Antik dünyanın gündelik yaşamında kullanılan kandiller, kazılardan günümüze ulaşan buluntular arasında yer alıyor. Bir avuç pişmiş toprak ya da bronzdan ibaret gibi görünseler de bu küçük aydınlatma araçları geçmişin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunu aydınlatan önemli ipuçları sunuyor. Meşalenin yerini alan kandiller, özellikle zeytin ağacının bereketli olduğu Akdeniz havzasında yaygın biçimde kullanıldı. Zeytinyağının kolay erişilebilir olması, kandilleri antik çağ insanının vazgeçilmez ışık kaynağı haline getirdi.
Roma'da bir kandilin yapım tekniği, kullanılan malzemesi, üzerindeki figürler ve yazıtlar, kullanıcısının sosyal statüsünü ilan ediyordu. Zengin ile yoksul arasındaki fark, evleri aydınlatan bu küçük nesneler üzerinden bile okunabiliyordu. Kandil ustaları, dönemin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını yakından izleyerek, toplumsal taleplere uygun eserler üretti. Kalıp tekniğinin geliştirilmesi ile birlikte bu çeşitlilik daha da arttı; kandiller birer seri üretim nesnesi olmanın ötesine geçerek sembolik anlamlar kazandı.
Görselde yer alan kandil İzmir'in Basmane Altınpark'ta kazılarda gün yüzüne çıkarıldı. Büyük İskender’in ardından, MÖ 4. yüzyılın sonlarında kurulan Smyrna Antik Kenti’nin agorası üzerinde konumlanan bu bölge, geçmiş ile bugünü buluşturmaya devam ediyor. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve MS 5. yüzyıla tarihlenen pişmiş toprak kandil, bu sürekliliğin somut bir göstergesi.
Üzerinde Davud Yıldızı bulunan kandilin, kazı başkanıyla yapılan değerlendirmeler sonucunda bölgede yer alan bir Yahudi yaşam alanından geldiği düşünülüyor. İzmir Arkeoloji Müzesi tarafından müzemize ödünç verilen eser, bugün müzenin birinci katında ziyaretçilerini bekliyor.