Masum bir Holokost yalanı

Film, Holokost´tan sağ kurtulan bir arkadaşının anlattıklarını kendi başına gelmiş gibi anlatan 94 yaşındaki Eleanor Morgenstein´ı izliyor. 19 yaşındaki bir gazetecilik öğrencisi kendisiyle ilgilenince, ikili arasında derin bir dostluk kurulur. Ahlaki ve etik sorunlara değinen film, Holokost´tan kurtulanların travmasını ele alan dokunaklı ve duygusal bir film. Senarist Tory Kamen ve yönetmen Johansson kendi büyükannelerinden ilham aldılar.

Viktor APALAÇİ Sanat
28 Ocak 2026 Çarşamba

‘MÜTHİŞ ELEANOR’ Scarlett Johansson’un ilk yönetmenlik denemesi

Scarlett Johansson 30 yıllık parlak oyunculuk kariyerinde ‘Müthiş Eleanor - Eleanor The Great’ ile ilk kez yönetmenliği deniyor. Film, Holokost’tan kurtulan bir arkadaşının anlattıklarını kendi başına gelmiş gibi anlatan 94 yaşındaki Eleanor Morgenstein’ı izliyor. Filmin hikâyesi, senaryo yazarı Tory Kamen’in kendi büyükannesinden ilham alarak yazdığı karaktere dayanıyor. Bronx’da Yahudi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen, NY’ta büyüyen Scarlett Johansson, güçlü, iradeli Yahudi büyükannesi Dorothy Sloan’a çok yakındı; bu yüzden Eleanor’un hikâyesinin bu kısmıyla özdeşleşmesi kolay oldu. Johansson’un, kendi Yahudi mirası ve Holokost sırasında Varşova Gettosu’nda öldürülen aile yakınlarına sahip olması, filmi yapmasında etkili olabilir. Senaryodaki samimi karakter etkileşimleri ve duygusal derinlik izleyicilere gerçekten dokunuyor. Johansson bu eski usul karakter odaklı drama filminde samimi bir ton yakalıyor.

Evrensel temalar

Filmin merkezinde Eleanor Morgenstein (June Squibb) adlı, Florida’da 11 yıldır en yakın arkadaşı Bessie Stern (Rita Zohar) ile aynı evde yaşayan dul bir kadın var. Bessie’nin ölümünden sonra Eleanor kızının yaşadığı NY’a taşınır. Tacize uğramış, boşanmış Lisa (Jessica Hecht) ve torunu (Will Price) ile birlikte küçük dairesine dönen Eleanor, ilk günden itibaren üzgün ve yalnız hisseder. Kayıp ve yalnızlık duygusuyla başa çıkmaya çalışırken, tesadüfen bir Holokost kurtulanları destek grubuna yanlışlıkla katılır. Eleanor, arkadaşına bağlılığını ve yalnızlığını yitirmemek için, arkadaşının Holokost deneyimini kendi yaşamış gibi anlatmaya başlar. Dikkat çekmek için paylaştığı hikâye, 19 yaşındaki NY Üniversitesi gazetecilik öğrencisi Nina’nın (Erin Kellyman) yoğun ilgisini beraberinde getirince, Eleanor beklenmedik sonuçlarla yüzleşmek durumunda kalır. Nina yakın zamanda Yahudi annesini trafik kazasında kaybetmiştir. Nina ünlü TV haber yorumcusu, mesafeli babası Roger Davis (Chiwetel Ejifor), kendisini teselli etme konusunda kayıtsız kaldığı için üzgündür.

Nina, Eleanor’un 94 yaşında Bat-mitzva yapma niyetinden etkilenir. Ancak tören öncesi Roger, Eleanor’un geçmişini araştırarak yalan söylediğini öğrenince, kızının Eleanor ile kurdukları derin dostluk yara alır. Yalan gerçeği toplumda yayılınca kahramanlarımız kendilerini ahlaki ve duygusal bir ikilemin içinde bulur. Filmde Eleanor’un, 75 yaş genç Nina arasındaki dostluk ilişkisi, farklı yaşlarda insanların birbirine nasıl destek olabileceğini gösteriyor. Nesiller arası bağ ve paylaşılan kayıp temaları izleyicide karşılık buluyor. Holokost teması ve Yahudi kimliği, hikâyenin duygusal derinliğini arttırıyor. Hassas, iğneleyici, olgun, mütevazı, popüler, acı tatlı bir hassasiyetle dolu ‘Müthiş Eleanor’ ölümden sonra dostluğa, sadakat üzerine sessiz bir çığlık, bir melodram. İnsani hikâye unsurlarıyla övgüye layık film duygusal derinlikle mizahı birleştiren bir yapıt. Aşırı duygusallıktan uzak durmaya çalışan film, insani temalar eşliğinde hassas bir Yahudi hafızası hikâyesi.

Basit ama son derece etkileyici ‘Müthiş Eleanor’, mizahı, samimiyeti ve ana karaktere tamamen yargısız yaklaşımıyla etkiliyor. Film, aile, kayıp ve gerçeğin sınırları üzerine incelikle işlenmiş bir hikâye. Yalan söylemenin mekaniğini araştıran film, bazı insanların başkalarını aldatmaya iten motivasyonları anlamaya çalışıyor. Holokost’tan sağ kurtulanların travmasını ele alan, karakter odaklı, duygusal, dokunaklı bir film. Filmin işlediği temalar arasında yaşlılık, yalnızlık, yeni ilişkiler kurma, yas, yalan, dostluk, gerçek kimlik, nesiller arası bağ var. Bu melodram, kader, cesaret ve direnci ele alırken gösterdiği alçakgönüllülükle izleyiciyi etkiliyor. Film bir soykırımdan kurtulanların, kamplarda ölen sevdiklerinin yokluğuyla ve hayatta kalmanın verdiği suçluluk duygusuyla nasıl başa çıkmaları gerektiği hakkında çok şey anlatıyor. Bu traji-komediyle Scarlett Johansson cesur bir yönetmeni müjdeliyor.

Hümanist mesajlar

‘Müthiş Eleanor’da, birinin hayatını ve acısını kendi hikâyesi gibi anlatmanın sonuçları, ahlaki sorgulamalar yaratır. Bazı eleştirmenler hikâyenin merkezindeki başkarakterin yanlış kimliği sahiplenmesini etik açıdan tartışmalı buldu; konunun yeterince derinlemesine ele alınmadığını belirtti. Dostluğa, kadere, aşka ve her şeyden önce anılara adanmış, sade ve gösterişsiz film, kuşaklararası bir hüzün, iyileşme ve kahkaha karışımı. 94 ve 19 yaşlarındaki bu tuhaf ikili, Sean Baker’in ‘Starlet’ ve Lynn Ramsey’in ‘Geber, Aşkım / Die, My Love’, Ridley Scott’ın ‘Thelma and Louise’ filmlerini akla getiriyor. Her üç film de kutupsal zıtlıklar içindeki iki kadının dostluğunu incelikli bir şekilde ele alıyor. Filmde özellikle performanslar ve duygusal alt metin takdir edilirken, ton dengesi, senaryo ve etik konuların işlenişi daha eleştirel yorumlar aldı. Senaryonun tahmin edilebilir ve filmde anlatı mantığının zaman zaman zayıf kaldığını, karakter motivasyonlarını eleştirenler oldu.

Filmin istikrarsız tonuyla etkileyicilikten uzaklaştığını iddia eden bazı eleştirmenler, ahlaki meselelerin yeterince tartışılmadığını öne sürdü. ‘Müthiş Eleanor’’un dünya prömiyeri katıldığı 2025 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış bölümü galasında gerçekleşti. Film ekibindeki Juna Squibb ilgi odağı oldu. 96 yaşındaki June Squibb, kırmızı halıda dünyaca ünlü yönetmeni Scarlett Johansson’dan fazla ilgi gördü. Film beş dakika ayakta alkışlandı, ancak ödül listesinde yer alamadı. Johansson, ilk filmlerini yapan yönetmenlere verilen Altın Kamera (Camera D’or) Ödülünü Iraklı Hasan Hadi’nin ‘Başkanın Pastası / President’s Cake’ filmine kaptırdı. Scarlett Johansson sahnede June Squibb’i övgüyle andı, performansını gerçekten ilham verici olarak tanımladı. Amerikalı yönetmen, yapım öncesi aşamasında, filmin destekçilerinden birinin filmin özüne itiraz ederek, Holokost ile ilgili olay örgü unsurları çıkarılmadığı takdirde, kendisini projeden çekilmekle tehdit ettiğini söyledi. Squibb 13 yıl önce Alexander Payne’ın ‘Nebraska’ filmiyle Cannes Festivali’ne katılmıştı. Rol arkadaşı Bruce Dern, En İyi Erkek Oyuncu seçilmişti. Squibb bu filmdeki performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar Ödülü’ne aday gösterilmişti.

‘Müthiş Eleanor’daki doğal performansı filmi ayakta tutuyor ve izleyiciyi duygusal olarak etkiliyor.   

Dürtüsel bir anın Eleanor’u bir yalanın içine hapsetmesi, kendisini yas tutan bir öğrenciyle tanıştırır. Eleanor’u akıl hocası olarak gören Nina rolünde genç İngiliz oyuncu Erin Kellyman (27) sinemadaki ilk önemli rolünde şansını iyi değerlendiriyor. Ukrayna doğumlu İsrailli oyuncu Rita Zohar, Bessie Stern rolünde, çok sayıda uluslararası filmde yer almanın deneyimini konuşturuyor. Zohar ilk rollerinden birini sekiz Oscarlı ‘Amadeus’ta oynamıştı. Kaybettiği karısını konuşmaktan kaçınan, kızıyla iletişim kuramayan Roger Davis’i canlandıran, Oscar adayı Chiwetel Ejifor ‘12 Yıllık Esaret’ ve yönetip başrolünü oynadığı ‘Bob Peace’ filmleriyle tanınıyor.  New Jerseyli şarkıcı, sinema ve tiyatro oyuncusu Jessica Hecht evlilik hayatında yara almış Lisa rolünde oyuncu kadrosunun başarısına ortak oluyor.

‘Müthiş Eleanor’ geçen hafta vizyona girdi.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün