Tora´da, Yosef´le babası Yaakov´un uzun yıllar sonra ilk karşılaşmalarına dair şöyle bir anlatım vardır: “Yosef babasını karşılamak üzere Goşen´e çıktı. Babasına göründü ve onun omuzlarında uzun süre ağladı.” Burada biraz garip gelen iki durum var.
Biri, Tora’nın Yosef’in babasını görmek yerine, babasına görünmesinden bahsetmesi, diğeri ise, Yosef’in babasının omuzlarında ağladığını söylemesine rağmen, babasının da benzer bir davranış göstermemesi. Ancak sözünü ettiğimiz kişiler, iki büyük tsadik olan Yaakov ve Yosef olunca, duruma farklı açıdan bakmak gerekiyor. Yosef, babasını çok özlemiş ve onu çok görmek istemesine rağmen, öncelikli amacı kendisini babasına gösterip onu memnun ederek, uzun süredir yapamadığı ‘ebeveynini onurlandırma’ mitsvasını yerine getirebilmekti. Babası ise, öldüğünü zannettiği oğlunu yıllar sonra karşısında görmenin sevinç ve duygu yoğunluğunu Tanrı’ya yönlendirerek ‘Şema’ duasını söylemeye öncelik veriyor ve bu yüzden oğlunun omuzunda ağlamasına o an tepki veremiyordu. Biz de bu iki büyük insanı örnek alarak, önceliklerimizi tekrar değerlendirmeliyiz. Acaba seçtiğimiz davranışla kendimizden önce karşımızdakini ve daha ileri gidersek, önce Tanrı’yı memnun etmeyi düşünebiliyor muyuz?

Yosef'in Yaakov ile buluşması
Tora’daki kırbaç cezasındaki derinlik
Tora’da, bir mahkeme suçlu hakkında kırbaç cezası hak ettiğine hükmederse, onun suçuna göre bir sayıyla kırbaçlanacağını, ancak kırbaç sayısının 40’tan az olması gerektiğini ve arttırma yapılamayacağını belirtilir. Burada üzerinde durulması gereken noktalardan biri, ‘suçlu kırbaç cezasını hak ederse’ ve ‘suçuna göre sayıyla kırbaç’ terimleridir. Suçun nevii ve hak etme şartları burada belirtilmemiştir. Nitekim bu, Sözlü Tora’nın konusudur ve Sözlü Tora olmadan, sadece Yazılı Tora’yı okuyarak tam bir sonuca varamayacağımızın sayısız örneklerinden biridir. Kırbaç, Tora’nın idam haricinde bedensel olarak verdiği tek cezadır. Suçlu direğe bağlanarak eğilir ve görevli tarafından kısmen ön, kısmen arka tarafına vurularak kırbaçlanır. Burada mahkeme yargıçlarının yanı sıra, bir de bilirkişi söz konusudur. Mahkeme önce suçuna göre hak ettiği kırbaç sayısını tespit eder ki, bu sayı 40’ı geçemez. 40 sayısı, kişinin, bir yandan Tanrı’nın 40 günde Sina’da verdiği Tora’sına karşı gelindiği için, aslında annesinin rahminde 40 günde şekillenen bedenine ölüm gelmesini hak ettiğini, ancak Tanrı’nın büyük merhametiyle, 40 sea su içeren mikvede insanı arındırdığı gibi, sadece en çok 40 kırbaçla cezasının onarılmasına olanak sağladığını simgeler. 39 sayısı ise, bir yandan Şabat’ta yasak olan 39 melahaya atıf yaparken, bir yandan da Tanrı’nın 13 merhamet özelliğinin üç katına atıfta bulunur. Nitekim pasukta, kırbacın vurulma terimi üç kere geçmekte olduğu için, kırbaç cezası üç kısımda gerçekleştirilir. Üçte biri öne, üçte ikisi arkaya vurulur. Üç kavramı, Tora’daki üç suç türüne de atıfta bulunur: Het/hata, avon/günah ve peşa/isyan. Sonuçta toplam kırbaç sayısının üçe bölünebilir bir sayı olması gerekmektedir. Peki, bilirkişinin fonksiyonu nedir? O da suçluyu kontrol ederek, dayanabileceği kırbaç sayısını tespit eder. Bilirkişinin bildirdiği sayıya en yakın olan, ondan küçük ve üçe bölünebilen sayı kırbaç sayısı olarak belirlenir.
Tora’ya göre raşa kimdir?
Raşa, İbranice kötü insan anlamında kullanılan bir terimdir. Kökü ‘ra/kötü’ kelimesine dayanır. Tanrı’nın emirlerini, mitsvalarını reddeden kişiyi tanımlar. Bu kişi hayvansal yönüne yenilen bir kişidir. Normalde pek çok ‘yapma’ şeklindeki Tora’nın negatif mitsvalarını ihlal eden kişi kamçı cezasını hak eder. Böyle kişiler ve ölüm cezasını hak eden daha ağır ihlallerde bulunan kişiler raşa olarak nitelendirilir. Tora’da ‘geçersiz bir duyumu kabul etme ve tanık olmak üzere kötü ile işbirliği yapma’ denmektedir. Bu emir hem laşon ara konuşmaları yasaklamakta, hem de bu kişileri ‘raşa’ olarak görerek onlarla işbirliğine girmeyi men ederek, böyle kişilerin şahitliğinin geçersiz sayılacağını ifade etmektedir. Nitekim Talmud, raşa kişinin tanıklığının kabul edilmeyeceğini söylemektedir. Tora’nın bu pasuğu ‘kötülük etmek için çoğunluğun peşinde olma’ diyerek, toplumun çoğunluğu dahi o kötü eylemi yapıyorsa, bizim onlara katılmamamızı söyler.
Tora bir başka yerinde, kardeşine elini kaldırmış kişiyi de raşa/kötü olarak ifade etmektedir. Bu kişi kötülüğü ile Tora’da ün salmış Datan, kardeşine henüz vurmamış sadece elini kaldırmıştır. Bu haliyle dahi, sırf kardeşine elini kaldırdığı için raşa olarak anılır. Bu örneklerden, raşa kişinin, hayalimizde canlandırdığımız büyük kötülükler yapmış insan imajından çok daha masum görünüşlü eylemlerden dahi bu sıfata layık olabileceğimizi görüyoruz.
Bunları biliyor musunuz?
*Yazılı Tora’yı simgeleyen On Emrin ilk harfinin A (Alef), sözlü Tora’yı simgeleyen Mişna’nın ilk harfinin M (Mem) ve alaha uygulamalarını belirleyen Gemara’nın ilk harfinin T (Tav) olduğunu. Bu şekilde bu üç harfin ‘EMET=Gerçek’ sözcüğünü oluşturduğunu.
*Şelomo Ameleh’in yedi ismi olduğunu. 12 yaşındayken kraliyet tacını giydiğini ve 40 yıl boyunca hükümdarlık yaptığını. 16 yaşındayken Bet Amikdaş’ın inşasına başladığını ve bunun yedi yıl sürdüğünü. Eşi ve cariyelerinin toplamının 1000’e ulaştığını. 70 lisanı da konuşabildiği gibi, hayvanların dillerini de bildiğini. Onun zamanında, isminin anlamı gibi hem İsrael’de hem de dünyada ‘şalom/barış’ın hâkim olduğunu.
*İbrani takvimine göre 19 senede yedi kere Veadar ayı olduğunu. Veadar ayının hiçbir burcun etkisinde olmadığını ve Bene Yisrael’in mazalının en yüksek olduğu ay olduğunu. Nitekim Purim mucizesinin de bir Veadar ayında gerçekleştiğini.
*Minha duasının en önemli tefila zamanı olduğunu. Çünkü şahrit sabah erken daha işgünü koşuşturmaları başlamadan yapılırken, arvitin de akşam iş günü bittikten sonra yapıldığını. Oysaki minhanın, hâlâ gün ortası iş koşuşturmaları varken, onları ortada bırakıp da yapılması gereken bir dua olduğunu. Bu duayı Yitshak Avinu’nun kazandırdığını. Aynı zamanda minhanın altın buzağı günahının düzeltilmesiyle de ilişkisi olduğunu. Nitekim minha’nın ve ‘egel/altın buzağı’nın da gematrialarının eşit ve 103 olduğunu.
*Kiduş’ta kullandığımız şarap kadehine ‘kos’ dendiğini, ‘kos’un gematriasının 86 olduğunu. 86 sayısının aynı zamanda kiduş’ta içilmesi gereken reviit miktarı olan 86 ml’ye vurgu yaptığını.

*David Ameleh’in savaştığı orduları ay şeklinde kuşattığını, arkadan bir şekilde kaçma şansı bıraktığını. Çünkü tamamen kuşatılıp kapana kısılan insanların o korkuyla kapasitelerinin üzerine çıkarak her şeyi yapabileceğini. Buradan hayatımıza dair bir ders de almamız gerektiğini.
*Roş Aşana’da ceviz yememe adeti olduğunu. Bunun bir sebebinin cevizin İbranicesi olan ‘egoz’un gematriasının, günah kelimesi ile aynı olması ve o gün günah işlememeye bu kadar hassas bakmamız olduğunu. Bir sebebin de, cevizin kabuğunun bizim ‘klipalarımızı/ günahların’ neden olduğu manevi kabukları simgelediğini. Cevizin içindeki ikişer yarımdan oluşan iki parçanın dört çeşit Yahudi’yi simgelediğini ve bunların birbirlerinden ayraçlarla ayrı durduğunu. Oysaki Yahudilerin ayrımsız tek ve birlik içinde olmaları gerektiğini ve ayrı olmalarının da bir günah sayıldığını.
*Tanrı’yı kral ilan eden ilk kişinin Adem olduğunu. Tanrı Adem’i yarattığında onun görüntüsünü ve yaydığı ilahi ışığı gören diğer varlıkların onu Tanrı zannederek hizmet etmeye kalkıştığını. Ama Adem’in onları uyararak, Tanrı’nın önünde eğilmeye davet ettiğini.
*Avraam’ın kazdığı kuyuların, insanlara Tanrı’yı öğretme planının bir parçası olduğunu. Avraam’ın, açtığı kuyuların etrafına insanları toplayıp bedava su verdiğini. Bu arada onlara bir konuşma yaparak, Tanrı’dan ve tüm insanlık için bağlayıcı olan yedi mitsvadan bahsettiğini. Peliştilerin sonradan bu kuyuları tıkamalarının esas sebebinin de, Yitshak’ın da bu kuyuları babası Avraam’la aynı amaçla kullanmasını engellemek olduğunu.
*‘Yetser ara’nın adeta insanların gözünü kör edip mantıklı düşünmekten uzaklaştırdığını. Bu durumu, geç yaşta çocuk sahibi olan Avraam ve Sara hakkında çevrelerindeki bazı insanların yaptığı dedikodularda görebildiğimizi. İnsanlar senelerce Sara’nın, Avraam’dan çocuğu olmayınca, Avimelek’in onu alıkoymasından bir süre sonra hamile kalması nedeniyle, çocuğun Avimelek’ten olduğu dedikodusunu yaptıklarını. Ancak bu durumda Avraam’ın kısır olduğu tezinin ortaya çıktığını. Oysaki, o sıra Avraam’ın, cariyesi Agar’dan oğlu Yişmael’in var olduğunu dikkate almadıklarını. İnsanların bu dedikoduyu sürdürüp Sara ve Avraam’ı utandırmamaları için, Tanrı’nın bir mucize yaparak Yitshak’ın, babası Avraam’a tıpatıp benzer bir görünümde olmasını sağladığını.
*Yaakov’un iki kız kardeş olan karıları Lea ve Rahel’in simgeledikleri özel yönler olduğunu. Lea’nın ruhsal yönü, Rahel’in de güzelliğiyle fiziksel yönü simgelediğini. Maarat Amahpela’da gömülü Lea’nın İsrael’deki korumayı, hemen İsrael’in girişinde gömülü Rahel’in ise galuttaki korumayı simgelediğini. Bayramsal olarak da Lea’nın Hanuka’ya, Rahel’in Purim’e karşılık geldiğini. Nitekim Hanuka’da Helenler maneviyata zarar vermek isterken, Purim’de Perslerin fiziksel zarar vermek istediklerini. Yine Hanuka’da, Lea’nın oğlu Yeuda’nın soyu olan Makabiler ön plandayken, Purim’de Rahel’in oğlu Binyamin’in soyu Ester ve Mordehay’ın ön planda olduklarını.
Soru ve görüşleriniz için adresim [email protected]