyük ilgi görmüştü.
İlber Hoca çoğu konuda çok geniş bir bilgiye sahipti. Ve tarihi asık suratından kurtararak aktarmaya çalışırdı. Lise talebelerinin önemli bir çoğunluğu tarih derslerinden pek haz almaz. Sebep bence tarihe olan ilgisizlik değil, konuların ders kitaplarındaki asık yüzlü anlatımı ve çoğu hocanın talebeleri ilgi alanına çekemeyerek şekilde dersi anlatmalarından kaynaklanmaktadır. Tüm konular mutlaka ki herkesi ilgilendirmez ancak her talebenin ilgileneceği konular vardır.
İlber Hocam söyleşileri ve anlatılarıyla kişilerin tarihe ilgilerini artırmayı önemli bir şekilde başarmıştı.
Henüz cenaze töreni gerçekleşmeden gerek sosyal medyada gerek bazı sitelerde yıllar önce aleyhinde yazılmış yazılar gündeme getirilmeye çalışılmakta. Bence bunlar yakışıksız yaklaşımlar.
Ayrıca bazıları da neredeyse İlber Hoca’yı Yahudi karşıtı olarak damgalamaya çalışmakta. Nedeni de erken Cumhuriyet yıllarındaki Yahudi karşıtı olaylara göstermiş olduğu yaklaşım ya da Elza Niyego olayındaki kahramanın adını tam hatırlamamış olması…
İlber Hoca ile 40 yıla yakın bir tanışıklığım, ilişkim, dostluğum olmuştur ve kendisi “Yahudi Dostu” olarak tanımlıyorum. Hocam bana başka, başkasına farklı şekilde konuşan bir kişilik asla değildi.
Galatasaray Üniversitesi’ndeki törene katılarak kendisine son görevimi de yapmış sayacağım.
İlber Hocam toprağın bol, mekanın cennet olsun.