Mylène Farmer şarkısı. Bu aralar kahvecilerde, büfelerde after party setlerinde “Sarà perché ti amo” gibi çok popüler. 1991 çıkışlı şarkı. Ama işte o 90´lar yok mu? Duygu, nota, mesaj ne ararsan onlarda var. Şimdi bakıyorsun mesela Super Bowl konserine, şov dışında bir şey yok. Amerika kıtasındaki ülkelerin ismini sayıp, bayrak sallamak müzik olarak kabul görüyorsa diyecek bir şey zaten yok. Ama esas sorun Grönland´ı saymadı ülkeler arasında ya şarkıcı, Trump buna biraz kızabilir.
Les Misérables
İşte konumuz bu. Mutsuz bir nesli anlatan bir şarkıydı Mylène Farmer’ınki. Kelimeler yetersiz ve kırılmış, kaos her yerde ve jenerasyonun kendini bulma arayışına yardımcı olacak bir ruh arayışını anlatıyordu dizelerde. Klipi ise Charles Dickens Oliver Twist romanından esinlenme. Bir toplama kampında çekilmesi ve klipinde Jeanne d’Arc gibi savaşçı bir rolde, sonunda ise büyük göçü andırır gibi benzerliklerin yer almasının dışında, yanındaki küçük çocuğun Sefiller’deki Gavroche gibi barikatlara doğru koşması, dönemin Fransa’sında öğrencilerin Mitterand’ı protesto etmesi ile ilgili olup olmadığı sorusuna “alakası yok” demişti.
Fakat sahnenin Louvre Müzesi’ndeki Eugène Delacroix “La Liberté guidant le peuple” tablosuna benzerliği dikkat çekicidir. Louvre ziyaretinde bulunup da Victor Hugo Sefiller okumuş ve Aydınlanma Çağı yazarlarını hatim etmiş kişilerin saatlerce seyrettiği tablo Mona Lisa değildir. Bilenler bilir, Delacroix tablosudur. Tabloda sağdaki çocuğun hatta Hugo’ya Gavroche karakteri için ilham verdiği söylenir. Gerçi La Joconde tablosunu isteseniz de saatlerce seyredemezsiniz, “ticari bekleme yapma” anonsu gibi sürekli güvenlikler tarafından iteklendiğiniz için saatlerce beklediğiniz Mona Lisa kuyruğu daha çok akılda kalandır. Charles Dickens toplum eleştirmeni ve İngiltere’de Sanayi Devrimine şahitlik etmiş bir yazar. Bu yüzden klipteki yoksulluk, zorluklar, kötülükler Oliver Twist ile benzerlik arz ediyor. Gavroche da öyle değil miydi? Keza Dickens’ın “David Copperfield” eseri de benzer bir hikâye, zor geçen çocukluk ve mücadele. Epstein dosyalarında yer alan illüzyonist değil bu David, aman karışmasın.
Déjà Vu
Şarkının çıktığı yılda Körfez Krizi başlamıştı. Irak, İsrail’e sekiz adet scud füzesi yollamıştı. SSCB dağılmaya başlamış, Baltık Ülkeleri bağımsızlık ilan ediyordu. Rusya, Belarus ve Ukrayna “Bağımsız Devletler Topluluğu” kuruyordu. Internet WWW ile hayatımıza girerken, ilk mobil görüşme (GSM) Finlandiya’da yapılıyordu. Küreselleşmenin başıydı yani o yıllar. Somaliland yine Somali’den ayrılmaya çalışıyor, Yugoslavya bölünüyordu. Sonrası malum Bosna’da insanlık tarihinin yüz kızartıcı olaylarından biri daha Avrupa’nın göbeğinde yaşandı. Metin Oktay’ı o sene kaybettik. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası o sene kuruldu. Azerbaycan ve Ermenistan da SSCB’den kopuyordu. Nahcivan daha yeni çözüldü, ama Çöl Fırtınası Harekâtının yarattığı sorunlar bölgemizde hala sürüyor. Latin Amerika’da Mercosur Anlaşması imzalandı. AB’de bugün çiftçilerin protestolarına neden olan bu anlaşma, gümrük birliği üzerinden bize de olumsuz yansıyacak diye bugünlerde yapılan tartışma var ya. Freddie Mercury o sene aramızdan ayrıldı.
Kaos Teorisi
Davos’ta ABD Ticaret Bakanı dedi ki, artık küreselleşme bitti. Korumacı ve ulusal ekonomiyi önceliklendiren bir ABD var. Kral çıplak dedi yani. Trump’ın ilk dönem başkanlığında kısmen başlattığı süreç ikinci dönem başkanlığında hızlanarak devam ediyor. Grönland, Kanada, Venezuela, İran, Panama, Meksika, Kolombiya, AB gibi ülkelere salvo atışları, Zelenski’ye çıkışı, AB liderlerini Beyaz Saray’da hizaya sokma, Fed ve Powell’a sürekli yükselmesi, eskiden sadece kendisi tivit atardı sonra sosyal medya yasağı yedi diye şimdi Beyaz Saray hesabından atılan teenage görseller ve mesajlar, Nobel’e göndermeler gibi kelebek etkisi yaratan tüm başlıklar MAGA’ya hizmet ediyor. MAGA basit bir slogan değil. Arzu edilen kaotik bir yapı. Kelebek etkisi ile ulaşılmak istenen bir köy var.
“Genel Sistem Teorisi” atom altı parçacıktan maddeye, oradan kâinata kadar uzanan bir süreci içerir. Mikrokozmos ve Makrokozmos arasındaki bağlantı gibi düşünülebilir. Toprağı bol olsun Michel Tagan Saint Joseph’te bize derslerde hep mikrokozmos ve makrokozmos arasında insan nerede derdi? Makaleler arasında simge ve kelimeler ile liyezonları kurmayı o zaman öğrenmiştik. İşte şimdi gelelim liyezonlara.
Oyun Teorisi
4. Sanayi Devriminde insan mutsuz ve arayış içinde. İşte son Davos bunu iyice ortaya koydu, sistemi kuranlar bile şikâyetçi. Her ne kadar kurumların önemi konulu çalışmaya 2024’de Nobel anısına ekonomi ödülü verilmiş olsa da kurumların çoğunun çökmüş, çürümüş olduğunun farkında Trump. İnsanlık sadece Epstein çöplüğü ile çürümüşlükle yeni yüzleşmiyor, Birleşmiş Milletlerin başta ezilenler olmak üzere bir yaptırım ve hüküm ifade etmediğinin herkes farkında. “Board of Peace” aslında bunun bir öncü göstergesi sadece. ESG ve sürdürülebilirlik aşısı kurumlarda tutmayınca hepsi tel tel dökülmeye başladı.
Norveç’te kraliyet kurumu son oylama ile hala ayakta tutulmaya çalışılsa da kraliçesi Epstein ile zemine çakıldı. Sanayi Devrimini başlatan İngiltere kraliyeti ile kim daha kötü olabilir diye rekabet etmişler bugüne kadar. Trump’ın Nobel Barış Ödülüne diğer dört ödülden farklı olarak karar veren Norveç’e sözlü sataşmaları bilmeyenlere ilginç ve komik gelirken, o Norveç’in karar verdiği Nobel Barış Ödülü Maduro karşıtına verilirken alkışlayanların, ödül Trump’a hediye edilince sessiz kalması mı daha komik yoksa Nobel Vakfı’nın “ödül transfer edilemez” diyerek konuyu geçiştirmesi mi daha ilginç. Bu kadar yaşanandan sonra Nobel Barış Ödülünü geri çağırmaları mı lazım, karar veren akademik komiteyi mi, ülkeyi mi değiştirmeleri lazım, yoksa kurumların önemi - ulusların refahı diye verilmiş olan ödülü mü iptal etmeliler. 2024’de ödülü veren İsveç (ve aynı dönemde Norveç) Merkez Bankasının merkez bağımsızlığı için Powell ve Fed’e destek açıkladığı hafta, Norveç ve İsveç Trump’ın Grönland’ı ilhak etme çabasına karşı adaya asker gönderiyordu. İşte bu kaotik yapıda insan ne diyeceğini gerçekten bilemiyor. Bu akıl tutulmaları ile insanlık adına retrolar arasında çıkış var mı?

Kelebek Etkisi
“Kaos Teorisi” ile piyasalarda ve ekonomilerde Trump ve ABD tarafından yaratılan oynaklığın, “Oyun Teorisi” dâhilinde bilinçli bir tercih olduğu, belirleyici etmen faktörü ve kelebek etkisi (başlangıç koşullarına hassas bağlılık) ile nonlineer sistem yaratarak deterministik süreçle, irrasyonel piyasa istendiği aşikâr.
Kaos sözlük anlamında karışıklık, kargaşa şeklinde 1600’lerden sonra kabul gördü. Öncesinde Yunan Mitolojisine gitmek lazım. Mikrokozmos insanı, makrokozmos kâinatı simgeler. Kronos oğlu Kaos’u kâinattan önce yaratır. Aslında kâinatta her şeyi oluşturmuş, dengeyi kurmuş ama devreye almamıştır. Dolayısı ile Kaos aslında “evrenin düzenli işler duruma gelmesinden önce bütün maddelerin içinde bulunduğu boşluk” olarak sözlükte geçer. Belirleyici etmen büyük patlama ile oluşan kaotik yapıda, başlangıç koşuluna bağlı olarak birbirinden farklı düzende işleyen sistemler oluşmuştur, bunların kelebek etkisi ile gelecekte yarattığı belirli düzlemde herkesin hareketi, yönü bellidir. Mesela bizim Andromeda Galaksisi ile çarpışacağımız bugünden bu nonlineer sistemde determine edilmiştir ve belirleyici olan galaktik yörüngeler ile başlangıç koşullarına bağlı olarak kâinattaki diğer kelebek etkisi yaratan olgular dâhilinde birbirimize doğru ilerlemekteyiz.
Fraktal Geometri
Trump mikrokozmostaki Epstein benzeri çöküş ile makrokozmosta dengesizlikler yaratarak, “Kaos Teorisi” ile dengesizlikler içinde yeni denge arayışında denilebilir bu nedenlerle. Belirli kurallara dayalı olmayan bu önceden kestirilmesi imkânsız düzensizlik içerisinde, (geçmiştekine) benzer durumların oluşması ile açıklanabilecek “Kaos Teorisi” yenidünya arayışının temeli. 1944 sonrası finansal mimariyi Nixon 1971’de çökertti, 1974’de resmiyet kazandı. Bu düzenin ve kurumların insanlığın arayışı çerçevesinde dönüştüğünün farkında olmalı. Bu yüzden yenidünyayı başkası yaratmadan kendi sistemini kurmak istiyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen Grönland, Fed, İran gibi kelebek etkileri ile yeni bir kaotik doğrusal olmayan bir sistem kurguluyor, ancak sonuçları belirlenmiş bu sistemde başlangıç koşullarına (mesela Board of Peace) bağlı olarak kendisinin belirleyici etmen faktörü olduğu yapıda ilerliyor.
Peki, bunları kestirmek çok zor mu? Gerçekten düzensizlik içinde bir düzen var mı? Fraktal geometri burada karşımıza çıkıyor. Tarih tekerrürden ibarettir. Dönemleri doğru okuyup öngörüleri matematiksel olarak kestirmek mümkün. Mesela enflasyon döngüsü veya altının ons fiyatı gibi. Piyasalardaki dalgalanmalar zaten istenilen şey, o yüzden ekonomilerde rasyonellik arayışı çok naif ve amatörce. Etkin Piyasalar Hipotezini 1970’de koyan Fama’nın geçen sene FT yazısındaki itirafı (ki Chicago Okulunun YouTube videolarında daha evvel de söylemişti) “o bir hipotez sadece, insan irrasyoneldir” deyişini basit bir söylem olarak görmemek lazım. Davranışsal finans ve nöro iktisadı içeren heterodoks iktisatta piyasa anomalileri şu anda bağımlı değişkenler, bağımsız değişken ise Büyük Sıfırlama.
Sonrası mı? Kaosun ne zaman sönümleneceğini türev alarak bulmak mümkün. Fraktal geometri, türev ve kaosu tek kelime ile ortak paydaya alırsak karşımıza hassasiyet çıkıyor. Robust, resilient ise bu nonlineer sistemde resmi tersine çevirebilir. Bu yüzden karşıt olarak aşırı güç kullanımı sahnede, hassasiyet isteniyor. He-Man gibi gölgelerin gücü adına güç bende artık diyerek, kırılganlığı kodluyor hassas piyasalara. Altın, tahvil, faiz, kripto para, enflasyon bu yüzden sürekli kırılgan. Tam olarak istenen.