Yetmişli yılların feminist çağdaş sanatçısı Judy Chicago´nun Dinner Party isimli çalışması, ilk ikonik feminist sanat eseri olarak kabul edilen eserdir.
Raşel Rakella Asal
Orta Çağ’da kadının ikinci konuma itilmiş olmasında kilisenin çok güçlü ve toplumsal yaşamı şekillendirmiş olmasının rolü büyüktü. Sanatın başlangıcı olarak kabul edilen Rönesans sanatı, sadece erkeklerin egemenliğinde olan bir uğraştı. Kadın, ancak bir ressamın kızı veya eşi ise resim yapabiliyordu. 19. yüzyıla gelene kadar birçok kadın sanatçı, istisnasız olarak sanatçıların kızları, eşleri ya da kardeşleriydi. Bu kadınlar atölyede ancak babalarına veya eşlerine yardım etmek için bulunabiliyorlardı. Hatta birçok kadın ressam eserlerini babalarının ya da eşlerinin ismiyle imzalayabiliyor, kimliklerini saklamak zorunda kalıyorlardı.
Kadınların erkeklerle eşit oldukları fikri, ilk olarak Fransız Devrimi (1789-1799) döneminde dile getirilir. Tarih boyunca kadınların ezilmişliğine karşı ilk eserler kaleme alınır; yavaş yavaş kadınların eğitimine, seçme ve seçilme hakkına dair ciddi bir altyapı oluşmaya başlar. Feminizm üzerine yazılan ilk önemli eser Mary Wollstoncraft’ın 18. yüzyılda yazdığı ‘Kadın Haklarının Savunusu’ adlı kitabıdır. Olympe de Gouges ise kadın hakları üzerine ilk teorik çalışmaları yapan başka bir isimdir. ‘Kadın ve Kadın Vatandaş Hakları Bildirgesi’ adlı kitabında, “Kadına giyotine gitme hakkı tanınıyor öyleyse kadının kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır” diye seslenir.

Feminist mücadelenin öncüsü
Kadının varlığının erkeğe göre şekillenmesine karşı çıkan Simon de Beauvoir, 1960’lardan itibaren ciddi ölçüde gelişme kaydeden feminist mücadelenin öncüsü olur. Onun kapsamlı çalışması, Türkiye’de Payel Yayınları tarafından 1970 yılında, ‘Kadın’ adıyla üç cilt olarak yayınlanır. Yapıt, bu konuda o güne kadarki en büyük katkı olur. Çağlar boyunca kadının durumu, yapıtın odak noktasını oluşturur.
Linda Nochlin’in, 1971’de Art News dergisindeki ‘Neden Büyük Kadın Sanatçılar Yok?’ başlıklı makalesi çok büyük tartışmalara yol açar. Daha önce sanat tarihinde sorulmamış bir soruyu gündeme getirmiş olur. ‘Dahi’ ve ‘üstün yetenekli’ gibi kavramlar sadece erkeklere yakıştırılıyordu. Kadınlarsa sanatlarını kanıtlamak için erkeklere oranla daha fazla çaba göstermek durumundaydı. Bu soruda 1970’li yıllara damgasını vuran kadın hareketlerinin de elbet rolü büyüktü. Yetmişli yılların feminist çağdaş sanatçısı Judy Chicago, bugün Brooklyn Müzesi’ndeki Feminist Sanat Merkezi’nde daimî olarak sergilenen ve ilk ikonik feminist sanat eseri olarak kabul edilen Dinner Party isimli çalışmasıyla bu soruya cevap verir. Çağlar boyunca erkekler için yemek masası hazırlamak zorunda kalan kadınlar için bir akşam yemeği partisi verecek ve bu törensel yemeğin onur konukları, başarıları görmezden gelinen kadınlar olacaktı. Bu görkemli çalışma böyle ortaya çıkar.
Yapımı beş yıl süren (1974-1979) bu çalışma o kadar ses getirir ki, üç aylık sergilenme süresinde yüz binden fazla ziyaretçi tarafından izlenir. Enstalasyon daha sonra altı ülke ve on beş şehirde daha sergilenir ve bir milyondan fazla sanatseverle buluşur. Eser, Newsweek dergisi tarafından bin yılın en fazla ses getiren on çalışması içerisinde gösterilir.
Eser, eşkenar üçgen biçiminde Miras Zemini olarak adlandırılan seramik bir zeminden oluşan bir yemek masasıdır. Üzerinde 999 kadının sembolik imzaları bulunur. Bu eşkenar üçgen masanın her bir kenarında 13 kadın için bir yer ayrılıdır. Her kadın için yaldızlı şarap kadehi, bıçak, kaşık, çatal, porselen tabak ve nakışlarla süslenmiş bir örtüden oluşan özel bir yemek takımı bulunur. Masanın birinci kanadında Toprak Ana, mitolojide üretkenlik, hamilelik ve doğumla ilişkilendirilen Bereket tanrıçası, Babillilerin üretkenlik tanrıçası İshtar, Hinduların sonsuz enerji tanrıçası Kali, Bilgelik tanrıçası Sophia, Amazonlar, Asur generali Holofernes’in kafasını keserek İsraillileri kurtaran Judith, Yunan şair Sappho gibi kadınlar yer alır.
Masanın ikinci kanadında, Bizans İmparatoru 1. Justinian’ın karısı Theodora (500–548), oyun yazarı ve şair Hrosvitha, İtalyan bir kadın hekim Trotula Salerno, Aslan Yürekli Richard’ın annesi Aquitaine’lı Eleanor, şair, yazar, besteci başrahibe Azize Hildegard, cadılıkla suçlanan, kırbaçlanarak ve yakılarak öldürülen İrlandalı Petronilla de Meath, İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth (1533–1603) ve Artemisai Gentileschi (1593–1655) yer alır.
Masanın üçüncü kanadında bulunan kadınlardan bazıları: 19. yüzyıl kadın hakları hareketinin Amerika’daki önde gelen liderlerinden Susan B. Anthony (1820–1906), ABD’de ilk kadın doktor Elizabeth Blackwell (1821–1910), Amerikalı şair Emily Dickinson (1830-1886), kadınlara oy hakkı tanınmasında liderlik yapmış Ethel Smyth (1858-1966), Margaret Sanger (1879–1966), Amerikalı seks eğitimcisi, doğum kontrol aktivisti ve Amerikan Doğum Kontrol Ligi’nin kurucusu, oyun yazarı, şair ve romancı Natalie Barney (1876–1972), 20. yüzyılın önde gelen modernist yazarlarından İngiliz deneme, roman, kısa öykü yazarı Virginia Woolf (1882–1941); modern Amerikan sanatının gelişiminde rolü olan, sanatta bir kadın formu, kadın dili oluşturmanın öncüsü olarak kabul edilen Georgia O’Keeffe’dir (1887–1986). Eser, medeniyet boyunca kadın mücadelesinin bir özeti niteliğindedir.
Judy Chicago ve feminist kadın sanatçılar, kadının ataerkil paydada buluşan binlerce yıllık düşünsel gelenek, dil ve dinler tarafından kuşatılmış olduğu düşüncesi ile eser üretmişler, toplumda bir bilinç yaratmaya çalışmışlardır. Sanat, bu kadın sanatçılar için kendilerini olumlama ve kendilerini gösterme alanı olur.
Feminizm, tüm kadınları bütünsel bir ezilmişlikle birleştirir ve her kadını kapsar. Feministler, yalnızca Batı kültürünün tümünü değil, kültürün kendisinin örgütlenme biçimini ve bunun da ötesinde doğadaki düzeni sorgularlar. Feminist bilinç, kadın haklarına saygı duyulmasını isteyen, kadının yaşamına değerini veren bir bakıştır. Kadın sanatçılar artık erkek söyleminin onlara biçtiği formların sorunlarını özgürce ve tartışmaya açık bir alanda sergileme fırsatı yakalamış olurlar. Ancak kadının sanatta görünürlük kazanmasıyla zayıf kadın figürü yıkılacaktır. Güçlü bir sanatçı kimliğiyle ortaya çıkan kadın sanatçılar, ataerkil dil ve söylemin içinden bir sanat dili bulabilmeyi, kadınlık kimliğini inşa etmeyi hedeflerler. Bu sanatsal bir sıçramadır. Eski olandan, bilinenden bir kopuştur. Çünkü hemen her sanat dalında olduğu gibi ifade ediş ya da yaratışta eski söylemin artık yetmediği bir noktada, bir bırakış ve yeniden buluşla öyle bir duruma yükselir ki, işte asıl yenilik burada belirir. Çünkü hayat durmaz, zaman durmaz, sanat hiç durmaz.
Kaynakça
Canan İpek, Feminist hareketin 1960 sonrası sanat üretimine etkisi, internet
Fatmagül Ökten Mert, 17. yüzyılda Roma'da bir kadın ressam: Artemisia Gentileschi, internet
İnan Keser, Nimet Keser, Kadın tarihi için bir anıt: Akşam Yemeği Partisi, Humanitas Dergisi, Bahar sayısı, no 5, 2015
Zeynep Bengü, 17. yüzyıl Barok resmin öncü ressamı – Artemisia Gentileschi, internet
https://kadngazetesi2016.wordpress.com/2017/05/09/judy-chicagoaksam-yemegi-partisi/