Gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerin faiz indirimini dört gözle bekliyor

Bu hafta Fed faiz kararını karşılayacağız. 2024 yılı başında piyasanın Fed´e ilişkin beş ila altı faiz indirimi yapacağı beklentisi Nisan 2024 toplantısı öncesinde ´2024 yılında hiç faiz indirimine gidilmeyebilir´ olasılığına kadar evrildi.

Prof. Dr. Burak ARZOVA Ekonomi
1 Mayıs 2024 Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Hizmetler enflasyonundaki katılık devam ederken, Fed’in enflasyonu ölçmek için tercih ettiği gösterge olan ABD çekirdek PCE fiyat endeksi (Çekirdek TÜFE), Mart 2024'te bir önceki yıla göre yüzde 2,8 artarak şubat ayında olduğu gibi Mart 2021'den bu yana en düşük artışı gösterdi. Ancak yine de gelen rakam yüzde 2,6 olan piyasa tahminlerinin üzerinde gerçekleşti. Aylık bazda çekirdek PCE fiyatları mart ayında yüzde 0,3 artış göstererek şubat ayı okumalarına ve piyasa tahminlerine paralel oldu. Şimdi gözler artık 31 Mayıs 2024’te açıklanacak olan Nisan Ayı Çekirdek TÜFE’e yöneldi.

Diğer taraftan ABD büyümesi de aylardır kuvvetli geliyor.

Tabiri yerindeyse ABD dünyanın geri kalanına göre uçuyor. Hem büyüme hem de enflasyondaki katılık alınan onca önleme karşılık enflasyonun hâlâ kontrol edilebilir seviyede olmadığı endişesini doğuruyor olmalı ki Fed sıkı para politikasına devam edeceğinin sinyallerini piyasaya veriyor.

Fed’in ne zaman faiz indirimine başlayacağına ilişkin tahminleri Fed Fund Futures’ların (Federal Fon Vadeli İşlemleri) kümelendiği alanın ima ettiği yüzdelerden takip ediyoruz.  Fed Fonu Vadeli İşlemleri; federal fon oranına dayalı finansal vadeli işlem sözleşmeleridir ve CME Group Inc. (CME) tarafından işletilen Chicago Ticaret Borsası'nda (CME) işlem görürler.

Sizler de ima edilen faiz oranı olasılıklarını https://www.cmegroup.com/markets/interest-rates/cme-fedwatch-tool.html?redirect=/trading/interest-rates/countdown-to-fomc.html adresinden kolayca takip edebilirsiniz.

 

Federal Fonlama Faizi’nin mevcut yüzde 5,25-5,50 aralığından yüzde 5,00-5,25 alanına inmesi için beklenti yüzdesi (yüzde 43,8 olasılıkla) itibariyle en yakın tarih 18.09.2024 tarihli Fed Toplantısı. Toplantı tarihi yaklaştıkça belki de faiz indirimi umutlarının 2025 yılının ilk çeyreğine ötelendiğini göreceğiz.

 

Avrupa’da tam tersi bir durum

ABD’de enflasyon hâlâ bir sorun olarak varlığını korurken büyümeye yönelik endişeler yok. Avrupa’da ise tam tersi bir durum söz konusu. Avrupa’da enflasyon endişesi yerini büyüme endişesine bırakmış durumda. Buna göre Fed’in faiz indirimine gitmesinden çok daha önce bir Avrupa Merkez Bankası faiz indirimi ile karşılaşacağız.

Dünya’nın büyük merkez bankalarında enflasyona yönelik alınan önlemler talep kaynaklı enflasyonu önlemeye adanmışken, yapılan faiz artırımlarının gelişmiş ekonomiler için yeni sorunların doğduğuna yönelik bir Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Raporu ile karşılaştık bu ay.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı, Ticaret ve Kalkınma Güncellemesi Nisan 2024 raporunda 2023 yılında küresel ekonomik büyümeyi önemli ölçüde yavaşlatma tehdidi oluşturan risklerin tam olarak gerçekleşmediğini, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya Federasyonu ve ABD gibi büyük ekonomilerin de dâhil olmak üzere bazı ekonomilerin, 2024 yılının başında ortaya çıkan mali sıkıntıdan kurtulduklarını, sonuç olarak dünya ekonomisinin yüzde 2,7 büyüdüğünü ancak, bunu büyümenin küresel bir durgunluk aşamasıyla ilişkilendirilen yüzde 2,5 eşiğinin yalnızca 0,2 puan üzerinde olduğunu, politika tartışmalarının enflasyona odaklanmaya devam ettiğini ve bunun da beklenen parasal genişlemenin dünyadaki ekonomik sıkıntıları iyileştireceğine dair güveni sarstığını, bu arada küresel ticaretteki aksamaların, iklim değişikliğinin, düşük büyüme oranlarının, yetersiz kamu ve özel sektör yatırımlarının, gelir adaletsizliğinin bir türlü çözülemediğini ve sorunların acil çözülmesi gereken sorunlar grubunda yer aldığını belirtiyor.

 

UNCTAD’nin güncellenen son tahminlerine göre 2024 yılında küresel büyüme 2023 yılına göre biraz daha yavaş olacak (yüzde 2,6). Oysa Pandemi dönemi öncesinde 2015-2019 yılları arasında ortalama küresel büyüme yüzde 3,2 idi. Eğer 2024 yılı UNCTAD’ın tahmin ettiği şekilde gerçekleşirse Pandemi öncesi dönemden daha az büyümenin gerçekleştiği üst üste üç yıl olacak 2024 yılı.

UNCTAD; büyüme hızından daha endişe verici şeyin küresel büyümenin güçlü bir şekilde özel tüketim tarafından yönlendiriliyor olmasını söylüyor raporunda.

Rapor bunlara ilave olarak, finansal piyasaların istikrarına öncelik vermenin hükümetlerde baskı yarattığını da belirtiyor. Finansal piyasaların hızlı değer yaratmasına yönelik kararların finansal varlık sahiplerine yarar sağlayacağını oysa iklim değişikliği ve kalkınma zorluklarının daha fazla koordinasyon ve emek ile daha fazla mali kaynak gerektirdiğini ancak bu yönde ayrılacak kaynakların da hükümet bütçe açıklarına sebebiyet vermesi nedeniyle sıklıkla uluslararası finans kurumları tarafından eleştiri konusu edildiğini söylüyor. Bence bunlar önemli tespitler…

 

Üç önemli sorun

Rapora göre; büyük ekonomilerin eş zamanlı ve hızlı bir şekilde para politikasındaki sıkılaşma adımları ve arkasından gelen Ukrayna Rusya savaşının emtia fiyatları üzerindeki olumsuz etkisi gelişmekte olan ülkeler için üç önemli sorunu ortaya çıkardı.

Birincisi; gelişmekte olan ülkeler, gelişen ülkelerin parasal sıkılaşması neticesinde yeni finansman kaynaklarına ulaşmakta büyük güçlüklerle karşılaştılar. Daha yüksek borçlanma maliyetine katlanmak durumunda kaldılar. Salgının etkilerini bertaraf etmek için kullanılan kamu kaynaklarının yüksekliği bu ülkelerin kamu borç stoklarının artmasına neden oldu.

İkincisi; gelişmiş ülkelerin faiz oranı artışları gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde ciddi baskı yarattı. Yabancı para cinsinden dış borç servis maliyetleri arttı. Bu da yerel para biriminin değer kaybını tetikledi. Yerel para biriminin içeride zaten yüksek olan enflasyona (yurt içi enflasyon) yukarı yönlü katkı yaptı.

Üçüncüsü; gelişmekte olan pek çok ülkede merkez bankaları çifte politikaya yönelmek zorunda kaldı. Bir yandan uluslararası sermayeyi ülkede tutmaya çalıştılar diğer taraftan ülke para birimlerini korumak zorunda kaldılar. Her ikisini de kontrol etmek adına faiz oranlarını artırdılar.  Daha sıkı para politikası iç talep, istihdam ve hane halkı gelirleri üzerinde olumsuz etkiler yaptı. Sıkı para politikası, gelişmekte olan ekonomilerde çok ihtiyaç duyulan ve zaten düşük olan yatırım harcamaları üzerinde de önemli bir engel teşkil etti. Sıkı para politikası bu ülkelerde enflasyonun aşağıya çekilmesinde önemli bir rol oynasa da arz yönlü baskıların azalmasının enflasyon düşüşünde etkili olduğu göz ardı edildi.

Görünen o ki, gelişmiş ekonomilerin faiz indirim hamleleri, bizim gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından can simidi gibi duruyor.

Her durumdan en çok etkilenen hep gelişmekte olan ülkeler oluyor. Tek çare bir an önce gelişmiş ülke olmak.

Fakat mevcut ekonomik, siyasi ve hukuki şartlar ve yeni tür liderlik özellikleri ile bu da hiç kolay gözükmüyor.

Siz de yorumunuzu yapın

Tüm Yorumları Görün