Güncelliğini kaybetmeyen avant-garde besteler

Kalıplara ve çağının müzik akımlarına uymayan yalın ve dingin müzik eserleri... Besteleyen, sıra dışı ve muhalif kişilikli bir müzisyen... Fransız piyanist ve besteci Erik Satie, eğitim gördüğü okulda yetersiz bulundu, bilinen besteleri başta değersiz olarak nitelendirildi. Yaşamının ancak son yıllarında saygınlığı bir nebze arttı. Sanatçı, bugün ise minimalizm ve düşük tempodaki ´ambient´ müzik gibi modern müzik kavramlarının bir asır önceki ilham kaynağı olarak görülüyor.

Sami ASA Sanat
27 Ağustos 2025 Çarşamba

Geçtiğimiz temmuz, ölümünün üzerinden tam yüz yıl geçen Satie’nin besteleri günümüzde klasik, caz ve hatta rock müzisyenlerince sıklıkla yorumlanarak yıllar geçtikçe değere biniyor. Birçok filmde, kulağımızın aşina olduğu eserleri kullanılarak fark yaratıyor.

Hayatı hep uçlarda yaşamayı benimsediğinden, Satie’nin aykırı tarzı beklenmedik tepki ve gelişmeleri beraberinde getirdi. Sanatçının geçirdiği zorlu çocukluğun eksantrik kişiliğinin oluşmasında etken olduğunu değerlendirmek, zorlama bir varsayım olmasa gerek.

Normandiya’nın Honfleur kasabasında 1866 yılında dünyaya gelen Satie, henüz altı yaşındayken annesini ve kız kardeşini kaybedince erkek kardeşiyle birlikte babaanne ve büyükbabasıyla yaşamaya başladı. Bu sürede ilk müzik öğretmeninden organ çalmayı öğrendi. Kilise müziğine tutkusunun bu eğitimden kaynaklandığı söyleniyor. Ailesindeki trajik olaylar bu dönemin kısa sürede sonlanmasına neden oldu. On iki yaşındayken babaanne vefat edince, babasının Paris’teki evine döndü. Bu arada babası piyano öğretmeni olan bir kadınla evlenmişti. Satie üvey annenin etkisiyle Paris konservatuarına girdi ve orada hayatının en kötü dönemi olarak nitelediği yedi yıl geçirdi.

Erik Satie’nin, Pablo Picasso tarafından çizilen portresi (1920)

Hocaları, Satie’nin yetenekli ama disiplinsiz ve tembel olduğu görüşündeydi. İlerlemek için yeteri kadar azimli değildi. Almakta olduğu eğitim yaratıcılıktan çok çalma tekniğini mükemmelleştirmeye odaklıydı. Oysa kişiliği akademik hayatın kuralcı dayatmalarıyla uyuşmuyordu. Müziğini geliştirmekten ziyade ilgi duyduğu din ve orta çağ tarihi konularına zaman ayıran sanatçı, yedi yılın sonunda diploma alamadan konservatuarı terk etti. Sonraki adımı olarak yazıldığı askerlik, onun karakterine daha da tersti. Orduda sadece dört ay dayanabildi, yağmurlu soğuk kış günlerinde üstü çıplak durarak kasten bronşite yakalandı ve sonuçta hastalığı nedeniyle muaf tutularak ordudan ayrıldı.

Paris’e döndüğünde bohem bir hayat sürdü, frak elbisesi ve uzun saçlarıyla kendine yeni bir imaj çizdi. Entelektüel yazar ve müzisyenlerin bulunduğu Montmartre’daki bir café’de piyano çaldı. 1890 yılında, avant-garde sanatçıları cezbeden ilk modern kabare sayılan ‘Le Chat Noire / Siyah Kedi’nin orkestra şefi oldu. İşte bu bohem yıllarında, en çok tanınan eserlerini besteledi: ‘Gymnopédies’ (1888) ve ‘Gnossiennes’ (1889).

Satie’nin bu eserleri, form ve akor olarak dönemi için oldukça yenilikçi ve hatta deneyseldi. Müziği, 19. yüzyılın yaklaşımlarına ters düştü. Piyanosu hız ve virtüözlük yerine, düşük tonda, iniş çıkışları olmayan ve çoğunlukla ağır tempoda bir müzik sundu. Alaycı ve esprili olmasıyla bilinen Satie, bu stili garip bir tabirle adlandırdı: ‘Musique d’ameublement’ yani ‘mobilya müziği’. Amacı dostlar arasındaki bir akşam yemeğinde odak noktası olmayacak, sohbet sırasında arka plan müziği olabilecek bir tarz yaratmaktı. Satie’nin melodileri romantizmden uzak ve duygusal olarak mesafelidir. Ancak melankolik ve derinlikli, abartıdan uzak bir gerçeklik yansıtır. Özümsenmesi halinde, pasif dinlenecek bir arka plan müziği olmaktan çok daha fazlasıdır.

Rodolphe Salis tarafından işletilen dönemin popüler ve ilk modern kabaresi ‘Le Chat Noire’ın tanıtımının yapıldığı, grafik çalışmalarıyla tanınan sanatçı Theophile Steinlein’ın hazırladığı ve günümüzde halen ünlü turne afişi.

Ünlü bestelerine dönecek olursak, Gymnopédie adı Yunancadan geliyor. Eski Yunan’da gençlerin çıplak veya silahsız bir şekilde dans ettikleri, yarıştıkları her yıl düzenlenen festivalin adı. Satie’nin bu adı vermesinin nedeniyle ilgili farklı görüşler bulunuyor. Kimileri festivale atıf yaparken, kimileri Fransız roman ve şiirlerinde aynı dönemde bu terimin kullanılmasını gerekçe gösteriyor. Bu ad altında aynı tema ve yapıda üç eser bulunuyor. 1) Lent et douloureux (yavaş ve acılı), 2) Lente et triste (yavaş ve hüzünlü), 3) Lent et grave (yavaş ve ciddi). Gymnopédies no.1 ve no.3 en ünlü olanları. Özellikle no.1 farklı müzik türlerinde, farklı enstrümanlarla yorumlandı. Burçin Böke’nin piyanosuyla öncülük ve Kürşat Başar’ın saksafonuyla son bölümde katıldığı klasik yorum, Gymnopédie no.1’in acılı ve düşük tonuna görece bir iyimserlik ve hareket kazandırıyor. Paris oda orkestrasının (Orch. Ducros) kemanın önderliğindeki düzenlemesi, usta işi ve duygu yoğun yaylı icraatıyla beğeni listemde. Caz ruhuyla yapılanların başına, ‘Jacques Loussier Trio’nun aynı albümlerindeki dört benzer ama değişik tatlar içeren düzenlemelerini koyalım. Nihayet modern bir yorum, elektronik müziğin öncülerinden sayılan, İngiliz şarkıcı ve besteci Gary Numan’dan geliyor. Gymnopedie no.3’ün enfes yorumu ise, Alison Bolsom’un trompetine ait.

Belki de en çok bilinen Satie bestesi Gnossiennes serisinin ilkidir. Halen sıklıkla filmlerde, dizilerde en can alıcı sahnelerde beklenmedik şekilde kendisini gösterebiliyor. Benzer şekilde serbest ölçülü, ritim ve akor olarak deneysel denebilecek Gnossiennes serisi, altı hatta kesin olmamakla birlikte yedi eser içeriyor. İlk üçünü 1890 yılında bestelemiş ve 1893 yılında kendi yayınlamış. Tuhaf olan, Gnossiennes no. 4, 5 ve 6’nın 1968 yılında, ölümünden çok sonra yayınlanmış olmasıdır. Kayıtlarda, bu bestelerin Gnossiennes adı altında yer aldıklarına rastlanmamıştır. Satie’nin bu besteleri diğer ilk üç parça ile birlikte değerlendirmemiş olması güçlü bir olasılık. Gnossienne no.1’in değişik ve öne çıkan düzenlemeleri arasında, Michel Camillo ile Flamenko üstadı Tomatito’nun İspanyol tınılarını içerenini, yine Jacques Loussier Trio’nun caz yorumunu ve saz ve gitar ustası Erkan Oğur’un perdesiz gitarıyla hüzünlü Anadolu ezgilerini çağrıştıran uyarlamasını sayabiliriz.

Ölümünden sonra…

Şüphesiz, Satie’nin müziği sadece Gymnopédies ve Gnossiennes’den ibaret değil. Sanatçı, yıllar sonra ileri sayılabilecek yaşta tekrar müzik eğitimi aldı ve farklı müzikler üretti. Yakın arkadaşı Claude Debussy’nin onun bestelerini geniş orkestrayla icra etmesiyle saygınlık kazandı. Debussy, Ravel ve Stravinsky, Satie'yi önemli ilham kaynakları olarak gösterdiler. Müziğine hep sadelik, bazen mizah ve ironi hakim oldu. Farkında olmadan modern müziğe geçişe yol açtı. Ölümünden sonra uzun süre unutuldu. Satie’nin müziğinin hayranı Amerikalı besteci ve müzik teorisyeni John Cage’in ellili yıllarda onun müziğini çalarak gündeme getirmesiyle, Satie yaşamı boyunca hiç ulaşamadığı kadar popüler oldu. Modern müziğin sonraki öncü sanatçısı ve ‘ambient music’ kavramının isim babası İngiliz besteci ve müzik yapımcısı Brian Eno, Satie’yi en önemli ilham kaynağı olarak gösterdi.

Mevcut kabul görmüş kalıpları bir kenara koyup yenilikçi anlayışları benimseyen sanat akımları genellikle avant-garde olarak adlandırılıyor. Her sanat dalında olduğu gibi müzikte de eserin avant-garde olarak nitelendirilmesi zamanla farklılık gösteriyor. Günümüzün avant-garde diyebileceğimiz müzikleriyle kıyasladığımızda, Satie’nin 130 yıl önceki müziğini bugün aynı şekilde nitelemek mümkün değil. Zira zaman anlayışları sürekli değiştiriyor. Denenmemiş yenilikler denendikten bir süre sonra yenilikçi olmaktan çıkıyor, yerini sonraki yeniliklere bırakıyor. Ama kalplere işleyenler zamana yenilmiyor, klasikleşerek zaman ötesi müziğe dönüşüyor.

 

KAYNAKÇA:

 

SEÇKİ: 

  • Gymnopédie / Burçin Büke & Kürşat Başar, “Bir O Yana Bir Bu Yana”
  • Gymnopédie No.1 / Orch. Ducros, “The Best of Satie”
  • Gymnopédies No.3 Lent et grave / Alison Balsom, “Paris”
  • Je te veux & Sonatine bureaucratique Alegro / Jean-Yves Thibaudet, “The Magic of Satie”
  • Trois Gymnopédies (First Movement) / Gary Numan, “Telekon”
  • Gnossienne No.1 / Michel Camilo & Tomatito, “Spain Forever”
  • Gnossiennes No.2 & No.3 & No.4 & No.5 & No.6 / Alexandre Tharaud, “Satie: Avant derniere pensées”
  • Gnossienne No.1 / Erkan Oğur, “Dönmez Yol”
  • Gymnopédie No.1 Var.2 & Gymnopédie No.1 Var.4 & Gnossienne No.4 & Gnossienne No.1 / Jacques Loussier Trio, “Satie: Gymnopédies & Gnossiennes”
  • 3 Gymnopédies (Orch. Debussy) No.2 & No.3 / CSR Symphony Orchestra Bratislava, “French Festival”
  • Petite Ouverture a Danser / Alexandre Tharaud, “Satie: Avant derniere pensées”

Link’e ulaşmak için: Spotify / Sami Asa, Playlist adı: MY_32_250827_Eric Satie

 MY_32_250827_Eric Satie - playlist by Sami Asa | Spotify

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün