Henry Ford'a iftira davası açan Yahudi avukatın belgeseli

´Sapiro Ford´a Karşı´, New York Yahudi Film Festivali´nde gösterildi.

Rakela PALOMBO Dünya
4 Şubat 2026 Çarşamba

20. yüzyılın en büyük sanayicilerinden Henry Ford, Amerikan tarihinin en acımasız ve etkili antisemitlerinden biri olarak hatırlansa da 1920’lerin ortalarında genç bir Yahudi avukat olan Aaron Sapiro’nun Ford’a bir iftira davası açtığı pek bilinen bir gerçek değildir. Birçok Yahudi tarafından adeta Davut’la Golyat’ın mücadelesinin bir benzeri olarak görülen dava, yaşandığı dönemde dünya çapında basın tarafından yakından izlenmişti.

Günümüzde büyük ölçüde unutulmuş bu dava, ödüllü yönetmen Gaylen Ross’un ‘Sapiro Ford’a Karşı: Henry Ford’a Dava Açan Yahudi’ adlı belgeseline konu oluyor. Ross, Emmy ödüllü Blood Money: Switzerland’s Nazi Gold ve Killing Kasztner: The Jew Who Dealt With Nazis’in yanı sıra boksörlerden Çinli sanatçılara uzanan çeşitli konularda filmleriyle tanınıyor. ‘Sapiro Ford’a Karşı’, ocak sonunda New York Yahudi Film Festivali’nde gösterildi.

Projeyi ilk geliştirmeye başlayan ve 2020’de hayatını kaybeden yönetmen Michael Rose’un kendisine anlatmasına kadar bu davadan haberdar olmadığını söyleyen Ross, “Michael, Ford üzerine bir film serisi için araştırma yaparken bir akademisyen ona bu iftira davasından bahsetmiş. Oldukça kapsamlı bir araştırma yapan Michael, birkaç da röportaj kaydederek filmine fon toplayabilme amacıyla  bir fragman oluşturmuş,” diye anlatıyor.

Rose’un ölümünün ardından ise eşi Carol King, Ross’a projeyi sürdürmesini teklif etmiş.

Film, arşiv görüntülerinden çokça yararlanıyor ve Ford’un antisemit faaliyetlerini derinlemesine gözler önüne seriyor. Özellikle I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonrası Yahudileri şeytanlaştıran teorileri giderek daha da fazla benimseyen Ford’un antisemit söylemlere tutkusunu gösteren filmde, sanayicinin sahibi olduğu ‘Dearborn Independent’ gazetesinde Yahudilere karşı nefret dolu yazılara çokça yer verildiği ve 1920’lerde bu gazetenin tirajının 500 bini aştığı, Amerika’nın o dönemdeki en yüksek ikinci tirajlı gazetesi olduğu da anlatılıyor.

Bu taraflı gazetenin kendisine ait otomobil bayilerinde ücretsiz dağıtılmasını sağlayan Ford’un filmde, sattığı arabaların içine antisemit broşürler koydurduğu da görülüyor. Yine son derece antisemit ‘The International Jew’ kitabını yayımlayan ve Yahudilerin dünya hakimiyeti planladıklarını iddia eden bir propaganda metni olan Siyon Önderlerinin Protokolleri’nin İngilizce çevirisini bedelsiz dağıtan Ford, 1938’de Nazi hükümeti tarafından madalya ile ödüllendirilmişti.

1920’lerde milyonlarca sadık takipçisi olan ve Yahudilere saldırmak için yeni yollar arayan Ford, Sapiro’yu hedef aldığında, sonunda kendisiyle savaşmaktan korkmayan birine çatmıştı.

Hahamlıktan avukatlığa

Dul annesinin, onu ve kardeşlerini yeterince beslenebilmeleri için San Francisco’daki bir yetimhaneye bırakmak zorunda kaldığı derecede yoksul bir göçmen ailesinden gelen Sapiro, yaşadığı yoksunluklara rağmen burslar ve ödüller kazanmış, bir süre Hebrew Union College’da okumuş, ancak haham olmak istemediğine karar vermiş ve hukuk fakültesinden mezun olmuştu. Hukukun toplumsal adaleti teşvik etmek için kullanılması gerektiğine inanan avukat, önce ABD’de, daha sonra da Kanada’da çiftçileri ürün fiyatlarını belirlemek üzere kooperatifler halinde örgütlemeye başladığında Ford’la ilk kez karşı karşıya gelmişti. Ford, Sapiro’yu “Amerikan tarımının uluslararası anlamda Yahudilerin eline geçmesini sağlamak ve halka komünizm ile bolşevizm yaymakla suçluyor, yoğun şekilde gazetesi Dearborn Independent’ta Sapiro’yu  hedef alıyordu. 

Bunları ele alırken Aaron Sapiro’ya ait hareketli görüntü olmadığından, ellerinde sadece fotoğraflar bulunduğundan Ross, anlatıma hız kazandırabilmek için dönemin görsel kayıtları olan manşetleri, siyasi karikatürleri ve Ford’un kurumsal arşivlerini kullanarak, grafik sanatçısı Gary Waller’la birlikte bu materyalleri canlandırdıklarını da ekliyor.

Filmde son derece etkili bir konuşmacı olan Sapiro’yu, ‘Royal Pains’, ‘The Trial of the Chicago 7’ gibi dizilerde de rol alan Ben Shenkman canlandırıyor.

Ford, onu hedef aldıktan sonra Sapiro, birçok kişinin bunu yapmaması yönündeki tavsiyelerine rağmen Ford’a 1 milyon dolar tutarında iftira davası açtı. Bunun üzerine Ford’un genç avukatı karalamak için elindeki her şeyi kullanmasıyla Sapiro tüm müvekkillerini kaybetti.

Ford, bağlantılarıyla baskı kurarak hakimin uzamadan davayı düşürmesini sağladı. Süreç boyunca parası tükenen ama yılmayan Sapiro, ikinci bir dava ile mücadeleyi sürdürmeye kararlı olduğunu gösterince bu azim Ford’u hiç beklenmedik şekilde bir özür dilemeye zorladı. Özrü Amerikan Yahudi Komitesi avukatı Louis Marshall’a yazdıran Ford ayrıca Dearborn Independent’ı kapattı ve Sapiro’nun dava masraflarını ödedi. Sonuç Sapiro’nun kariyerine malolmuştu fakat yine de kayda değer bir başarıydı.

Modern antisemitizmin yükselişi bağlamında Sapiro’nun öyküsü

Kariyerine oyuncu olarak başlayan ve George Romero’nun Dawn of the Dead filminde rol alan Ross, Sapiro’nun hikayesini ABD’de gerek sağ, gerekse sol görüşte antisemitizmin yükselişi bağlamında ele almaya özen göstererek filme, yakın dönemde gerçekleşmiş Yahudi karşıtı gösterilere ait haber görüntülerini de dahil etti.

Filminin tam da bu dönemde gösterime girmesinin önemini belirten Ross, “Bu gün ülkemizde ifade özgürlüğü ve anayasaya yapılan ilk değişikliğin verdiği haklar dahilinde toplumların önyargı ve komplo teorileriyle nasıl mücadele edebileceklerini öğrenmeye ve bunu yaparken adaleti koruyup daha hassas kişileri nasıl savunabileceklerini bilmeleri konularında bir denge kurma ihtiyacı var. Zamanlamamız acı ama gerekli çünkü antisemitizm artık insanların uzak ya da soyut gördüğü bir şey değil. ABD’de Yahudilere yönelik nefret suçları, polis istatistiklerine göre artık en önde gelen kategoride görülüyor. Sapiro yalnızca antisemitizmle mücadele etmiyordu. Yazdıkları arasında en sevdiklerimden biri özellikle Yahudilerden hiç söz etmeden bağnazlık, ırksal hoşgörüsüzlük ve cehaletten bahseder. Aslında o yazıda anlatmak istediği şey çok daha geniş anlamda Amerika’nın ulusal birliği, inanç özgürlüğü ve insanlığın kardeşliğidir. Bu mesajın yayılması bu gün o günlerden bile daha büyük bir aciliyete sahiptir,” diye konuştu.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün