Geçmişten gelen ve günümüze kadar uzanan süreçte Yahudilerin yaşadığı sıkıntı ve sınavları anlamak için, önce Mısır´daki kölelik sürecinin neden yaşandığını biraz incelemek lazımdır.
Mısır döneminde yaşanan kölelik süreci, Avraam Avinu'ya kadar uzanır. Avraam, İbranilerin ve Bene Yisrael'in atasıdır. Bene Yisrael'in ruh kökü ona bağlıdır. Aşem, Avraam’ı 10 sınava tabi tutmuştur. Ama bu testler yalnız Avraam'ı değil, tüm nesillerini, yani bizi de ilgilendirir. Her ne kadar atamız Avraam, tüm sınavlardan sonunda başarıyla çıktıysa da bazılarında zorlanmış, bazılarında hatalar da yapmıştır. İsrael’e ilk gittiğinde kıtlık olunca Mısır'a gitmesi ve karısı Sara’yı kardeşi olarak tanıtıp onu riske atması gibi… Avraam’ın inancında bazen düşmeler olmuştur. Nitekim bizim nesillerimizi de en ilgilendiren sınavlardan biri, inanç sınavıdır. Aşem Avraam’a İsrael'i miras edineceğini söylediğinde, “Bunu nasıl bilebilirim?” diye sormuş ve kanıt istemiştir. Aşem de bunun üzerine ona ve soyuna, inançlarını güçlendirebilmek için adeta bir tedavi programı vermiştir. Bu programa göre Aşem, Avraam’a soyunu Mısır'da köle olarak yaşatacağını söyledi ve öyle de oldu. Avraam’ın soyu Mısır'da uzun yıllar, zor koşullarda kölelik yaptı. Köleliğin tüm gereksinimlerini yerine getirdikten sonra, zamanı geldiğinde Tanrı onları bir anda Mısır’dan çıkardı. Peki, ne işe yaramıştır bu program? Ne öğrenmişlerdir orada? Kölelik etmenin gerçekten ne demek olduğunu öğrenmişlerdir. Mısır'da köleyken kendilerinden çok zor şeyler istenmişti ve hiçbir sorgulama hakları yoktu. Kendilerine verilen tüm emirleri mecburen ve sebebini sorgulamadan yapmak durumundaydılar. İşte gerçek kölelik böyle bir şeydi… Oysa Avraam, Tanrı'ya hizmet etmeyi kendi istemesine rağmen, Tanrı’nın sözünü sorguladı ve O’ndan kanıt istedi. Şimdi soyu Mısır'da kölelerin sahibinin sözünü sorgulayamayacağını öğrendi. Artık Bene Yisrael bunu öğrendikten sonra, Tora’yı alabilecek bilince gelebilecekler ve Tora’da Tanrı’nın bildireceği emirleri sorgulamadan yerine getirebileceklerdi. Ancak maalesef Avraam’ın bu inanç testi bugün hâlâ devam etmekte. İnsanlar hâlâ Tanrı’nın emirlerini sorgulamakta, işlerine geleni veya akıllarına yatanı yapmayı seçmekteler. Anlamamız gereken inanç konusunda bir seçim yapmamız; ya bizi yaratan, bizi yaşatan, bize her şeyi veren gerçek Efendi’mize kulluk edeceğiz, O’na inanıp O’nun sonsuz aklıyla bize verdiği emirleri yerine getireceğiz. Çünkü bu emirlerin yerine getirilmesi Aşem’in değil, salt ‘bizim iyiliğimiz’ içindir. Ya da fiziksel dünyada birilerinin veya bir şeylerin kölesi olacağız; paranın, işimizin, patronumuzun vs. isteklerini ve emirlerini yerine getirmeye çalışacağız ki, bu emirlerin yerine getirilmesi genelde ‘başkalarının iyiliği’ içindir.

7 sayısının Şabat’la yakın bağlantısı
Yedi sayısının Şabat’la yakın bağlantısı vardır. Öncelikle yaratılışta Tanrı’nın, yedinci günde yapmış olduğu işi tamamladığı, tüm işini bıraktığı ve yedinci günü mübarek kıldığı belirtilmiştir. ‘10 Emir’in içinde Tanrı’nın kendisiyle alakalı emirlerinin hemen ardından gelen Şabat’la ilgili emir 10 Emir’in yedinci cümlesiyle başlar. Yedi sayısının İbranice karşılığı zayin harfidir. Nitekim Şabat’la ilgili bu emir ‘zahor/hatırla’, zayin harfi ile başlamaktadır ve 10 Emir’in içindeki tek zayin ile başlayan kelime de budur. Söz konusu Şabat emrinde iş yapmaması emredilen kişiler “Sen, oğlun, kızın, kölen, cariyen, hayvanların ve ger” toplam yedi kişidir. Tora’nın başka bölümlerinde de Şabat’tan bahsedildiğinde yedinci günün Şabat olduğu ve hiç bir meleha yapılamayacağı vurgulanmaktadır. Şabat günü okunan amidalarda diğer günlerden farklı olarak yedi beraha vardır. Şabat minha duasında ‘ata ehad’ bölümünde yedi kez ‘menuha/dinlenme’ kelimesi geçmektedir. Şabat günü sefer Tora’ya yedi kişi çağrılır. Şabat günü içinde ‘Mekadeş Aşabat/Şabat’ı kutsayan’ berahası toplam yedi kez söylenir. Şabat kiduşunda da okuduğumuz, yaratılışta yedinci günden bahsedilen üç cümlenin içinde de yedişer kelime vardır. Tora’da şemita yılından bahsederken ‘Tanrı için Şabat’ terimi kullanılmaktadır. Nitekim tarımla ilgili tüm işlerin bırakıldığı Şemita yılı da yedinci yıldır.
18. mizmorun gizemi
Pesah boyunca her güne ait okunması gereken teilimler vardır. Pesah’ın 7. günü (Şevii şel Pesah) teilimi ise 18. mizmordur. Bu mizmor, Tanah’ta iki ayrı yerde, iki kez yer alma özelliğine sahip tek mizmordur. Hem Ketuvim’de yer alan teilimlerin içinde, hem de Neviim’de yer alan Şemuel: II kitabında aynı metne rastlamaktayız. Her iki yerdeki metin de 51’er pasuktan oluşmaktadır ki, 51 sayısının, iki ‘atseret (durdurma)’ bayramıyla da ilgisi vardır. Bu atseretlerden biri Elul’dan itibaren 51. gün olan Şemini Hag Atseret, diğeri ise Pesah’a göre 51. gün olan Şavuot’tur. Yine 18. mezmurun okunduğu Şevii Şel Pesah’ta, senenin son ayı olan Veadar’a göre 51. gün okunmaktadır. Pesah’ın 7. günü Kızıldeniz’in yarılması mucizesinin yaşandığı ve aynı zamanda Maşiah’ın geleceği farz edilen bir gündür. Nitekim mizmorda Maşiah’a değinme olup kurtuluştan ve suların derinliklerinden çıkmaktan bahsedilmektedir.
Bunları biliyor musunuz?
*Tanrı’nın bu dünyadaki varlığı olan Şehina’nın mutlu insana geldiğini, kederli insandan ise uzaklaştığını. Bunun Tora ve Tanah’taki en bariz örneklerinin, Yona ve Yaakov olduğunu. Yona’nın bir Sukot Bayramı su çekme törenlerinin sevincine kapılıp aşırı mutluluk hissiyle kendisine peygamberlik geldiğini ve Tanrı’nın onu Nineve halkına teşuva yaptırması için görevlendirdiğini. Yaakov’un ise, Yosef’in vahşi bir hayvan tarafından parçalandığı haberini aldığında, kederinden Şehina’nın kendisinden uzaklaştığını ve Yosef’in aslında yaşadığı haberini alacağı sonraki 22 yıl içinde Tanrı’nın kendisiyle iletişim kurmadığını.
* Bale Musar’a göre teşuvanın üç mücevheri olduğunu. Bunların ilkinin ‘kol/ses’ olup tefila ve Tora’nın sesine işaret ettiğini. İkincisinin ‘mamon/para’ olup tsedakaya işaret ettiğini. Üçüncüsünün de ‘tsom/oruç’ olduğunu. Bu üçünün baş harflerinin ‘kamats’ kelimesini oluşturduğunu ve bunun da Zohar’a göre en yüksek seviyedeki sesli harf olup Keter sefirasına karşı geldiğini.
* Midraş’ın “İnsan anne karnında 40 gün içinde meydana geldiği ve Sina Dağında 40 gün bitiminde verilen Tora’yı ihlal ettiği için, 40 kırbaç cezasına çarptırılır” dediğini. Bu nedenle insanın her yıl 40 gün boyunca teşuva yapması gerektiğini. Bu 40 günün Elul ayından Kipur’a kadar olan 40 gün olduğunu. Bu dönemde yapılan teşuvanın, adeta mikve sularının insanı arındırdığı gibi temizlediğini. Nuh Tufan’ında da Tanrı’nın, dünyayı o kötü nesilden 40 gün boyunca sularla arındırdığını. Bir mikvenin içinde bulunması gereken su miktarının da 40 sea olduğunu ve bunun 960 litreye karşılık geldiğini. 40 günün de 24 saatten 960 saat ettiğini ve bu süre zarfında yapılan teşuva ile mikveye girmiş gibi arınacağımızı. Nitekim Tanah’ta “Yisrael’in mikvesidir Aşem” dendiğini.
* ‘Mitsrayim/ Mısır’ kelimesinin esaret ve köleliğin ipucunu verdiğini. Mitsrayim’in ilk harfi olan Mem’in bir açıklığı varken, sondaki Mem’in hiçbir açıklığı olmayan bir harf olduğunu. Dolayısıyla Mitsrayim’e, Mısır’daki köleliğe girişin son derece kolay gerçekleşirken, çıkışın Tanrı’nın yardımı olmasaydı imkânsız olduğunu.
* Krallık soyu Yehuda’ya verilmesine rağmen, Tanrı Lea’nın oğlu Yehuda’nın soyundan önce, Rahel’in oğlu Binyamin soyunu onurlandırıp Şaul’ü nasıl kral yaptıysa, Maşiah zamanı geldiğinde yine Lea oğlu Yehuda soyundan gelecek David’den önce, bu kez Rahel’in oğlu Yosef’i onurlandırarak ‘Maşiah ben David’den önce ‘Maşiah ben Yosef’in geleceğini… Yosef ve David’in, krallığı simgeleyen iki atamız olduğunu ve on sefirottan, sırasıyla son ikisi olan Yesod ve Malhut’u simgelediklerini...
* TuBe Av’ın, bir yönüyle ‘Yahudi Sevgililer Günü’ kabul edildiğini. Bunda TuBe Av’ın (Av ayının 15’i anlamında) gerçek yaz ekinoksu olması (gecelerin uzamaya, gündüzlerin kısalmaya başladığı zaman) ve dolunay olması, ayrıca ayın ve güneşin o günkü özel konumlarından dolayı astrolojik yönü olduğunu. TuBe Av’la beraber, üç haftalık negatif haftanın bitip yedi haftalık pozitif teselli haftasının başladığını. Bu dönem, artık Tanrı’nın yargı özelliğinin merhamete dönüştüğünü. Tarihte de İsrael’e girdikten sonra TuBe Av’da, kabileler arası evlenme yasağının kaldırıldığını. Yine bir dönem Binyamin kabilesiyle evlenme yasağının da, yine bir TuBe Av’da iptal olduğunu. TuBe Avın toplumsal barış ve birliğin tesis edildiği bir tarih olduğu için, eşini bulmak için de en uygun zaman kabul edildiğini.
* Birkat Amazon’un, ekmek içeren bir öğünden sonra söylenmesi gereken ve Tora’dan emir olan bir dua olduğunu. İlk tesis edildiğinde üç ana beraha içerdiğini. Daha sonra bunlara dördüncü bir beraha olan ‘Tov umetiv/ iyi olan, iyilik yapan’ berahasının eklendiğini. Bunun sebebinin de, tarihte Romalıların yaptığı Betar katliamında ölen insanların cenazelerinin gömülmesine uzun süre izin verilmemesi ve bir TuBe Av günü izin çıktığında, mucize eseri cenazelerin hiçbirinin kokuşup çürümediğinin görülmesi olduğunu.
Bu Tora yazısı sevgili babam Mordehay Marko ben Roşa’nın ruhunun yükselmesi içindir.
Sorularınız ve görüşleriniz için adresim [email protected]