İran ve ABD, bir yandan müzakere masasında görüşmeleri sürdürürken, bir yandan da olası savaş için hazırlıklar yapıyor.
ABD ve İran, bu hafta, üçüncü tur görüşmeler için masaya oturmaya hazırlanıyor. Müzakerelerin ana gündem maddelerinden birini İran'ın 300 kilogramlık yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoku oluşturuyor. ABD bu stokun ülke dışına çıkarılmasını ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen sonlandırmasını istiyor ancak İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu seyrelterek ülkede tutmayı hedeflediği yabancı medya kaynaklarına yansıyor.
Gündem: Uranyum zenginleştirme
Yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş uranyumun nükleer bomba üretimine giden yolda en önemli adım olması, bu konuyu iki ülke arasındaki anlaşmazlığın en önemli maddesi haline getiriyor.
İran, uranyumu kendi ihtiyaçları için sivil alanlarda kullanacağını savunurken, Batı dünyası bu iddiayı inandırıcı bulmuyor.
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff bir röportajda ABD Başkanı'nın, damadı Jared Kushner'la kendisine bazı talimatlar verdiğini belirtti. “Bazı kırmızı çizgiler var. Zenginleştirme olmayacak. Malzemeleri geri almamız gerek” diyen Witkoff, İran'ın uranyumu sivil alanda kullanma iddiasını gerçekçi bulmadıklarını söyleyerek "Nükleer silah yapımına yetecek düzeyde malzemeye ulaşmaları muhtemelen bir hafta sürer ve bu çok tehlikeli. Buna izin veremeyiz" dedi.
İran tarafından sızan bilgilerde ise Tahran yönetiminin, en yüksek düzeydeki zenginleştirilmiş uranyumunun yarısını yurt dışına göndermeyi, geri kalanını da seyrelterek etkinliğini azaltmayı ve bölgede bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumunun oluşturulmasında rol almayı ciddi şekilde değerlendireceği belirtildi. İran'ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma kapsamında ABD'nin İran'ın "barışçıl nükleer zenginleştirme" hakkını tanıması karşılığında atacağını belirtildi.
6 Şubat'ta Umman'da bir kez daha başlatılan müzakerelerin ikinci turuysa 18 Şubat'ta İsviçre Cenevre’de gerçekleştirilmişti. Tarafların bu hafta da Cenevre’de bir araya gelmesi bekleniyor.
Bölgede askeri yığınak artıyor
Diğer taraftan, ABD bölgedeki askeri gücünü arttırıyor. Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor. ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.
Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.
Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi vatandaşlarına ‘acil ülkeyi terk etme’ çağrısı yaptı. Bu hafta başında benzer bir uyarıyı Hindistan da yaptı. İran’da çoğu öğrenci olmak üzere 10 bin kadar Hintlinin bulunduğu belirtiliyor. Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanlığı, İran ile artan gerilim nedeniyle 'gerekli olmayan diplomatların ve aile üyelerinin' Lübnan'dan ayrılmasını emretti.
İran'la Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa'yla Almanya arasında Temmuz 2015'te Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) imzalanmıştı. Uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında Tahran'ın nükleer faaliyetlerinin denetim altına alındığı anlaşma Ocak 2016'da yürürlüğe girmiş, İran da uluslararası yaptırımlardan kısmen kurtulmuştu.
Ancak Trump'ın 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilerek İran'a yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla Tahran yönetimi, kademeli olarak hem zenginleştirilmiş uranyum stokunu artırmış hem yüksek düzeyde uranyum zenginleştirmeye başlamıştı.
İkinci Trump dönemiyle birlikte Tahran'la Washington arasında yeniden başlayan nükleer görüşmeler, Haziran 2025'te İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları sonrasında kesintiye uğramıştı.