Mişle, Tanah´ın Ketuvim (yazılar) bölümünde yer alan ve geleneğe göre Kral Şlomo´ya atfedilen bir hikmet kitabıdır. Adı ´Benzetmeler, Meseller, Özdeyişler´ anlamına gelir.
Kitap, hayatın dağınık gürültüsü içinde insanı, ölçüye, dengeye ve ahlaki berraklığa çağırır. Mişle kitabı Tanah'ın (İbrani kutsal tarihinin) en çok alıntılanan kitaplarından biridir. Tanah'ın Ketuvim (yazılar) bölümünün ikinci kitabı olan Özdeyişler, hayatınızı ve ilişkilerinizi ahlak, kişisel sorumluluk ve Tevrat'ın değerleri etrafında şekillendirmenin önemine dair bilgelik içeren satırlarla doludur. Bize “Gurur düşüşten önce gelir” (Özdeyişler 16:18) ve “Azarı esirgeme, çocuğu şımartma” (13:24) gibi popüler kültüre yerleşmiş unutulmaz özdeyişler sunar. Ayrıca “Tembeller karıncaya git, onun yöntemlerini incele ve öğren” gibi renkli öğütler de içeriyor (6:6). Ve en çok tekrarlanan nakarat “Rab korkusu, bilginin başlangıcıdır” (1:7).
Yahudi geleneği, Şlomo'nun Özdeyişleri (Mişle) kitabını yazdığını öğretir, ancak modern bilginler kitabın gerçek tamamlanma tarihinin Şlomo'nun gerçek hükümdarlığından çok sonrasına yerleştirirler. Kitabı kimin yazdığı ve derlediği kesin olmasa da, yaşam, aşk, ebeveynlik, zorlu durumlarla başa çıkma, iyi bir insan olma ve daha birçok konuda pratik bir rehber kaynağı olmaya devam etmektedir.
Temel Tema: Hikmet (Hohma)
Mişle'de hikmet yalnızca bilgi değildir, nasıl yaşanacağını bilme sanatıdır. En ünlü ayet bu çerçeveyi kurar.
“Tanrı korkusu hikmetin başlangıcıdır.”
Buradaki 'korku', ürperti değil, etik sorumluluk, farkındalık ve haddini bilme halidir.
İçerik ve yapı
Kitap, farklı dönemlerde derlenmiş kısa ve yoğun sözlerden oluşur. Bu sözlerin içeriği şöyledir:
Doğru-yanlış karşıtlığı, bilge-ahmak tipolojisi, sözün gücü- (dil yaralar, dil iyileştirir), çalışkanlık-tembellik, adalet, ölçülülük, sabır, zenginlik ve yoksulluk üzerine ahlaki uyarılar…
Birçok özdeyiş iki satırlıdır, biri durumu kurar, diğeri tersini ya da sonucunu gösterir. Bu yapı metni neredeyse iç monolog gibi okutur.
Edebi ve felsefi ton
Mişle ne peygamberce bir coşkuya sahiptir ne de dramatik bir anlatıya. Daha çok yaş almış bir bilincin fısıltısı gibidir.
Modern okur için şaşırtıcı derecede günceldir, insan zaafları, güç arzusu, kibir, dilin hoyratlığı… Hiç değişmez.

Şlomo figürü
Kral Şlomo Tevrat geleneğinde bilgeliğin simgesidir. Mişle, onun siyasal gücünden çok iç düzenini yüceltir. Tahta oturan bir kraldan ziyade insanı kendine diz çöktüren bir bilge konuşur.
Kısa bir okuma anahtarı
Mişle baştan sona ‘hikâye’ gibi okunmaz. Aksine, rastgele açılıp bir ayetle durulacak bir metindir. Her cümle okuyanın hayatına göre yeniden anlam kazanır.
On Özdeyiş
1- “Tanrı korkusu hikmetin başlangıcıdır” (1:7).
Bu söz bilginin değil sınır bilincinin önemini vurgular. İnsan her şeyi yapabileceğini sandığı anda körleşir. Hikmet, gücün değil, ölçünün nerede duracağını bilmektir.
2- “Yumuşak söz öfkeyi yatıştırır, sert söz gazabı arttırır” (15:1).
Söz, bir silah da olabilir, bir merhem de. Mişle’ye göre asıl güç haklı çıkmak değil yarayı derinleştirmemektir. Dil, insanın en tehlikeli özgürlüğüdür.
3- “Bilgenin yüreği bilgi arar, ahmağın ağzı saçmalıkla beslenir” (15.14).
Bilge konuşmak için değil anlamak için susar. Ahmak ise sessizlikten korkar, boşluğu gürültü ile doldurur. Bu ayet, iç disiplinin portresidir.
4- “Gurur yıkımdan önce, kibir düşüşten önce gelir” (16:18).
Felaket, genellikle bir anda gelmez. Önce insan kendini ölçüsüzce büyütür. Mişle burada trajedinin psikolojisini anlatır. Düşüş, zihinde başlar.
5- “Acelecinin yolları yoksulluğa, sabırlınınki bolluğa çıkar” (21:5).
Bu yalnızca maddi bir uyarı değildir. Acele eden insan hayatı sindiremez. Sabır ise zamana güvenmektir. Mişle'de bolluk, paradan çok içsel doygunluktur.
6- “Sözü çok olan günahı eksik etmez. Dilini tutan bilgedir” (10:19).
Konuşmak çoğu zaman düşünmekten kolaydır. Bu ayet suskunluğu erdemle ilişkilendirir. Çünkü her söz geri dönüşsüz bir iz bırakır.
7- “Kendi yolunu doğru sanan çoktur, ama yolları tartan Tanrı'dır” (16:2).
İnsan kendine karşı kördür. Niyetlerimizi temize çekeriz, sonuçları başkalarına bırakırız. Mişle, ahlaki öz eleştirinin eksikliğine dikkat çeker.
8- “Zenginlik öfke gününde fayda etmez, doğruluk ise ölümü bile savar” (11:4).
Paranın gücü sınırlıdır. Kriz anında insanı kurtaran şey, biriktirdikleri değil kim olduğudur. Bu ayet, değerler hiyerarşisini tersine çevirir.
9- “Komşunu boş yere tanıklıkla incitme” (24:28).
Sosyal düzenin temeli güvendir. Bir insanın itibarını zedelemek, bedenini yaralamaktan daha kalıcıdır. Mişle, adaletin sessiz biçimlerini hatırlatır.
10- “İnsanın ruhu Tanrı'nın kandilidir, içinin derinliklerini aydınlatır” (20:27).
Bu belki de en şiirsel özdeyişlerden biridir. İnsan vicdanı, dış yasadan önce gelir. Mişle'ye göre ahlak, içerden yanar. Zorla dayatılamaz.
Bu 10 özdeyiş bir araya geldiğinde, karşımıza kusursuz bir insan değil, kendini denetlemeye çalışan kırılgan bir insan modeli çıkar.
Modern insanın yalnızlığı
Modern insanın yalnızlığı Mişle'de adı konmamış ama her satırda sezilen bir durumdur. Bugünün insanı kalabalıklar içinde yaşar, ama iç dünyasında çoğu zaman tek başınadır. Bu yalnızlık, mekânsal değil anlamsal bir yalnızlıktır.
Mişle'nin bilgesi, tam da bu yüzden konuşurken temkinlidir. Çünkü modern insan gibi o da şunu bilir. Çok söz çok temas demek değildir. Sosyal ağlar, toplantılar, ekranlar… Hepsi iletişimi arttırır ama yakınlığı çoğaltmaz. “Sözü çok olan, günahı eksik etmez” derken Mişle, bu günün bitmeyen bildirimlerine sanki yüzyıllar öncesinden cevap verir.
Modern yalnızlık, insanın kendisiyle baş başa kalamamasıyla başlar. Sürekli meşguliyet içe bakmayı erteler. Mişle'nin sabır vurgusu bu yüzden önemlidir. Acele eden insan yalnız kalmaktan korkar, boşlukta kendisiyle karşılaşacağını bilir. Oysa bilge için yalnızlık bir eksiklik değil, ayıklama alanıdır.
Gurur ve kibir, modern yalnızlığın gizli mimarlarıdır. “Gurur yıkımdan önce gelir” sözü, bugün başarı kültürü ile daha da sertleşir. Herkes güçlü görünmeye çalışırken, kırılganlık saklanır. Sonuçta insan, anlaşılmaktan çok seyredilen bir varlığa dönüşür. Bu da yalnızlığı derinleştirir.
Mişle'de bilgelik insanın kendini mutlak doğru sanmamasıdır. “Kendi yolunu doğru sanan çoktur” cümlesi, yankı odalarında yaşayan modern insanı anlatır. Kendi sesimizi duymaktan başkasına kulak veremez hale geldiğimizde, yalnızlık bir kader olur.
En çarpıcı nokta şudur. Mişle yalnızlığa bir çözüm olarak kalabalıkları önermez. Ne cemaat, ne güç, ne zenginlik… Çözüm, içsel bir düzendir. İnsanın ruhu bir kandil gibidir, içini aydınlatabildiği ölçüde başkasıyla sahici bağ kurabilir.
Modern insanın yalnızlığı sevilmemekten değil, kendini taşıyamamaktan doğar. Mişle, bunu bir ahlak dersiyle değil sakin bir bilgelikle söyler. Önce içini dinle. Çünkü insan, en çok kendini kaybettiğinde yalnız kalır.