Acıyı sanata dönüştüren ve özgürlüğe giden yolu açan bir çalışma “PA! / BABA!”

Erdoğan MİTRANİ Sanat
18 Şubat 2026 Çarşamba

1984 São Paulo doğumlu Portekiz-İtalyan kökenli Brezilyalı oyuncu, yönetmen, yapımcı, dansçı, şarkıcı, gazeteci Guilherme Carvalho Logullo çok yönlü bir sanatçı. Sahne etkinliklerinin paralelinde, misyonu insancıllığa dayalı barışçıl bir toplum inşa etmeye katkıda bulunmak ve her insanın içsel potansiyelini geliştiren bilinçli eylemleri teşvik etmek olan Brazil Soka Gakkai International adlı sivil toplum kuruluşunda gönüllü gençlik lideri...

11 yaşında dansçı, 12 yaşında palyaço olarak başladığı kariyerini 2002’de tiyatroya, 2003’te müzikallere taşımış. 2006’da müzikal tiyatro alanında uzmanlaşmak üzere burslu gittiği Londra’da Royal Opera House’daki ünlü yapımların kadrosuna katılmış. Sahne aldığı, uluslararası beğeni toplayan ‘Tosca’ DVD'ye kaydedilmiş; ‘La Traviata’ ile Japonya’ya turneye çıkmış. Brezilya'ya döndüğünde müzikal ve tiyatrolarda başrollere çıkmış, dizilerde oynamış.

Guilherme Logullo, çocukluğunda baba figürleri tarafından maruz kaldığı istismara ışık tutan, samimi, otobiyografik ilk solo tiyatro oyunu ‘PA!’yı 2025’te São Paulo’da sahneye koymuş. Acı ile sanat arasındaki sınırda inşa edilmiş, sahnede duygusal olarak soyunan oyuncunun kişisel öyküsünü bir direniş ve iyileşme manifestosuna dönüştürdüğü bir performans tasarlamış; sahnelemek için New York tiyatrosunun dikkat çeken yeni isimlerinden Ermeni sanatçı Arthur Makaryan'ı davet etmiş.

Juilliard'dan yönetmenlik bursu alan, Columbia ve Sorbonne üniversitelerinden yönetmenlik yüksek lisansına sahip, New York merkezli Arté Makar Productions'ın kurucusu, yönetmeni ve yapımcısı Ermenistan doğumlu Arthur Makaryan, Polonya'da Grotowski Enstitüsü, Japonya'da Suzuki Şirketi, Fransa’da Théâtre de l'Opprimé gibi ünlü tiyatro okullarında eğitim almış ve oyunculuk yapmış.

On yıldır New York’ta göreceli olarak büyük projeler üzerinde çalışan Makaryan, Logullo’nun önerisini, yaratıcılığını daha kişisel, daha derin ve düşünceli biçimde yönlendirmek için fırsat olarak görerek daveti kabul etmiş. Guilherme ve Arthur, Rio’daki bir aylık sanatçı ikamet programında projenin metnini ve dramaturgisini birlikte oluşturmuşlar.

Nisan 2025’te Rio de Janeiro’da prömiyer yapan ‘PA!’yı Arthur Makaryan yönetmiş, solo performansı Guilherme Logullo üstlenmiş. Logullo’nun yapım yönetmenliğini ve hareket tasarımını da üstlendiği oyunun sahne tasarımı Marieta Spada'ya, kostüm tasarımı Karen Brusttolin'e, aydınlatma tasarımı Paulo Denizot'a, orijinal müzik João Paulo Mendonça'ya ait. Yapımcı Luar de Abril.

Sevgili arkadaşım Handan Salta, Mısır’daki bir tiyatro showcase’i sırasında Makaryan’la tanışmış; Ermenistan, Rusya, Moldova, Fransa ve ABD’de turneye çıkan ‘Hamlet Machine’ yorumunu izlemiş; atölyesine katılmış; kişiliğinden ve yaptığı işlerden etkilenmiş. Rio ile São Paulo’da sahnelenmeyi sürdüren ‘PA!’nın hâlen uluslararası bir turnede olduğunu öğrenince gösterinin İstanbul’a gelmesi için epey çaba göstermiş; CAS da sıcak bakınca 6 Şubat Erivan ve 11-13 Şubat Paris gösterilerinin arasında ‘PA!’ 8 Şubat’ta İstanbul Cihangir Atölye Sahnesi’ne misafir olmuş.

CAS ailesinin nazik daveti ve sevgi dolu gayretiyle, kırık bir dizin nekahet sürecinde olmama karşın, bu çok özel ve güzel gösteriyi izleme şansım oldu.

Geleneksel tiyatro kurallarına meydan okuyan, samimi anıları, absürt tiyatro, Butoh dansı ve otobiyografik kurgu unsurlarıyla birleştiren bu güçlü, duyarlı ve sanatsal açıdan kışkırtıcı gösteri gerek değindiği konu gerekse müthiş sağlam metniyle o derece etkileyici ki, paylaşırken spoiler vermekten de, metni alıntılamaktan da çekinmedim.

‘PA!’, birkaç dekor elemanının yer aldığı yarı boş bir sahnede, ortadaki iskemlede oturan adamın, psikiyatrist olarak gördüğü seyircilerle yaptığı bir terapi seansı biçiminde gelişiyor. Oğul önce, alkolik, haşin, dayakçı babasının annesine uyguladığı fiziksel şiddeti ve anne bunu kabullenerek çocuklarını teskin ettiği için onların giderek durumu neredeyse doğal karşıladıklarını anlatıyor. Oyuncunun hem kendisini / oğlu, hem dövülen, tecavüze uğrayan, ya da çocuğunu aldıran / düşüren annesini, hem istismarcı babasını canlandırdığı bu anekdotlar kolajı, bir yapboz ya da yama işi gibi kopuk kopuk açılıyor ve giderek trajik bir bütünlüğe erişiyor. Bir ara oğul, içindeki acıyı baskılayarak, hiç sesini yükseltmeden, seyircinin gözünün içine bakıyor ve konuşuyor: “Benim adım Guilherme. Bana zarar veren adam babamdı. O da Guilherme'ydi. Şimdi ölü. Bana bu konuda konuşmamam söylendi. Avukat tarafından değil. Terapist tarafından değil. Ama büyüdüğüm evdeki hava tarafından.

Şöyle diyordu: Şşş… Uslu olmaya devam et. Sessiz kal. Kimse bunu duymak istemez.

Ben de yıllarca öyle yaptım. Kendimi insanların kolayca yutabileceği bir hikâyeye dönüştürdüm. Ama sessizlik beni kurtarmadı. Aksine daha sesli hale getirdi. Ve işte buradayız. Adını açıkça koyalım: Babam beni istismar etti. Aklınıza gelen şekilde de, gelmeyen şekilde de. Bedenimi bana ait olmayan bir şeye dönüştürdü.”

 

Çocukluğunda maruz kaldığı istismarın bıraktığı derin yaralarla yüzleşmeye artık hazır olduğunun bilinciyle, anılarla dolu ortamda zulüm, kontrolcü ve/veya geçici şefkat jestleriyle dolu bir yolculuğa çıkıyor, şiddet, ritüeller, utanç ve sessizlik anlarını yeniden yaşıyor.

Anlatan, acı çeken, tecavüze uğrayan, çırpınan, dans eden, şarkı söyleyen Logullo tüm kişileri canlandırdığı bu yolculuğu benzersiz bir disiplinler arası performans olarak yansıtıyor.

Yolculuğun sonlarına doğru, Marilyn Monroe’nun ‘Let’s Make Love’ filmindeki ünlü ‘My Heart Belongs to Daddy’ şarkısını söylemeye başlıyor. Cole Porter’in şarkısı, kalbi babacığına ait olduğu için, oğlanlarla oynaşmaya pek yanaşmayan bir kızdan söz eder.

Cinsel tonlamaları şaşırtıcı ve rahatsız edici olan şarkı ‘PA!’da tokat gibi çarpıcı ürkünç bir boyut kazanıyor.

Arcanjo ödüllerinin ‘En İyi Solo Performans’ ve Brezilya Tiyatro Sanatları Akademisinin ‘En Başarılı Erkek Oyuncu’ ödüllerinin sahibi Guilherme Logullo sahnede öylesine etkileyici ki, oyunu Portekizce ve Türkçe üst yazılı izlediğimde, onun en ufak bir jestini veya bir mimiğini kaçırmamak için kimi zaman okumayı bırakıp tamamen gösteriye odaklandım.

Genellikle sessiz geçilen ve susturulan soruna yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlayan Logullo susmaya ve sessizliğe meydan okuyor, acılı duyguları; güzellik ve umut dolu anlarla harmanlıyor. Deneyimleri ortaya koymanın ve paylaşmanın ötesine geçerek açık bir diyalog başlatmayı, değişimi tetiklemeyi ve öğrenmeyi öneriyor; mağdurları hikâyelerini paylaşmaları ve destek bulmaları için cesaretlendiriyor.

“Çocuk istismarı her zaman görünür izler bırakmaz. Ama her zaman bedeni yeniden yazar. Ve eğer biz gerçeği söylemezsek, aynı hikâye sürekli başka birinde yazılır.

Bu sadece benim hikâyem değil. Bu, milyonlarca çocuğun hikâyesi - her ülkede, her sınıfta, her toplulukta - henüz adını koyamadıkları bir şeyin içinden geçenlerin hikâyesi. Bu yüzden bugün şunları söylüyorum:

Utançlarını silaha dönüştüren tüm babalara: Sizi görüyoruz.

Okumayı öğrenmeden önce irkilmeyi öğrenen her çocuğa: Size inanıyoruz.

Ve kendime, eskiden olduğum çocuğa, şimdi olduğum adama:

Hayal bile edilemeyecek bir şeyi atlattın.

Ve sen sadece hayatta kalmakla kalmadın. Dönüşüm geçirdin.

Bu, şiddetin, inkârın ve utancın mirası için düzenlenen bir cenaze törenidir. Onun adını bin farklı sesle söyledim. Ve şimdi ben kendiminkini söylüyorum. Ben geçmişim değilim. Ben acım değilim. Ben onun yaptıklarından ya da yapmadıklarından ibaret değilim; ben dönüşüyorum. Senin için değil. Adalet için değil. Benim için. Hava için. Göğsümdeki yeniden nefes almak isteyen o boşluk için.”

Sezonun en heyecan verici tiyatro olaylarından birini yaşatmaya önayak olan Handan’a, CAS’a ve tabii ki oyun sorası uzun uzun sohbet edip arkadaş olarak vedalaştığımız Guilherme ile Arthur’a sonsuz teşekkürler.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün