Türk Sanat Müziği eserlerini ve Ladino şarkıları ahenk içinde seslendirmeleri için İkinci Bahar Korosu üyelerini eğiten, onlara cesaret veren; yurtdışında gerçekleştirdiği konserlerle ülkemizin tanınırlığına katkıda bulunan kemençe ustası Şef Kaan Sezerler´i gelin hep birlikte tanıyalım…
Kaan Sezerler kimdir?
İlkokuldan sonra İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın sınavlarına girerek müzik hayatıma başladım. 1992 yılında girdiğim ve 2002’de Çalgı Eğitimi Yüksek bölüm birincisi olarak mezun olduğum konservatuarda (orta\lise\üniversite), Cüneyd Orhon, Nermin Kaygusuz, Alaeddin Yavaşca, Erol Sayan, Şerife Güvençoğlu, Mehru Ensari, Kamil Özler gibi çok değerli hocalar ile çalışma fırsatı yakaladım. Klasik kemençe sanatçısıyım. Çeşitli enstrümantal albüm çalışmaları yaptım. Bugüne kadar yurtiçi-yurtdışında bireysel ve birçok grup ile konserler verdim; halen de devam ediyorum. Aynı zamanda İkinci Bahar Korosu’nun şefliğini yapmaktayım.
Sizce başarılı bir şefin vasıfları ne olmalıdır? “Şeflikte en önemli şey kontrol değil, iletişim kurmaktır” derler. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Koro yöneticisi, yalnızca bir müzisyen değil, aynı zamanda topluluğa yön veren bir eğiticidir. Koronun sosyal dayanışmasını arttırırken müziğin disiplininden de ödün vermez. Başarılı bir yöneticiyi diğerlerinden ayıran, sadece teknik ustalığı değil; üyelerin ruh haline dokunabilmesi ve topluluğu ortak bir hedefe heyecanla odaklayabilmesidir. Koro yönetimi; müzikal birikim ile topluluğu analiz eden ve saygın bir liderlikle harmanlanan stratejik bir sanattır.
Bu bağlamda, düzenli ve disiplinli çalışmanın sevgi ve saygı ile birleştiği, şefliğini yaptığım İkinci Bahar Koromuz ile yıllardır başarılı konserler verdik; vermeye devam ediyoruz.

İkinci Bahar Korosu derslerinde, geniş çeşitliliği olan repertuarınızdan örnekler verebilir misiniz?
İkinci Bahar Korosu, Türk Müziği ve Ladino Müziği’nin bir arada icra edildiği dünyadaki ilk koro olma özelliğini taşır. Bazı örnekler verecek olursak: Bestesi Selahattin İçli hocama ait olan, Hüzün Zaman Zaman Deli Dalgalarla Gelir; Teoman Alpay’ın bestesi, Sevmekten Kim Usanır; Selçuk Tekay’dan Er Ya Da Geç’; Kadri Cerrahoğlu’na ait güzel bir tango, Bir Çapkına Yangınım; Rahmani Brothers bestesi, Böyle Gelmiş Böyle’…
Ladino eserlere gelince, konserlerde benim de seslendirdiğim Adio Kerida, Misirlou, Bre Sarika, Yo Era Ninya, Los Kaminos de Sirkeci, Ven Kanario ve daha sayamayacağım kadar çok esere yer veriyoruz.
Kemençe virtüözüsünüz; hatta Philharmonie de Paris Konser Salonu’nda kemençe dinletisi verdiniz. Biraz bundan bahseder misiniz?
Dört Telli Klasik Kemençe sanatçısıyım ve sanatımı bugüne kadar dünyanın birçok ülkesinde konserler vererek icra etmekteyim. Geçtiğimiz aylarda, Cafeturc Music&Art organizasyonu ve Fransa Kültür Bakanlığı’nın destekleri ile, Ensemble Vocal Byzantin Korosu ve Les Derviches Tourneurs d’Istanbul gruplarımız ile Philharmonie de Paris’te konser ve sema gösterisi yaptık. Bizans Korosu ile ortak müziklerde birleştiğimiz bu konseri, Atina’da da Megaron Mousikis Konser Salonunda ve Eleusis Antik kentinde tekrarladık. Yine klasik kemençe sanatçısı olan Sokratis Sinopoulos’un da eşlik ettiği, tüm biletlerin satıldığı yoğun katılımlı ve başarılı konserler gerçekleştirdik. Bu konserlerin üçüncü ayağını ise şubat ayında, Hindistan’da iki şehirde gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
Her tür müziği seslendiriyorsunuz. En önemlisi de müziğiniz ile yurt dışında ülkemizi tanıtıyorsunuz. Bunu daha sık yapmayı düşünüyor musunuz?
Aslında tüm kültürlerin birleştiği, bir potada eridiği İstanbul ve burada yaşamanın sonucu, farkındalığı ile müzikte de belirleyici oldu. Ben genel olarak İstanbul Müziği diyorum. Evrensel bir köprü kurmak ve başka kültürlerle etkileşmek adına yurt dışı konserlerini önemsiyor ve çok daha sık gerçekleştirmek için çalışıyorum.
Besteleriniz var mı?
Daha çok enstrümantal olan bestelerim dışında birkaç tane de sözlü eserim var. Enstrümantal bestelerimi, çıkarttığım albümlerden dinleyebilirsiniz. En son ‘Mavi Liman’, ‘Loca Luna-Deli Ay’ albümünden ‘Cumartesi’ ve ‘Okyanus’ albümündeki beste ve doğaçlamalar gibi…
Seslerinin güzel olmadığını düşünen ve bu yüzden istedikleri halde koro çalışmalarına katılmaktan imtina eden arkadaşlarım var. Bu kişilere ne tavsiye edersiniz?
Aslında her şey bir adım ile başlar. Genel olarak koro bireysel bir performans değil, doğru seslerin birleştiği kollektif bir terapidir; sesinin tınısı ne olursa olsun, doğru notada buluşmak yeterlidir. Koro içinde şarkı söylendikçe, hocanın da eğitimleri ile basamak basamak ilerleyen bir başarı grafiği yakalanır. O mutluluğu yaşamak, ben yapamam demekten daha kolay ve güzel aslında.
Şefliğini yaptığınız İkinci Bahar Korosu’nun başarısı için ne söylemek istersiniz?
Koronun kuruluş aşamasından bugüne kat ettiği yol, büyük bir disiplin ve özverinin eseridir; dışarıdan bakıldığında bir müzik eğitimi gibi görünse de aslında bir güven inşasıdır.
Farklı mesleklerden, farklı hayat tecrübelerinden gelen koro üyeleri, başlangıçta sadece ‘şarkı söylemek’ için bir araya gelmiş olabilirler. Ancak, bir koroda şarkı söylemek, kendi sesini duyurmak kadar, yanındakini dinlemeyi de gerektirir. İkinci Bahar Korosu, ‘ben’ demeyi bırakıp ‘biz’ olabilmeyi başarmış, seslerin birbirine karışmadan ahenk içinde yükseldiği bir harmoni yakalamıştır.
İkinci Bahar Korosu’nun coşkuyla alkışlanan yüksek enerjili konserleri, sadece iyi söylenen şarkıların değil; naçizane benim ve İkinci Bahar Korosu’nun kurduğu gönül bağının bir kutlamasıdır. Bu güzel aile, doğru liderlik ve birliktelik ruhuyla, her yaşta gelişimin ve başarının mümkün olduğunu herkese kanıtlamıştır.
Başkanlık görevini başarı ile icra etmiş, önceki dönem başkanımız Sn. Leon Esim’in ardından, bayrağı devralan başkanımız Sn. İda Benromano ve yönetim kurulu üyelerimiz ile başarılı, vizyoner bir yönetim anlayışıyla, koromuzu hep ileriye taşımaya devam ediyoruz. Bu güzel ailede yer almak isteyen sanatseverleri koromuza bekliyoruz.