“A Ğ A T A K I L A N L A R”

•“İsrail´de müesses nizam Amerikan-Yahudi toplumundaki değişim konusunda çok endişeli. O kadar ki artık Amerikan-Yahudi toplumunu kaybettiklerini düşünüyorlar. Saf değiller, ABD´deki en büyük ve en etkili savaş karşıtı protestoları Jewish Voices for Peace (Barış İçin Yahudi Sesler) gibi kuruluşların örgütlediğini, Amerikalı Yahudilerin yarısının Gazze´de girişileni soykırım olarak nitelendirdiğini biliyor. O yüzden Binyamin Netanyahu hükümeti, İsrail´e asıl desteğin artık Hristiyan Siyonistlerden (dünyanın sonunun gelmesinin Yahudilerin Kutsal Topraklar´a göçüyle gerçekleşeceğini düşünen ve sayıları on milyonları bulan Amerikan Evanjelist Cemaati) geleceğini düşünüyor ve onlara oynuyor.” oZachary Foster – (Arda Ekşigil) – www.diken.com.tr

İzak BARON Diğer
27 Ağustos 2025 Çarşamba
  • Bu Haftanın “Takılanlar”ı

 

  • GAZZE VE BATI ŞERİA: İSRAİL FAZLA MI İLERİ GİDİYOR?

İsrail’de planlama komitesi, Batı Şeria’da oldukça hassas bir bölgede Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi projesini onayladı. Bu gerçekleşirse, Batı Şeria ikiye bölünmüş olacak. İsrail ordusu Gazze şehrine doğru ilerleyişini de sürdürüyor. Burada konuşlu bir birliği ziyaret eden Başbakan Netanyahu, Hamas’la derhal müzakerelere başlanacağını duyurdu. Medya, İsrail’in her iki cephedeki tutumunu masaya yatırıyor.

https://www.eurotopics.net/tr/344047/gazze-ve-bati-seria-israil-fazla-mi-ileri-gidiyor

 

  • İSRAİL, TÜRKİYE’YE KARŞI MEDYA KAMPANYASI PLANLIYOR - İPEK YEZDANİ

Fransa ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülke, eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin’i devlet olarak tanıyacaklarını söyledi.

İsrail’in acımasız saldırıları sonucunda 682 gündür öldürülen, temel gıda ve su kaynaklarından mahrum kalan Gazzelilerin ve Gazze’deki açlık çeken Filistinli çocukların trajik görüntüleri kamuoyunun tam anlamıyla bilincini sarstı. Medyada yıllardan beridir “PR makinesi” olarak bilinen İsrail devleti, Gazze’de işlediği katliam suçlarının üstünü kapatmak için yürüttüğü PR savaşını da kaybetmeye başladı.

Türkiye, bu savaşın başından beri İs­rail’in katliamlarını lanetleyen ve İsrail’in işlediği insanlık suçlarının ortaya çıkması için uğraşan ülkelerin başında geliyor. Zira İsrail’in Gazze’ye olan saldırılarının başlangıcından bu yana İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler de son derece gergin seyrediyor.

İsrail Devlet Televizyonu “Kan”, birkaç gün önce yayınladığı bir özel haberde, İsrail Diaspora Bakanlığı’nın Katar ve Türkiye’ye karşı uluslararası medya kampanyası planladığı bildirildi.

Katar ve Türkiye Hamas’ın açık destekçileri olan iki ülke. Hatta Katar, geçen yıllarda Hamas’a finansal destek sağladı ve liderlerine ev sahipliği yaptı.

Tamamı : https://www.dunya.com/kose-yazisi/israil-turkiyeye-karsi-medya-kampanyasi-planliyor/790280

 

  • İSRAİL ARTIK BATI’YI GAZZE KONUSUNDA İKNA EDEMİYOR - EMMA ASHFORD / FOREİGN POLİCY

İsrail vatandaşlarını potansiyel suçlardan peşinen aklama çabaları bile tartışmanın yön değiştirdiğinin bir göstergesi. İsrail’in en sadık Batılı destekçileri bile artık ülkenin uluslararası imajına uzun vadeli zarar verileceğinden endişe ediyor. Haziran ayında Batı Avrupa’daki tüm büyük ülkelerde İsrail’e verilen kamuoyu desteği yüzde 40’ın altına düştü. Fransa, Almanya ve İngiltere’de halkın sadece yüzde 15’i, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırılarına orantılı ya da makul bir yanıt olarak görüyor. İsrail’in en güçlü kalesi sayılan ABD’de bile anketler, Amerikalıların yaklaşık üçte ikisinin İsrail’in savaşı yürütme biçimini onaylamadığını gösteriyor.

Yine de, bu değişimin Netanyahu hükümetinin politikasını köklü biçimde etkileyeceği ya da Gazze’deki yıkımı hafifleteceği kesin değil. Daha kritik olan, kamuoyundaki tepkinin ötesine geçerek hükümetlerin giderek artan kınamalarına dönüşmesi. Filistin’i tanıyacağını açıklayan ülkelerin sayısı artarken Almanya da İsrail’e tepki gösteren ülkeler listesine eklendi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin İsrail’e silah ihracatını durduracağını açıkladı. Bu karar, sadece altı ay önce İsrail’in varlığını modern Almanya’nın temel bir yükümlülüğü olarak tanımlamasının ardından geldi. Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasının tamamen askıya alınmasına hâlâ karşı çıkan Avrupa Komisyonu da söylemini sertleştirdi ve kısmi askıya alma seçeneğini tartışmaya açtı.

Küresel algıyı değiştiren bir başka etken de İsrail hükümetinin inkâr politikaları ve Batı Şeria ile Kudüs’te yerleşimcilerin giderek artan şiddeti oldu. En aşırı bakanlardan Bezalel Smotrich, defalarca Gazze’nin ilhakını ve Gazze ile Batı Şeria’daki Filistinlilerin “gönüllü göç” yoluyla sınır dışı edilmesini savundu. Bir diğer bakan, Amichai Eliyahu ise “Filistinlileri beslemek zorunda olmadıklarını” ve “bu insanların bölgeden çıkarılması gerektiğini” açıkladı. Buna karşılık Dünya Gıda Programı gibi uluslararası saygın kuruluşlar artık açıkça “halkın acı çektiğini”, “açlık” ve “akut kıtlık” yaşandığını raporluyor. Bu da İsrailli bakanların argümanlarını gerçeklerle bağdaştırmayı giderek imkânsız hale getiriyor.

Tamamı : https://fikirturu.com/jeo-politika/israil-artik-batiyi-gazze-konusunda/

 

  • GAZZE, ATEŞİN ORTASINDA BİR SATRANÇ TAHTASI - DR. HAKAN ÇINAR

Gazze Krizi, bir insanlık trajedisinden küresel bir güç oyununa dönüştü. Türkiye, yardım tırlarıyla vicdanını, diplomatik hamlelerle gücünü ortaya koyuyor. Ama bu krizin çözümü, ancak tüm dünyanın ortak bir tutumu ile mümkün olabilecek.

ABD’nin İsrail desteği, Avrupa’nın çekingenliği ve BRICS’in yükselişi, hep söylediğim üzere yeni bir dünya düzeninin işaretlerini veriyor. Gazze, sadece bir coğrafya değil; insanlığın, vicdanın ve gücün sınavı. Türkiye’nin bu sınavdaki rolü, izleyeceği doğru politikalar ve tutumu, hem Ortadoğu’yu hem de dünyayı şe­killendirebilir.

Soru şu: Küresel liderler, bu yangını söndürmek için ne kadar cesur ola­cak? Gazze’nin çocukları, dünyanın sessizli­ğini değil, adaletini bekliyor. Tabi bir soru da Trump için olmalı. Rusya-Ukrayna arasında barış tesis etmeye çalışan, Ermenistan Azerbaycan arasındaki ilişkiyi kendince düzelten ve Nobel Barış Ödülü’nü hedefleyen Trump, burada da barış elçisi olmak için neyi bekliyor acaba.

Tamamı : https://www.dunya.com/kose-yazisi/gazze-atesin-ortasinda-bir-satranc-tahtasi/790718

 

  • GAZZE'NİN İŞGALİ İSRAİL'İN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRİYOR! - HÜDA HÜSEYNİ

Uzun süredir İsrail'e siyasi ve teknik destek sunan Batı desteğinin gerilemesi, Tel Aviv'in artık kırılgan bir stratejik konumda olduğu ve güvenilir bir ortak olmaktan ziyade uluslararası sistemin dış sınırlarına itildiği anlamına geliyor.

Arap dünyasında bile değişim belirtileri ortaya çıkmaya başladı. İsrail ile ilişkilerini yakın zamanda normalleştiren ülkeler, iş birliğini sürdürmeyi Filistin devleti sürecinde gerçek bir ilerlemeye bağlamaya başladı ve bu da İsrail'in bölgesel manevra alanını daraltıyor.

Tüm bu meydan okumaların ortasında, iç siyasi faktör göz ardı edilemez. İsrail, 2026'da yapılacak kritik seçimlere doğru ilerliyor ve tüm göstergeler Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunu kaybedeceğine işaret ediyor.

Bu, Gazze'yi yeniden işgal etmek gibi büyük ölçekli bir askeri projenin sürdürülebilirlikten yoksun kalabileceği ve partiler arası dengeler değiştikçe içeriğinin boşaltılabileceği anlamına geliyor.

Daha da kötüsü, askeri harekât salt seçimsel amaçlar için kullanılabilir ve Gazze, ulusal güvenlik öncelikleri yerine iç güç hesaplarının esiri haline gelebilir.

Sonuç olarak, Gazze'yi yeniden işgal projesi -zamanlama, maliyet ve yansımaları açısından- riskli bir stratejik macerayı temsil ediyor.

Bu, İsrail güvenlik ve siyasi sistemi içindeki yapısal bir ikilemi yansıtıyor; bir devlet, uluslararası meşruiyetini zedelemeden ve can kayıpları, ekonomi ve siyasi uyum açısından ağır bir iç bedel ödemeden, tarihsel olarak kendisine karşı direnen bir bölge üzerinde nasıl kontrol sağlayabilir?

https://www.indyturk.com/node/763698/d%C3%BCnyadan-sesler/gazzenin-i%C5%9Fgali-i%CC%87srailin-%C3%A7ehresini-de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor

 

  • ZACHARY FOSTER: AMERİKAN-YAHUDİ TOPLUMUNDA BİR DEVRİM OLACAK - ARDA EKŞİGİL

Amerika’da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak, Yahudi okullarına, yaz ve gençlik kamplarına giderek büyüdüm. Bir Yahudi gençlik grubunun parçası olarak İsrail’e gittim. Yani ‘İsrail merakım’ yetiştirilme tarzımla ilintili. Meraklı bir çocuktum ve İsrail’e meraklıysan ister istemez Filistin’e de merak duymaya başlıyorsun, çünkü aynı fiziksel alanı paylaşıyorlar. Bol bol tarih okuyordum, özellikle ‘Yeni İsrail Tarihçiliği’ diye bilinen literatürü (İsrail’deki ana akım tarih yazımına eleştirel bir bakışla yaklaşan bir akım); Simha Flapan, Benny Morris, Ilan Pape, Avi Shlaim gibi isimleri. Filistinli yazarlar da ilgimi çekiyordu. Nur Masalha çok etkiledi beni örneğin.

İsrail’de müesses nizam Amerikan-Yahudi toplumundaki değişim konusunda çok endişeli. O kadar ki artık Amerikan-Yahudi toplumunu kaybettiklerini düşünüyorlar. Saf değiller, ABD’deki en büyük ve en etkili savaş karşıtı protestoları Jewish Voices for Peace (Barış İçin Yahudi Sesler) gibi kuruluşların örgütlediğini, Amerikalı Yahudilerin yarısının Gazze’de girişileni soykırım olarak nitelendirdiğini biliyor. O yüzden Binyamin Netanyahu hükümeti, İsrail’e asıl desteğin artık Hristiyan Siyonistlerden (dünyanın sonunun gelmesinin Yahudilerin Kutsal Topraklar’a göçüyle gerçekleşeceğini düşünen ve sayıları on milyonları bulan Amerikan Evanjelist Cemaati) geleceğini düşünüyor ve onlara oynuyor.

Tamamı : https://www.diken.com.tr/zachary-foster-amerikan-yahudi-toplumunda-bir-devrim-olacak/

 

  • İSRAİL’İN ANLADIĞI TEK DİL GÜÇ İSE, O GÜÇ NEDİR, NASIL KULLANILIR? - NEDRET ERSANEL

İsrail, Gazze’ye yönelik yeni saldırı planını uygulamaya başladı ve aynı zamanda “ateşkes” görüşmelerine göz kırptı. Tel Aviv’den duyulan bu tür açıklamalara kredi açma, umut bağlama faslını hâlâ aşamamış olanların bulunması garip. Çünkü saldırının ana hedeflerinden Hamas’ın rehineleri bırakması şu saniye gerçekleşse dahi İsrail durur mu?

Bugün kâğıt üzerinde hem Arap dünyası hem Avrupa dünyası İsrail’e karşı. Ama onu durdurabilecek bir güç, birlik bulunmadığı gibi, herhangi çekim merkezi de yok. Niye bulunamıyor, çünkü kimsenin gözü ABD’ye karşı çıkmayı yemiyor…

Düz okumanın dışında yol arayanlara, önerenlere de yüz verilmediğinden soykırım devam ediyor. Esasen çok parlak fikirler de duymuş değiliz. İşin başında Arap Ligi ve İİT artı vicdan sahibi diğer bölge liderleri sahaya inselerdi, yıkım ve kırım durmakla kalmaz, Netanyahu da siyasi şokuna dayanamayıp devrilirdi…

 

Gerçekçi bulunmadı. Onları da ayıplayamam. Anılan bloklardaki ülkelerin ABD ile bin türlü işi olduğu gibi pek çoğu da tasmalı…

Tamamı : https://www.yenisafak.com/yazarlar/nedret-ersanel/israilin-anladigi-tek-dil-guc-ise-o-guc-nedir-nasil-kullanilir-4742047

 

  • AVRUPA’NIN DEĞİŞEN TUTUMU: FİLİSTİN DEVLETİ’NİN TANINMASI VE DİPLOMATİK ETKİLERİ - BLERİM MUSTAFA 

Tanıma, İsrail’e karşı bir düşmanlık değil, uluslararası hukukun yeniden teyidi olarak görülmelidir. Oslo Anlaşmaları geçici bir çerçeve olarak öngörülmüştü, ancak aradan otuz yıl geçmesine rağmen İsrail, askeri kontrol, işgalci yerleşimlerin artırılması ve Filistin topraklarının parçalanması yoluyla Filistin’in kendi kaderini tayin hakkını zayıflatmayı sürdürüyor. Avrupa ülkelerinin Filistin’i tanıması ise, İsrail’in koşulları süresiz biçimde dayatamayacağını ve bunun mutlaka sonuç doğuracağını net bir şekilde ortaya koyuyor.

İki devletli çözüm, BM, AB ve önde gelen küresel güçler tarafından desteklenen tek yol olmayı sürdürüyor. Tanıma, müzakerelerin yerine geçmez, tam tersine, onların aciliyetini vurgular. Bu nedenle tanıma güçlü bir mesaj taşıyor: Filistin'in devlet olarak varlığını sürdürmesi bir taviz değil, haktır. Kosova örneğinde olduğu gibi uluslararası mutabakat sahadaki gerçekleri değiştirebilir. Barışın sağlanabilmesi için İsrail’in inkarın artık bir seçenek olmadığını kabul etmesi gerekir.

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/avrupa-nin-degisen-tutumu-filistin-devleti-nin-taninmasi-ve-diplomatik-etkileri/3664341

 

  • İSRAİL’E YAPTIRIM TARTIŞMALARI HOLLANDA HÜKÛMETİNİ KRİZE SÜRÜKLÜYOR - ÖMER FARUK ERGÜN

Hollanda’daki mevcut hükûmetteki koalisyon partilerinin İsrail konusundaki tutumları büyük ölçüde benzerlik gösterse de NSC yaptırımlar noktasında diğer üç partiden farklı bir İsrail politikasına sahip. Koalisyonun dağılmadan önceki en büyük ortağı İslam karşıtı ve aşırı sağcı PVV, Gazze meselesinde tek devletli çözümü savunarak Filistinlilerin Ürdün’e taşınması gerektiğini belirtiyor.

Etnik temizlik anlamına gelen bu politika, parti lideri Geert Wilders’in ırkçılık ve İslamofobi karnesi göz önüne alındığında çok da şaşırtıcı değil. Üstelik Geert Wilders, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılmasına rağmen Netanyahu ile görüşerek İsrail’in Gazze’deki soykırım politikasına verdiği desteği bir kez daha göstermiş oldu.

Diğer taraftan koalisyonun diğer partileri VVD ve Çiftçi-Vatandaş Hareketi BBB ise genel olarak sıkı İsrail yanlısı bir tutum sergiliyor. VVD’nin ABD’deki AIPAC benzeri bir lobi grubu olarak Hollanda’da faaliyet gösteren CIDI (Centrum Informatie en Documentatie Israel) ile yakın ilişkileri var. Buna ek olarak Dilan Yeşilgöz’ün eşi René Zegerius, Siyonist kimliği ile bilinen bir iş insanı. Her iki partinin liderleri de sosyal medya hesaplarından İsrail’e desteklerini sıklıkla belirtiyorlar.

Koalisyondaki son parti NSC ise hem iki devletli çözümü savunuyor hem de İsrail’e yönelik yaptırımların uygulanmasını destekleyerek hükûmet içinde daha dengeli bir tutum sergiliyor.

Gazze’deki insani trajedi ve İsrail’e karşı uygulanacak yaptırımlar, Hollanda hükûmetinin istikrarını doğrudan tehdit eden bir kriz unsuru hâline geldi. Hükûmet içindeki farklı yaklaşımlar, hem dış politika kararlarını hem de geçici hükûmet döneminin işleyişini zorluyor. İsrail’in politikaları, Hollanda siyasetinde sadece diplomatik değil, aynı zamanda iç siyasi dengeleri de etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor.

2025’in ilkbaharında Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, Hollanda halkının yüzde 78’inin İsrail ve Netanyahu’ya karşı olumsuz bir bakışa sahip olduğunu ortaya koydu. Bu rapor, hükûmet içi tartışmaların ve toplumdaki tepkilerin arkasında geniş bir kamuoyu desteğinin olduğunu gösteriyor.

https://perspektif.eu/2025/08/24/israile-yaptirim-tartismalari-hollanda-hukumetini-krize-surukluyor/

 

  • SİLİVRİ'DEN GELEN ŞAŞIRTICI MEKTUP: "MEMLEKET" ŞİİRİNİ MECLİS'TE İLK KİM OKUDU BİLİYOR MUSUNUZ? HEM DE İBRANİCE...- ERTUĞRUL ÖZKÖK

O günü hatırlıyorum.

13 Kasım 2007 günüydü.

Tarihi bir gündü.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ortak oturumuna katılmış ve İngilizce konuşma yapmıştı.

Şimon Peres konuşmasını şu cümleyle bitirmişti: “Tanrı dostluğumuzu daim etsin…”

O sırada TBMM salonunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan vardı ve Peres her ikisi ile de tokalaşmıştı.

Gerçekten de dün Meclis zabıtlarına girdim ve o günkü oturumun kayıtlarına baktım.

TBMM tutanaklarından aktarıyorum.

O gün Şimon Peres aynen şöyle demiş:

“Ekselansları, ülkenizin şanlı geçmişinin büyük geleceği için sadece bir önsöz teşkil ettiğini düşünüyorum. Yahudi halkı ile Filistin halkının tarihlerinin de barış içindeki İsrail devleti, Filistin devleti ve tüm bölge için parlak bir geleceğe işaret ettiğine inanıyorum. Gerçek dostluk, azim ve kararlılıkla, Doğu Akdeniz havzasındaki halklar, dinler ve toplumlar arasındaki uzlaşma, kardeşlik ve ortaklık için çalışacağız. Büyük Türk şairi Cahit Sıtkı Tarancı'nın samimi sözlerini çok severim:

'Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim Ne başta dert ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.'

Türkiye, İsrail ve bütün bölge halkları arasındaki dostluk anlaşması çok yaşasın!

Tanrı dostluğumuzu daim etsin!

Teşekkür ediyorum. Sağlıklı ve güçlü kalın."

https://t24.com.tr/haber/ertugrul-ozkok-silivri-den-gelen-sasirtici-mektup-memleket-siirini-meclis-te-ilk-kim-okudu-biliyor-musunuz-hem-de-ibranice,1256195

 

  • DERT, BÜYÜK İSRAİL DEĞİL PARA… - ÖZAY ŞENDİR

Adı Sharon Gal.

Bir süre milletvekilliği de yapmış olan aşırı sağcı bir isim, şimdi i24NEWS’te Başbakan Netanyahu ile yaptığı röportajla gündemde.

Dünya bu röportajı Gal’in sorusu üzerine Netanyahu’nun Büyük İsrail Projesi’ne bağlı olduğu sözleriyle konuşuyor.

O kısım elbette konuşulacak ve ağızdan kaçan nihai amaç herkes tarafından öğrenilecek ama işin ticaret boyutunu da unutmamak lazım.

Kameralara yansımadı ama röportaj sırasında Gal, Netanyahu’ya Büyük İsrail haritasının yer aldığı bir kolye hediye etti…

Rüşvet suçlamaları beni alakadar etmiyor diyerek kolyeyi eşine götürmesini de söyledi.

Ne kadar vatansever ne kadar idealist bir duruş değil mi?

Hiç de öyle değil.

Bu röportaj 12 Ağustos’ta yayınlandığında Times of Israel haber sitesinde Sharon Gal’in bu kolye ve bileziklerin satışını da yaptığı yazıyordu, dün baktım, o kısmı haber metninden uçurmuşlar.

Biraz daha tarayınca, Gal’in ekranda ustaca pazarladığı kolye ve bileziklerin satışa sunulmuş hallerini de buldum.

Vatanseverlik adına soykırım yapmak, hayal tüccarlığı yapmak yetmemiş olacak ki, şimdi iş hediyelik eşya satışına kadar vardı işte.

Bu kesinlikle bir başka kafa, bir başka ticaret kafası ve aynı zamanda ahlak anlayışı…

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/ozay-sendir/dert-buyuk-israil-degil-para-7428252

 

  • BİR SONRAKİ İSRAİL-İRAN SAVAŞI KAPIDA MI? - TRİTA PARSİ / FOREİGN POLİCY

Ancak İsrail’in diğer iki hedefi açıkça başarısızlıkla sonuçlandı. 30 üst düzey komutan ve 19 nükleer bilim insanını öldürmek gibi başlangıçtaki istihbarat başarılarına rağmen İran’ın komuta- kontrolünü yalnızca geçici olarak sekteye uğratabildi. 18 saat içinde İran, bu komutanların çoğunu, hatta tamamını değiştirdi ve ağır bir füze saldırısıyla önemli kayıpları telafi ederek şiddetli bir karşı saldırı başlatma kabiliyetini gösterdi.

İsrail, ilk saldırılarının İran rejimi içinde paniğe yol açacağını ve rejimin çöküşünü hızlandıracağını umuyordu. Washington Post’a göre Farsça bilen Mossad ajanları, üst düzey İranlı yetkilileri cep telefonlarından arayarak, rejimi kınayan ve alenen taraf değiştirdiklerini belirten videolar çekmedikleri takdirde kendilerini ve ailelerini öldürmekle tehdit ettiler. Savaşın ilk saatlerinde, İran’ın yönetici elitinin hâlâ şokta olduğu ve önemli kayıplarla sarsıldığı dönemde 20’den fazla benzer arama yapıldı. Ancak tek bir İranlı generalin tehditlere boyun eğdiğine dair hiçbir kanıt yok ve rejim bütünlüğü korundu.

“İsrail, İran’ı ikinci bir Suriye’ye dönüştürmeyi ve ABD desteğinden bağımsız sürdürülebilir bir hava hakimiyeti kurmayı da başaramadı. İsrail, savaş sırasında İran hava sahasını kontrol etse de, cezasız kalmadı. İran’ın füze saldırısı, hasara yol açtı.

Tamamı : https://fikirturu.com/dunya/bir-sonraki-israil-iran-savasi-kapida-mi/

 

  • TARİHÇİ HARARİ: İSRAİL, 2000 YILLIK YAHUDİ KÜLTÜRÜNÜ YOK EDEBİLİR

Harari, İsrail’in mevcut gidişatına devam etmesi durumunda karşılaşılacak tabloyu net bir şekilde ortaya koymak gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Karşı karşıya olduğumuz durum, Gazze ve Batı Şeria’da potansiyel bir etnik temizlik harekatı ve bunun sonucunda 2 milyon, belki de daha fazla Filistinlinin oradan sürülmesi, büyük İsrail’in kurulması, İsrail demokrasisinin dağılması ve son iki bin yıldır tamamen Yahudi karşıtı olan değerlere, yani Yahudi üstünlüğü ideolojisine dayalı yeni bir İsrail’in yaratılmasıdır.”

Harari, bu yeni devletin askeri olarak güçlü olacağını ve dünya çapındaki çeşitli zorbalarla ittifaklar kuracağını da sözlerine ekledi.

Harari, 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananların Yahudi tarihindeki yerinin bir dipnot mu yoksa yeni bir bölüm mü olacağı sorusuna, “Bence bu, Yahudi tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olabilir. Belki de Roma fethinden, yani Milattan Sonra 70’te tapınağın yıkılışından bu yana en büyüğü,” yanıtını verdi.

Tarihçi, bu durumun askeri bir felaket olmayacağını, devletin askeri ve ekonomik olarak başarılı olacağını, bunun da meydan okumayı daha da büyüteceğini belirtti. Harari, “Londra’da ya da New York’ta hiçbir Yahudi, ‘bu gerçek Yahudilik değil’ diyemeyecek. Bu, yeni Yahudilik ve belki de tek Yahudilik olacak,” dedi.

Tamamı : https://harici.com.tr/tarihci-harari-israil-2000-yillik-yahudi-kulturunu-yok-edebilir/

 

  • NORVEÇ'İN KARARI: KÜRESEL SERMAYE İSRAİL'İ TERK EDER Mİ? - NİK MARTİN

Avrupa Birliği (AB) de İsrail'in 111 milyar dolarlık Horizon Europe araştırma fonuna erişimini kısıtlama seçeneğini değerlendiriyor. Fransa, İspanya, İrlanda ve Slovenya daha sert adımlar atılmasını savunurken; Almanya, İtalya ve Macaristan yaptırımlara karşı çıkıyor.

Hayfa Üniversitesi'nden ekonomist Benjamin Bental, Norveç'in adımının emsal teşkil edebileceği, AB'nin de onu izlemesi hâlinde bunun ciddi sonuçları olabileceği görüşünde. İsrail'in ihracatının üçte birini AB ülkelerine gerçekleştirdiğine dikkat çeken Bental, bunun gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 1'ine karşılık geldiğini belirtiyor.

Bahar da buna katılmakla birlikte, İsrail'in küresel inovasyon ve ticaretteki rolü nedeniyle baskının sınırlı kalabileceğini söylüyor:

"İsrail ve savaş hakkında ne düşünürseniz düşünün, ülke mühendislik ve yazılım geliştirme alanında çok yetenekli. Ekonomisi küresel ekonomiyle o kadar iç içe ki İsrail'den kopmak o kadar da kolay değil."

BDS, Norveç Varlık Fonu'nun kararını büyük bir zafer olarak değerlendirirken ülke hâlihazırda İsrail'deki diğer yatırımların uluslararası hukuka uygun olup olmadığına dair inceleme yürütüyor.

Norveç Varlık Fonu'nun hâlâ yaklaşık 50 İsrailli şirkette yatırımı bulunuyor.

Tamamı : https://www.dw.com/tr/norve%C3%A7in-karar%C4%B1-k%C3%BCresel-sermaye-i%CC%87sraili-terk-edebilir-mi/a-73684976

 

  • HEDEFTEKİ İSRAİL BAŞSAVCISI'NA SIRA DIŞI SUİKAST PLANI

İsrail'de Başsavcı Gali Baharav-Miara'yı öldürmek için hahamdan dinen icazet istediği iddia edilen bir kişi tutuklandı. İsrail Başsavcısı Baharav-Miara, Netanyahu hükümetinin görevden almaya çalıştığı bir isim.

https://www.dw.com/tr/hedefteki-i%CC%87srail-ba%C5%9Fsavc%C4%B1s%C4%B1na-s%C4%B1ra-d%C4%B1%C5%9F%C4%B1-suikast-plan%C4%B1/a-73741565

 

  • İSRAİL MASASINDA HTŞ’YE RUS RULETİ - FEHİM TAŞTEKİN

İsrail, Trump yönetiminin Suriye’nin Abraham Anlaşmalarına dahil edilmesi hedefini acil bir plan olarak görmüyor. Tel Aviv’in önceliği barış anlaşması değil güvenlik mutabakatı. Güvenlik anlaşmasında görmek istedikleri de ‘kumandalı işgal’ anlamına geliyor. Yani tampon planı karşılıklı mutabakatla hayata geçirilecek, ortak düşmanlara karşı askeri-istihbarat iş birliği mekanizması kurulacak ve İsrail tehditlere karşı Suriye’de karadan ve havadan operasyon yapma ayrılacağına kavuşacak.

Barış anlaşması uluslararası sınırları konuşmayı gerektireceği için İsrail buna yanaşmıyor. Bir ara İsrail basını, barış olmadan normalleşme senaryosu üzerinde de duruyordu. İşgal altındaki topraklar bahsini yok sayarak karşılıklı elçiliklerin açıldığı, ticari ilişkilerin başladığı ve güvenlik ayarlamalarının yapıldığı sıcak normalleşme… HTŞ, içerdeki meşruiyet krizini büyüteceği için şimdilik sadece güvenlik ayarlamalarını içeren bir mutabakatı sessizce yürütmekten yana duruyor. Mesela İsrail’den insani yardım kamyonlarının Golan Tepeleri üzerinden Suriye’ye girmesine kafa sallıyor ama “Koridor önerisi kabul edilmedi” diyerek tepkileri yatıştırıyor. İsrail ve Körfez medyasına bakılırsa Amerikalılar 25 Eylül’de BM Genel Kurulu sırasında imzaya hazır hale gelecek şekilde bir mutabakatı pişirmeye çalışıyor. Bunlara göre Paris’te masaya gelen konular üzerinde yüzde 80 oranında uzlaşma sağlandı ve Suriye'nin güneyindeki güvenlik düzenlemelerini öngören mutabakat neredeyse tamamlandı. İçeriği meçhul.

Tamamı : https://www.evrensel.net/yazi/97572/israil-masasinda-htsye-rus-ruleti

 

  • İSRAİLLİ ÇOCUKLARI PARKA ALMAYAN MÜDÜRÜN 5 YIL HAPSİ İSTENDİ

Fransa'da, 150 İsrailli çocuğu eğlence parkına almayan işletme müdürü hakkında iddianame hazırlandı. Ayrımcılıkla suçlanan müdürün 5 yıla kadar hapis ve 75 bin euro para cezasına çarptırılması mümkün.

Tamamı : https://www.dw.com/tr/fransa-i%CC%87srailli-%C3%A7ocuklar%C4%B1-parka-almayan-m%C3%BCd%C3%BCr%C3%BCn-5-y%C4%B1l-hapsi-istendi/a-73743993

 

  • Adelina Sfishta@AdelinaSfishta

Dünya genelinde Yahudilere karşı saldırılarda son 2 haftada % 83,3'lük bir artış oldu

Saldırıların ideolojik zemini;

- % 67,2'si aşırı sol

- % 12'si İslamcı

- % 9,6'sı aşırı sağ

- % 11,2'si bireysel

https://x.com/AdelinaSfishta/status/1959679057693495373

 

  • ALMANYA-İSRAİL İLİŞKİLERİ VE KÜLTÜR SANAT ALANINDA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ (2) – OSMAN ERDEN

Berlin’deki Yahudi Müzesi’nin direktörü Peter Schäfer, müzenin resmi Twitter hesabından BDS Hareketi’ni antisemitizm olarak damgalayan Bundestag kararına itiraz eden bir habere link verilmesi üzerine yoğun eleştiri aldı ve Haziran 2019’da istifa etmek zorunda kaldı.

Tamamı : https://www.yeniarayis.com/yazi/almanya-israil-iliskileri-ve-kultur-sanat-alaninda-ifade-ozgurlugu-2-11645

 

  • Despertar Söyleşileri #24 Yakup Barokas

https://www.youtube.com/watch?v=OHBzAESWw80

 

  • ŞANLIURFA'YA YERLEŞTİRİLEN YAHUDİ AİLELERİN TARİHÇESİ!

Anadolu Ajansının 18.12.2020 tarihinde yaptığı habere göre, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden önce Antakya’ya, 1960 yılında ise ailesiyle birlikte İsrail’e göç eden Yahudi Eli Gezici, aradan geçen bunca zamana rağmen çiğ köfte ve türkülerden vazgeçmiyor.

Tamamı : https://www.haberurfa63.com/sanliurfa-ya-yerlestirilen-yahudi-ailelerin-tarihcesi/18178/

 

  • Pınar Erkan@pinar__erkan

Or-Ahayim Hastanesi (hayat ışığı) kapanıyormuş. 130 yıldır hizmet veren çok iyi bir hastaneydi. Herkese açıktı. II. Abdülhamid’in fermanıyla kurulmuştur. Tarihte toplumsal olaylarla Türk Yahudi Cemaatinin içine kapanıp görünmezleşmesi tanıdık. Umarım aydınlık günler geri gelir.

https://x.com/pinar__erkan/status/1959153312516698331

 

  • önder kaya istanbul gezgini@onderkayaistan1

Akhisar bir zamanla Egenin en kalabalık Yahudi nüfuslarından birine sahipti. Mezar alanları da buna bağlı olarak epey büyüktü. Şimdilerde Akhisarda sinagog yok. Musevi de kalmadı. Mezarlığın ise neyse ki küçük bir parçası bugüne intikal edebilmiş.

 

https://x.com/onderkayaistan1/status/1958124359236669642

 

  • Eddie Graf@Eddie_1412

Sessiz kahramanlar.

7 Ekim 1943'te, Auschwitz imha kampında olağanüstü bir sessiz cesaret eylemi gerçekleşti. Yazar Franz Kafka'nın kız kardeşi Ottla Kafka'nın aslında orada ölmesi beklenmiyordu. Theresienstadt'tan, onu kurtarabilecek farklı bir kader bekliyordu. Ancak bir grup çocuğun nakledilmekte hazırlandığını görünce, tüm mantık ve öz koruma içgüdülerine meydan okuyan bir karar verdi: Onlara eşlik etmeyi gönüllü olarak kabul etti.

Kimse onu zorlamadı; bu tamamen iradenin bir eylemiydi. Yolun nereye varacağını çok iyi biliyordu, yine de varlığının çocuklara son saatlerinde teselli verebileceğine inanıyordu. Merhametin olmadığı bir dünyada, bunu gönüllü olarak sunmayı seçti. Sakinlik ve şefkatle, en savunmasızların yanında yürüdü ve kampın yok etmeye çalıştığı son onur ve insanlık kalıntılarını da beraberinde taşıdı.

Auschwitz'de ölüm tek bir emirle belirlendi ve Ottla ile çocuklar hemen gaz odalarına gönderildi. Hayatı orada sona erdi, ancak kararı tarihe ışık tutmaya devam ediyor. İnsanlığı yok etmek için inşa edilmiş bir yerde, Ottla Kafka insanlığın tamamen yok edilemeyeceğini kanıtladı. Çocukları kurtaramadı, ancak son anlarını cesaret ve sevgiyle doldurdu; bu eylem, 20. yüzyılın en karanlık dönemlerinden birinde şefkatin sessiz bir sembolü olarak varlığını sürdürüyor.

https://x.com/Eddie_1412/status/1959718669694689697

 

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün